Geçen Yüzyıl Sonlardından Günümüze Çağdaş Türk Şiirinin Evreleri I- Ataol Behramoğlu

Namık Kemal´in önderlik ettiği toplumcu kanadın yanısıra, Tanzimat şiirinin bireyci kanadını oluşturduklarını söyleyebileceğimiz Recaizade Ekrem ve Abdülhak Hamid Tarhan, şiirlerindeki kişisellik ve içtenlik, yeni ses ve biçim öğeleriyle, Divan şiirinin geleneksel öz ve biçim kalıplarından ayrılarak Servet-i Fünun şiirini hazırlamışlardır. Recaizade ve Hamid´in şiirleriyle, Türk şiirinin Doğu şiiri etki alanından çıkarak, başta Fransız şiiri olmak üzere Batı şiirinin etki alanına girişi de kesinlik kazanmıştır.

I. GEÇEN YÜZYIL SONLARINDAN 1920´LERE

Bir çağdaş Türk şiiri seçkisi hazırlanırken yanıtlanmış olması gereken ilk soru, çağdaşlık kavramının ne olduğu ve ülkemiz özelinde başlangıcının nasıl saptanması gerektiğidir.

Yirminci yüzyıl Türk şiirinin özde ve biçimde bazı temel özelliklerinin kaynaklarını araştırış, bizi geçen yüzyılın son çeyreğine, Divan şiirimizin geleneksel tema ve biçim kalıplarının kırılma evrelerine götürür.

Divan şiiri, özellikle 18. yüzyılda ve Nedim´in şiirleriyle dilde ve anlatımda bir yalınlığa yönelmiştir. Fakat, bu şiirin devrim niteliğinde yeni temalar ve buna bağlı olarak da yeni biçim özellikleri ve tonlamalar kazanması, daha sonra, Tanzimat dönemi şiiriyle olmuştur. Bu dönemde özellikle Namık Kemal, şiirlerinin içerdiği yeni kavramlar ve araştırmacıların üzerinde birleştikleri ´merdane edası´ ve ´gür ses´iyle, şiirimizin yeni bir evreye girmesinde devrim niteliğinde bir dönüşümün başlangıcında yer almıştır. Batılı düşünceye ve kavramlara yönelişleri, ulusallık bilincine henüz sahip olmamakla birlikte halk şiirine ve halk diline ilgileri, toplum için sanat savını ileri sürüşleri de Tanzimat şairlerinin ortak ve şiirimiz bakımından yenilikçi özellikleridir. Bu nedenlerle, çağdaş şiirimizi, arayışlarının, savlarının ve kimi şiirlerinin etkileri günümüz Türk şiirine kadar uzanan Tanzimat dönemi şairleri ve özellikle de Namık Kemal´le başlatmak doğal sayılmalıdır.

Namık Kemal´in önderlik ettiği toplumcu kanadın yanısıra, Tanzimat şiirinin bireyci kanadını oluşturduklarını söyleyebileceğimiz Recaizade Ekrem ve Abdülhak Hamid Tarhan, şiirlerindeki kişisellik ve içtenlik, yeni ses ve biçim öğeleriyle, Divan şiirinin geleneksel öz ve biçim kalıplarından ayrılarak Servet-i Fünun şiirini hazırlamışlardır. Recaizade ve Hamid´in şiirleriyle, Türk şiirinin Doğu şiiri etki alanından çıkarak, başta Fransız şiiri olmak üzere Batı şiirinin etki alanına girişi de kesinlik kazanmıştır.

Servet-i Fünun şiirinin büyük temsilcisi Tevfik Fikret, Divan şiirinin ölçü ve biçim kalıplarını kırmayı daha da ileri götürerek ´serbest müstezad´ türünü oluşturmuş, Türk şiir diline kendisi öncesinde var olmayan bir akıcılık ve ezgisellik kazandırmıştır. Şiir dilimizin konuşma dili öğeleri ve tonlamalarıyla zenginleşmesi de, bu dile yine Tevfik Fikret´in kazandırdığı bir yeniliktir. Öte yandan, Tanzimat şiirinin de içerik bakımından temel özellikleri olan özgürlükçülük, zorbalığa karşı oluş temaları, Tevfik Fikret´in şiirinde insancıllık, halkçılık, yurtseverlik, savaşa karşı oluş temalarıyla düşünsel bir genişlik ve derinlik kazanmış; daha da önemlisi, bu temalar, salt birer tema oluşlarının ötesinde, didaktik olmayan, kişisel bir ses tonunun içten, inançlı cıvıltılarıyla dönemin tüm yenilikçi, devrimci insanlarının bilinçlerinde ve yüreklerinde derin izler bırakmıştır. Bu özellikleriyle Tevfik Fikret sadece çağdaş şiirimizin değil, dönemin aydınlanmacı dünya şairleri düşünüldüğünde, iki yüzyılın kesiştiği yıllarda dünya şiirinin de önemli seçkin bir şairidir.

Cumhuriyet öncesi dönemin özgün şairlerinden Mehmet Emir Yurdakul, halkçı, toplumcu, yurtesever şiirimizin bir başka önemli temsilcisidir. Çoğu kez didaktizmin sınırlarını aşamamış ve kullandığı yalın Türkçe´yi şiir dili düzeyine yükseltememiş olmakla birlikte 1899´da yayınlanan Türkçe Şiirler´le şiir dilimizin ulusallaşmasının öncülerinden olmuş, sayıları az da olsa bazı şiirlerinde özde ve biçimde ulaştığı içtenlik, duruluk ve pürüzsüzlükle 20. yüzyıl başlarındaki şiirimize kaynaklık eden öncüler arasında yer almıştır. Aynı dönemin şairlerinden Mehmet Akif, halkçı, toplumcu, yurtsever temalarıyla ve halkın konuşma dilini şiire getirmekle şiirimizin demokratlaşmasına önemli katkıda bulunmuş; Rıza Tevfik, halk şiirine dikkat çekerek ve bu türde verdiği örneklerle şiirimizin ulusal biçimler arayışında bir yönelişin öncülerinden olmuştur. Yergilerindeki içerik ve anlatım özellikleriyle Eşref´i de, bu şiir türünü demokratlaştıran, etkileri günümüzde de duyumsanan yeni bir yergici şiir anlayışının öncülerinden saymak gerekir.

Cumhuriyet dönemi öncesi şiirimizin ustalarından Ahmet Haşim, Fransız şiirinin modern anlatım öğeleriyle, Divan şiiri özelliklerini senteze ulaştırdığı şiirlerinde, Servet-i Fünun şiirine göre daha yoğun ve kişisel bir şiir dünyası yaratabilmiştir. 1921 yılında yayınlanan Piyale´nin önsözünde “Şiir belirsize ne kadar yaklaşırsa o kadar şiir olur” sözleriyle günümüz Türk şiirinde de etkinliği olan bir anlayışı özetleyen Ahmet Haşim, çağdaş şiirimizde ´izlenimcilik´ tanımıyla nitelenebilecek bir yönelişin ilk büyük ustasıdır. Etkileri günümüze kadar uzanan bir şairdir.

Şiirinin oluşumu yine Cumhuriyet öncesi dönemde gerçekleşen Yahya Kemal ise, aruz ölçüsüne bağlı kalmakla birlikte, Servet-i Fünun nazmının‚ tatlı su lehçesi´nden, Divan şiiri dilinden, “fazla dar ve mahalli” bulduğu halk şiiri dilinden farklı bir şiir dili, “Türkçe´nin kendine mahsus, süssüz, tabii, samimi ifade özelliklerini aramış, bu alanda ulaştığı başarıyla da çağdaş şiir dilimizin belkemiğini oluşturan ürünlerin başında yer alan şiirlerin yaratıcısı olmuştur.

Geçen yüzyıl sonlarından Cumhuriyet dönemine kadar uzanan yaklaşık elli yıllık bir zaman diliminin belli başlı şairlerini, Divan şiirinden ulusal ve modern bir şiire doğru ana yöneliş ve arayışların özelliklerini böylece belirtmiş oluyoruz. Görülebileceği gibi, yirminci yüzyıl Türk şiirinin temel bazı özellikleri, kaynaklarını ve köklerini bu ilk büyük zaman diliminde bulmaktadır.

Bu bölümde tanıtılan şairlerin listesi:

GECEN YÜZYIL SONLARINDAN 1920´LERE

Akif Paşa (1787-1845), Ziya Paşa (1825-1880), Şinasi (1826-1871), Namık Kemal (1840-1888), Eşref (1846-1912), Recaizade Mahmut Ekrem (1847-1914), Abdülhak Hamid Tarhan (1852-1937), Süleyman Nesip (1866-1917), Ali Ekrem Bolayır (1867-1937), Tevfik Fikret (1867-1915), Mehmet Emin Yurdakul (1869-1944), Rıza Tevfik Bölükbaşı (1869-1949), Cenap Şahabettin (1870-1934), Hüseyin Siret Özsever (1872-1959), Mehmet Akif Ersoy (1873-1936), Ziya Gökalp (1876-1924), Faik Ali Ozansoy (1876-1950), İhsan Raif (1877-1926), Celal Sahir Erozan (1883-1935), Ahmet Haşim (1884-1933), Yahya Kemal Beyatlı (1884-1958), Emin Bülent Serdaroğlu (1886-1942), Ali Canip Yöntem (1887-1967)

Ataol BEHRAMOĞLU
İstanbul, Kasım 1983

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Ne Güzel Memleket [Memleketin Birinde] – Aziz Nesin

İki komşu memleket arasında bir ticaret anlaşması yapılacaktı. Bu maksatla komşu memleketlerin birinden bir ticaret heyeti öbür memlekete gelmişti. Misafir...

Kapat