Gerçekler ortaya çıkıyor: ABD Suriye’de IŞİD’in yükselişini nasıl destekledi? – Seumas Milne

Seumas Milne

ABD ve Britanya işgal etmeden önce, Irak’ta bir El Kaide de bulunmuyordu. Ve ABD Batı’nın kontrolünü sürdürmeye dönük daha geniş bir çabanın parçası olarak bölgedeki diğer güçlere karşı IŞİD’in varlığını kesinlikle istismar etti.
IŞİD Batılılara kafa tutmaya ve internette kafa kesme görüntüleri yayımlamaya başladığında ise hesaplar değişti ve Körfez ülkeleri ise Suriye savaşında artık Nusra Cephesi gibi diğer grupları destekliyordu. Ancak ABD ve Batılıların, daha sonra kendilerine zarar verecek biçimde bu cihatçı gruplarla oynama alışkanlığı, asıl El Kaide’nin CIA himayesinde büyütüldüğü Afganistan’daki Sovyetler Birliği’ne karşı 1980’lerdeki savaşa kadar götürülebilir.

Devamı…Gerçekler ortaya çıkıyor: ABD Suriye’de IŞİD’in yükselişini nasıl destekledi? – Seumas Milne

Halifelik Rüyası, Hayal Kırıklığı: Avrupa’nın “Hasta Adamı” Yeni Türkiye – Léon Camus

ab turkiye2011’de beslenen umutlar kısa süre sonra suya düştü. Suriye’deki savaşa açıkça taraf olmaktan sakınca görmeyen Türkiye, Katar, Ürdün, Arabistan ve perde arkasındaki ortakları ABD, Fransa, İngiltere ve İsrail’den meydana gelen koalisyon güçlerinin insan faktörü, silah tedariki, eğitim faaliyeti, ekipman sağlama ve bol miktarda koçluk hizmetinin verilmesinde müteşekkil sınırsız yardımlarına rağmen Suriye coğrafyasından toprak kazanma düşüncesi geçen her gün çok daha pahalıya mal olacağı anlaşılıyor. Rejime direnç gösteren, koalisyon güçlerine sadık Suriye’deki muhalefet hareketi, halka yaptığı baskı ve bezdirme faaliyetlerine rağmen, Rusya ve Çin’in devam eden diplomatik desteği karşısında adım adım acı çekmeye başladı.

Devamı…Halifelik Rüyası, Hayal Kırıklığı: Avrupa’nın “Hasta Adamı” Yeni Türkiye – Léon Camus

“Politikacılar böyleyse teröristlere ne gerek var?” Suriye’de lafta özgürlük savaşı – Slavoj Zizek

ZizekSuriye’de süregiden savaş, Mısır’dakinden farklı olarak hiçbir özgürlük ufku bulunmayan kirli bir savaştır.

Bir ülkeye insani gerekçeyle müdahale etmenin bütün saçmalıkları Suriye olayında bir araya gelmiş durumda. Diyelim ki gerçekten söylendiği gibi kendi halkına karşı zehirli gaz kullanan kötü bir diktatörle karşı karşıyayız… İyi de bu diktatörü devirmeye çalışan kim? Olayları başlatan demokratik-laik muhalefetten arta kalanların Türkiye ve Suudi Arabistan’ın desteklediği, El-Kaide’nin gölgesindeki köktendinci İslamcı gruplar içinde boğulduğu görülüyor.

Devamı…“Politikacılar böyleyse teröristlere ne gerek var?” Suriye’de lafta özgürlük savaşı – Slavoj Zizek

Kemal Okuyan: Nerede dünyanın zalim devleti varsa onlarla birlik ol sonra da “hazırız” de!

Tayyip ErdoğanTartışılan, iki ülkenin savaşmasıdır, korkulan da budur.Tayyip’e göre ise önemli olan, kimin üstün geleceğidir!

