İnsan neden yalnızdır? İnsanın Yalnızlığı ve Ümitsizliği – Ali Şeriati

Yalnızlık ve yabancılık konusunu, Sartre’ın eserlerinden daha çok A. Camus’un eserlerinde görüyoruz. Camus’un yalnızlıktan ileri gelen şaşkınlığı ve yalnızlık bunalımı, Sartre’dan daha fazladır. Onun Etranger (Yabancı) adlı eseri doğaya, Tanrı’ya, göğe ve bütün varlıklara yabancı olan bir insanı canlandırmaktadır.

İnsan neden yalnızdır? Çünkü doğa ile hemcins değildir. Materyalizmde insan yalnız değildir. Çünkü materyalizmde insan, doğa ile hemcinstir. Olsa olsa doğada en evrimleşmiş varlıktır. Ama egzistansiyalizmde başka cinsten gelen bir yabancı, bir garibandır. Ne kendi cinsinden olan ne de kendisi için yaratılmış bulunan çöle bırakılmıştır.

Herkesin kendisinin sorumlusu olması, varlığın bir yasasının olmaması (biz yasayı kendimiz için yapıyoruz), inandığımız bir temelin olmaması, insanın tarih, doğa ya da ilahî takdir yoluna tabi olmaması, Tanrı’nın inayetinden ümitsiz olmamıza, doğanın bizim alın yazımızı oluşturmasından ya da bizim manevî ve insanî mekanizmamıza müdahale etmesinden ötürü insandan ümidimizi kesmemize yol açacaktır!

Burada Sartre’ın en acı, en zehirli eserleri yazılıyor. Sartre’ın eserlerinde oldukça yoğun bir karamsarlık göze çarpmaktadır. Bu ise savaş sonrası Avrupa insanının ruhsal durumunun Sartre’ın eserlerine yansımış şeklidir.

Sartre savaş sonrası Avrupa’sının bir prototipi olduğu gibi aynı zamanda iyimser gözükmeye çalışan biridir. Ancak hoşgörüsünü bu evrende nasıl bir temele oturtacağını bilmemektedir. Çünkü “din” denilen şey ortadan kaybolmuş, bilim yıkıma uğramış, onun nazarında bütün ahlakî ekollerin değeri düşmüş, bütün felsefeler vara vara “boşluk”a varmış, Orta Avrupa ve Batı Avrupa öylesine korkunç ve hayret verici savaşların, katliamların yapıldığı yer haline gelmiş ki kendi yaptığını yine kendisi yıkmaktadır. İşte Sartre böylesi bir ortamda bunları düşünmektedir. Sartre ümitsiz olmamak için çırpınıp duruyor. Sabrederek “insan” kalmak istiyor. Ama hangi esas üzerine dayalı bir “iyimserlik” geliştireceğini bilmiyor. Onun eserlerinde şaşkınlığa batmış, acıklı durumda olan bir ruh hali görmemizin sebebi de budur. Dünyada ahlakî maneviyata dayalı bir ekol sunmak isteyip de bütün delillerini elinden aldıkları için hiçbir şeyi dayanak yapma imkanı kalmayan bir insanın ruhunu yansıtmaktadır! Söz insandan ve ahlaktan açılmışken şunu söyleyelim ki Sartre’ın eserlerinin zehirli ve kötümserliğe batmış yönü sırıtmaktadır. O şöyle diyor: “İnsana bile ümit beslememeliyiz.” Ne demek? Yani ben görevimi ifa ediyorum, işimi görüyorum. Bu faaliyetim esnasında diğerlerine de örnek olmasını istediğim en güzel yolu seçmek istiyorum. Ne var ki ben dostlarımın, yoldaşlarımın, sırdaşlarımın, ortak idealleri paylaştığımız kimselerin bu konuda bana uyacaklarına hiç ümit beslemiyorum. Benim kontrolüm altında bulunmayan başka toplum ve kuşak insanlarının kesinlikle benim yaptığım bu fedakarlığı ve tesis ettiğim adalet esasını ya da güzel düşüncemi destekleyecekleri ve bana karşı vefalı olacakları ümidinde değilim.

Farz edelim ki ben bugün Fransa’ya hizmet etme ülküsünü kendime bir yol olarak seçmişim. Örneğin, onların bilgi materyallerini artırmak ya da Fransız halkının bilinç düzeyini ve akıllarını kullanma oranını yükseltmek için çalışıp çabalamak istiyorum. Neden bu işe soyunuyorum? Sadece ve sadece gönlüm bütün Fransızların da aynı şeyi yapmalarım arzuladığı için. Öyleyse benim yaptığım ahlakî bir iştir. Öyleyse bu benim görevimdir Ancak yaptığım bu işte tüm Fransızların beni destekleyeceğini asla ümit etmiyorum. Bu yolda canım pahasına çalışıyor, yaşamımı insanlar için cömertçe feda ediyorsam da gelecek kuşakların benden övgüyle bahsedeceklerinden kesinlikle ümitsizim. Çünkü insan için sürekli kutsal sayılan genel geçer bir yasa yoktur. Bütün insanların inandıkları ahlakî bir ölçü yoktur. Ben bugün insanlar için ya da insanların düşünsel düzeylerini yükseltmek için fedakarlık yapmayı kendime bir iş olarak belirliyorum ve bunu ahlakî bir eylem olarak algılıyorum. Ancak başka bir kuşağın bu uygulamayı beğenmemesi ve beni insanlara “hizmet eden” biri olarak kabul etmemesi ve kendilerinin de başka bir yolu tercih etmesi pekala mümkündür. Ben gelecek kuşağın yargılarına inanmıyorum. Çünkü herkes kendi istediğini seçerek yapmak istiyor ve bu seçiminde genel geçer insanî bir yasası yoktur. Neden? Çünkü, insanî yasalar genel değildir.

Kaynak: İnsan

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz