Yaşar Kemal, TİP’ten ayrılmasını isteyen CIA ajanını küfredip kovmuş

Yaşar Kemal, bir CIA ajanının 1960’lı yıllarda kendisine dönemin Türkiye İşçi Partisinden ayrılması karşılığında, Batı edebiyat dünyasında şöhret vaadettiğini söyledi. ABD’de muhalif ve sol çevrelerin önde gelen dergilerinden The Nation, bu hafta 5 sayfasını Yaşar Kemal’e ayırdı. Marc Edward Hoffman’ın İstanbuldaki evinde görüştüğü usta romancı, hatıralarını anlatırken, Türkiye İşçi Partisinden ayrılmasını teklif edene kadar arkadaşı olduğunu söylediği CIA ajanı ile ilgili ABD’nin ünlü siyaset dergisi Nation’a 50 yıllık sırrını açıkladı:

“Dünyada popüler olmak istiyorsan Türkiye İşçi Partisi’nden ayrıl”

ABD’nin en eski haftalık politik dergilerinden The Nation’a konuşan ünlü Edebiyatçı Yaşar Kemal çarpıcı açıklamalarda bulundu. Derginin yazarlarından Marc Edward Hoffman’ı İstabul Boğazı’na bakan evinde ağırlayan Yaşar Kemal, 1960’lı yıllarda CIA ajanı bir arkadaşının kendisine bulunduğu ahlaksız teklifi açıkladı. Yaşar Kemal adını açıklamadığı CIA ajanının kitaplarının ABD’de popüler olması için kendisine Sovyet yanlısı Türkiye İşçi Partisi’nden ayrılmayı önerdiğini ifade etti. Kemal kendisine bu ahlaksız teklifte bulunan ajana “O…. ç….., hainsin sen” şeklinde küfrettikten sonra “Beni Amerikan parasıyla satın almaya mı çalışıyorsun. Türkiye İşçi Partisi’ni hiçbir şekilde terk etmem. S….. git burdan, bir daha da benimle konuşma” dediğini aktardı. The Nation yazarının anlattıklarına göre aynı ajan daha sonra yanlış anlaşıldığını ve hiçbir şekilde Kemal’i yönlendirmeye çalışmadığını iddia etmiş.

‘Ağrı Dağı Kadar Büyük’

İsveç Akademisi’nden Kerstin Ekman’ın Yaşar Kemal için yıllar önce “Ağrı Dağı kadar büyük” benzetmesinde bulunduğunu hatırlatarak yazısına “Ağrı Dağı Kadar Büyük” başlığını veren Hoffman, Kemal’in 40 yıl sonra bu anısını anlattıktan sonra kahkahalarla güldüğünü anlattı.

Batı Pamuk’u Gördü, Kemal’i Unuttu

Yazar Hoffman, romancının bu hatırasını anlatırken bile kollarını sinirli bir şekilde salladığını, bir gözünü kıstığını anlatıyor. Hoffman’ın tepkisini sessizce bekleyen Kemal, ardından büyük bir kahkaha atıyor. Hoffman, 40 yıl sonra bile bir CIA ajanının kendisine ün ve para teklif etmesinin yazarı eğlendirdiği yorumunu yapıyor.
Yazıda, ” Yaşar Kemal’in hiçbir zaman Batıda şöhret olamadığını ve sadece Doğu dünyasında tanındığına,’’ “ismi defalarca Nobel için anılmasına rağmen asla alamadığın” vurgu yapılıyor.