“Biz hazırız” demiş ve alay edercesine sormuş: “Acaba Suriye hazır mı?”
NATO’ya “müdahale edelim” diye yalvar; sağdan soldan Patriot bataryaları toplayarak kendini güvence altına almaya kalk; İsrail’den Fransa’ya, İngiltere’den ABD’ye, nerede dünyanın zalim devleti varsa onlarla birlik ol, iki yıldır her tür kalleşliğin kurbanı olan bir ülkeye efelen; halk korkusundan her yere koruma ordusuyla git, sonra da “hazırız” de!

İyi numara.

Devamı…Kemal Okuyan: Nerede dünyanın zalim devleti varsa onlarla birlik ol sonra da “hazırız” de!

Fikret Başkaya: “Burjuva uygarlığı yalan, ikiyüzlülük ve çifte standart üzerinde yol alıyor”

Fikret-BaşkayaSuriye’ye saldırının gerekçesi, “halkı diktatörden kurtarmak, oraya demokrasi götürmek”… Eğer “uygar dünya” veya emperyalist kamp, böylesi yüksek insânî kaygılar taşıyor olsaydı, geride kalan yaklaşık 60 yılda sayısız darbeler peydahlamazlar onca kanlı diktatörü sonuna kadar desteklemezlerdi. Dünyanın bu tarafında diktatörlükler her zaman emperyalist Batı’nın en çok tercih ettiği rejimler oldu. Zira, emperyalizmin varlığı demokrasinin engellenmesine bağlıdır. Demokrasi sosyal eşitliği varsaydığı için… Gerçek durum böyledir ama söylem farklıdır. Tabii diktatör emperyalist çıkarlara hizmet etmek kaydıyla… Eğer artık emperyalist çıkarlarına hizmet etmiyorsa, kontrolden çıkmışsa veya çıkma potansiyeli seziliyorsa, anında kanlı diktatör, zalim, halk düşmanı, dünya barışı için tehlikeli, çıban başı, vb. ilan edilir ve artık katli vaciptir. Hemen bir şeytanlaştırma kampanyası başlatılır. Medya devreye sokulur… Panama’da Noriega’nın başına gelen, söylemek istediğime tipik bir örnektir… Kendi çıkarlarına hizmet ettikleri sürece diktatörlere diktatör demezler.

Suriye’de amaç barış değil, kaos

Devamı…Fikret Başkaya: “Burjuva uygarlığı yalan, ikiyüzlülük ve çifte standart üzerinde yol alıyor”

Nobel Barış Ödüllü Obama, Kaide ile omuz omuza savaşıyor – Pepe Escobar*

Pepe EscobarKırmızı çizgi söyleminin esiri olan Obama, İsrail ile Suudi Arabistan’ın baskısısıyla maceraya atılırsa kendisini Kaide ile aynı safta bulacak.
11 Eylül’ün 12’nci yıldönümüne günler kala, Nobel Barış Ödüllü Barack Obama, kendini Kaide ile omuz omuza savaşır halde bulabilir, zira kendi Suriye söyleminin kapanına kısılacak kadar akılsızlık yaptı. (…)
Buna 10’uncu yıldönümü özel yayını da diyebiliriz: Irak 2003’ü yeni baştan yaşıyoruz.
Beyaz Saray yukarıdan gelecek bilgilerle kamuoyunu ‘aydınlatmayı’ vaat etti. ‘Yukarıyla’ kastedilen Ulusal İstihbarat Başkanlığı Ofisi. Oysa meselenin özü, BM kimyasal silah denetçilerine, Guta saldırısına ne tür kimyasal silahın (sarin ya da başka bir şey) karıştığı, bunun nerede üretildiği, neyle fırlatıldığı (muhtemelen kendin yap kendin at roketlerle) ve sonuncu ama en önemli olarak, saldırıyı kimin yaptığını saptayacak zaman tanımak istenmemesi. (…)

Devamı…Nobel Barış Ödüllü Obama, Kaide ile omuz omuza savaşıyor – Pepe Escobar*

Mısır ve devrim/darbe tartışmasına dair – Fikret Başkaya

Fikret-Başkaya“Bireyler ancak bir başka sınıfa karşı
ortak mücadele yürüttüklerinde bir
sınıf oluştururlar, bunun dışında bir
rekabet ortamında düşmanca karşı karşıya gelirler.”
Karl Marx

