Albert Camus: İnsan söyledikleriyle değil, söylemedikleriyle insanlaşır…

metinkaygalakAlbert Camus:
.
“Önümden gitme
Seni takip edemeyebilirim
Arkamdan gelme
Sana yol gösteremeyebilirim
Yanımda yürü
Ve yalnızca
dostum kal…”

İsveç Söylevi

Ben kendi hesabıma sanatım olmadan yaşayamam. Ama, bu sanatı her şeyin üstüne koymuş da değilim. Tersine, onsuz edemeyişim, onun beni herkesle bir etmesi ve olduğumdan başka türlü olmaksızın herkesle bir düzeyde yaşatmasıdır. Sanat, benim için tek basma tadı çıkarılan bir şey değildir. Sanat bence, en büyük sayıda insanı, ortak acılar ve sevinçlerle coşturacak görüntüleri, biçimleri bulmaktır. Demek ki sanat, sanatçıyı insanlardan ayrılmamaya zorlar; onu, en gündelik ve en evrensel gerçeğe bağlar. Ve çok kez, kendilerini başkalarından ayrı gördükleri için, sanatı seçenler kısa bir zaman sonra anlarlar ki, sanatlarını ve başkalıklarım ancak herkesle benzerliklerini ortaya koyarak gösterebilirler. Sanatçı, kendini bu başkalarına gidip gelme ile yoğurur : Vazgeçemediği güzellik ve kopamadığı topluluk arasındadır. Onun için gerçek sanatçılar hiçbir şeyi küçük görmezler; yargılamaya değil, anlamaya çalışırlar. Ve dünyada tutacakları bir yer varsa, o da, Nietzsche’nin çok güzel söylediği gibi, yargıcın değil, işçi olsun aydın olsun, yaratıcının başa geçeceği bir dünya olacaktır.

Buna inandık mı, yazarın rolü, ister istemez, güçleşiyor. Sanatçı, tanımı gereği, bugün tarihi yapanların buyruğuna giremez : Tersine, ona katılanların buyruğundadır. Yoksa, tek başına ve sanatının uzağında kalır. Zorbalık milyonlarca adamı ile birlikte onu yalnızlığından ayıramaz, onlara ayak uydurmaya kalkışsa bile, hatta, asıl o zaman. Ama, dünyanın öbür ucunda hapse girmiş ve hor görülmüş, bilmediğimiz bir insanın çıkmayan sesi. yazarı, yalnızlığından kurtarmaya yeter, hiç değilse, özgürlüğün sağladığı olanaklar içinde, o çıkmayan sesi unutmamayı ve onu sanat yoluyla duyurmayı başardıkça.

Hiçbirimiz böylesine büyük bir işin adamı değiliz. İster bütün .ömrünce ünsüz ya da bir zaman için ünlü olsun, ister zorbaların zincirlerine vurulsun, ister bir süre dileğini özgürce söylesin, yazar kendini haklı ve canlı bir topluluk içinde duyabilir; bu da, yazarın, elinden geldiğince, sanatının büyüklüğünü yapan şu iki görevi yüklenmesiyle olur : Gerçeği ve özgürlüğü. Sanatçının işi en büyük sayıda insanı toplamak olduğu için, yalanla ve kölelikle uzlaşamaz, çünkü, yalan da kölelik de, bulundukları yerde yalnızlıkları çoğaltırlar. Tek tek olarak sakatlıklarımız ne olursa olsun, soylu yazarlık sanatı, korunması güç olan şu iki ödeve bağlı kalacaktır : Bile bile yalan söylememek ve insanın insanı ezmesine karşı koymak.

Albert Camus’tan özlü sözler

• Her şeye katlanabilirim, yeter ki içimde o yoğun ve coşkun yalımı duyayım…

• İnsan söyledikleriyle değil, söylemedikleriyle insanlaşır…

• Hayatta ne öğrendiysem futboldan öğrendim. Çünkü top hiç bir zaman beklediğim köşeden gelmedi…

• Hayat aslında anlamsız bir bulanıklıktır ama ona anlam katabilmek gerekir. Mutlaka bir tercihiniz olmalı ona dayanmalı onun için mücadele etmelisiniz. Tercihliksiz de bir tercih….

