140 yıl önce: Paris Komünü, işçi sınıfının ilk iktidarı – Aline Retesse

140. yıldönümü olması vesilesiyle, Paris Komünü hakkında birkaç satır vakfedildi. Bunlardan bazıları, dönemin işçi sınıfına nefretini kusan gazetelerinden Figaro gibi komünün tüm mensuplarını yalnızca “kurşuna dizilerek infaz edilmiş” olmakla tanıttı ya da komünü anmak için Paris belediye sarayında yapılan serginin açılışında konuşan Delanoë* gibi devrimci boyutunu görmezden gelerek, onu bir “yerel yönetim”e indirgedi. Kapitalizmin bugünkü yandaşları, sağdaki gibi soldakiler de, onun hatırlanmasını istemiyorlar, ancak Komün her şeyden önce ilk işçi iktidarı ve Karl Marx’ın dediği gibi “emeğin kurtuluşunun gerçekleşmesinin mümkün olduğu, nihayet bulunmuş olan biçim” idi.

Prusya ile savaş ve III. Napoléon’un düşüşü

İşçi hareketi, 1848 devriminin bastırılmasının ve bu bastırmayı takiben Louis-Napoléon’un 2 Aralık 1851 tarihli hükümet darbesinin ardından yeniden biçimlendirilmek üzere son bulmuştu. Bundan sonra, işçiler grev hakkını kabul ettirmeye çalıştılar, sendikalarda örgütlenmeye başladılar. 1864’te sınırların ötesinde birleşmek gerektiğine inanmış işçi militanlar, Marx ve Engels’in de katılacağı Uluslararası İşçi Birliği’ni kurdular.

İkinci imparatorluğa karşı 1867 iktisadi krizinin sonuçlarıyla tetiklenen hoşnutsuzluk, III. Napoléon ordularının 2 Eylül 1870’te Prusya’yla savaşta aldığı ve imparatorun itibarına kesin olarak son veren yenilgiyle yeniden patlak verdi. Paris halkı, 4 Eylül 1870’te imparatorun düşüşünü ve Cumhuriyet’in ilanını duyurdu.

General Trochu’nun geçici Ulusal Savunma Hükümeti, birkaç cumhuriyetçiye de yer veren muhafazakâr bir hükümet olarak kuruldu. “Anayurdu” savunmayı her şeyden önde gören Paris halkı, bu hükümeti kabul ettiyse de, onu kontrolü dışında bırakmadı. Dönemin militan işçileri, Uluslararası İşçi Birliği mensupları, devrimci Blanqui’nin partizanları, hükümeti kontrol altında tutmak için bir ajitasyon kampanyasına başladılar. 5 Eylül’den itibaren, aynı zamanda yirmi mahallenin Merkez Komitesini oluşturmak üzere delegeler seçerek, her ilçe için gözlem komiteleri oluşturma çağrısı yaptılar.

19 Eylül 1870’de Prusya ordusunun büyük bir kıtlığa sebebiyet verecek olan Paris kuşatması başladı. İşçi mahallerinde öfke büyüdü, işçi kulüplerinin sayısı katlandı. Belleville toplantılarının bir tanığı şöyle diyordu: “aralarında çok sayıda kadının da olduğu, üç bin insan, aynı kardeşlik ve umut hisleriyle toplanıyor. Tüm bunlar sosyalizmin emekçi sınıflar arasında, hayal gücünü ve kalpleri ne kadar etkilediğini kanıtlıyor.”

İşçi sınıfı, Ulusal Muhafızın -1870 Ağustos’unda Prusya’ya karşı savaşta ilk kayıpların ardından mahalle temelli birliklerin oluşturulmasıyla- tüm yurttaşlara açılması sayesinde, herhangi bir toplumsal ayrım olmaksızın silahlıydı.

Hükümet bu silahlı proletaryadan Prusya’dan daha çok çekindiğini göstermekte gecikmedi. Hükümet ile işçiler arasındaki gerilimin güpegündüz patlak verdiği 31 Ekim 1870 ve 22 Ocak 1871 günlerinin ardından, burjuva politikacılar, cumhuriyet yanlıları gibi monarşi yanlıları da fark ettiler ki; işçiler silahlı oldukları müddetçe kendi hâkim sınıflarının egemenliği tehdit altındaydı.

18 Mart, Paris Komünü

Geçici hükümet için Alman devlet başkanı Bismarck ile ateşkes imzalamak aciliyet kazanmıştı. Ateşkes 28 Ocak 1871’de imzalandı. Öngörülen ilk şartlardan biri de, Meclis seçimlerinin yapılmasıydı. 8 Şubat’ta ülke düzeyinde aceleyle yapılan seçimlerde, monarşi yanlıları ezici bir çoğunluk elde ettiler, monarşi yanlılarının 400 milletvekiline karşı cumhuriyetçiler 150 milletvekili kazanabildi. Başkent halkının baskısından kaçmak için Versailles’a taşınan meclis, yürütme gücünün başkanı olarak monarşi yanlısı, yaşlı politikacı Adolphe Thiers’i seçti.

Ancak Paris silahlarını muhafaza edebildi. Tapınak mahallesinin ortasında toplanma alışkanlığı edinmiş olan Ulusal Muhafız Federasyonu, şu programla bir Merkez Komite seçimi düzenledi: “Bizler Cumhuriyet’i devirme girişimlerine karşı yükselen sert barikatız. Artık yabancılaşmanın, monarşilerin ve bunların sömürücüleri ve zorbalarının hiçbir türünü istemiyoruz”. 38 üyesinden 21’i işçi olan Merkez Komite 15 Mart 1871’de seçildi ve ikinci bir hükümet; işçi hükümeti gibi işleri yürütmeye başladı.

