Metin Altıok’un Bingöl’de felsefe öğretmenliği yaparken eşi Nebahat Altıok’a yazdığı mektup

“İstifa edip gidelim istiyorlar
Bingöl iyice karıştı. Hepimiz dehşetli huzursuzuz. Ders bile veremiyoruz. Baskı üstüne baskı, zulüm. Oniki Mart hortladı. Ellinin üstünde öğrenci gözaltına alındı. Cop, elektrik. Çocukların gövdeleri sigara yanığıyla çiçek açtı. Kötü günler geçiriyorum. Kendimden de endişeliyim. Ne olur bilmem. Akşam 19:00’dan sonra sokağa çıkmak olanaksız. Otel odasına tıkıldım kaldım. Otelden okula, okuldan otele. Günler geçmek bilmiyor. Tatili iple çekiyorum.

5 Mart günü Bingöl’e gelende kar ardımdan yolu kapadı. Beni bekliyormuş sanki. Yarı yolda yakalandık tipiye. Önde kar aracı biz arkada kaybolmuş yolda ağır ağır geçtik Uzunyayla’yı. Yol boyu uyku girmedi gözüme. İçimde büyük bir sıkıntıyla sigara üstüne sigara içerek buldum sabahı.

(…)
Bingöl’e gelir gelmez aldım kötü haberi; Şakir Elçi’*yi kent alanında beş kurşunla vurmuşlar, ölmüş. Şiir düşkünü güzelim Kürt, iki çocuk babası herkesin meccani avukatı Şakir kardeş öldürülmüş. Sana anlatmıştım beni yemeğe davet etmişti evine. Rakılar içip şiirden, Cegerxwîn’den, Nazım’dan söz etmiştik. Müthiş sarsıldım. Ne kadar üzüldüm bilemezsin. Bu yetmiyormuş gibi arkasından gelen olaylar da üstüne tuz, biber ekti. Bizim lise, boykota girdi. Öğrenciler okula gelmedi. Polis geldi, jandarma geldi. Hepimizi sorguya çektiler. Ben iki gün geç geldiğim için paçayı kurtardım. Öğrencileri boykota teşvik eden öğretmenleri arıyorlar –sanki varmış gibi- oysa hiçbir öğretmenin boykotla ilgisi yok.

(…)
Bingöl iyice karıştı. Hepimiz dehşetli huzursuzuz. Ders bile veremiyoruz. Baskı üstüne baskı, zulüm. Oniki Mart hortladı. Ellinin üstünde öğrenci gözaltına alındı. Cop, elektrik. Çocukların gövdeleri sigara yanığıyla çiçek açtı. Kötü günler geçiriyorum. Kendimden de endişeliyim. Ne olur bilmem. Akşam 19:00’dan sonra sokağa çıkmak olanaksız. Otel odasına tıkıldım kaldım. Otelden okula, okuldan otele. Günler geçmek bilmiyor. Tatili iple çekiyorum.

Bugün, iki mektubun ve telgrafın birden geldi. Doğum günü armağanı oldu benim için. Ne kadar sevindim bilemezsin. Bir tek sen hatırladın. Eskiden evim dolup taşardı. Gözden ırak olan gönülden de ırak. Kızım bile iki satır yazmadı. Suç onun değil. Unutmuştur yavrucuk.

Nebahat; seni çok özledim. Rüyalarıma giriyorsun. Kendine iyi bak, beni bekle. Ne olursa olsun dönem sonuna kadar kalacağım burada. Yılmayacağım. Benim kanım Şakir’inkinden daha kırmızı değil. Amaçları hepimizi yıldırımak. Hevesleri kursaklarında kalacak. İstifa edip gidelim istiyorlar.

Sevgilim; bu ay para gönderemiyorum. Kabanın parasını ödemek zorunda kaldım. Parasızım anlayacağın. Onca borçtan ve harcamadan sonra sen de güç durumdasındır biliyorum. Ama dayan biraz. Ay başına az kaldı.

Ben iyiyim. Beni merak etme. Acı patlıcanı kırağı çalmaz. Gelecek güzel günler bizi bekliyor. Sayılı gün çabuk geçer –yukarıda günler geçmek bilmiyor demiştim ama aldırma- Dayan sevgilim, önümüz yaz.

Metin Altıok / 14 Mart 1980-Bingöl

 

*Şakir Elçi
1946 yılında Bingöl’de doğan Şakir Elçi, Ankara Hukuk fakültesini bitirdi. Türk(iye)  Solu  içerisinde Kürt sorununa geleneksel/devletçi bakış açısından uzak olan Türkiye İşçi Partisi’ne (TİP) yakınlık duydu. 1969 yılında çoğu TİP’li -ve çevresinde bulunan-  sosyalist Kürt aydınları öncülüğünde kurulan Devrimci Doğu Kültür Ocakları (DDKO) kurucuları arasında yer aldı, yönetimine girdi.
Bingöl’de  3 mart 1980 yılında  MHP’li belediye başkanının yeğeni Mithat Dopdoğru’nun arkadan sıktığı beş kurşunla yaşamını yitirdi.
Halkın geniş katılımıyla Cumhuriyet sonrası Bingöl’de yapılmış  ilk ve en kitlesel cenaze töreni  düzenlendi.
Bu vesileyle halkın devrimci avukatı  Şakir Elçi’yi saygıyla anıyoruz…

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
140 yıl önce: Paris Komünü, işçi sınıfının ilk iktidarı – Aline Retesse

140. yıldönümü olması vesilesiyle, Paris Komünü hakkında birkaç satır vakfedildi. Bunlardan bazıları, dönemin işçi sınıfına nefretini kusan gazetelerinden Figaro gibi...

Kapat