• Ateşten ve yiyecekten yoksun bir insan için özgürlük, hiç de acelesi olmayan bir lükstür…

• Üstünde durduğumuz sıkıntı bütün bir çağın sıkıntısıdır. Biz, kendi tarihimiz içinde düşünmek ve yaşamak istiyoruz.biz inanıyoruz ki,bu hayatın gerçeğine ancak herkesin kendi dramını sonuna kadar yaşamasıyla erişilebilir…

• Para mutluluğu satın alır. Eğer paran varsa çalışmak zorunda kalmazsın, zamanı satın alırsın ve bu zamanı kendini mutlu edecek şeyler yaparak değerlendirirsin…

• Hayatımın kusurlu yanlarını saklamak zorunda oluşum bana soğuk bir hava veriyordu, bu soğukluğu da erdemle karıştırıyorlardı…

• İnsan ne ise, o olmayı reddeden tek yaratıktır…

• Savaş, çoğunluk için; bu sıkıntı, bir şey yapmak için yeterli cesarete sahip olmamanın verdiği vicdan azabından oluşan bu saçma zorunluluğu ya da başkalarının ölümünü paylaşmamaktan duyulan pişmanlıkla bir şey yapmamaktır…

• Bir insanın tek başına mutlu olması utanılacak bir şeydir…

• Önemli olan tek bir felsefe sorunu vardır, intihar. Yaşamın yaşanmaya değip değmediğinde bir yargıya varmak, felsefenin temel sorununa bir yanıt vermektir…

• Şimdi insanlığın önündeki dehşet verici olasılıklar karşısında, uğrunda mücadele etmeye değecek tek şeyin barış olduğunu daha da açık bir şekilde görüyoruz. Bu artık bir dua değil, tüm halkların kendi hükümetlerine yöneltecekleri bir taleptir -nihaî olarak cehennemle akıl arasında bir seçim talebi…

• Hayat bir şey değildir, itinayla yaşayınız…
• İdam cezasını kaldırmayacak bir devrim için ölmeye değmez…
• Bütün ahlaklar bir eylemin kendini haklı ya da geçersiz kılan sonuçları bulunduğu görüşü üzerine kurulmuştur. Uyumsuza varmış bir insan bu sonuçların esenlikle ele alınması gerektiğini düşünür yalnız. Ödemeye hazırdır. Başka bir deyişle, onun için sorumlular varsa bile -suçlu- yoktur…
• Gecenin kokuları, toprak ve tuz kokuları şakaklarımı serinletiyordu. İşaretler ve yıldızlarla yüklü olan bu gecede kendimi ilk kez olarak, dünyanın kayıtsızlığına açıyordum. Dünyayı kendime bu kadar eş, böylesine kardeş bulunca, anladım ki, eskiden mutluluğa ermişim, hatta hala da mutluyum…
• Büyük tarihsel bunalımların ertesinde, insan kendini ipin ucunu kaçırdığı bir gecenin sabahında olduğu gibi hoşnutsuz ve hasta hissediyor. Ama tarihsel akşamdan kalmalar için aspirin yok…
• Adalet olmadan düzen olmaz.
• Bütün büyük olayların, büyük düşüncelerin önemsiz bir başlangıcı vardır.

