Zeki Demirkubuz’un yeni filmi “Yeraltı” 13 Nisan’da gösterime giriyor

“Akıllı bir adam kendine karşı acımasız değilse gururlu da olamaz.”

C Blok, Masumiyet, Üçüncü Sayfa, İtiraf, Yazgı, Bekleme odası, Kader ve Kızmanmak isimli filmlerinin yönetmeni Zeki Demirkubuz  10 Ocak tarihinde Ankara’da çekimlerine başladığı son filmi “Yeraltı”nın 13 Nisan’da gösterime giriyor.  Demirkubuz’un, ‘insanlığın sözlüğü’ dediği,  gerçek dünyadan kendini soyutlamış bir kişinin iç çatışmalarını ve hezeyanlarını konu alan Dostoyevski’nin ‘Yeraltından Notlar’ adlı eserinden serbest uyarlama yaptığı filmin hikayesi Ankara’da yaşayan küçük bir memurun hayatına uyarlanarak beyaz perdeye aktarılıyor. 

Önceki filmlerinde yaptığı gibi insanın duygu dünyasında daha az üzerine gidilen karanlık yanlarına yönelik bir yolculuk. Afişinde “Akıllı bir adam kendine karşı acımasız değilse gururlu da olamaz” başlığına yer veriliyor.

Engin Günaydın, Nihal Yalçın, Serhat Tutumluer, Sarp Apak, Ufuk Bayraktar ve Serkan Keskin’in oynadığı filmin çekimlerinde Sırrı Süreyya Önder de rol almış fakat  daha sonra Demirkubuz,  Önder’in yer aldığı sahneleri  “Filmin konusu ve içeriğine hafif kaçtığı” gibi tatmin edici olmayan bir açıklama ile çıkarmıştı.  Rol aldığı sahnelerin filmden çıkartılması haberleri üzerine  bir açıklama yapan BDP  İstanbul Milletvekili, yönetmen Sırrı Süreyya Önder: “Bu teknik direktörün bileceği bir iş,  film Zeki Demirkubuz’a ait çıkartmışsa bir bildiği vardır” demişti.

“Değerli Olanın farkına vardıkça neden bataklığıma daha çok gömülüyordum?”

Dostoyevski’nin kendisini bulmaya başladığının ilk kanıtı olan, edebiyat dilinde varoluş üzerine ifade ve imgelemini net olarak ortaya koyduğu bu eser başta Camus olmak üzere birçok Batılıyı varoluşçu anlamda etkilemiş bir klasik.  Pek çok eleştirmen tarafından, Dostoyevski’nin Rus aydınına duyduğu öfke, Batılı olmaya karşı oluşu, fakat işlerin ancak Batılılaşma ile çözülebileceği konusundaki farkındalığı ekseninde değerlendirilmiş, Kitabın büyük bölümünü, Dostoyevski’nin diğer yapıtlarında da görülen karakter yapıları ve kitabın kahramanının durumu üzerine (özellikle de kendisine has o asosyal, insanlardan korkan, tiksinen, nefret eden yeraltı adamı üzerine) anlatımları oluşturur:
“Değerli okurlarım, şu an siz dinlenmek isteseniz de istemeseniz de ben sizlere bir şey bile olamadığımı anlatmak istiyorum. Tüm içtenliğim ve ciddiliğimle söyleyeyim, böcek olmayı bile şiddetle istedim. Ama ne yazık ki buna bile ulaşamadım.”(s.13) “Oysa orada bana bir böcek kadar bile değer vermediler.” (S. 66) “Ben, herkesten daha akıllı ve daha soylu, daha kültürlü olan ben; başkalarının karşısında ezilip büzülmekten, onların horlamaları karşısında yıkıla yıkıla, zararlı iğrenç bir böcek durumuna düşmüştüm ve bunu düşündükçe eriyor, kahroluyordum.”(s. 70)

Site yazarlarımızdan Zahit Atam ve Önder Çakar ve Zeki Demirkubuz Sea sinema söyleşisinden

Zeki Demirkubuz

1964 yılında Isparta’da doğdu. Ortaokulu Isparta’da, Gönen Öğretmen Okulu’nda bitirdikten sonra İstanbul’a yerleşti. Liseye İstanbul’da başladıysa da ilk sömestreden sonra okulu bırakarak fabrika ve atölyelerde çalışmaya başladı. 1980 darbesinden sonra tutuklanıp üç yıl hapis yattı. Bu dönemde edebiyata ilgi duymaya başlayıp, Dostoyevski’yi keşfetti. Özellikle Suç ve Ceza’nın üzerindeki kalıcı etkileri o yıllarda oluştu. Tahliyesinden sonra Anadolu’nun çeşitli kentlerinde işportacılık yaptı. Askerliğini erteleyebilmek için okula dönmeye karar verdi ve liseyi dışarıdan bitirerek İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’ne girdi.

