Ece Ayhan: İnsan kendine yeniden bakmak zorunda…

Kartalın yere inmesini bekledim

Çok adam kırdığımı kabul edişim, Onat Kutlar’ın ölümüyle başlar. Onat öldü; birden bire düşündüm, Onat benim arkadaşım. Benim dışarıda ameliyat oluşumda çok faydası oldu. Ben tek başıma nasıl giderdim! Onat’ın ölümü çok etkiledi beni. Ben onunla yaşarken boğuşurum, ölmüşken değil. Sorun Onat’ın arkadaşım oluşuydu. Arkadaşımın yaptığını içime yediremedim. Çok sert çıktım adama. Zürih’ten “Gidi Onat Kutlar” diye mektup yolladım. Ona sahip çıkanlara da çok sert çıktım. Cevap Çapan, Önay Sezer, Can Yücel ve karısı bana, iadeli-taahhütlü ve ortak imzalı mektup yolladılar. “Sen kara çalıyorsun” diye. Zürih’te aldım mektubu irkildim. Cevap olarak “dedikleriniz doğrudur” diye iki satırla karşılık verdim. Ferit Edgü’ye “senin namusunu çarçafa dolar, dörde katlarım” dedim, “bana öyle namuslu gözükme” dedim. Önay Sözer’e, “derin puşt” dedim. Leyla Erbil bana tokat attı. “Mahkemeye ver!” diye bağırdı. Türkiye’de adliye var mı? Nasıl mahkemeye vereceğim? Günlerce aradım onu, kartalın yere inmesini bekledim. Stella’yı bile bu yüzden kırdım. Bu olayda Jak Kamhi bile yer aldı biliyor musunuz? (Jak Kamhi’nin Türkçesi Yusuf Çiftçi’dir.) Stella arkadaşı Kamhi’ye sahip çıktı. Ona srdum, “bu işi gayri şahsi mi yapıyorsun, yoksa duygularınla mı?” diye, “ben Kamhi’yi insan saymam” dedim. O da, “ben de seni” gibilerinden bir şeyler söyledi. Üzerine yürüdüm, “hadi hodri meydan” dedim, “polis çağır” dedim. Yapılmaması gereken şeyler yapıyordum. Tıpkı Tektaş Ağaoğlu olayında olduğu gibi. Tektaş, “şairler imtiyazlıdır” dedi. İlhan Berk filan da vardı yanımızda. İtiraz ettim. Dayatınca, “senin baban hırsız, büyükbaban da hırsızdır” dedim. Şimdi düşünüyorum da Asım Bezirci, Rauf Mutluay hepsi kendine göre iyi insanlar. Kötülükleri varsa da kendilerine. Şimdi önüme çıksalar özür dilerim. Sivil itaatsizliğin de bir sınırı varmış, bunu öğrendim. İnsan kendine yeniden bakmak zorunda. Her insan her an yer değiştirebilir.

Zürih’te bir Alkolik Necla vardı. Kapının ardında yaşayan kadınlardan. Bunlar hayata göz deliğinden bakarlar. Hatta kapının ardına sandalye çekerler. Bana Atatürk’ün cinsel hayatını sormuştu. “Normaldir” dedim, adam kadınını bulamamış. Adam karısından Bakanlar Kurulu kararıyla boşanıyor, daha Medeni Kanun yürürlüğe girmemiş. İkinci defa Zürih’e gidişimde bu Necla bana bu defa genç erkeklerle yaşayan Safiye Ayla’nın cinsel hayatını sordu. Buna da “normaldir” dedim. Erkeğin parası olunca, yaşlı da olsa genç kadın tutabilir. Eğer kadının parası varsa, neden kendine genç erkek tutmasın! O zaman Necla bana kızmıştı, “sen de her şeye normaldir diyorsun” diyerek…

İnsan türünün temel maddesini sağlayan kadındır. Erkek fazladan bir varlıktır. Ondan sanatla falan uğraşıyorlar. Halbuki bilmiyorlar: Cibiliyetin cinsi olmaz.

Ece Ayhan

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Dünya Tarihi: Savaşın ve Dinin Kökenleri – Neil Faulkner

Kapat