  • Ağın ilmiklerine takılmış bir balık gibi çırpınıyorum.
  • Alçalmak, yükselmekten çok daha kolaydır.
  • Aslında zeki bir insan, bunu siz de pek iyi bilirsiniz, haydut olup topluma sadece şiddetle hükmetmenin hayalini kurar. Bu da birtakım romanlarda okuduğumuz kadar kolay olmadığından, genellikle siyasete girilir, en zalim partiye koşulur. Aklımızı ayak altına alıyormuşuz, ne önemi var, değil mi? Böylece dünyaya hükmedebildikten sonra… İçimde zulümle ilgili tatlı hayaller buluyordum.
  • Aşılmaz bir duvarın önünde yaşamak köpekçe yaşamaktır.
  • Aşk, akıllı aptal demeden tüm insanlara bulaşan bir hastalıktır.
  • Basın özgürlüğü belki de özgürlük düşüncesinin giderek aşağılanmasından en çok acı çekmiş özgürlüktür.
  • Başardığımız her iş bizi köleleştirir, çünkü daha iyisini yapmaya zorlar
  • Başarı kolay elde edilir, zor olan başarıyı hak etmektir.
  • Ben dilimin sınırlarında nöbet beklerim.
  • Ben umutsuzluğu ve bu dertli dünyayı kabul etmeyerek, insanların birleşmesini ve kötü yazgılarına karşı savaşmalarını istiyordum
  • Benim uğraşım, kitaplarımı yazmak, insanlarım ve halkım tehdit edildiğinde savaşmaktır. Hepsi bu.
  • Bilirsiniz ki;en zeki insanlar bile yanındakinden bir şişe fazla devirmekten şeref duyarlar.
  • Bir insanı sevmek, onunla birlikte yaşlanmaya razı olmaktır.
  • Bir yapıtın kalbinde, orası karanlık bile olsa sönmeyen bir güneş parlar.
  • Bir kalıp düşünceyi işlemek, bir incelik üzerinde durmaktan çok daha kolaydır. Benim için kalıp düşünceyi seçtiler: Ben de saçma oldum kaldım…
  • Bir yazarım. Ben değil kalemim düşünür, anımsar ya da kuşatır.
  • Bu dünyada en büyük suç, insanların taşıdıklarından kaçmak değilse nedir?
  • Bugün annem öldü, veya dün, tam hatırlamıyorum.(“Yabancı-1942” Bugün karım öldü fakat neyse ki masamın üstü beni oyalayacak bir sürü evrakla dolu.
  • Bugünü anlatan yapıtların yazarları, duygu incelikleri, sevgi gerçekleri üzerinde duracak yerde, yargıçlardan, mahkemelerden, davalardan, suçlama yollarından başka bir şey görmüyorlar. Pencereleri dünyanın güzelliklerine açacak yerde, yalnızların sıkıntılarına açılmış pencereleri kapıyorlar.
  • Büyük olmanın yolu da, deha gibi çalışma ve alınterinden geçer.
  • Çağdaş siyasi toplum, insanları mutsuzluğa düşürme makinesidir.
  • Dostlarım, şimdi ben size büyük bir şey söyleyeceğim. Sakın kıyametin kopmasını beklemeyin, o hergün kopmaktadır.
  • Dünya aydınlık olsaydı, sanat olmazdı.
  • Dünyada her kötülük, hemen her zaman cehaletten gelir.
  • Düşüncenin haline ağlamak boşunadır. Onun için çalışalım yeter.
  • Evren insan için uyumsuzdur ve bilinemez.
  • Geceler sonsuz değildir.
  • Gençlik kolay mutluluklar için parlak bir çağdır.
  • Gerçek umutsuzluk can çekişme, mezar ve uçurumdur.
  • Gölgesiz güneş yoktur.
  • Haklı olma ihtiyacı, sıradan insanlara özgüdür.
  • Hatırlamak için yavaşlar, unutmak için hızlanırız.
  • Hayat bir şey değildir. İtinayla yaşayınız.
  • Hepimiz öleceğimize göre, ne zaman ve nasıl olduğunun önemsizliği meydandadır.
  • Her şeye katlanabilirim, yeter ki içimde o yoğun ve coşkun yalımı duyayım.
  • Hiçbir sanatçı gerçekten vazgeçmez.
  • Hiçbir şey, büyüklük kadar sade değildir; çünkü sade olmak, biraz da büyük olmaktır.
  • Hürriyet, tarihin kaybolmayan tek değeridir.
  • İnsan hiçbir zaman tamamıyla mutsuz olmaz.
  • İnsan kendisi için gerçek ve mutlak olan mutluluğa yaşamı boyunca yalnız bir kez erişir ve geri kalan tüm yaşamını bu mutluluğa tekrar ulaşmaya adar.
  • İnsan tümüyle suçlu değildir çünkü tarihi o başlatmadı, ama tümüyle suçsuz da değildir çünkü tarihi sürdürdü.
  • İnsan, kendisine bir mânâ vermeye çalışan tek mahlûktur.
  • İnsan, kendi kendisinden saklamaya çalıştığı yanını sevmez.
  • İnsan da, yaşam da saçmadır; boşunadır, rastgeledir, sağlam hiç bir şey yoktur; ama yine de yaşamak gerekir.
  • İnsanı akıllı yapan tek şey nefrettir.
  • İnsanı savunuyorum, çünkü düştüğünü gördüm.
  • İnsanın eninde sonunda alışamayacağı bir düşünce yoktur.
  • İnsanın her gün yaptığı en iyi şey intihar etmemeye karar vermektir.
