Cumurbaşkanlığı Kültür Sanat Ödülleri Töreni (video) ve Yaşar Kemal Konuşması

Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nü edebiyat dalında Yaşar Kemal, mimaride Turgut Cansever ve müzikte Alaeddin Yavaşça aldı. Yaşar Kemal ödül konuşmasında “Kitaplarımı okuyanlar barışçı olsunlar yoksa zahmet etmesinler, Anadolu da yaşayan her halk kendi dilini kullanacak, kendi ana dilinden eğitim görecek, kitaplar yazacak, filmler çekecek. Biz çok kültürlü toprak olduğumuzun farkına varacağız. ” dedi.

04.12.2008 Cumurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri Töreni
Seçim otubüsleri üzerinden yapılan konuşmaları andıran  uzun bir Abdullah Gül  okuma metninden  sonra başlayan tören, seçim yatırımı olan   “sanatçı-aydın kömürü” olarak ödüllerin   sahiplerine verilmesiyle son buldu. Tören vesilesiyle Apdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmesinden beri  Tayip Erdoğan’ın eşi Emine hanımın, hazımsızlıktan olsa gerek köşke hiç çıkmamış olduğunu da öğrenmiş oluyoruz.

Yaşar Kemal’in ödül konuşması bölümler:

82 yaşındayım. Ben bu yaşta böyle bir ödülü almaktan memnunum. Beni bu ödülle onurlandıranlara teşekkür ederim. Bugünü benimle paylaşan dostlarıma da sağolsun derim. Biliyorum bir takım düşünceleri her zaman söylemek bıktırıcıdır. Yinede her fırsat oldukça söylediğim, yazdığım düşünceleri tekrarlayacağım. Biz cumhuriyet çağının sanatçıları, romancılar, şairler, ressamlar önce kendi kültürümüzü dilimize dönmeyi öğrendik. Tercüme bürosunun çevirdiği dünya klasikleriyle yetiştik.

Şimdi bugünkü yer yüzünün eğitim düzeni düzen değil
Halkevlerinin, Köy Enstitüleri’nin kuruluşları bize yardım etti. Köy Enstitüleri ki gelecekte dünyamızı gerçek insanlığa kavuşturacak bir eğitim düzenidir. Şimdi bugünkü yer yüzünün eğitim düzeni düzen değil. Böyle bir pedogoji olmaması gerekli dünyada. Sonra barış da olmaz bugünkü eğitimle. Mesela Hiroşima’ya bombayı atanların hepsi, bunu imzalayan Amerikan devlet başkanı, onu aşağı atan milyonlarca adamı öldürecek diye düşünen insan da bu okullardan gelmiştir. Ben bunları dünyanın bütün gazetelerine aşağı yukarı yazdım. Bu sistemle insanoğlu insanoğlu olamaz diye… Onun için Köy Enstitüleri büyük başlangıçtı, dünyadaki en iyi başlangıçlardan biridir. Bugün Türk romanı, şiiri, resmi artık dünyada yüzümüzü güldürecek duruma gelmiştir. Batı’da gizem ve düş gücünün çok olduğunu, yerlerini akıla ve gerçekçiliğe bıraktıklarını söyleyenler var. Buna inanmak zor.

Bugün milyonlarca insan açlıktan, bakımsızlıktan ölüyor
Her savaş, -adı ne olursa olsun- bir yıkım, bir ölümdür. İnsanlığımızı ve vicdanımızı çürütür. Hastalıklar, ölümler, çocuk ölümleri daha birçok acı… Bugün milyonlarca insan açlıktan, bakımsızlıktan ölüyor. İnsanların yoksulluğu devam edemeyecek böyle, ya insanlık yok olacak ya bu sistem devam edemeyecek. Ne halt ederlerse yapsınlar. Bugün için konuşmuyorum, bugün çok kötü şeyler yaşıyor insanlık bundan sonra kesinlikle yine yaşanacak. Bir gün bir Türk yazar da bunu söyledi diyecekler.

