İsmet Özel: Eğer başımıza iş düşmediyse bunun sebebi bir başımız olmayışındandır

Günümüzde hiç kimsenin başına iş düşmüyor. Yani meselelerin çözümü için hiç kimsenin başına iş düşmüyor. Çünkü devletin konacağı, işin düşeceği “baş” yok. Yaşayış düzenimiz insanların erişkin, yetişkin, olgun olmalarını gerektirecek tarzda değil.

İş Başa Düşünce

Yıllar önce, 1978’de yayınladığım bir yazımın başlığı şöyleydi: Meseleleri Çözmek Meseleleri Çözmez. Siz bunu okuyunca bana diyeceksiniz ki: “Senin dikkat çeken başlıklar bulma merakını biliriz. Yine nelerden dem vuracaksın, de bakalım”. Ben de sizin bu sözlerinize karşılık şunları sıralayacağım ve diyeceğim ki kimi başlıklarım dikkat çekici bir biçim alıyorsa, bunun sebebi benim parlak sözler bulma merakım değildir. Gerçekten ilgi çekici başlıklar bulmak için zihnimi zorlamıyorum. Kafa yorduğum konuların yoğunluğu beni öyle bir mecraya sürüklüyor ki o çoğu zaman paradoksal ve dikkat çekici söz kümeleri kendiliğinden oluşuyor ve başka türlü söylenemez biçime giriyor. Meseleleri çözmek meseleleri çözmez cümlesi de bunlardan biri.

Yine çağdaş medeniyetin insan tekleri olarak bizi maruz bıraktığı, bir bakıma mahkum ettiği konumdan söz açacağım. Kitle iletişim araçları yoluyla önümüze bırakılan meseleler var. Kirlenme gibi, terör gibi, enflasyon veya ekonomik dengesizlik gibi. Bunlar gerçekten bizim hayatî meselelerimiz olabilir veya gerçek meselelerimizi tanımayalım diye bize dayatılmış meseleler olabilir. Bizler kitle iletişim araçlarının üzerimizdeki olumsuz etkisini aşma gücü göstererek gerçek meselelerin neler olduğunu farketmiş olsak bile dünyanın çarpıklığını giderecek çözüm yollarını bulmaya yönelmekle meseleleri çözmüş olmayız. Çünkü meselelerin çözümü yaşama araçlarımızın manipülasyonunda yatıyor. Dünyanın aldığı biçimle ilgili çözüm üretmek insan tekinin çağdaş medeniyet dolayısıyla aldığı biçimin ortaya çıkardığı meseleyi olduğu gibi bırakıyor. Meseleleri çözmemizin “kendimize gelmek” meselesinin çözümüne hiç bir katkısı yok.

Mekanizasyonun aşama aşama iktidarı ele geçirmesiyle birlikte insan olarak yeterliliğimiz aşama aşama elimizden alındı. Bunun belirgin bir işareti şu ki bundan böyle çözümü “daha iyi işleyen” bir mekanizma bulmada arıyoruz ve çözüm için bir insanın bilhassa yeterli duruma yükselmiş insan niteliklerine başvurmayı güvenilir bir yol olarak görmüyoruz. Yani çözüm bekleyen meseleler için gereken işleri kim olsa yapar, diye düşünüyoruz; yeter ki işleri yürüten mekanizmanın başına geçebilsin veya çözümü sağlayacak düzenek kurulsun ve bu düzenek işletilebilsin. Dünyanın bu haliyle bu meselenin çözümünü sağlamak, asıl mesele olan “mekanizasyonun iktidarı”nı güçlendirmeye varacaktır. İyi işleyen bir trafik düzeni tüketicinin korunduğu bir piyasa düzeni trafik veya piyasa dolayısıyla insanın yakalandığı tuzağı pekiştirecek yani meseleyi çözdüğü halde meseleyi olduğu gibi bırakacak.

Eskiler “ya devlet başa, ya kuzgun leşe” demişler. Günümüzde hiç kimsenin başına iş düşmüyor. Yani meselelerin çözümü için hiç kimsenin başına iş düşmüyor. Çünkü devletin konacağı, işin düşeceği “baş” yok. Yaşayış düzenimiz insanların erişkin, yetişkin, olgun olmalarını gerektirecek tarzda değil. İş bizim başımıza düşmedi diye sevinmeyelim, eğer başımıza iş düşmediyse bunun sebebi bizim bir başımız olmayışındandır.

İsmet Özel
Neyi Kaybettiğini Hatırla

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Hitler’in Cesedini Bulan Sovyet Subayın Anlattıkları: Esirler intihar etiğini söylediler

Yarbay İvan İsajeviç Klimenko bir gece önceki taarruz sonucu 5. Ordu askerlerince ele geçirilen hedefi, yani Reich Şanselöresini teftiş etti....

Kapat