Aziz Nesin’in, Leo Tolstoy’un “İtiraflarım” Adlı Eserine Dair Düşünceleri: “İçtenlikli bulmadım”

İtiraflarımJ. J. Rousseau’nun itiraflarıyla – belleğimde kaldığı kadarıyla- L. N. Tolstoy’un itiraflarını karşılaştırınca, aşağı yukarı, hem de yüzelli yıl sonra yaşamışken, Tolstoy’unkini yeterince içtenlikli bulmadım. Nedeni şu: itiraf insanın kendine yazdığı, kendi için yazıyormuş, sanki başkaları okumayacakmış gibi bir yazı olmalıdır bence. İnsanın kendi başına kendi kendisiyle konuşması gibi, günah çıkarma hücresinde günah çıkarır gibi bişey… Oysa L. N. Tolstoy İtiraflarımda, kendine değil başkalarına kendini anlatıyor. Böyle olunca da doğal olarak içtenlikli olmuyor.
Benimkisi bir haddini bilmezlik örneği. Koskoca Tolstoy’u eleştirmek senin haddine mi kalmış!

Kitabı beğenmedim mi?

90 sayfalık, 17 bölümlük küçük bir kitap. Kendim göremediğim için Emine ve Dilek kızlarıma okuttum. Çevirinin dili özleşme yönünden özenli değil. Gereksiz Osmanlıca çok. Önsözde Kemal Aytaç üç önemli itiraftan söz ediyor. M.S. 400 yılında Augustinus’un (354-430) Confessionesı, Latince. İkincisi J. J. Rousseaunun (1712-1778) Les Confessionsu. {İtiraflar). Üçüncüsü Leo Tolstoy’un bu kitabı: İtiraflarım.

Bana öyle geliyor ki, yanılmıyorsam, başka itiraflar da var. Örneğin Jean Genet’nin. Belki onunkinin adı itiraflar değil.

Böyle Gelmiş Böyle Gitmezin üçüncü cildinde bu kitabımın bir anlama itiraflar olacağını yazacağım. (Kendimi suçüstü yakalamak.)

Düşün Yayınevi bu itiraflardan bir dizi yapamaz mı, diye düşünüyorum.
Tolstoy’un İtiraflarım’na gelince… Benim Bulgar dostum Strahil Nikolov’un Paris’te yaşayan ağabeyi bir Tolstoyistmiş. Tolstoy’un daha çok İtiraflarım daki açıklamaları ve açıkladığı ilkeleri bir tarikat, bir mezhep, hatta bir din gibi bütün dünyaya yayılmış. Sonradan bu Tolstoyculuk tavsamış.
Tolstoy (1828-1910)
izlenimim… Koca Tolstoy’un itirafları üzerine benim konuşmam çok zor. Saygısızlık yaparım diye çekiniyorum.
Doğrusu, ben bu küçük kitaptaki itirafları, J. J. Rousseau’nun kitabı oranında içtenlikli bulmadım. Önsözde Prof. Kemal Aytaç, Rousseaunun İtiraflar mm Ahmet Halit Yayınevine* I974’te yayımlandığını yazıyorsa da, ben J. J. Rous.seau’nun İtiraflarını çok daha önceleri okumuş olduğumu çok iyi anımsıyorum. Hatta benim okuduğum İtiraflar sanıyorum ki eski Türkçe (Arap harfleriyle) basılıydı.

J. J. Rousseau’nun itiraflarıyla – belleğimde kaldığı kadarıyla- L. N. Tolstoy’un itiraflarını karşılaştırınca, aşağı yukarı, hem de yüzelli yıl sonra yaşamışken, Tolstoy’unkini yeterince içtenlikli bulmadım. Nedeni şu: itiraf insanın kendine yazdığı, kendi için yazıyormuş, sanki başkaları okumayacakmış gibi bir yazı olmalıdır bence. İnsanın kendi başına kendi kendisiyle konuşması gibi, günah çıkarma hücresinde günah çıkarır gibi bişey… Oysa L. N. Tolstoy İtiraflarımda, kendine değil başkalarına kendini anlatıyor. Böyle olunca da doğal olarak içtenlikli olmuyor.
Benimkisi bir haddini bilmezlik örneği. Koskoca Tolstoy’u eleştirmek senin haddine mi kalmış!
Tolstoy bu küçük kitabında yaşamın ve ölümün niçinlerini düşünüyor ve bu konuda değişen düşüncelerini savunarak açıklıyor.

Kitabı beğenmedim mi?
Estağfurullah… Beğendim ve o küçük kitaptan çok şey de öğrendim. Ama bu kitap itiraflar değil ki!..

Aziz Nesin
7 Haziran 1995 Nesin Vakfı
Kaynak: Okuma Güncesi


Okuma GüncesiOkuma Güncesi, Aziz Nesin’in okuduğu kitaplar üstüne kişisel beğenilerini, öznel görüşlerini yansıtan notlarından oluşuyor.
Bu notların en ilgi çeken yanı, Aziz Nesin’in düşünsel dürüstlüğüdür. Yazarı kim olursa olsun, ne kadar tanınmış olursa olsun, Aziz Nesin genel yargıya kendini teslim etmeden, kendini akıntıya bırakmadan, bir kitabı eleştirmekten, hatta kimileyin yerden yere vurmaktan çekinmemiş. Sevdiğini de beğenmediğini de içtenlikle, nedenleriyle kâğıda dökmüş.
Aydın dürüstlüğü üstüne benzersiz bir örnek Okuma Güncesi.
Sayfa Sayısı: 704, Baskı Yılı: 2014
Dili: Türkçe, Yayınevi: Nesin Yayınevi

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
İnsanoğlunun Fiilen Algıladığı Dünyanın Nihai Gerçeklikle İlişkisi Nedir? Kategoriler – Aristo

Mesela, belli bir insan, “hayvan” yerine “insan” adı verilerek, daha bilinir biçimde açıklanabilir. Çünkü ikincisi, belli bir insana daha özgü,...

Kapat