Sanat biliminde biçimcilik; “İçeriksiz sanat” ve Lunaçarski

Biçimcilik: [İng, formalism, Fr. formalisme, Alm. Formalismus) En genel anlamda, herhangi bir düşünce alanında biçimi, biçimleri ya da biçimsel öğeleri vurgulayan ve onların arasındaki ilişkiler üzerinde yoğunlaşmayı savunan görüş. Yerleşik felsefe dilindeyse varlığın neliğini oluşturanın biçim olduğunu, gerçekliğin ancak biçime odaklanarak kavranabileceğini, gerçekliğe ulaşmada özün ya da içeriğin değil de biçimin belirleyici olduğunu öne süren öğreti.[1]

Lunaçarski,[2] 1924 yılında kaleme aldığı bu makalesinde, burjuvazinin sanat alanındaki son silahı olan biçimciliğin ortaya çıktığı koşulları, sanat dünyasındaki etkileri ve biçimciliğe karşı nasıl mücadele edilmesi gerektiğini tartışmaktadır. Lunaçarski, makalesine şöyle başlamaktadır:

“Biz Marksistler için, saf biçimci bir sanatın var olduğu tartışma götürmezdir.
Uzun zamandan beri halk dilinde bu saf biçimci sanata, şatafatlı olmamakla birlikte oldukça anlamlı ve isabetli bir ad takılmıştır: İçeriksiz sanat.” (s. 148)
Lunaçarski, sınıflar arasında süren mücadelenin bir yansıması olarak sanat tarihindeki gelişmelerin biçimciliği nasıl doğurduğunu ve sanatın değişik alanlarında biçimciliğin nasıl ortaya çıktığına değindikten sonra, siyasi olarak ilericilik barutunu çoktan tüketmiş olan burjuvazinin sanat alanındaki tavrını şöyle açıklamaktadır:
“Bugünün burjuvazisi sadece içeriksiz ve biçimci sanatı sevebilir. O (burjuvazi), bunu (içeriksiz, biçimci sanatı) tüm halk katmanlarına enjekte etmek istemektedir.” (s. 155)
Lunaçarski, biçimciliğin hâkim olduğu yerlerde sanat alanında ortaya çıkan durumu şöyle tanımlamaktadır:
“Biçimci sanat egemen olduğunda, suratsız maskeler taşıyan bir çapulcu takımı gibi, edebiyat dâhil olmak üzere sanatın bütün alanlarına girdiğinde, o zaman o çok değişik bir rol oynamaya başlayacak; o genel olarak insanları eğlendirecek, daha açık ifade etmek gerekirse onları yanıltacaktır…” (s. 154)
Burjuvazinin elinde kültür ve sanatın günümüzdeki işlevi, kitleleri uyutup yanıltıp kendi siyasi emellerine alet etmekten başka nedir ki?
Biçimciliğin, devrim sonrası Rusya’sında oynadığı rol üzerine Lunaçarski şunları söylemektedir:
“Kadetlerin komünizme karşı açıktan bir mücadelesini düşünmek bile mümkün değildir, fakat biçimciliğin Marksizm’e karşı açıktan mücadelesi pekala mümkündür ve bu çok iyi bir şeydir. Bu alanda Marksizm oldukça gençtir, bu mücadele onun sadece güçlenmesine hizmet edecektir.”(s. 157-158)
Rusya’da biçimciliğin o dönemdeki teorisyenlerinden biri olan Eichenbaum’la polemikte Lunaçarski, şunları söylemektedir:
“… Bay Eichenbaum’un sürekli başvurduğu şu açıklama onun için karakteristiktir: «Bu eski, bu yıpranmış!». Moda peşinde koşmak ve yenilik ihtirası, biçimciliğin kaçınılmaz yol arkadaşlarıdır.” (s. 164)[3]


Sanat biliminde biçimcilik
____________________________
[1]Felsefe Sözlüğü- A.Baki Güçlü; Erkan Uzun; Serkan Uzun; Ü.Hüsrev Yoksal-Bilim ve Sanat Yayınları
[2]Anatoli Vasilieviç Lunaçarski (23 Ekim 1875 – 26 Aralık 1933) Rus Marksist devrimci ve ilk Sovyet Eğitim Komiseri. Devrimciliğinin yanında hayatı boyunca sanat eleştirmenliği ve gazeteciliğini de sürdürmüştür. Ekim Devriminden önceki yıllarda, kalıcı niteliğe bürünmese de bir dönem mistisizme kaymış fakat Lenin`le dostluğunu ilerletmesiyle bu mistisizmden sıyrılarak devrimci kimliğine yönelmiştir. 1917 yılında Enternasyonalistlere katılacak daha sonra Bolşeviklere dahil olacaktır.
[3]Güney Dergisi

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Taraf Gazetesi Cemaatten Belgenin Ödülünü Aldı

Çıktığı günden beri Taraf Gazetesi'nin mali kaynakları her daim tartışma konusu oldu. Gazete yönetimi bir taraftan sık sık "batıyoruz, bu...

Kapat