Gripten ölenler kapitalizmin kurbanlarıdır – Dr. Suat Kamil Aksoy

Sadece gripten ölenler mi diyebilirsiniz ve haklı sayılırsınız. Ya da zaten birgün ölecek herkes diyebilirsiniz. Siz bilirsiniz biz yaşamaktan yanayız!

Bilindiği üzere antibiyotiklerin keşfedilmesi insanlık açısından önemli bir ilerleme oldu. Şuan hala yaşamakta iseniz bir ihtimal sizi bir antibiyotik ölümden kurtarmış olabilir. Kuduz aşısıyla kudurarak ölmekten kurtarmış olanlarınız vardır. Tetanoz yüzünden çok acılı bir son yaşama ihtimaliniz, bebekliğinizde olmaya başladığınız aşılar sayesinde hiç içinize dert olmadı. Çiçek hastalığı aşılar sayesinde yeryüzünden kalktı, artık hiçbiriniz çiçek aşısı olmak zorunda kalmıyorsunuz. Bir zaman gelecek çocuklarımız artık çocuk felci aşısı olmaktan kurtulacaklar. Aşı, mikroplar karşısında İnsanlığın elindeki en önemli silahlardan biridir. Peki aşının hiç kusuru yok mu? Vardır elbette, ama giriştiğiniz ve zaferle çıktığınız her savaşta kayıplarınız da vardır. Aşılar neredeyse hiç şehit vermeden bir kaç yara bere ile savaş kazandıran bir silahtır. Daha iyisini keşfeden çıkarsa aşı için her tür kötü sözü etme hakkı olacaktır. Peki var mı aranızda daha iyisini bilenler? Olamaz mı? Hem de öyle çoksunuz ki!

Tartışmaların ardından karşılaştığınız çelişkili bilgiler büyük bir çoğunluğunuzu aşı olmamaya ikna etti. Mütedeyyim ahalinin bir miktar eğitimsiz kesiminin olağan aşıları soylarının kurutulmaya çalışılıyor olması şüphesiyle kabul etmediği haberlerine zamanında gülüp geçmiştiniz. Belki aynı gerekçelerle değil ama şimdi sizlerde onlar gibisiniz. Ama üzülmeyin, Alman, Fransız, İngiliz ahalisi de sizin gibi, Amerikalılar da öyle! Yalnız değilsiniz ve yüzde 80 gibi bir çoğunluktasınız. Başbakanımızın dediği gibi kişisel tercihinize kimse karışamaz, sizin karar özgürlüğünüz esastır. Umarız Başbakan ve Cumhurbaşkanımız, çoğunlukla duygudaş olma uğruna ağır bir bedel ödemek zorunda kalmazlar! Siyasette kazanan, sağlıkta kaybeder diye bir atasözümüz olmadığına göre içleri rahat olabilir.
Belki de aşı taraftarları yanılıyordur. Öyle ya 5000 kişi ölecek diye (o da bir ihtimaldir belki) milyonlarca insanı aşılamaya ne gerek var. Birazda Darvinist bir yaklaşımla bakarsanız ölecekleri yaşatıp insan soyunun evrimine mani olmamak gerek diye düşünebilirsiniz. Belkide insanları tedavi etmeye çalışanlar insanlığa en büyük zararı verenlerdir. Daha ileri gidip şu sakat sukata ödenek sağlamak yerine onları…. Burada düşünme özgürlüğünüze tepeden inmeci bir yaklaşımla noktayı koyuyoruz.
Biz yaşamaktan yana tarafız ve mümkünse kimsenin ölmemesini istiyoruz. Yaşamak mümmkün iken ölenler varsa bunu cinayet sayarız. 5 Kasım 2009 günü itibariyle domuz gribinden ölen 21 yurtaşımızın failini arıyoruz. Bugün 8 Kasım ve üç gündür ölümler durmuş gibi! Bu yüzden sevinmek istiyoruz, ama kaygılıyız.
Öncelikle hükümetimizin şüpheliler listesine girmediğini söyleyelim. Zira aşıyı üreten firma başkası. Firmaları listemize almak istediğimizde görüyoruz ki, canla başla tam kapasite çalışıyorlar. Peki niçin böyle olasılıklar için daha yüksek üretim kapasitesi barındırmıyorsunuz diye çıkıştığımızda ise arz talep dengesinden bahsediliyor. Firma yetkilileri biz aslında büyümek isteriz ama görüyorsunuz ahalinin yüzde sekseninin aşı olmama olasılığı var. “Neye güvenerek yatırım yapacağım, eğer aşılar satılmassa iflas ederim “diye fısıldıyor. “Hem kapasiteyi gereği kadar artırmış olsam, gelecek yıl o kapasiteyi kullanmaya devam edeceğim konusunda kimse bana garanti veremez ki”, diye ekliyor. Servetini ve aldığı borçları aşı üretme işine yatırmış, tam kapasite aşı üreten ve bir çok kişinin hayatını kurtaracak olan bu girişimcileri fail listesine alamıyoruz. Bu piyasa düzeninin açmazlarıyla karşı karşıya olduğumuzun farkına varıyoruz, ama kapitalizm hazretleri suç isnat edebileceğimiz bir kişi değil! Suçlu o ama o bir soyutlamadan ibaret!
Bir fail tespit etmek için düşünmeye devam ediyoruz. İçimizden bir ses canım kardeşim diyor!
Çocuklarına aşıyı zamanında temin edemeyen bu sistemi sorgulamayı başaramadığın için kabahatin çoğu senin. Kapitalizmin siyasi taraftarları ve iktidar sahipleri sana zamanında aşı ulaştıramadıkları için hiç kaygılanmıyorlar, çünkü sen istemiyorsun zaten! Kapitalizmin siyasetçileri ölenlerden dolayı hiç acı duymuyorlar! Çünkü onların canını sadece senin isyanın acıtabilir. Sen ölenleri kaderin cilvesi saydıkça, kapitalizm senin kanını akıtmaya devam edecek.
 