Meclis için, bu “anarşi” dayanılmazdı. Thiers’in tek bir saplantısı vardı: Parisli işçileri silahsızlandırmak. 18 Mart günü, satın alınmaları için halkın vergi verdiği 271 top ve 146 mitralyözü geri almaları emriyle Montmartre’a askeri birlikler gönderdi. Bu girişim, halkın direnişi ile karşılaştı. Thiers hükümeti, askeri birlikleriyle, polisiyle, memurları ve Paris burjuvazisinin büyük bir bölümüyle beraber Versailles’da sürgün edildi. İşçiler, şehrin efendileri haline geldiler.

“Komün’ün ilk eseri, varlığının kendisi oldu” (Karl Marx)

26 Mart’ta, her mahallede yeni yerel Konseyi, yani yeni Komün’ü oluşturmak için seçimler tertiplendi. Tüm Paris halkı, kendi iktidarını oluşturmak için, doğal olarak, tüm yerel yapıları kullandı. Ancak Komün, o yapılara devrimci bir içerik de kazandıracaktı.

Farklı mahallelerden genel oy hakkına göre seçilen Komün mensupları çoğunlukla işçi ya da işçi sınıfının tanınmış temsilcilerdendi. 83 Komün üyesi arasında, 33 işçi, 14 ücretli, Ferré ya da Rigault gibi Blanquistler ya da Varlin gibi Enternasyonal üyeleri sayılmaktaydı. 28 Mart’ta, o güne kadar iktidarı elinde tutan Ulusal Muhafız Merkez Komitesi, iktidarı seçilmiş Komüne devretti.

Bu seçilmişler, seçmenler önünde sorumluydu ve geri çağrılabilirdi. Egemen sınıfların elindeki bir araç olan sürekli ordu feshedildi ve yerini silahlanmış halk aldı. Tüm memurlar, bundan polis ve hâkimler anlaşılmalı, geri çağrılabilirdi ve en tepeden en alt kademeye kadar bir işçinin ücreti ile ücretlendirildiler. İşçiler burjuva devlet aygıtını yıkmaya giriştiler, onun yerine kendi iktidarlarını yani kendi Devletlerini koyarak.

Kısa sürede, elverişsiz koşullar altında -zira nisan başından itibaren Versailles burjuvazisi Paris’e saldıracaktı- işçiler, bu yeni iktidarın işçi karakterini ortaya koyan pek çok adım attılar. Böylece, 29 Mart’ta kira ödemelerini ertelediler çünkü “doğru olan şudur ki mülkiyet payına düşen kurbanı adamıştır”. Daha sonra, 12 Nisan’da, küçük burjuvaziyi yanına çekebilmek için ticari borçlar problemini, ödemeleri üç yıla yayarak düzenledi.[1] 2 Nisan’da Kilise ile devletin ayrılmasına ve inançlar bütçesinin kaldırılmasına karar verildi. Eğitim laikleştirildi. Komün, 16 Nisan’da fabrikacılar tarafından kapatılan atölyelerin sayımının yapılmasını ve işyerlerinin o güne değin oralarda çalışan işçilere verilmesine dair planlar hazırlanmasını istedi. 27 Nisan’da atölyeler ve devlet kurumlarında, ücretlerden alınan para cezalarının ve yapılan kesintilerin yasaklanmasına karar verdi. 28 Nisan’da, fırıncıların gece vardiyaları kaldırıldı.

Engels Fransa’da İç Savaş’ın girişinde şöyle demişti: “18 Mart’tan itibaren, o güne kadar yabancı istilasına karşı savaşın arka-planına atılan, Paris hareketinin sınıfsal karakteri net ve saf olarak görüldü.”

Burjuvazi boş durmuyordu. Thiers, Bismarck’ın esir Fransız askerlerini serbest bırakmasının yardımıyla yeniden bir ordu inşa etti. 21 Mayıs’ta Versailles birlikleri Paris’e girdi ve kenti teslim alana dek 3 hafta boyunca korkunç bir kıyım yaptı. 30 bin kişi öldü, savaş mahkemeleri 130 bin kişiyi tutukladı, 7 bin kişi yeni Kaledonya’ya sürüldü. Baskı, Paris nüfusunun dörtte birine tesir etti.

Ancak Komün, militan kuşaklar için, işçi sınıfının yapabilirliğini göstermişti. Lenin’in 1911 Nisan’ında dediği gibi: “Komünün kaynağı, sosyal devrimin, işçilerin politik ve ekonomik özgürleşmesinin, dünya proletaryasının kaynağıdır. İşte bu anlamıyla, Komün ölümsüzdür.”

* Bertrand Delanoë, Fransız Sosyalist Parti üyesi, 2001’den beri Paris belediye başkanı.

[1] Ç.n: Marx’ın “bilgece bir çözüm” olarak tanımladığı bu düzenlemeyle hedef, 1848 devrimlerinde işlerindeki durgunluk ve alacak anlaşmazlıkları nedeniyle devrimin bastırılmasına katılmış küçük burjuvaların, bu kez Komüncülerin yanında saf tutmasını sağlamaktı.

Fransızcadan çeviri: Ezel Ünal

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Uzaya ilk adımın 50. Yılında Yuri Gagarin’e Saygı Ekim Devrimi’ne selam

9 Mart 1934 tarihinde kolektif bir çiftlikte çalışan ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Yuri Gagarin, hocaları tarafından zeki ve çalışkan...

Kapat