Maksim Gorki’nin kendi yaşamından izler: Fırtınanın Habercisi – Emine Gürbüz

“Denizin gri enginliğinde bulutlar toplanıyordu. Kara bulutlar ve şimşeğe benzeyen dalgaların arasından, gururlu Fırtınanın habercisi uçuyor ve bir kanadıyla dalgalara dokunurken, ötekiyle de bulutları yarıyordu. Bulutlar da haykıran fırtınanın habercisinin çığlıklarını neşeyle dinliyorlardı. Bu çağrılarda öfke, tutku ve zaferin yüce inancı vardı.” (Kitaptan)

Gorki’nin ilk yazarlık deneyimlerini yansıtan öykülerinin yer aldığı Fırtınanın Habercisi; kitaba da adını veren Fırtınanın Habercisi, İlkbahar Öyküleri, Hapishanede, Bukeymof, Strasi-Mordasti, Bir İnsan Doğuyor, Masal, Han ve Oğlu, Bozkırda, Lenka’yla Arhip Dede, Doğanın Ezgisi isimlerini taşıyan on bir öyküden oluşuyor. Giriş bölümünde kapsamlı bir Gorki biyografisine de yer verilen eseri Türkçe’ye Pelin Atayman çevirmiş.

Henüz toplumcu gerçekçilikten uzak romantik bir yaşam dürtüsünün gerçekliğinde erotizmin ve doğallığın etkisinde olan öyküler bunlar! Evet, Gorki severler biraz şaşırabilirler, ama dikkat kesildiklerinde bu öykülerin o sarsıcı dünyalara açılan bir kapı olduğunu göreceklerdir. Bu öyküleri yazdığı dönemler onun Rus halkının acı çeken kesimlerini tanıma şansı bulduğu dönemlerdir. Gorki’nin gözlemciliği her zaman yaratıcılığının yoldaşı olmuştur ve “Fırtınanın Habercisi”nde de bu özelliğin ağırlığını hissedebilirsiniz.

‘Fırtınanın Habercisi’ Gorki’nin devrimci hareketin ilk biçimleriyle tanıştığı fırtına öncesi sessizliği sezinlediği bir dönemin gözlemini anlatır adeta: Fırtına kuşu bulutların toplandığını haber vermektedir. ‘İlkbahar Ezgileri’ bir giriş özelliği taşıyan fırtınanın habercisinden sonra bir gelişim, didaktik bir anlatımın ışığında fabl tekniğinin ve sembolizmin ağır bastığı bir üsluba işaret eder. Romantizm bu öyküde oldukça kendini göstermekte bununla birlikte anlam, işte ben Gorki’yim ve geliyorum demektedir… ‘Hapishanede’-öyküsüyle birlikte devrim artık kendini gerçek anlamıyla göstermektedir! Üçüncü tekil şahısla anlatılan öyküde yazar, mahkûmlara söz hakkı verir. Kendi yorumlarını hiç müdahale etmeksizin mahkûmlara bırakır… Mişa’yla birlikte girilen hapishane bir devrim gözlemi niteliğinde gözler önüne serilir. Kararmış bir bodrum penceresinden bir ışık sızıntısını bekleyen çocukla, aynı kadına âşık olan baba ve oğlun öyküsü yoksulluk sınırındaki insanların gerçekliği yürekleri sızlatırken artık Gorki için şimşekler çakmaktadır.

Anlamla birlikte tekniğe de önem veren Gorki, geleneksel masal tekniğini kullandığı ‘Han ve Oğlu’ öyküsünde bu konudaki başarısını da göstermiştir. ‘Masal’ bir aşk öyküsü görünümünde politik bir içerik kazanır.

“Adam yok bu dünyada diye düşündü Mişa. Yeryüzü başkalarının isteklerine uyan garip, zavallı insanlarla dolu. Bazen çekingen, bazen gaddar, ama hemen hepsi kişiliksiz. Ne yaptığını bilmeyen, insan gibi istemiyorum yapmayacağım demeye cesaretleri olmayan kişiler bunlar. Hapishane, aslında insanın içinde, hayatsa hapishaneden farksız.”

Gorki yaşamını sorgularken aslında tüm insanların dayanma gücünün sınırını sorguluyordu. Eserlerinde gördüğümüz şaşırtıcılık kendi yaşadığı şaşkınlığın bir iziydi belki de. Ölmeyi deneyen birinin, yaşamın zorluklarına katlanmayı tercih eden insanların tercihlerine duyduğu bir şaşkınlık… Bu izi fırtınanın habercisinde de görmek mümkün. Gorki üçlemesine başlayacaklar için iyi bir ön hazırlık kitabı olacağını hiç çekinmeden söyleyebilirim. Gorki’nin kendi yaşamını anlattığı bu eserlere bakış açınızı genişletecek bir eser “Fırtınanın Habercisi”.

Pelin Atayman ‘destekli’ bir çeviri yapmış, bu bakımdan çekinceniz olmasın. Yasal yükümlülükler onların meselesi… Kitap sizi sürüklerken üslup akıp gidiyor. Takıldığınız ya da bu sözcük bu şekilde mi aktarılmalıydı diyeceğiniz hiçbir cümle yok neredeyse. Öykülerin ayrıntılı bir şekilde açıklandığı önsöz bölümünüyse kitap bittikten sonra okumanız aydınlatıcı olacaktır. Dünya tariflerinin, tanılamalarının, görsellerinin en güzellerine sahip bir yazarı ve hoş bir Türkçe’yi okumak istiyorsanız “Fırtınanın Habercisi”ni tercih edebilirsiniz.

K: dusle.com

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Niçin Savaş? Einstein ile Freud’un Yazışmaları, Albert Einstein’den Freud’a mektup

 "Ben barış için mücadele etmek istiyorum. İnsan savaş hizmetini reddetmediği sürece hiçbir şeyin savaşları ortadan kaldırması mümkün olmayacaktır. İnsanın inandığı...

Kapat