Ortaya çıkan bu durumu nasıl okumak gerekiyor? Türkiye’de AKP ve çevresi, onların rüzgarına kapılan liberaller ve bazı “sol çevreler” gibi, “seçimle gelen seçimle gitmelidir, bu bir darbedir” diyenler korosuna mı katılmalı, yoksa, her ne kadar ordu müdahale etmiş olsa bile bu devasa halk kalkışmasını bu kadar kolay mahkûm edenlere mesafeli durup, darbe söyleminin karşısına mı dikilmeli.

Devamı…Mısır ve devrim/darbe tartışmasına dair – Fikret Başkaya

Bölgesel ittifaklar değişirken Kürtler ilerliyor – Vicken Cheterian

Vicken Cheterian

Iraklı Kürtlerin geleceği Suriye’deki çatışmaya da bağlı. Suriye Kürt Demokratik Partisinin Erbil temsilcisi Behçet Beşir’in dediği gibi: ” Suriye’de farklı olası senaryolar var ancak en kötü durumda bile Kürtler kazançlı çıkacak. En azından orada kendi bölgelerini yönetecekler.”
…Suriye’nin Baas rejimi kendi Kürt nüfusuna karşı her zaman sert davrandı. Arap milliyetçiliğinden ilham alarak, Kürt kimliğini tanımadı ve 100 bin Kürdü vatandaşlıktan çıkarıp Kürt bölgelerine Arap aşiretleri yerleştirerek, Kürtleri hem politik hem de ekonomik olarak marjinalize etti. 2004’te Deyr ez-Zor’da Kürt ve Arap futbol taraftarları arasında yaşanan kavgadan dolayı bir ayaklanma başlayınca, baskı acımasız bir hal aldı. Kendi okullarına sahip Ermeni ve Süryani etnik azınlıkların aksine, Kürtlerin kendi dillerini öğretmeleri yasaklandı.  Newroz’un genel kutlanmasını yasakladı. Kasaba ve köylerin isimleri Araplaştırıldı ve Kürt kimliğine yapılan vurgular resmi okul kitaplarından çıkartıldı.

Devamı…Bölgesel ittifaklar değişirken Kürtler ilerliyor – Vicken Cheterian

Suriye’de oluşan yeni politik denklem ve Reyhanlı saldırısı – Dr. Mustafa Peköz

erdoğan esadReyhanlı ileri sürüldüğü gibi PKK ile devlet arasındaki ‘barış’ sürecini baltalamaya yönelik bir eylem de değil. Özellikle AKP tarafından yapılan bu tür açıklamaların esas amacı, Kürtlerle Esad rejimini savaştırmak, AKP’nin çöken politikasına bir nefes aldırmaktır

Suriye’nin iç politik denklemindeki gelişmeler, bölgesel politikaları yeniden tanımlamayı zorunlu kılıyor. Esad’ın Kaddafi gibi erken gideceğine inanan ve buna uygun bölgesel politikalar geliştiren İngiltere, Fransa, Suudi Arabistan ve Türkiye gibi ülkelerin politikaları başarısız kaldı. Rusya ve İran’ın aktif desteğiyle ayakta kalmayı başaran Esad rejimi, son birkaç aydır inisiyatifi önemli oranda ele aldı.

Devamı…Suriye’de oluşan yeni politik denklem ve Reyhanlı saldırısı – Dr. Mustafa Peköz

Obama ve Putin Yakın Doğu’yu paylaşıyorlar mı? – Thierry Meyssan*

obamaİngiltere ve Fransa 1916’da Yakın Doğu’yu paylaştılar [ Sykes- Picot anlaşması]. Nerdeyse yüz yıl sonra ABD ve Rusya, bölgedeki İngiliz-Fransız etkisini bertaraf etmeyi amaçlayan yeni bir paylaşım planını tartışıyorlar. Kendi yönetiminde tepki yaratsa da, başkan Obama uluslararası stratejiyi bütünüyle değiştirmeye hazırlanıyor. Tespit şöyle: ABD hızlı artan kaya gazı [ şeyl gaz] ve asvaltlı kumdan petrol üretimi sayesinde enerji alanında bağımsız hale geliyor. Bu da ulusal enerji güvenliği için Körfez petrolüne ulaşma gereği demek olan Carter doktrininin [ 1980] sonu demek. Bu aynı zamanda, Arap Körfezinden petrol akışını sağlama garantisi karşılığında Suudi hanedanını korumayı amaçlayan 1945 tarihli Quincy anlaşmasının da sonu demeye geliyor. Artık bölgeden askeri varlığının önemli bir bölümünü çekip, Çin’i etkisizleştirmek [kuşatmak] üzere Uzak Doğu’ya tranfers etme zamanı gelmiş durumda.

Devamı…Obama ve Putin Yakın Doğu’yu paylaşıyorlar mı? – Thierry Meyssan*

Mustafa Peköz: “Türkiye’nin Suriye politikası esasen İsrail politikasıdır”

Suriye’de muhalifler ile Esad Hükümeti arasındaki çatışma sürüyor. Suriye Ulusal Konseyi, Esad’a karşı birliği sağlamaya çalışırken muhalifler bu kez de Kürtler ile çatışmaya başladı. ABD, AB, Rusya ve Çin Suriye’deki gelişmeleri yakından izliyor, peki süreç nereye varacak? Türkiye, Suriye politikasına yön verirken hata mı yaptı?
İslam coğrafyası ve Kürtler üzerine araştırmaları olan Siyaset bilimi konusunda master, sosyal bilimler üzerine doktora yapan ve halen, Fransa’da yaşayan Mustafa Peköz* ile t24’ten  Sibel Yerdeniz bir söyleşi gerçekleştirerek  Suriye’de yaşanan gelişmeler , İsrail’in Gazze operasyonu ve Türkiye’nin tutumu  konusundaki düşüncelerini aldı.

Devamı…Mustafa Peköz: “Türkiye’nin Suriye politikası esasen İsrail politikasıdır”

Fikret Başkaya: “İnsânî savaşların” insanlıkla, insan haklarıyla, demokrasiyle vs. bir ilgisi yok

AKP medyasının tetikçileri ağızlarını her açtıklarında: “Biz savaş istemiyoruz, biz Suriyenin toprak bütünlüğünden yanayız…” diyorlar. Siz hiç bu dünya’da “ben savaş istiyorum” diyeni duydunuz mu? ABD ve NATO’cu müttefikleri hiç biz Afganistan’ı, Irak’ı Somali’yi Sudan’ı Libya’yı… çökerteceğiz dediler mi? Bölüp-parçalayacağız dediler mi? Savaşı her zaman karşı tarafın çıkarması kuraldır… Eğer savaş istemiyorsanız neden ABD-NATO cephesi adına ve Suudiler ve Katar’la birlikte şu rezil vekâlet savaşının baş aktörü oldunuz?

Devamı…Fikret Başkaya: “İnsânî savaşların” insanlıkla, insan haklarıyla, demokrasiyle vs. bir ilgisi yok

“Önyargı, cehalet, kibir bir de iktidardaşlık | Türk Medyasının Suriye Fiyaskosu – Ragıp Duran

Türkiye okuru, Suriye konusunda ne geçmişte ne de bugün doğru dürüst bilgilendirildi. Bu, kasıtlı olarak yapıldı. En uzun kara sınırımız olan komşumuz hakkında, bize oranın gerçekleri değil, Ankara’nın yani Erdoğan-Davutoğlu’nun tercihleri sunuluyor. Arap ve Batı Medyası ise tamamen farklı bir manzara sunuyor. Hele bir de Antakya, Samandağ, Reyhanlı ya da İslahiye civarında dolaşıp insanlarla konuşsanız…

Aslında, politikada ya da diplomaside, hiç bir şey birdenbire meydana gelmiyor. Siyasal, toplumsal, ekonomik, ideolojik her değişim ya da dönüşümün ön belirtileri, işaret ve habercileri, okumasını bilen gözlemciler için, değişimden/dönüşümden bir süre önce zaten su yüzüne çıkıyor.

Devamı…“Önyargı, cehalet, kibir bir de iktidardaşlık | Türk Medyasının Suriye Fiyaskosu – Ragıp Duran

Suriye, Kürtler ve AKP | Allahu Ekber Nidalarıyla İnsan Boğazlamak – Oya Baydar

Aslında, amaç araç ilişkisi üzerine bir yazı bu. Özgür Suriye Ordusu örneği, anlatmak istediklerimi o kadar iyi özetliyor ki, örnekleri çeşitlemeye hiç gerek yok.
Bir süre önce TV ekranlarında ve internet ortamında, insanım diyeni insanlığından utandıracak bir video kaydı izledik. Özgür Suriye Ordusu eylemcileri (!) en az 6-7 katlı postane binasını zaptetmişler, kan gövdeyi götürüyor, her yan toz duman. Eylemciler, postanede çalışan personeli binanın tepesinden teker teker aşağı atıyorlar. İnsanlar yere çakılıp ölürken aşağıda toplanmış “özgürlükçüler”den Allahu Ekber avazları yükseliyor.
Seyrettiğimiz vahşet ve ona eşlik eden Allahu Ekber korosu, gerçekten de tüyleri diken diken eden, sıfat bulmakta güçlük çektiğimiz bir görüntüydü. Özellikle de inanan insanların Allah’ın adıyla bu vahşeti birarada algılamaktan müthiş rencide olduklarını düşünüyorum. Yine Suriye’de elleri arkasından bağlı, belden yukarsı çıplak bir kişinin boğazının Allahu Ekber nidalarıyla nasıl kıtır kıtır kesildiğini de seyrettik (ya da dayanamayıp gözümüzü yumduk). Benzer onlarca, yüzlerce fotoğraf gördük. Libya’da da Kaddafi’nin öldürülme sahnesindeki vahşeti hatırlıyor musunuz? Ya Afganistan’da El Kaide ve Taliban terörünü? Oralarda işlenen cinayetlere eşlik eden Allahu Ekber çığlıklarını?

Devamı…Suriye, Kürtler ve AKP | Allahu Ekber Nidalarıyla İnsan Boğazlamak – Oya Baydar

James Tracy: Suriye meselesinde ‘İlerici sol’ medya emperyalizme yardım ediyor

İlerici sol medya Suriye’nin ABD-NATO tarafından istikrarsızlaştırılmasında propaganda kanalı olarak hareket etmekte kararlı. Böylelikle, politik vicdan sahibi olması nedeniyle emperyalizm ve şiddete karşı hareketlendirilebilecek kitleyi yatıştırmakta. Tarih, “İlerici gazetecilerin” savaş başlatmak amacıyla kullanılmasının ilk olmadığını bize gösteriyor.
İngiltere gazetesi Guardian’da Charlie Skelton tarafından yazılan bir rapor, Batı haber kaynaklarının ABD-NATO liderliğindeki Suriye müdahelesinin becerikli ve zengin finansmanlı kamuoyu ilişkileri uygulayıcıları tarafından yürütülen propaganda kampanyasında, istekli kurbanlar (veya suç ortakları) olarak kalmaya devam ettiklerini anlatıyor. Skelton’a göre, “sözcüler, yani ‘Suriye uzmanları’ , ‘demokrasi aktivistleri’ … Esad rejimine karşı ‘aciliyet isteyen’, ‘uyaran’ ve ‘harekete geçilmesini isteyen’ kişiler Suriye’ye 2011’de Libya’da verilen ilacın aynısının NATO tarafından verilmesini isteyen karmaşık ve zengin maddi kaynaklı bir kamuoyu ilişkileri yönetimi çabasının parçaları. Skelton, “Onlar askeri müdahele ve rejim değişikliği fikrini pazarlıyorlar” diyor.

Devamı…James Tracy: Suriye meselesinde ‘İlerici sol’ medya emperyalizme yardım ediyor