Nobel Barış Ödüllü Obama, Kaide ile omuz omuza savaşıyor – Pepe Escobar*

0
4

Pepe EscobarKırmızı çizgi söyleminin esiri olan Obama, İsrail ile Suudi Arabistan’ın baskısısıyla maceraya atılırsa kendisini Kaide ile aynı safta bulacak.
11 Eylül’ün 12’nci yıldönümüne günler kala, Nobel Barış Ödüllü Barack Obama, kendini Kaide ile omuz omuza savaşır halde bulabilir, zira kendi Suriye söyleminin kapanına kısılacak kadar akılsızlık yaptı. (…)
Buna 10’uncu yıldönümü özel yayını da diyebiliriz: Irak 2003’ü yeni baştan yaşıyoruz.
Beyaz Saray yukarıdan gelecek bilgilerle kamuoyunu ‘aydınlatmayı’ vaat etti. ‘Yukarıyla’ kastedilen Ulusal İstihbarat Başkanlığı Ofisi. Oysa meselenin özü, BM kimyasal silah denetçilerine, Guta saldırısına ne tür kimyasal silahın (sarin ya da başka bir şey) karıştığı, bunun nerede üretildiği, neyle fırlatıldığı (muhtemelen kendin yap kendin at roketlerle) ve sonuncu ama en önemli olarak, saldırıyı kimin yaptığını saptayacak zaman tanımak istenmemesi. (…)

Bu soruşturmalar zaman alır. Ve sonuçlarını politikanıza uyduramazsınız.

Resmi anlatı
Biz Washington’ın resmi anlatısından daha mantıklı bir yol tutturalım. İsrail istihbaratının bir Kuveyt gazetesine sızdırdığına göre, İsrail Genelkurmay Başkanı Benny Gantz, yakın ahbabı ABD Genelkurmay Başkanı Martin Dempsey’ye Suriye hükümetinin suçluluğuna dair kanıt olarak ‘belgeler ve fotoğraflar’ teslim etmiş. Beyaz Saray’ın ‘ifşaatının’ çekirdeğini bunların oluşturacağı söyleniyor.
Kanıt, roketlerin ‘Şam yakınındaki Suriye ordusu pozisyonundan’ atıldığına işaret ederken titiz bir soruşturma yürüten Petri Krohn, söz konusu pozisyonun hazirandan beri ‘isyancıların’ eline geçtiğini saptadı. Buna, Irak Savunma Bakanlığı’nın, bir ay önce, Irak ve Suriye’de kimyasal silah kullanarak saldırılar düzenlemeyi planlayan bir Kaide hücresini ortaya çıkarmasını ekleyin. Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı Falih el Feyyad’a göre, Suriye Kaidesi olan Nusra Cephesi’nin bu kimyasallara serbest erişimi var.
İşte karşımızda, sofistike bir sahte bayrak operasyonunun tüm öğeleri. Çoğu paralı asker, Irak Kaidesi ile bağlantılı ama Suriyeli sivillerle bağlantısız olan Nusra cihatçıları, -muhtemelen klorla- kimyasal saldırı düzenlemek için eskiden Suriye ordusunun elinde bulunan bir bölgeyi kullanıp buna Suriye saldırısı süsü veriyor. Saldırının kod adı ‘Operation City Shield’ (Şehir Kalkanı Operasyonu). CIA ve Suudiler tarafından Ürdün’de eğitilip söz konusu bölgeye sızan ve başkente büyük bir saldırı planlayan onlarca ‘isyancı’ hakkında Şam’ın elinde sağlam istihbarat var.
Sonra bir de Suudi istihbarat çarı Bandar, namı diğer Bandar Bush’un, bu ayın başlarında Rusya Devlet Başkanı Putin’le yaptığı 4 saatlik meşhur görüşmede savurduğu tehdit var: Suriye’de askeri çözümden başka yol yok. Karanlık sanatlar ustası Bandar, Suriye’yi ister kimyasal ister başka türlü her araca başvurarak Suud hanedanlığına ‘kazandırmak’ için işbaşında. (…)
Öyleyse politikaya geri dönelim, neydi? “Canımız öyle istediği için bombalıyoruz.” Obama’nın oyunu tam olarak nedir?

