“MÜSLÜMAN TOLSTOY” ̇İDDİASINA MALZEME YAPILAN ANEKDOT

8

SANSÜRLENEN TOLSTOY

Tolstoy’un doktoru Makovitski,1904-10 arası tuttuğu notlardan oluşan dört ciltlik anılarında Vekilova’yla ilgili bazı konuşmaları aktarıyor ve bu da Karakutu’nun, risale ve Vekilova’ya mektup yanında, “Müslüman Tolstoy” iddiası için kanıt olarak öne sürdüğü başka bir belge. Mazlum Beyhan’ın Rusça orijinalden yaptığı çeviriyle veriyorum:

“13 Mart 1909
İlki oğlu olan bir kadından mektup aldığını söyledi daha sonra L.N. [Lev Nikolayeviç Tolstoy]; çocukların babaları Müslüman, anaları Hristiyanmış; biri öğrenci, biri subay olan çocuklar da Müslümanlığa geçmek istiyorlarmış. Sofya Andreyevna [Tolstoy’un eşi; Karakutu “Tolstoy’un arkadaşı” yapmış]: “Çok kadınla evlenmek içindir… Buna izin var ya Müslümanlıkta…”L.N.: “Çok kadınla evlenmek içinmiş! [Karakutu: “Ne olur ki…”] Sanki bizde çok eşlilik yok? ”Sofya Andreyevna bir şeyler daha söyledi. L.N.: “Aslında onlardaki kural tek eşlilik üzerinedir. Bir erkeğin tek bir kadınla birlikte olması en iyi durumdur; çok eşlilik denge sağlamak içindir.” [Bu paragraf eksik Karakutu’da.]L. N. daha sonra, bu mektup üzerinde düşündükçe kafasında pek çok şeyin daha bir açıklık kazandığını anlattı: “Muhammed her zaman İncil’den [Karakutu, İncil yerine, “Evangelizm (Hıristiyanlar)”diyor] üstün bir konumda.25 Bir defa İsa’yı [Karakutu: “insanı”] Tanrı saymıyor, kendini de Tanrı’ymış gibi göstermiyor. Muhammedîler için Tanrı’dan başka Tanrı yoktur ve Muhammed onun peygamberidir. Ne dogma [Karakutu: “muamma”], ne giz bulunur bunlarda.26 Hangisi daha iyidir: Hristiyanlık mı, Muhammedîlik mi? diye sorulacak olsa, yanıtım gayet açıktır. Muhammedîlik daha iyidir.” Bir süre sustu, sonra sözlerini şöyle sürdürdü: “Muhammedîlik, mukayese kabul etmez biçimde üstündür Hristiyanlıktan. Bana çok yardımı olmuştur Muhammedîliğin.”Mihail Vasilyeviç: “Zaporejyeliler de (Nekrasovcular) Muhammedîliğe geçmişler…”L.N.: “ İnsan nasıl gelişiyorsa, dinin esasları da öyle gelişir. Vedalar, Taoizm, Budizm, Hristiyanlık, Muhammedîlik [“Muhammedîlik”Karakutu’da yok]. . . tümünün dinî esasları aynıdır. Zaman, bunların hepsini yalınlaşmaya ve birleşmeye doğru yönlendiriyor.” [Karakutu:“Zaman geçtikçe bu da birliğe ve sadeliğe getirip ulaştırıyor…”]

“MÜSLÜMAN TOLSTOY” İDDİASINA MALZEME YAPILAN MEKTUP

Peki, Tolstoy’un Vekilova’ya mektubu ve Makovitski’nin bu mektuba ilişkin anıları, Tolstoy’un Müslümanlığına mı delalet ediyor? Hayır; sadece Müslümanlığın özü olarak gördüğü şeyi İncil’e yeğlediğini (ki nitekim Tolstoy kilise tarafından çarpıtıldığını sürekli savunup kendi İncil’ini[15] yazmıştır27) ve Müslümanlığı sadece resmî, kurumsal Hristiyanlığa yeğlediğini gösteriyor, aynen, müzisyen arkadaşı Goldenweizer’a da1903’te söylediği gibi:

Rousseau’nun şu görüşü tamamen doğru: Yahudi dini bir tek şeyin–geçmişin; Hıristiyan dini iki şeyin –geçmiş ile bugünün; ve Muhammed’inki üç şeyin –geçmiş, bugün ve geleceğin– vahyolunduğunu kabullendi. Tarihsel olarak, şüphesiz, ilerleyen bir devinim. Hristiyanlık, artık yaşamayan, tamamen geçmişe ilişkin Yahudilikten üstün; ve Muhammedîlik de Hristiyanlıktan üstün: batıl inançları, putperestliği yok. Şahsen bana göre, Hristiyanlık kesinlikle bütün dinlerden üstündür, ama en üstün dinî ahlak öğretisi olarak değil, tarihi bir olgu olarak söz ediyorum Hristiyanlıktan. Ve zıt kutuplarda daima çok ortak taraf bulundu ğu üzere, burada da aynı şekilde, hem Yahudilik hem de Muhammedîlik tektanrıcılıktan taviz vermez ve ikisinde de bulanıklık yoktur; ama kiliselerin tarihi Hristiyanlığında, her türden aymazlık ve zalimlik yanında, çoktanrıcılık var. Her şey meşru görülür, hatta teşvik edilir. [19, s. 133-4]

Arif Arslan’ın söylediği [3, s.15] gibi, Tolstoy gerçekten de “İslam dininin, diğer dinlerin düştüğü duruma düşmekten kurtarıldığını” mı söylüyor mektupta? Hayır; “hakikatin mucizeler ve her türlü batıl inanışla gizlenişine . . . en az Muhammed inancında” rastlandığını, ama rastlandığını söylüyor; bunlardan arındırılsa (diğer dinlerin özü yanında)kendi Hristiyanlık anlayışının da ana damarıyla buluşacağına dikkat çekiyor ve hatta bunun için ibadet ritüellerini reddedip tüm insanlığı kardeş bilen bir Bahailiği panzehir olarak işaret ediyor.28 Arif Arslan’ın söylediği gibi, sadece “diğer dinlerdeki batıl inançlara ve hurafelere” mi dikkat çekiyor? Hayır; Müslümanlık da dahil hepsine, ama doğal olarak bu mektupta ve yazdığı her şeyde en çok Hristiyanlığa bulaştırılan batıl inanç ve hurafelere, Hristiyanlığın çarpıtılmasına dikkat çekiyor, çünkü:

Bir Çuvaş putuna ekşi krem sürdüğü veya vurduğunda, onun inancını aşağılamaktan kaçınabilir, istifimi bozmayıp bunu görmezden gelebilirim, çünkü bunları bana yabancı olan kendi batıl inancı gereği yapmakta ve benim için kutsal olan şeye müdahale etmemektedir. Ama (ne kadar kalabalık, batıl inançları ne kadar kadim ve ne kadar güçlü olursa olsun) insanlar barbar batıl inançlarıyla, bana can veren Tanrı ve bana hayat veren, bütün insanlara da vermeye muktedir olan İsa öğretisi adına düpedüz büyücülük vazettiklerinde, buna sesimi çıkarmadan katlanamam. [1901’de Kilise’nin aforoz fetvasına verdiği cevaptan.][6, s. 222]

Daima en çok ve en ağır şekilde Hristiyanlığın yozlaştırılmasına dikkat çeker Tolstoy, çünkü kendi evindeki sorunlarla savaşmak yerine başkalarının evindekilerle savaşmak abestir. Ve çünkü:

Hristiyanlık da, bütün diğer dinler gibi, aynı şekilde saptırılmıştır, ama şu farkla, bütün insanların eşitliği şeklindeki temel öğretisini öylesine açıkça ifade etmiştir ki, öğretiyi çarpıtmak ve temel şartını gizlemek için özel bir çaba gerekmiştir. Bir kilise kavramı sayesinde diğer bütün dinlerde olduğundan daha büyük boyutlarda gerçekleştirilmiştir bu çarpıtma. [1902]29 Dinlerin Yozlaştırılması Ama en çok ve en ağır şekilde Hristiyanlığın yozlaştırılmasına dikkat çekse bile, zaman zaman, dikkat çektiği yozlaşmaların (sürekli gördüğümüz üzere) diğer dinlerde ve Müslümanlıkta da bulunduğunu vurgular Tolstoy:

Din, hayata verilen anlam, hayata güç ve yön veren şeydir. Yaşayan her insan böyle bir anlam bulup, onun sayesinde yaşar. Hayatta bir anlam bulmazsa ölür. Bu arayışta insanlığın önceki çabalarıyla elde ettiği her şeyden yararlanır insan. İnsanlığın tüm bu kazanımına vahiy denir. Vahiy insanın hayatı anlamasına yardımcı olan şeydir. İnsanın dinle olan bağı da budur.29

Sansürlenen Tolstoy – Acar Burak Bengi
Tolstoy’un Din Eleştirisi ve Türkiye’de Karanlığın Gücü

Rusça belgeleri çev. Mazlum Beyhan | Yokuş Yayınları


25 {Arif Arslan söyleşisinde, bu sefer de “Muhammed her konuda Hıristiyanlardan üstün”dedirtmiş Tolstoy’a.}
26 {Arif Arslan söyleşisinde, “ne giz bulunur bunlarda” yerine, bu sefer de Tolstoy’a “Tamda olması gerektiği gibi” dedirtmiş.}
27 F. A. Flowers III, Wittgenstein’ın onu ezbere bildiğini, dara düşen herkese önerdiğini söylüyor ve hayatını kurtardığı yolundaki sözlerini aktarıyor. Wittgenstein devraldığı büyük mirası dağıtıp ölene kadar Tolstoy ideallerine göre yaşamaya çalışmış. [18,önsöz]
28 Tolstoy’un, mektupta tanımladığı şekliyle, Bahailiği övdüğü gözden kaçırılmasın; aksi halde “Müslüman Tolstoy” iddiasına benzer bir “Bahai Tolstoy” sloganı yaratmış oluruz. Tolstoy’un, Bahailiği hem en gelişmiş din olarak övdüğü yolunda, hem de, eski hurafeler yerine yenilerini getirdiği için, yerdiği yolunda anekdotlar var.
29 Tolstoy, A Confession and Other Religious Writings, “What is Religion and of Whatdoes its Essence Consist?” (bölüm VI), s.95; çev. Jane Kentish, Penguin. Bu kitabın,“A Confession” dışındaki bölümleri Murat Çiftkaya tarafından Türkçeye çevrilmiştir(Furkan). Yukarıdaki çeviri bana ait. Detaylı incelememekle beraber, Çiftkaya çeviri-sinde kasti ideolojik saptırmaya rastlamadım, tabii –meram anlatmak yerine ideoloji pazarlamaya veya etiket edinmeye yarayan, ırkçı, fakir ve suni öztürkçeciliğin tersi,ama aynı özelliklere sahip– ölü bir dil kullanımını saymazsak: “Çocuklara, sağlıklı bir zihnin kabul edemeyeceği teslis dogması, üç Allah’ın insan nev’inin necatı için yeryüzüne nazil oluşu, haşri ve Sema’ya yükselişi öğretiliyor” (bölüm13,50-1). Ayrıca çeviri hataları da var; mesela, altıncı bölümün başında Çiftkaya’nın “. . . Hz. ̇Isa tarafından gösterilmiş gibi mucize tasvirleri mevcutsa da. . . ” diye çevirdiği bölüm, “ ̇Isa tarafından gerçekleştirilmiş gibi sunulan mucize tasvirleri mevcutsa da. . . ” olmalıydı. (“If… thereare descriptions of miracles presented as if performed by Jesus. . . ”) Veya, sekizinci bölümün sonlarında “Tabiatı fethetmek, demiryolları, buharlı gemiler, müzeler vs. inşa etmek, insanların canlarına kıymadığınız takdirde kolaydır” değil, “kıydığınız takdirde kolaydır” olacaktı (“It is easy to conquer nature and to construct railways, steamships,museums and so forth if you do not spare human lives.”) Bu arada, Çiftkaya’nın sürekli yaptığı üzere, “pagan”ı “putperest” diye çevirmek de yanlış tabii.

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz