“Suçları türeten düzenin değiştirilme zorunluluğu yok mu?” Ölüm Cezası – Karl Marks

Marks“Korkunç bir düzenlilikle ödediğimiz bir bütçe var —hapishaneler, zindanlar ve darağaçları bütçesi … Hatta, yıllık doğum ve ölümleri nasıl önceden bilebiliyorsak, hemen tıpkı onun gibi, kaç kişinin elini hemcinslerinin kanına boyayacağını, kaçının kalpazanlık edeceğini, kaçının zehir kullanacağını da şimdiden kestirebiliriz.” Gerçekten de, Bay Quètelet 1829’da yayımlanan bir suç olasılıkları hesabında, 1830 yılında Fransa’da işlenen suçların yalnızca tutarını değil, bütün çeşitlerini de, şaşırtıcı bir kesinlikle önceden kestirmiştir.

Devamı…“Suçları türeten düzenin değiştirilme zorunluluğu yok mu?” Ölüm Cezası – Karl Marks

Burjuva toplumunda paranın gücü – Karl Marks | “Sen ey kral katili, ve ayıran piçinden babayı!”

Marksİnsanın duyguları, tutkuları, vb. yalnızca dar anlamda antropolojik tanımlamalar olarak kalmayıp da, aynı zamanda insan yaradılışının gerçekten varlıkbilimsel (ontolojik) olumlamalarıysa ve yalnızca nesneyi duyularıyla algıladıkları için olumlanıyorlarsa, demek ki: 

(1) Olumlama tarzları hiçbir zaman aynı ve eşit olamaz; tersine, olumlamanın farklı tarzı varoluşlarının, hayatlarının ayrı özelliğini meydana getirir; nesnenin onlar için varolduğu tarz, doyumlarının karakteristik tarzıdır.
(2) Duyusal olumlama, bağımsız şekliyle nesnenin (yeme, içme, bir nesne üzerine çalışma, vb.) dolaysız olarak yok edilmesi olduğunda, bu, nesnenin olumlanmasıdır.

Devamı…Burjuva toplumunda paranın gücü – Karl Marks | “Sen ey kral katili, ve ayıran piçinden babayı!”

“Tembellik Hakkı” Kitabının Yazarı Paul Lafargue, Karl Marks’ı anlatıyor: “İlk yazınsal ürünleri şiirleriydi”

Paul Lafargue
Heine ve Goethe’yi ezbere bilir ve konuşurken onlardan sık sık alıntılar yapardı; tüm Avrupa dillerindeki şairlerin özenli bir okuruydu. Her yıl Aeschylus’u Yunanca aslından okurdu. Onu ve Shakespeare’i insanlığın yetiştirdiği en büyük drama dehaları olarak değerlendirirdi. Shakespeare’e sınırsız bir saygısı vardı: Onun yapıtları konusunda ayrıntılı bir çalışma yapmıştı ve en önemsiz karakterlerini bile bilirdi.

Devamı…“Tembellik Hakkı” Kitabının Yazarı Paul Lafargue, Karl Marks’ı anlatıyor: “İlk yazınsal ürünleri şiirleriydi”

Karl Marks: Hindistan’da İngiliz Egemenliği toplumun tüm çerçevesini parçalamıştır

MarksHindistan’ın bir altın çağı olduğuna inananların görüşlerini paylaşmıyorum, ama bu görüşümün doğrulanması için de, Sir Charles Wood gibi Khuli Han’ın otoritesine başvurmuyorum. Ama, örneğin, Aurung-Zebe zamanını alınız; ya da Kuzeyde Moğolların, ve Güneyde de Portekizlilerin ortaya çıktığı evreyi; ya da müslüman istilası ve Güney Hindistan’daki Heptarşi[313] çağını; ya da, isterseniz, daha da gerilere, antikiteye gidiniz; Hindistan sefaletinin başlangıcını, dünyanın hıristiyan yaradılışından bile çok daha gerilerdeki bir evreye dayanan brahmanın[314] kendi mitolojik kronolojisini alınız.
Ne var ki, İngilizlerin Hindistan’a getirdikleri sefaletin esas olarak farklı ve tüm Hindistan’ın daha önceleri çekmiş olduğundan sonsuz ölçüde daha yoğun türden olduğundan kuşkuya yer yoktur. İngiliz Doğu Hindistan Şirketi[315] tarafından asyatik despotizmin üzerine oturtulmuş bulunan ve Salsette Tapınağı’ndaki[316] bizi ürküten kutsal canavarların herbirinden daha canavarca bir bileşim oluşturan Avrupa despotizmini kasdetmiyorum.