İsrail’in gündemi
Tel Aviv’in Yedioth Ahronoth gazetesi, Washington’ın Suriye’deki kimyasal silah tesislerine saldırmasını fena halde istiyor, olası, korkunç ‘yan hasarı’ umursamıyor, Kaide bağlantılı cihatçıların bunların bazısının kontrolünü ele geçirmesi ihtimalini anmıyorum bile.
İsrail’in gündemi, Suriye’nin öngörülebilir gelecekte topyekûn kaos içinde kanaması. Suudi hanedanlığının gündemi biraz farklı: Rejim değişikliği. Obama yönetiminin gündemi de bundan biraz farklı. Görünüşte rejim değişikliği, ama B Planı ‘savaşan tarafları eşit dengeye getirmek’ çağrısı yapıyor ki, bu, İsrail’in gündemiyle iç içe geçiyor.
ABD Başkanı Obama’nın, cahil ama etkili neo-con’lar yetmezmiş gibi, etrafını çeviren liberal şahinler/insani müdahalecileri teskin etmek için sonuçlarını hiç düşünmeden bulanık ‘kırmızı çizgiler’ çekmesi, suç teşkil eden bir sorumsuzluk.
Siciline baktığımızda görüyoruz ki Obama’nın savaş partisine kafa tutacak cesareti yok. Bunlar, Britanya ve Fransa gibi nostaljik oportünistler ile İsrail ve Suudi hanedanlığı gibi özel gündemlerinin peşinde koşan soğukkanlı aktörlerin oluşturduğu mini gönüllüler koalisyonu olarak kendilerini takdim ediyorlar. (…)
Obama’nın bir diğer kırmızı çizgisi olan ‘Esad gitmeli’nin ancak ABD askeri saldırısıyla gerçekleşebileceğini Esad da bildiğinden, Suriye liderinin kimyasal silah saldırısına onay verdiğini düşünmek gülünç ötesi. Obama yönetimi aslında kimyasal silahları kimin kullandığını umursamıyor. Rejim değişikliği de istemiyor. ‘Ahlaki yükümlülüklerini’ yerine getirmek ve Washington’ın feci şekilde sarsılan ‘inandırıcılığını’ onarmak için bombalamak istiyor. (…)
Tüm bu histerinin ortasında, bizzat Şam, Hizbullah, İran ya da en önemlisi Rusya’dan gelebilecek misillemeyi konuşmuyoruz bile. Ninja gibi satranç oynayan Moskova ile Tahran, Washington’ın kendi attığı ağa dolanma ihtimalini net biçimde görüyor. En hızlı hipersonik gemisavar füze olan, Suriye’nin cephaneliğinde bulunan, Super-Sunburn SS-22 diye de bilinen Onyx SS-N-25’ten bir tanesi, ABD savaş gemisi batırmaya yeter. Sonra ne olacak? Şok ve dehşet yeni baştan!
Beyaz Saray’ın sözüne güvenecek olursak, bu ‘sınırlı’ kinetik bilmem ne birkaç gün içinde bitecek. Ama kontrolden çıkarak Irak 2003’ten daha cehennemi bir şeye de dönüşebilir. O zaman dananın kuyruğunun koptuğu noktaya geliriz: 11 Eylül’ün 12’nci yıldönümüne birkaç gün kala, Nobel Barış Ödüllü Obama, Kaide ile omuz omuza savaşıyor. Niye? Çünkü birlikte yapabilirler.

28 Ağustos 2013
Obama-Kaide aynı safta
*Gazeteci-yazar, Asia Times muhabir ve yazarı. (Çeviri: Radikal)

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz