Hikayem Paramparça: Ölüm, yas ve cinayet – Emrah Serbes

emrah-serbesBelki de ölümün günlük yaşam içinde unutulması, üzücü bir şey olarak kabul edilmesiyle başladı. Ölüm böyle üzücü bir şeyse cinayetin çok daha üzücü olması gerekmez mi? O zaman bir cinayete bir çengel bulmaca çözer gibi yaklaşabilecek soğukkanlılığı nereden buluyoruz.

Genel bir kanı: Ölüm üzücü bir şey. Neden üzücü, belli değil. Bir kitap vardı, Philippe Aries, Batılının Ölüm Karşısında Tavırları, kitabı okumadım ama hakkında yazılmış bir eleştiri yazısını okudum. Ölümün üzücü bir şey olarak kabulünün 19. yüzyılda başladığını söylüyordu. Sadece üzücü değil, gitgide can sıkıcı ve hatta utanç verici bir şeye dönüştü ölüm. Dolayısıyla unutulması, inkâr edilmesi, halının altına süpürülmesi gereken bir şey oldu. Nicedir hiç ölmeyecekmişiz gibi bir ruh haliyle yaşıyoruz, yaşatılıyoruz. Bizim bir akraba misal, 75 yaşında. Geçen yıl yeni kombi aldı, “49 yıl garantisi var,” dedi. Kombiyle övünmek için söyledi bunu. “Garanti belgesini herkesin görebileceği bir yere koy,” dedim.

Eskiden mezarlıklar şehrin içindeydi, şimdi en uzak yerlerde. Yer kalmayan Cebeci Asrî’yle halen faaliyette olan Karşıyaka Mezarlığı’nın konumlarını düşünelim. Eskiden insanlar ölümle iç içe yaşarlardı. Şöyle bir hadis-i şerif var: “Eviniz mezarlığa yakın camiye uzak olsun.” Eviniz mezarlığa yakın olsun çünkü ölüm ve ahret hep aklınızda olsun. Camiye uzak olsun çünkü namaza giderken attığınız her adımda sevap yazılır. Camiye giden ihtiyarlara dikkatle bakın, ne kadar küçük adımlar atarlar.

Belki de ölümün günlük yaşam içinde unutulması, üzücü bir şey olarak kabul edilmesiyle başladı. Ölüm böyle üzücü bir şeyse cinayetin çok daha üzücü olması gerekmez mi? O zaman bir cinayete bir çengel bulmaca çözer gibi yaklaşabilecek soğukkanlılığı nereden buluyoruz. Belki de ölümü unuttukça cinayet bileşenlerinden biri olan maktulü de unuttuk ve böylece muamma (katil kim?) kısmı öne çıktı.

Thomas De Quincey, Güzel Sanatların Bir Dalı Olarak Cinayette şöyle yazmış, “insanlar artık güzel bir cinayet olayının bileşimine; biri öldürecek öteki ölecek iki salakla bir bıçak, bir köşe ve karanlık bir sokaktan daha fazla şey girmesi gerektiğinin farkına vardılar.” Bu denemenin kaleme alındığı tarih 1827. Aradan geçen zamanı ve işlenen milyonlarca cinayeti hesaba katarsak bugün bir cinayetten beklenen dramatik ağırlığı ölçecek terazi bulamayız. Artık karanlık bir sokakta bıçaklanmak bir üçüncü sayfa haberi için bile yeterince dramatik değil.

Üçüncü sayfa haberlerinin neden üçüncü sayfada olduğu da ayrıca tartışılması gereken bir konu. Neden ikinci sayfa yahut dördüncü sayfa değil de üçüncü sayfa. Bu konuyu çok düşündüm, ikinci sayfa olamaz, çünkü her ne kadar çok merkezî bir sayfa da olsa, okunması en zor sayfalardan biridir. Baş sayfayı çevirdikten sonra, gazete katlanmadan okunuyorsa, ki büyük çoğunluk böyle okur, başın ve gözün alacağı konum bakımından sağ taraftaki sayfaları okumak sol taraftakileri okumaktan daha kolaydır. Dolayısıyla kolay okunması için tek sayılı bir sayfa olması lazım. O zaman niye beş değil. Çünkü beşinci sayfa çok içeride. Baş sayfadaki haberin devamını okumadan önce üçüncü sayfa haberlerinin bir soluklanma noktası olarak öngörüldüğünü düşünüyorum.

Emrah Serbes
Hikâyem Paramparça
İletişim Yayınları | 10. baskı – Ağustos 2016, 175 sayfa

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Niyazi Koyuncu ve “Liva” İkinci Albümü

Niyazi Koyuncu, 1984 doğumlu olan sanatçı 2005 yılında hayata veda eden Kazım Koyuncu'nun kardeşidir. Lazca rock müziğinin genç temsilcilerinde de...

Kapat