“Dinya d’yo dare ma/ Dünya bizim bir ağacımız!” Rencber Aziz – Doğan Karasu

Rencber AzizRencber Ezîz halk ozanıdır. Kimliği, aidiyet duygusu, değerler örüntüsü, hayata bakışı ile inkar edilemez düzeyde toplumsal anlamda katma değer yaratan bir siyasal ve sosyal aktördür. Kürtçenin Kirdkî (Zazakî) lehçesinde eser vermiş ve bu özellikleriyle ön plana çıkmış, kabul görmüş ve tüm kesimlerce benimsenmiş bir başka aktör yoktur. Bu kimliğini besleyen sosyal ve siyasal koşulları hesaba katmadan Rencber Ezîz’i anlamak son derece güçtür. Rencber Ezîz, Kirdkî (Zazakî), Kurmanckî ve Türkçe deyîrler söyleyen, Kürtçe’nin Kirdkî (Zazakî) lehçesine bu kadar hakim, bu dili bu oranda düzgün ve düzeyli kullanan önemli bir kimliktir. Kürtçe’nin Kirdkî (Zazakî) lehçesinin en orijin olanını, doğal ve aslına uygun olanını ancak Ezîz’de bulmak mümkündür.

Kürtçe’nin Kirdkî (Zazakî) lehçesini bu düzeyde bir duygu aracı yapmak, kültürel dokunun mütercimi yapmak ancak Ezîz gibi bir üstada nasip olmuştur. Kabul etmek gerekir ki Ezîz bu tarihsel ve toplumsal rolü olabilecek en iyi şekilde oynamıştır. Kendi sesiyle topluma ses ve nefes vermiştir. Kaderin ona çizdiği rota, kaderci olmayan bir dirençle yaşam bulmuştur. Ama bir insanın yaşadığı kader yolundan yola çıkıp toplumun gözü, görme yeteneği olabilmesi her görenin yapabileceği bir ış değilken, Rencber Ezîz, bağrından çıktığı toplumun her alanının gözü, vicdanı, aksiyoneri olmuştur.


Rencber Aziz’in bir şarkısı: Way way ninna

Ezîz, deyîrlerine toplumsal vicdan, sosyal akış, tarihsel gerçeklik, geçmişin muhasebesi ve gelecekte dirilmenin isyanıyla yoğurmuştur. Ulusal, siyasal ve sosyal perspektif deyîrlerinin miheng noktasını oluşturmuştur. Onda tarihsel ve toplumsal miras ekseninde şekillenen bir müzik anlayışı ön plandadır. Mirastan haberdar etme, mirasa sahip çıkma bilincini geliştirme misyonunu ortaya çıkarmaya çabalarken, öncelikle ve özellikle Kürt kimliği ve Kürdistan vizyonunu oluşturma konusundaki diriliğini görmek gerekir.
“Türk’üm, doğruyum, çalışkanım…” dayatmasına karşılık “Welate me Kurdîstan e” ile karşı atağını geliştirerek, ait olduğu yeri net bir şekilde göstermiştir. Ezîz her yönüyle yerlidir, içinden geldiği toplumun değerlerini taşıyan ve yücelten bir örnektir. O, aklıyla, muhasebesiyle, mücadelesiyle, kültürel ve sanatsal ürünleriyle, ait olduğu değerler manzumesiyle, millet ve tarih bilinciyle, yaşadığı hayat serüveniyle yerli bir değerdir. Yüreği, sevdası, idealleriyle de yerelin ötesidir. Kaderin kendisine biçtiği rolü oynamakla kendisini oynamıştır. Kozasını örmüş, örgü işinin bitiminde arkasında hoş bir seda bırakarak hayata veda etmiştir.
1925 yılındaki Şeyh Said Hareketi ve onun oluşturduğu toplumsal ve siyasal paradigma o dönemle sınırlı kalmamış, hayatın tüm aşamalarında farklı boyutlarıyla varlığını sürdürmüştür. Bunun en somut örneği ise Rencber Ezîz’in deyîrleridir.

1925 ydındaki Şeyh Said Hareketi Rencber Ezîz’in ailesini de kapsamış, onun yaşadığı coğrafyaya olumlu ve olumsuz etkiler bırakmıştır. Hareket sonrası Ezîz’in ait olduğu köy yakılmış, dedesi çocuklarını alarak köyü terk etmek zorunda kalmıştır. Gidip sığındığı yer Beyhan’dır. Beyhan bilinçli bir tercihtir. Şeyh Said Hareketi’nde devletten yana tavır koymuş, devletle beraber hareketi bastırmaya çalışmış devletçi bir bölgedir. Kendilerine zarar gelmesin refleksiyle bu yöreye sığınılmıştır. Rencber Ezîz’in babası Beyhan’da dünyaya gelir. Ezîz’in ilk politik annesi ise Ezîz’in nenesidir. Bu tarihsel dönemi, olayları, zulmü, zorunlu hicreti anlatan, onda politik bir kimliğin kıvılcımlarını çakan, onu olup bitenlerden haberdar eden kişidir. Öyledir de. Kürt coğrafyasının en çilekeşleri, en gönül yaralılıları, en mağdurları ve mazlumları daima kadınlar olmuştur. Yaşayan bilir, bilen anlatır kuralı gereği Ezîz’in nenesi, Ezîz’in ilk politik annesi olmuştur.
1925 yılındaki Şeyh Said Hareketi milli ve dini ideolojik eksenli bir Kürt Hareketi’dir. Bu Kürt Hareketi’nin dinamosunu milliyet duygusu ve din oluşturmuştur. Her halk hareketinin bir ideolojisi vardır, bu hareketin ideolojisi de din ve milliyetperverliktir. 1925 Direnişi bir Kürt Hareketi’dir. Bu direnişin sembol ismi Şeyh Said olsa bile hareketin diğer destekçilerini de unutmamak gerekiyor. Hareketin tek şahsa indirgenmiş olması hareketin önemini, karakterini zayıflatmaktadır. Her hareketin sembol ismi ve isimleri vardır. Şeyh Said Hareketi’nin diğer sembol isimleri geri planda kalmış veya bırakılmışlardır. Daha da önemlisi direnişin toplumsal desteğinin yer yer görmezden gelinmiş olması hareketin niteliğini aşındırmıştır, aşındırmaktadır.
1925 yılındaki Şeyh Said Hareketi’nde yörede bulunan ailelerden çok az sayıdaki aile isyana destek vermemiştir. Direnişe destek verenlerin bir kısmı idam edilmiş, bir kısmı öldürülmüş, bir kısmı tehcir edilmiş ve bir kısmı da bulundukları yörelerde baskı altında tutulmuştur. Bu baskı altında tutulma yıllarca sürmüştür. Kürt coğrafyasında vukubulan hareketlerin bedeli, o coğrafyada yaşayanlara ağır bir şekilde ödetilmiştir. Bu bedel bir defasında, toptan olacak biçimde ödetilmemiş, ancak zamana yayılarak ödetilmiştir.

Ulus devlet inşası ve Tek Parti Dönemindeki militer ve totaliter süreç tüm hızıyla ve destek unsurlarıyla varlığını sürdürmüştür. Sürdürülen bu varlık biçimi toplumsal katmanlar üzerinde derin etkiler oluşturmuş, toplumsal kesimlerin ideolojik yer değiştirmelerine yol açmıştır. Birçok toplumsal kesim zemin kayması yaşamış ve zamanla devlet inşalı zemine oturmuştur.
Bu süreç zemin algısında önemli değişikliklere yol açmıştır. Karşıt zeminde konuşlanmak bazı çevrelerde sağlam zemine oturmak olarak görülmüştür.

Bir taraftan politik saflaşmalar ve ideolojik bilenmeler oluşurken, diğer taraftan politik ve ideolojik geçmişinden vazgeçmeler yaşanmıştır. 1925 Hareketi’ne destek çıkan birçok sosyal kesim ötekileştirilerek ve sistem içinde eritilerek aynileştirilmiştir. Devletin, düzenin, müesses nizamın savunucuları, destekçileri olmuşlardır. Şeyh Said Direnişi’ne destek olmuş bazı bölgelerdeki koruculuk sistemi bunun belirgin bir göstergesidir. Dedesi direnişe katılmış, idam edilmiş, sürgüne gitmiş ve baskı altında tutulmuşlardan bir kısmının torunları ise bugün için hala paramiliter bir güç durumundadır. Bu durum devletin dönüştürme paradigmasına son derece uygun bir dönüştürme biçimidir. Direniş idealinden paramiliter silahlı bir güç olma serüvenine kadar uzayıp gelen süreci irdelemekte, anlamaya çalışmakta yarar vardır. Nasıl oldu da direnişçi, ulus olma sürecine taraf olan, bu sürecin aktif öznesi olmuş dedelerin torunları paramiliter bir güç olup devletten yana oldular ve devletlileştiler? Asıl sorun travma özelliklerini yansıtan bu reelsosyolojik durumun izahı sorunudur.

Çok partili siyasal yaşama geçmekle birlikte farklı siyasal hareketler örgütlenme sürecine girmiş, farklı siyasal tez ve argümanlarla siyasal zemin renklenmiştir. Barzani, Kürt ulusal ve siyasal hareketinde çok önemli bir yer tutmuştur. Onun milli ve muhafazakar Kürt kimliğine sahip olması bu coğrafyada destek görmesine neden olmuştur. Şeyh Said Hareketi’ndeki renklilik ile Barzani Hareketi’nin renkliliğini karşılaştırmakta yarar vardır.

Aslında her iki hareketin karakterinde milli ve dini damarın ağırlığı vardır. Bu iki hareketin ortak renkler barındırdığı sosyolojik ve tarihi bir realitedir. Ondan dolayıdır ki, Rencber Ezîz’in kimlik arayışının temel dinamiğini Şeyh Said ve Barzani oluşturmuştur. Bingöl coğrafyası Şeyh Said Hareketi’ne en büyük desteği vermiş bir coğrafyadır. Şeyh Said Direnişi’nde katledilenlerin önemli bir kısmını Bingöllüler oluşturmuştur.
Barzani hareketi daha çok sol tandanslı sosyal ve siyasal gruplar tarafından ve kısmen de muhafazakar Kürtler tarafından destek görmüştür. Ezîz’in yaşadığı dönemde sol hareket dünyada varlığı en fazla hisedilen harekettir. Bu hareketin Bingöl’e yansıması da hızlı olmuştur. Ama Bingöl’deki yansıma daha ziyade ulusal karekterde olmuş, Kürt solu biçiminde ve ayrı bir formülasyon şeklinde ön plana çıkmıştır. Kürt yurtsever ve sol hareketinde birçok Bingöllü de yeralmıştır. Özellikle yüksek öğrenimli, Kürt siyasal hareketine mensup, 49’lar hareketine taraftar olarak bilinen kişilerin tutuklanması Kürt ulusal hareketinin yakın tarihinde çok önemli bir kilometre taşıdır. Dr. Faik Savaş, Said Elçi, Said Bingöl, Haydar Aksu bunların önde gelenleridir. Bu grup Said Elçi aracılığıyla örgütlenmiş ve önemli bir politik harekete dönüşmüştür. Said Elçi TKDP (Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi) Genel Sekreterliğini yapmıştır. Said Elçi, Zeynep Köyü’ndendir. Rencber Ezîz’in akrabalarındandır. Ezîz’in bu sebeple daha erken bir dönemde onu ve onun sahip olduğu siyasal düşünceyi ve politik hareketi tanıyor olması gayet normaldir.

Kürtler bu dönemde sadece TKDP (Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi) çatısı altında değil, TIP (Türkiye işçi Partisi) ve diğer sol siyasal hareketler içinde de örgütlenmişlerdir. O dönemde sol hareket içindeki çatışmalar bir realitedir. Ama Bingöl’deki çatışmalar daha çok sağsol çatışması biçiminde olmuştur. Sağ hareket devlet desteklidir. Derin devlet sağ hareketi desteklemiş, beslemiş ve bu hareketten sürekli yararlanmıştır. Yakın tarihe kadar bile bu hareketten faydalanma yoluna gitmiş, birçok fraksiyon yaratmış ve Türkiye gündemini sarsan siyasal ve sosyal olayları bu guruplara yaptırmıştır.

Ezîz bu dönemden, bu dönemin koşullarından haberdardır. Sonra Ezîz bu süreçte taraftır. Daha ziyade antiemperyalist, antisömürgeci, antifaşist ve hatta antifeodal bir çizgiyi savunmuştur. İlk dönem müziklerinde bu çizginin izlerini bolca görmek mümkündür. Rotası zamanla Kürt yurtseverliğine ve bu temeldeki duyarlılığa, ulusal kimlik bilincine evrilmiştir. Bu evriliş zamana bağlı olarak derinleşmiş, derinleşerek yer yer Türk karşıtlığı noktasına kadar varmıştır. Bu karşıtlık Türk halkına değil, Türk milliyetçiliği ve militarizmine yöneliktir. Artık Ezîz, Kürt solu taraftarıdır, Kürt siyasal hareketine yaptığı şarkılarda bu sürece destek olmuştur. Kirdkî (Zazakî) ve Kurmanckî söylediği tüm şarkılarda Kürt vurgusunu görmek mümkündür. Kürt kimliğini ve duyarlılığını temel nas olarak işlerken karşıtlarını tanımlamaktan da hiçbir zaman vazgeçmemiştir. Bu bağlamda kendi durumunu zaman zaman hasımları üzerinden tanımlamaya çalışmıştır.

Hasımları da faşistlerdir. Daha çok da yerli faşistlerdir. Yani kökeni Kürt olup Türkçülük yapanlardır.
Ezîz vatan hasreti çekmiştir. Bu hasret aile, arkadaş, köy ve Kürdistan hasretidir. Onunki bir özgür vatan, bağımsız gelecek sevgisi ve sevdasıdır. “Benim sevdam Şeyh Said’in sevdastdtr.” diyerek sevdasının çapını ve boyutunu belirlemiştir. Hasrete ve vatana selamlar göndermiş, gönderdiği selamlarla Kürtleri harekete geçirmeye çabalamıştır. Bu hasretini gizlememiş, her deyîrinde dile getirmiştir. Vatana, köye, eşedosta hasret duymuş ve bu hasretle göçmüştür.

Rencber Ezîz’in müziğinde tanıdığı ve benimsediği politik yönelimler doğrultusunda mesajlar içeren, ajitatif yönü ön plana çıkan nitelikler vardır. Müziğinin tamamında bu nitelikler öne çıkmıştır. Tüm şarkılarında politik tercihi başattır. Kendisinin olmayan şarkılarında da aynı amacı görmek mümkündür.
Müziğinde günlük yaşantı içerisinde karşılaşılan olayların bir eleştirisini, insanların her mekanda yaşayabileceği sevdasını, yaşanmış felaketlerin yarattığı üzüntüyü yansıtan ağıtları nakış nakış işlediği gibi umudu, coşkuyu, dirilmeyi, mücadeleyi içeren mesajlar da büyük bir ustalıkla işlenmiştir.
Yaşadığı döneme ait bir olayın sanat eserine nasıl yansıtılacağının örneklerini onda sıkça görmek mümkündür. Bir anlamda Rencber Ezîz sazı, sözü ve müziğiyle yaşadığı döneme şahitlik yapmıştır. Toplumsal olaylara, siyasal gelişmelere, tarihsel sürece tanıklık yapan bir anlayışla müzik çalışmaları yürütmüştür. Deyîrlerinin önemli bir kısmı yaşadığı dönemin tarihinden demlenmiştir. Bu demlenme sosyolojik gerçeklerle son derece uyumludur. Rencber Ezîz deyîrlerinde siyaset sosyolojisini kendi politik anlayışı doğrultusunda olabildiğince pozitif kullanmıştır.

Yaşadığı dönemin koşullarını müziğe yansıtırken kendi sözlerini kullandığı gibi o dönemin yönelimlerini yansıtan şairlerin ürünlerini de okumuştur. Kimi müzisyen ve şairlerin şarkılarında kısmi değişiklikler yapmak suretiyle müziğini icra etmiştir.
Kimi zaman çok kötü koşullar içerisinde yaşadığı halde ‘bilinçlenmeyen’ halkı da eleştirmiştir. Bu eleştiriyi zaman zaman yüksek dozda yapmıştır. Anlaşılmamaktan, halkın kendi geleceğine sahip çıkmamasından dem vurmuştur. Halkı için yürüttüğü kavgaya halkın sessiz kalışına da gönül koymuştur. Halkı bilinçlendirme, varolan yanlışlıkları, çelişkileri dile getirme amaçlanmıştır.