“Edebiyatın Kalbi Ve Vicdanı”

“Onlarca yıl Nobel Edebiyat ödülünün favorileri arasında isminin geçmesine rağmen Yaşar Kemal’in günümüzde Batı dünyasında tamamen unutulduğuna’’ vurgu yapılan haberde, ‘’Ünlü romancının en azından Batı’da Orhan Pamuk’un gölgesinde kaldığı’’ yorumu yapıldı. Dergi Pamuk’un 2006 yılında Nobel Ödülü kazandığı zaman İsveç Nobel Akademisi’nin Pamuk’u, ‘’Dostoyevski’nin St Petersburg’u, Joyce’un Dublin’i ve Proust’un Paris’i edebiyatın vazgeçilmez bölgeleri yapması gibi İstanbul’u dönüştürdüğü’’ gerekçesiyle övdüğüne işaret etti.
Hoffman, Çukurova’yı ve insanlarını anlatan Kemal’in de William Faulkner ve Gabriel Garcia Márquez ile karşılaştırıldığını ifade etti. Hem Pamuk’un hem de Kemal’in siyasi görüşleri nedeniyle Türkiye’de sıkıntılar yaşadığı belirtilen yazıda, Yaşar Kemal için “Türk edebiyatının kalbi ve vicdanı” nitelemesi yapıldı.
Pamuk’un “İstanbulun şehirli, seküler eliti adına” konuştuğuna ancak tüm Türkiye’yi temsil etmediğine dikkat çekilen yazıda, Türkiye’de son dönemde yaşananların, Pamuk ve temsil ettiği kesimin toplumu anlamadığını gösterdiği belirtildi. Yazar Hoffman’a göre, “sıradan, dindar halk adına konuşmasa bile” Yaşar Kemal’in ülkedeki sosyal durumu anlattığına dikkat çekti, Kemal’in kırsal yaşama ve Türkiye’deki dönüşüme eğilen kitaplarına dikkat çekildi.

Türkiye İşçi Partisi
13 Şubat 1961’de, 1961 Anayasasının getirdiği demokratik ortamda, 12 sendikacı’nın İstanbul Valiliğine verdikleri bildirimle kurulmuştur. Kurucular, Şaban Yıldız, Kemal Sülker, Kemal Türkler, İbrahim Güzelce, Ali Demir, İbrahim Denizcier, Adnan Ardan, Avni Erakalın, Kemal Nebioğlu, Hüseyin Uslubaş, Ahmet Muslu ve Salih Özkarabaydır. Parti 1961 seçimlerine katılamadı.
1962 yılında kurucular, işçi sınıfı ile aydınları buluşturmak hedefiyle ve yaşadıkları tıkanıklığı aşmak için, aydınları partiye çağırdılar. Mehmet Ali Aybar, Behice Boran, Adnan Cemgil, Nazife Cemgil, Cemal Hakkı Selek, Yunus Koçak, Fethi Naci ve daha birçok aydın partiye üye oldular. Kurucu genel başkanı sendikacı olan Avni Erakalın’dı. Kurucular Doç. Dr. Mehmet Ali Aybar’a genel başkanlık önerdiler. Böylece Mehmet Ali Aybar genel başkan oldu. Türkiye Sosyalist Partisi mayıs 1962’de TİP’e katıldı. Kasım 1962’de Ahmet Muşlu ile Saffet Göksüzoğlu partiden ayrıldılar. Şubat 1963’de bağımsız senatör Niyazi Ağırnaslı ve kontenjan senatörü Esat Çağa TİP’e girdi.
1963 yerel seçiminde parti 9 ilde 36.000 oy aldı. 1964 senato yenileme seçimlerine YSK kararıyla katılamadı. Diğer partilere yapılan Hazine yardımı TİP’e yapılmadı.

TİP’in günümüzde varlığını sürdüren Doğu Perincek’in milliyetçi İşçi Partisi’yle isim berzerliği dışında hiçbir ilgisi yoktur.

Yorum yapın

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org

Önceki yazıyı okuyun:
Aziz Nesin’den güzel bir öykü “Palyaco”

Palyaco Doktora gelen adam hastayım der, hayattan zevk alamıyorum. Acılar aklıma geliyor, yemek yiyemiyorum. çıplaklar hatırıma geliyor, Onlarla birlikte üşüyorum....

Kapat