Evrim ve kapitalizm doğal bir süreçin ürünü! Bir nevi organikler yani! Evrim doğal seçilim mekanizması ile ilerleme kaydediyor, harikalar yaratıyor. Tutunamayanlar eleniyor, gemisini kurtaranlar kaptan oluyor. Kapitalizm için de aynı şeyler geçerli. Ortama uyum sağlayanlar devam ediyor, iflas eden ediyor, kapitalizm ilerliyor.
Çocuğum aşılansaydı ölmeyecekti diyebilirsiniz, ama doğa acımasız, bu can pazarında hayatta kaldığınıza sevinmelisiniz! Çok fazla da dert etmeyin, eğer aşı talep ediyorsanız, piyasa sizin için er geç arzedecektir!
Bize sorarsanız!

Evrime de, kapitalizme de artık müsade etmek istemiyoruz. Bu acımasızlık artık bitsin istiyoruz. Biz de gelişmekten yanayız, ama evrimle kapitalizmle değil!, Biz artık akıl ile sevgi ile, bilim ile, güven ile ilerlemek istiyoruz!

2 YORUMLAR

  1. Sayin Dr. Suat Kamil Aksoy, “Evrime de, kapitalizme de artik müsade etmek istemiyoruz” diye yazmissiniz yazinizin sonunda. Kisiler sinifsal konumlarina göre herhangi bir sisteme, düsünceye ve uygulamaya karsi olabilirler. Ancak hic kimse, insan iradesi disinda ve dogal bir sürecin ürünü olan evrime karsi gelemez. Bu yazida kastettiginizin mikroplarin ve bu mikroplara karsi insan bedeninin dogal mücadele evrimi oldugunu biliyoruz, ancak evrim kavraminin bu alanla sinirli olmadigini ve cok genis bir konu oldugunu unutmamaliyiz. Günes sistemi icinde ve disinda canlilarin bulunmadigi tüm gezegenlerde ve yildizlarda dahi bir evrim var. Canlilarin var oldugu dünyamizda ve dünyamizin tüm canlilarinda, insan iradesinin karsi koyamiyacagi bir evrim var. Tüm bu gerceklikler insan iradesi disinda varken, Marxist oldugunu söyleyen biri nasil olurda kücük bir örnekten yola cikarak ben evrime karsiyim diyebiliyor? Ki bedenin bagisiklik sistemini güclendirmek icin yapilan asilar var olan dogal evrimi engelleyemiyor, sadece sürecin az hasarla atlatilmasini sagliyor. Yani bu nedenle asi yapsan bile evrime karsi gelemiyorsun.
    “Birazda Darvinist bir yaklasimla bakarsaniz ölecekleri yasatip insan soyunun evrimine mani olmamak gerek diyebilirsiniz” diye yazmissiniz yazinizin ortasinda. Darvin doganin ve canlilarin evrimini anlatirken, var olan gercekligi dile getirmisti, asiyla bedenin bagisiklik sistemini güclendirmeyi redetmemisti. Hic bir Marxistte bu gercekligi redetmez.

  2. Haklısınız. Ben başka türlüde anlaşılabileceğini düşünmeden yazmışım. Darvinist derken darvinle ilgisi olmayan bir görüşü kastetmiş oldum. Bu benim görüşüm değil tabiki. Evrim herşeye içkin birşey elbetteki genel anlamda kaçınılamaz. Evrimin yarattığı gelişim de bir olgu. Ben bazı gelişimlerin insanın bilinçli faaliyetinin ürünü olabilmesi gerektiğini söylemiş oluyorum. İnsanoğlunun doğadan daha yetenekli olduğunu ise şimdilik söyleyemeyiz tabiki..
    Sevgiler..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here