Zeki Demirkubuz – Yeraltı filmi fragmanı

Sinemaya 1986 yılında Zeki Ökten’in asistanlığını yaparak başladı. İlk uzun filmi C Blok’u (1994) çekene kadar çeşitli yönetmenlere asistanlık yaptı. Uluslararası eleştirmenler ve izleyiciler, Demirkubuz’u Venedik Film Festvali’nde gösterilen ikinci filmi Masumiyet’le tanıdılar. Üçüncü filmi olan Üçüncü Sayfa, Türkiye’deki film festivallerinin yanı sıra Locarno ve Rotterdam Film Festivalleri de dahil olmak üzere Avrupa’da yapılan çok sayıda film festivalinde gösterildi. Yazgı (2001) ve İtiraf (2001), 2002 yılında Cannes Film Festivalinin “Un Certain Regard” bölümünde gösterildi. Başrolünü de üstlendiği Bekleme Odası’nın (2003) ardından Masumiyet’in başlangıç öyküsünü anlatan Kader’i (2006) çekti. Kıskanmak (2009) filminin ardından, ‘Yeraltı’ (2012) adlı projeyi hazırlamaktadır.

Cezaevi Yılları
1980 darbesinden sonra TİKKO üyesi olduğu iddiasıyla üç yıl hapis yattı. Hapishane yıllarında edebiyata ilgi duymaya başlayan Demirkubuz, yazmaya başladı. Dostoyevski’nin, özellikle Suç ve Ceza’nın üzerindeki kalıcı etkileri o yıllarda oluştu.

Sinemaya başlaması
Tahliyesinden sonra Anadolu’nun çeşitli kentlerinde işportacılık yaptı. Askerliğini erteleyebilmek için okula dönmeye karar verdi ve liseyi dışarıdan bitirerek İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’ne girdi. Sinemaya 1986 yılında Zeki Ökten’in asistanlığını yaparak başladı. İlk uzun filmi C Blok’u (1994) çekene kadar çeşitli yönetmenlerin asistanlığını yaptı. C Blok’tan sonra Demirkubuz, kendi senaryolarını yazan bağımsız bir yönetmen olarak çalışmaya devam etti. Uluslararası eleştirmenler ve izleyiciler, Demirkubuz’u Venedik Film Festivali’nde gösterilen ikinci filmi Masumiyet’le tanıdılar. Demirkubuz’un üçüncü filmi olan Üçüncü Sayfa, Türkiye’deki film festivallerinin yanı sıra Locarno ve Rotterdam Film Festivalleri de dahil olmak üzere Avrupa’da yapılan çok sayıda film festivalinde gösterildi. Bu dönemde Zeki Demirkubuz “Karanlık Üzerine Öyküler” adını verdiği üçlemesinin çalışmalarına başladı. Üçlemenin ilk iki filmi, Yazgı ve İtiraf, 2002 yılında Cannes Film Festivali’nin “Un Certain Regard” bölümünde gösterildi. Üçlemesini başrolünü de üstlendiği Bekleme Odası’yla (2003) tamamlayan Demirkubuz, daha sonra Masumiyet’in başlangıç öyküsünü anlatan Kader’i çekti. (2006). Demirkubuz’un son filmi, 2009 yılında gösterime giren Kıskanmak’tır. ‘Kıskanmak’ filminin ardından, ‘Yeraltı’ (2012) adlı filmi çekmiştir.

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Ece Temelkuran: “Bana bak! Söz ver bana. Konuşacaksın. Susmayacaksın” dedi Meral Okay

O günler iyi günlermiş. Şimdi bakınca... Sonra Türkiye'ye ağır ağır bir şey olmaya başladı. Sinsi bir tür nefret başını çıkardı...

Kapat