Kafka’dan Milena’ya Mektup: Her zaman olmasa da arada sırada ‘sen’ de bana olmaz mı?

milenaGeçenlerde düşümde gördüm sizi gene. Uzun bir düştü, hemen hemen hiç anımsamıyorum! Viyana’ya gitmişim sözde, ama bilmiyorum, sonra Prag’a dönmüşüm ve adresinizi unutmuşum, yalnız sokağı değil, kenti de anımsamıyorum, silinmiş hepsi;

bir ara bir ad beliriyor usumda: Schneider adı! Ne yapacağımı bilmiyorum bu adla. Anlaşılan bulamayacaktım sizi bir daha. Şaşkınlığımdan birtakım kalleşçe denemelere girişiyorum, nedenini bilmiyorum, ama başaramıyorum da hiçbir şey.
Bu denemelerden biri kalmış usumda yalnız: Bir zarfın üstüne “Milena” adını yazıyorum; altına da, bu mektubun sahibine iletilmesini dilerim, iletilmezse Maliye’nin çok büyük kaybı olur… diye ekliyorum.

Kuşkulanmayın sakın, yalnız düşlerde tekin değilim

Mektuplarınızın etkisini küçümsüyorsunuz Milena! Pazartesi günkü mektuplarınızı baştan sona okuyamadım daha (bu sabah denedim, başarmış da sayılırım, gitme sözünü ortaya attıktan sonra eskidi, anlamı kalmadı ya… ama gene de sonuna dek okuyamadım). Salı günkü mektupsa (o acayip kartı da aldım, pastanede mi yazdınız? Werfefden yakınmanıza da karşılık vermeliyim; sahi ben sorularınıza karşılık vermiyorum,’ oysa siz ne güzel cevaplandırıyorsunuz her şeyi, ne iyi böyle davranmanız) rahatlattı beni, bana güven verdi, ama pazartesi günkü mektubunuz dün geceyi uykusuz geçirtmişti bana.

Salı günkü mektubun da bir dikeni var elbet, yinimi delerek geçiyor, sen batırıyorsun bu dikeni ama senden gelecek de -bir kıpının gerçeği bu, evet bir mutlu acılığın titreştiği kıpıda söylenmiş bir gerçek- senden gelecek de dayanılmayacak ne var?
Sizce bir sakıncası yoksa, uygun bir zamanda Werfepe benim için iyi bir şeyler söyleyin. – Bakın siz de her zaman sorularımı cevaplandırmıyorsunuz! Yazılarınız için sorduklarımı karşılıksız bıraktınız örneğin!

Geçenlerde düşümde gördüm sizi gene. Uzun bir düştü, hemen hemen hiç anımsamıyorum! Viyana’ya gitmişim sözde, ama bilmiyorum, sonra Prag’a dönmüşüm ve adresinizi unutmuşum, yalnız sokağı değil, kenti de anımsamıyorum, silinmiş hepsi; bir ara bir ad beliriyor usumda: Schneider adı! Ne yapacağımı bilmiyorum bu adla. Anlaşılan bulamayacaktım sizi bir daha. Şaşkınlığımdan birtakım kalleşçe denemelere girişiyorum, nedenini bilmiyorum, ama başaramıyorum da hiçbir şey.
Bu denemelerden biri kalmış usumda yalnız: Bir zarfın üstüne “Milena” adını yazıyorum; altına da, bu mektubun sahibine iletilmesini dilerim, iletilmezse Maliye’nin çok büyük kaybı olur… diye ekliyorum. Bu gözdağı devlet işletmelerini korkutacak da sizi bulacaklar sözde! Kurnazlığıma ne buyrulur? Kuşkulanmayın sakın, yalnız düşlerde tekin değilim.

Mektubu koymuşken zarfa çıkardım, şuracıkta yer var işte: Her zaman olmasa da arada sırada ‘sen’ de bana olmaz mı?

Franz Kafka
Milena Mektuplar

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Turgut Uyar’dan Tomris Uyar’a: “Bir bozuk saattir yüreğim hep sende durur”

Kimselere benzemesin isterim seni övdüğüm/ Seni övdüğüm zaman Güzel bir çingene yalnız başına dolaşmalı kırlarda/Seni övdüğüm zaman

Kapat