Gripte güven sorunu ve global rezillik – Dr. Suat Kamil Aksoy

Ortalığa saçılan binbir türlü veriden sıkılmış ve herşeye karşı güveninizi yitirmiş olabilirsiniz. Kendinize güvenmeye bile haliniz kalmamış olabilir.
İçinizdeki tedirginliğin bağışıklık sisteminizi güçten düşürmesi ve kaçınılmaz olarak yakalanacağınız gribin etkilerinin ağırlaşması artık kesin gibi!

Domuz ve insan gribinin melezi olan H1N1 tüm dünyayı alarma geçirdi.  Bu virüs bildiğimiz insan gribinden daha az öldürücüymüş. Ama daha bulaşıcıymış. Yoksa tersi mi doğru? Sakın ilaç şirketleri normal grip aşısını yeterince satamayınca, bu melez virüsü imal etmiş olmasınlar. Olur olur! Ama virüsler de evrim geçirebiliyorlar. Aşı üreterek koruyucu sağlık alanına önemli katkılarda bulunan bu şirketlerin günahını da almamak gerek. Haksızlık etmek bizden uzak olsun. Aşıyı önce bize yapıyorlar, acaba bizi kobay olarak mı kullanıyorlar. Olmayacak iş değil ama bu işleri bu kadar da aleni yapabilirler mi? Yoksa çivisi mi çıktı bu dünyanın. Neyse ki domuz gribi aşısıyla ilgili olumlu açıklamalar yapan akademisyenler de var! Ama o eski sağlık bakanı da doktor değil mi? Akademisyenler ilaç firmasından para yemiş olmasınlar? Yok canım daha da neler! Yok yok bu milliyetçilerin resmi görevi zaten ülkeye zarar vermek değil mi? Belki eski bakan da öteki firmalardan para almıştır! Zaten Fransızlar aşıyı önce kendilerine yapsın derken yalan söylüyormuş, o sırada fransızların yüzde biri aşılanmış bile! Çin de ise çoktan üç milyon kişi aşılanmış. Ama Fransızların, Almanların Amerikalıların yüzde sekseni aşı olmak istemiyormuş! Allah allah, Alman ve Fransızı anladıkta bu Amerikalılara ne oluyor? onların ülkesinde zaten en güvenli ve katkı maddesiz aşı yapılmıyor mu? Yok abi halk bu, kıymet bilmiyor ve cahil işte, Obama da güven vermiyorsa biz napalım.

Bir dakika duralım ve aklımızı toparlayalım.
H1N1 nereden çıktıysa çıktı, bunun salgın yapacağını biz aylardır biliyormuyuz? Dünya sağlık örgütü aylar öncesinden alarm verdi mi? Virüs inanmayanlar için öldürücü ve çok bulaşıcı olduğunu kanıtladı mı? Aşılanmak dışında bir çözüm bilen var mı?

Cevapları hepimiz biliyoruz. O halde biz hala niçin aşılanmadık? Çare besbelli iken 3 Kasım 2009 itibariyle 11 yurttaşımız boşuna ölmüş demektir. Panik yapmaya gerek yok deniyor. Doğrudur, ama biraz acele etmek gerekmiyor mu? Gerekiyor elbette!

Velakin siz ne kadar acele ederseniz edin çaresizsiniz Çünkü yeteri kadar aşı amerikalılar için bile henüz yok! Şimdi anlıyoruz ki global sermayenin yeteri kadar aşıyı gecikmeden üreterek insanlığa sunma yeteneği yok! Üste para verildiği halde, salgın başını alıp gittikten sonra bile aşılar gelmemiş olacak. Bu başarısızlık insanların bireysel kafa karışıklıkları ve güvensizlikleriyle görünmez kılınırken, ölümlerinin kabahati ölenlerde kalacak.
Şimdi global kapitalizmin, global rezilliği ortadayken nasılda çaresiz kalmış olduğumuzu kavrayalım. Bütün çaresiz durumlarda olduğu gibi Allaha sığınıp dua edelim, ya da ümit edelim ki bu pandemi mümkün olduğunca az can alsın, bize de bulaşmasın! Sonra da sağ kalmış olanlarımız düşünsünler, bizi daha nice tehlikelerle başbaşa bırakacak kapitalizmden korunmak için nasıl bir aşı üretebiliriz diye! Türkeye de yaşayanlar ise eski sağlık bakanlarına bakıp, geçmişte ne büyük tehlike atlatmış olduklarının farkına varsınlar. Bir de kendi ülkelerinde sıkı bir aşı üretme altyapısı kurmak için seslerini yükseltsinler!.

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Puşkin’in Anlatımı, Yapıtları, Ele Aldığı Konular, Etkilendiği ve Etkilediği Kişiler

Yaşadığı dönemin birçok soylu aile çocuğu gibi, evde, yabancı (ve başlıca Fransız) eğitmenlerce eğitilen Aleksandr Puşkin, XVIII. yüzyıl Fransız aydınlanmacılarını,...

Kapat