Devamı…Karl Marks: Hindistan’da İngiliz Egemenliği toplumun tüm çerçevesini parçalamıştır

Karl Marks’ın Konuşması: Emeğin egemenliği için başvurmak zorunda kalacağımız şey, zordur

Marks18. Yüzyılda krallar ve hükümdarlar hanedanlıklarının çıkarlarını görüşmek üzere Lahey’de biraraya gelirlerdi.
Kimilerinin içimize salmaya çalıştığı korkulara karşın, işçi toplantıları işte burada yapmak istedik. Büyük Birliğimizin varlığını, yayılışını ve geleceğe dönük umutlarını en gerici insanların ortasında ortaya koymak istedik.
Kararımızın duyulması üzerine, ortamı hazırlamak üzere görevliler gönderdiğimiz söylendi. Her yerde görevlilerimiz olduğunu yadsımıyoruz; ama biz bunların çoğunu tanımayız. Lahey’deki görevlilerimiz, işleri Amsterdam’dakiler kadar ağır olan, günde onaltı saat çalışan işçilerdir. Görevlilerimiz işte bunlardır, başka görevlilerimiz de yoktur. Ve boy gösterdiğimiz bütün ülkelerde bunların bize içtenlikle kucak açtığını görüyoruz, çünkü bizim istediğimiz şeyin onların yazgılarını iyileştirmek olduğunu çok geçmeden anlıyorlar. (sayfa 349)

Devamı…Karl Marks’ın Konuşması: Emeğin egemenliği için başvurmak zorunda kalacağımız şey, zordur

Somut Şeylerin Düşünürü: Marx’ı yeniden okumanın değeri* – Hans Martin Lohmann

Karl-MarxKarl Marx, bugün ülkeleri ve onların ekonomilerini ulusal düzeyde iflasa ve yıkıma süren Kapitalizmin dünya ölçeğindeki krizini görseydi asla şaşırmazdı. Sözcüğün kendisinin ortaya çıkışından çok uzun zaman önce (geçmiş yüzyılın ortalarında-XIX.yy), globalizmin neye karşılık geldiğini biliyor ve işlevinin ne olduğunun bilincindeydi. Üretim fazlalığından muzdarip endüstri sektörünü bataklıktan kurtarmak için verilen devlet fonlarını ise, ki onların yardımıyla her türlü değer tahrip ediliyor, alaya alıp dalga geçerdi. Bugün Marx’ı, toter Hund[2] olarak değil de bilakis Alman dilinde, – özellikle şaşılacak derecede halen aktüel olan ekonomi eleştirisinde – güçlü eserler vermiş önemli bir yazar olarak okumak için bir çok neden var.

Devamı…Somut Şeylerin Düşünürü: Marx’ı yeniden okumanın değeri* – Hans Martin Lohmann

Marx’ın Hayatının Üç Dönemi: Doğru iken yanlış çıkan öngörüsü – Ali Şeriati

Ali Şeriatiİnsanın hayatının çeşitli dönemlerini araştırmada birinin hayatı, başkasının hayatı için ölçüt kılınamaz ve genel mantıksal kural durumuna getirilemez. Çünkü in­san, sadece fidandan ağaç olmaya dek olan yolu kateden bir ağaç olmayıp kimi zaman hiçten herşeye ulaşan, kimi zaman herşeyden hiçe düşen ve hayatı iniş ve çıkışlarla dolu olan bir varlıktır.
Bu yüzden her bireyi, genel ve mantıksal formlarla değil, ayrı ve doğrudan araştırıp incelemek gerekir. Marx da bu kuralın dışında kalamaz.

Devamı…Marx’ın Hayatının Üç Dönemi: Doğru iken yanlış çıkan öngörüsü – Ali Şeriati

Analitik felsefenin kurucularından Bertrand Russell’in düşünce dünyasındaki Karl Marx

Karl MarxKarl Marx’ın, sosyalizmi bilimsel duruma getiren kişi olduğu söylenir. Avrupa’nın yakın tarihini çekim ve itimiyle egemenliği altında tutan güçlü bir eylem yaratma yolunda, başkasından daha çok şey yaptığı eklenir. Onun, genel çizgiler dışında, siyaset ve ekonomi görüşünü ele almak, bu kitabın işi değil. Marx’ı sadece bir filozof ve başkalarının felsefelerine etki etmiş bir kişi olarak incelemek istiyorum.
Bir yönde o, Hodgskin gibi felsefesel köktencilerin ürünüdür. Onların rasyonalizmini
ve romantiklere karşı çıkışlarını sürdürür. Başka bir açıdan materyalizmi yeniden canlandırır ve ona yeni bir yorum ve insan tarihiyle ilişkili yeni bir boyut kazandırır. Bu bakımdan sınıflamak güçtür Marx’ı.

Devamı…Analitik felsefenin kurucularından Bertrand Russell’in düşünce dünyasındaki Karl Marx

Marx’ın Ahlaki Realizmi: Marx’ın Mutçuluğunun Aristotelesçi Kökeni – Alan Gilbert

Karl-MarxMarx’ın politik etkinliğinin, ahlaki öfke ve bilimsel analizin diyalektiği oluşturmuştur. Ancak, teorik çalışmalarına bakıldığında Marx’ın, bilimi vurguladığı ve ahlak teorisi konusunda görünür bir sessizliğe büründüğü görülmektedir. Ve bu sessizliği esas olarak, liberal, anarşist ya da sosyalist olsun tüm ahlakçılık biçimlerini reddetmek için bozmuştur. Kapitalizmi, bu sistemin biçimsel yasal eşitlik standartlarına dayanan yanlış yorumlamalar olarak tahkim etmeye ya da dönüşüme uğratmaya çalışan “adalet” ve “dürüstlük” teorilerini reddetti; hüküm süren adalet kavramlarını tarihsel incelemeye ve sosyolojik eleştiriye tabi tuttu. (1961, vol. 3: 339-40; Gilbert 1982).

Devamı…Marx’ın Ahlaki Realizmi: Marx’ın Mutçuluğunun Aristotelesçi Kökeni – Alan Gilbert

Kapital’den Bir Bölüm: Modern Sömürgecilik Teorisi – Karl Marks

Ekonomi Politik, biri üreticinin kendi emeğine, diğeri başkalarının emeğinin kullanılması ilkesine dayanan çok farklı türden iki özel mülkiyet şeklini birbirine karıştırmaktadır. Bunlardan ikincisinin yalnızca doğrudan birincisinin antitezi olmakla kalmayıp, mutlaka onun mezarı üzerinde boy attığını da unutmaktadır. Ekonomi politiğin yurdu Batı Avrupa’da, ilkel birikim süreci, aşağı yukarı tamamlanmış bulunmaktadır. Burada, kapitalist rejim, ya doğrudan bütün ulusal üretim alanını egemenliği altına almıştır, ya da ekonomik koşulların henüz tam gelişmediği yerlerde, eski üretim tarzına bağlı olmakla birlikte, (sayfa 784) yavaş yavaş çözülmekte olan bu üretim tarzıyla yanyana yaşamaya devam eden toplum katlarını hiç değilse dolaylı olarak denetleyecek durumdadır. Gerçekler, ideolojisinin yüzüne ne kadar yüksek sesle haykırırsa, ekonomi politikçi, bu hazır bulduğu sermaye dünyasına, kapitalizm-öncesi dünyadan devraldiği hukuk ve mülkiyet kavramlarını, o kadar büyük bir çaba ve tatlı dillilikle uygulamaktadır. Sömürgelerde durum başka türlüdür.

Devamı…Kapital’den Bir Bölüm: Modern Sömürgecilik Teorisi – Karl Marks

Karl Marks’ın Tarih Yazımına Katkısı – Eric J.E. Hobsbawm

On dokuzuncu yüzyıl burjuva uygarlık çağı kıvanç duyabileceği bazı entellektüel başarılar kazanmıştır, ama yine bu dönemde gelişen akademik tarih disiplini bu başarılar arasında sayılamaz. Çünkü ondokuzuncu yüzyıl, belki tarihi araştırma teknikleri alanında başarılı oldu, ama bunun dışında kalan tarih alanlarında, daha önceki büyük devrimci döneme—Fransız Devrimi ve Sanayi Devrimi—tanık olanların, insan toplumlarımn dönüşümlerini anlamaya çalıştıkları, çoğu kez belgeleri eksik, kurgusal ve fazlasıyla genel tarih denemelerinin de kesinlikle gerisinde kaldı. Leopold von Ran ke’nin  Öğretisinden ve verdiği örnekten esinlenen ve yüzyılın son yarısmda birtakım uzman dergilerinde yayınlandığını gördüğümüz akademik tarih, olgularla yeterince, desteklenmeyen ya da güvenilir olmayan olgularla desteklenen tarih genellemelerine karşı çıkmakta haklıydı. Öte yandan, kendisi de bütün çabalarını bu «olgu»ların toparlanması üstünde yoğunlaştırmış, boylece, belirli türden belgesel kanıtları (örneğin, bazı etkili kişilerin bilinçli kararlarını yansıtan olayların elyazması kayıtları) değerlendirmeye yarayacak birtakım ampirik ölçütler ve bunun için gerekli bazı yardımcı teknikler geliştirmek dışında, tarih yazımına önemli bir katkıda bulunmamıştı.

Devamı…Karl Marks’ın Tarih Yazımına Katkısı – Eric J.E. Hobsbawm