Rencber Ezîz şarkılarında kendi döneminde Kürt Sol çevrelerinin ürettiği sömürge tezlerini işlemiştir. Bu tezlere göre Kürdistan askeri bir zorla, kanlı katliamlarla önce ilhak ve ardından işgal edilmiştir. O zamanlar ‘Doğubatı’ ekseninde gelişen her tür eşitsizlikler TİP’in (Behice Boran’ın) ‘kapitalizmin eşitsiz gelişme kanunu’ ile izah edilmeye çalışılıyordu. Böylelikle Türk Solu çevreleri, aslında Kürdistan’ın sömürge bir ülke olduğu görüş ve tesbitini inkar eden sosyalşöven bir tutum

içerisindeydiler. Kürt örgütleri başından beri bu tür çarpık tesbitlere ideolojik savaş vererek geliştiler.
Rencber Ezîz, doğubatı ekseninde gelişen eşitsizlik, istihdam, gelir dağılımı adaletsizliği, eğitim olanakları konularında da düşünceler üretmiştir. Ürettiği bu düşünceler ilk dönem Ezız tarzıdır. Sol tandaslı bu düşünce sistematiği değişerek Kurt realitesi eksenine kaymıştır. Tarım ve hayvancılığın hüküm sürdüğü ve geleneksel bir toplumsal yapının egemen olduğu bir coğrafyada devletağaşeyh ve seyit ittifakının hüküm sürdüğü bir toplumsal ortamda yaşamını şekillendirmiştir. Dolayısıyle mevcut düzene, bu düzenin egemenleri olan zenginlere, devlete ve hükümete yönelik eleştirel bir anlayış söz konusudur onun sanatında. Rencber Ezîz’in söylemlerinde politik ideallerin yanında ahlaki temeli olan bir anlayış da belirgindir.
Rencber Ezîz dil olayına büyük önem vermiştir. Zaten bunun içindir ki müziğini kendi ana dilinden yapmıştır. Ayrıca bunu dili çok güzel kullanmıştır. Kirdkî (Zazakî) ve Kurmanckî deyîrlerinde çok sade bir dil kullanmıştır. Dilin arılığı, sadeliği, katıksız oluşu Ezîz’in dile yaptığı hatırı sayılır bir katkıdır.

İmalı konuşmamış, mesajını birinci elden vermiştir. Kullandığı dil pürüzsüzdür, halkın dilidir. Gelenekten yararlanarak yeni ürünlerin oluşturulmasına örnek olacak nitelikte eserler de vermiştir. Yaptığı derlemelerin yanı sıra, yaptığı bestelerle de Zaza ve Kurmanc müziğine farklı bir renk ve farklı bir tat katmıştır. Kürt toplumunda yaşanan kendi kimliğine, kültürüne, etnisitesine yabancılaşmaya duyduğu kırgınlık ve kızgınlık zaman zaman bir renk olarak devirlerine yansımıştır. Ulusal bilinç ve kültür, kimlik temelinde halkın varolma mücadelesini yüceltmistir.

Doğan Karasu
Kaynak: Rencber Aziz (Dinya d’yo dare ma) Wate Yayınevi

Rençber Aziz; Kalbimizin Kızıl Zazası >>

““Dinya d’yo dare ma/ Dünya bizim bir ağacımız!” Rencber Aziz – Doğan Karasu” üzerine bir yorum

  1. Kürtçenin Zazaca (Kırdki, Zazaki) diye bir lehçesi yoktur, üzgünüz. Zazaca diye bir irani dil vardır ki Kürtçe ve Farsça gibi dillerle akrabadır.

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
7 Müzik Topluluğundan Mozart Müzikleri Seçkisi: Mozart Music Collections

Eserleriyle yaşadığı döneme damgasını vuran Klasik Batı Müziği'nin en üretken ve en etkili bestekârlarından biri Wolfgang Amadeus Mozart. Ölümünün üzerinden...

Kapat