Küçük savaş’ diyorlar, savaşın küçüğü olmaz
Bugün küreselleşme süreci hızla tek bir dünyaya doğru yönlendiriyor bizi. Küreselleşme rüzgarının önüne katılanlar her dili her kültürü yıpratıyor. Bugün dünyada ülkemizle savaşın getirdiği korkudan ve utançtan bezmiştir. Bugün dünya da ülkemiz de barışa susamıştır. Tekrar ediyorum, Türkiye en çok barışa susayan ülkelerden biridir. ‘Küçük savaş’ diyorlar, savaşın küçüğü olmaz. Bir insanın bile bir insanı öldürmesi savaştır.

Tek çiçeğe, tek renge, tek konuya kalmış dünya cehennemden daha beterdir
Ne büyük mutluluktur ki dünyamız hala on binlerce çiçekli bir kültür bahçesidir. Her kültürün bir rengi bir kokusu vardır. Dünyamızın bir çiçeğinin koparılması dünyamızdan bir rengin bir kokunun yok olmasıdır. Bu insanlığı insanlıktan çıkartan bir durumdur. Her kültürlü bir dünyada insanlığın halini bir göz önüne getirelim. Tek çiçeğe kalmış, tek renge, tek konuya kalmış bir insanlık ve tek dile kalmış bir dünya hapı yutmuştur, cehennemden daha beterdir. Eşek gibi bugünkü dünyanın arkasından gitsinler. Rezil olacaklar, çocukları, torunları tarihler bunları rezil edecekler. Adam gibi durmasınlar öyle.

Sonsuz düşler kuruyorum
Benim maceralarım insanın gizemini vermek içindi. Düş gücüne gelince, bugün de sonsuz düşler kuruyorum. Düş gücünü yitiren insanın hiçbir umudu kalmaz. Umut, düş gücünün yarattığı ve insanoğlunun sahip olduğu en büyük değerlerden biridir.

Her halk kendi kendi ana dilinden eğitim görecek
Anadolu da yaşayan her halk kendi dilini kullanacak, kendi ana dilinden eğitim görecek, kitaplar yazacak, filmler çekecek. Biz çok kültürlü toprak olduğumuzun farkına varacağız. Çıkarımızın yasakla değil özgürlükle olduğunun bilincine varacağız. Ben hiç bir zaman karamsar olmadım, beni okuyanlarda karamsar olmasınlar. Okuyucularıma çok söyledim bunu, benim kitaplarımı okuyanlar barışçı olsunlar yoksa zahmet etmesinler.

Sevgi için, dostluk için, savaşa düşmanlık için yazıyorum
Ben onun için yazıyorum, sevgi için, dostluk için, savaşa düşmanlık için yazıyorum. İyi şeyler için yazıyorum yoksa gerisi ne olacak yani. Her şey ölümlüdür. En büyük yazarların eserleri bile ölümlüdür. İnsanın içindeki vicdan ölümlü değildir, içindeki sevgi ölümlü değildir. Kötülük her zaman kötülüktür ve ölüme mahkumdur. Sevgi her zaman sevgidir ve sonuna kadar yaşar, kıyamete kadar bile yaşayan sevgiler olur. Teşekkür ediyorum. Hasta olmasaydım görürdünüz ne kadar çok konuşurdum.”

Kaynak: NTV

“Cumurbaşkanlığı Kültür Sanat Ödülleri Töreni (video) ve Yaşar Kemal Konuşması” üzerine bir yorum

  1. büyük üstad yasar kemal`in söylediklerinin tersini idia eden varsa sayet ; demekki dünyadaki yasanilan tüm bu savaslarin, acilarin, yoksuluklarin, hastaliklarin kaynagi olan tek tipci düsünen tek hücreli insanlardir. ama üstadin dedigi gibi tüm bu hengamelere ragmen insanoglu güzel günlerde yasayacaktir ama evvelinde bu kötü günleri yasadiktan sonra.. onun kitaplari, yazdiklari birer destandir,, tek tipcilikte direten embesil insanlarin saltanatlari yikilacaktir yakinda… özgürlükleri, güzel yasami minicik bebelerin ellerine yazacagiz onlarla büyüsün diye.. üstadima nice uzun ve saglikli yillar dilerim …

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
1909’da Kilikya’daki Ermenilerin kıyımı, bir pop şarkıcısına nasıl malzeme oldu?

Adana’da 1909’da Ermenilere yönelik gerçekleştirilen katliamın ardından, öldürülenlerin anısına yakılan, Ermeni halkının duyduğu acıların bir feryadı olan Adana Ağıdı, bir ...

Kapat