Bir Ozan Davranışı: “Memet Fuat’a sen kim oluyorsun? demiyor” – İlhan Berk

ilhan berkYön’ün 2. sayısında çıkan, Çizgilerin kesiştiği yerde adlı bir yazısında Memet Fuat, Paris’te bir ozanımıza denilen, «Kötü değil şiirleriniz ama, bizde böyle yazan çok var.» sözünü alarak, ozanın bu söze dayanarak şiir anlayışını değiştirişini anlatıyor. Ozanın, bu değişikliğinin nedenleri arasında Batı dillerine çevrilmek isteği başta geliyor. Bunun için de ozan, bundan böyle, yerli havaya dayanarak şiirler yazacakmış, Batı’ya ilginç görünmenin yollarını arayacakmış. Sanat anlayışını da buna göre düzenleyecekmiş. Ozan, yukarıdaki tümceyi Memet Fuat’a yazmakla bunları diyormuş.

Yazının bu yönünü alarak düşünelim.
Söz konusu ozanın Batı dillerine çevrilmek istemesinde bir yanlışlık yoktur sanıyorum. Yoktur, çünkü bunu herkes ister. Asıl yanlışlık, Batı’yı düşünerek, yerli kaynaklara dönmekle, ozanın, ilginç olacağını sanmasından geliyor. Daha önemlisi de, Batı için ilginç olmak istemesi. Böyle bir davranış göstermesidir: Önemli, çünkü bu yoldan bir ilginçlik sağlanamaz. Öte yandan, yalnız yerli kaynaklara dayanmakla da bu çözülemez. Yerli kaynaklardan gelen ilginçliğin ne olduğunu romancılarımız, hikayecilerimiz gösterdi: bir roman, bir hikâye gözüyle bakılmıyor yazdıklarına, yöresel bir ilginçlik buluyorlar, o kadar. Buna sanat dışı bir ilginçlik de diyebiliriz. Ozan, Memet Fuat’a bunu diyorsa, bunun iler tutar yanı yok. Bunun üzerine konuşulmaz bile, çünkü sanat dışı bir davranıdır bu.

Ya ozana denen, «bizde böyle yazan çok var» sözünden, ozan, «sizin şiiriniz Batı şiirinin etkisdnde, bir özgünlüğü yok. Cumhuriyet şiiriniz Fransız etkisi; bugünkü şiiriniz de İngiliz, Amerikan şiirinin etkisinde» sözünü anlıyorsa? Bunun sonucunda da ozan, Cumhuriyet şiirine baktığı zaman,, sevdiği ozanlar diye gösterdiği, söz gelişi bir Ahmet Hamdi, Valéry; bir Ahmet Muhip, Baudelaire; bir Cahit Sıtkı Baudelaire Verlaine kırması; sevgiyle baktığı Orhan Veli, ve başka bir takım ozanın şiirininse Batı şiirinin kopyasından başka bir şey olmadığını görüyorsa? Ondan sonra yazılan şiirin de yine Batı şiirinin etkisinde bir şiir olduğunu anlamışsa? Hele kendi şiirinin de bunların dışında olmadığını sezmişse? Buraya yabancı bir ülkede yaşarken gelmişse? Ne yapacaktır bu zaman ozan? Ozan’ın Memet Fuat’a demek istediği bu şüphesiz.

Şimdi de kendimizi bu ozanın yerine koyarak düşünelim”.
Yaşadığı ülkenin şiiri Batı’yı örnek almakla başlamış, o da ayni yolu tutmuş, sonunda o ülkenin politikası, ekonomisi, toplumu gibi, onun şiiri de bağımsız, özgün bir şiir olmamış. Bu çıkmazın nedenlerini kendi şiir anlayışında aramak istemiş. Bu şimdiye değin yazdığı şiire karşı çıkmak oluyormuş, bunu düşünmemiş, küçük te olsa kendi ulusunun olan bir şiiri düşünmeye başlamış.

Ozan’ın ilk anda koymak istediği davranış elbette bu.
Böyle bir şiirin nasıl yaratılacağını ise Memet Fuat’a yazmamış. Yazsaydı belki onun üzerinde de düşünürdük. Belki daha kendisi de bilmiyor. Davranışından yalnız, bir Türk(iye) şiiri yaratmak, diye bir şey çıkıyor. Batı’nın yanında ancak böyle yer alınabileceğini söylüyor. Tersi, Tanzimatla başlayan, bugüne değin de süren şiirin kopyacılığını Memet Fuat’ın da savunmasını gerektirir.
Ozan, bu kopyacılığa son verilsin diyor, o kadar.
Memet Fuat’a sen kim oluyorsun? demiyor.

İlhan Berk
Bir Ozan Davranışı

Yeni Ufuklar, Kasım 1964, Sayı: 150

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Bir sürü ses “Bir dakika efendim,” dedi | Korkuyu Beklerken – Oğuz Atay

Bahçeye çıktım. Güneşli bir gündü. (Galiba daha önceki günler de güneşliydi.) Güneşe baktım bir süre. Önemli. Güneş mi? Hayır, günesin...

Kapat