  • İnsanlar için en ideal düzen, onların mutlu olduğu düzendir.
  • İnsanlara boyun eğdirmek isteyenin kulağı sağırdır.
  • İnsanlarla uzun süre yaşayamıyorum. Sonsuzluğun payından bana biraz yalnızlık gerek.
  • Kelimeler torba gibidir, içine konan şeyin şeklini alır.
  • Kışın en soğuk zamanında, ben nihayet içimde yenemediğim bir yaz olduğunu öğrendim.
  • Korkunç bir bırakılmışlık duygusu. Dünyanın bütün varlıklarını göğsüme sarsam bile, kendimi hiçbir şeyden koruyamazdım.
  • Kötülük cehaletten gelir.
  • Merhamet faydasız olunca, insan ondan bıkar usanır.
  • Mutluluk, bizi zorlayan kadere karşı kazanılan zaferlerin en büyüğüdür.
  • Ne Faust, ne Don Kişot birbirini yenmek için yaratılmamışlardır; ve sanat dünyaya kötülük etmek için icat edilmemiştir.
  • Ölüm bir istatistik ve devlet işi oldu mu, dünya işleri artık iyi gitmiyor demektir.
  • Ölüm korkusunu aşmadıkça insan için özgürlük yoktur. Ama intihar ile değil. Bu korkuyu aşmak için kendini bırkmamak gerekir. Hiç burukluk duymadan, korkmadan ölebilmeli.
  • Özgürlük gelecek umudu değildir. O, şu ‘an’adır ve insanlarla ve şu andaki dünyayla uyumludur.
  • Polemik yüzünden çoğumuzun gözünü perdeler bürümüş, artık insanlar arasında değil bir gölgeler dünyasında yaşıyoruz.
  • Politika için yaratılmadım. Çünkü hasmın ölümünü istemekten ya da kabul etmekten acizim
  • Politika ve sanat dünyanın düzensizlikleri karşısında başkaldırmanın iki ayrı yüzüdür.
  • Resmi tarih oldum olası büyük katillerin tarihidir. Kabil, Habil’i bugün öldürmüş değil, ama bugün Kabil, Habil’i akıl uğruna öldürüyor ve onur madalyası istiyor.
  • Sanat bence en büyük sayıda insanı ortak acılar ve sevinçlerle coşturacak görüntüleri, biçimleri bulmaktır.
  • Sanat hem bir coşma, hem de bir yadsıma işidir.
  • Sanat zorbalığa karşıdır.
  • Sanat, sanatçıyı insanlardan ayrılmamaya zorlar.
  • Sanatçı başkalarının katlandığı acıları uyuşturmasın içinde.
  • Sanatçı tanımı gereği, bugün tarihi yapanların buyruğuna girmez.
  • Sanatçı yalanla ve kötülükle uzlaşamaz.
  • Sanatçılar yaşamdan yanadırlar ölümden yana değil.
  • Sevmenin sınırı olamaz.
  • Sözün gelişi ‘dostlarım’ diyorum, dostum yok artık, sadece suç ortaklarım var. Onların da sayısı pek çoğaldı, bütün insanlar suç ortağım benim. En başta da siz geliyorsunuz. Kim yanımdaysa birinci odur.
  • Şerefini bir yana bırakan inkılap, bu duygunun egemen olduğu kaynaklarına ihanet etmiş olur.
  • Tarih insanların, düşlerin en aydınlık olanlarını gerçekleştirmek için giriştikleri umutsuz bir çabadan başka bir şey değildir.
  • Ya tüm çırpınmalarını aşan daha yüksek bir anlamı vardır bu dünyanın, ya da bu çırpınmalardan başka hiçbirşey gerçek değildir
  • Ya zamanla birlikte yaşar ölürsün, ya daha yüce bir yaşam uğruna zamanın dışına çıkarsın.
  • ‘Yabancı’ saçmanın karşısındaki insanın çıplaklığını gösterir.
  • Yaratıcı olarak ölümün kendisine hayat verdim. Ölmeden önce yaptığım şey bu.
  • Yaşama umutsuzluğu yoksa yaşama aşkı da yoktur.
  • Yaşamak kendi başına bir değer yargısıdır. Nefes almak ise; yargılamaktır.
  • Yaşamanın tadını çıkarmaktan korkana aptal derim.
  • Yazar, sanatını büyük yapan şu iki görevi yüklenmelidir; gerçeği ve özgürlüğü.
  • Yazarlık sanatı korunması güç olan şu iki ödeve bağlı kalacaktır; bile bile yalan söylememek ve insanın insanı ezmesine karşı koymak.
  • Yazılan her şey yaşanamaz, ama insan bunu yapmayı deneyebilir.
  • Yirminci yüzyılımız korku çağıdır. Diyeceksiniz ki korku bir bilim değildir, ama bu korkuda bilimin payı var.
  • Zamanımdan ayrılamayacağımı anlayınca, onunla birleşmeye karar verdim.

“Albert Camus: İnsan söyledikleriyle değil, söylemedikleriyle insanlaşır…” üzerine bir yorum

  1. selam aşkar,
    bu iletiyi yalnızca en başta yer alan şiir için gönderiyorum

    Gülten

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Hayali Cemaatler Kürtler ve Milliyetçilik – Metin Kaygalak

"Özellikle zorunlu göçle metropollerde ortaya çıkan orta ve yaşlı kuşak Kürtlerdeki statü kaybı ve değersizlik duygusunun giderek aynı evi paylaşan...

Kapat