“İnsanlığı da, ölülere saygı göstermeyi de öğreteceğiz…” Bir Milli Maçta Fışkıran İrin – Kıvanç Koçak

Kıvanç Koçak“Milli” takım bir süredir maçlarını Konya’da oynuyor. Nedenini hatırlıyor musunuz? Çünkü İstanbul’da takıma ve futbolculara yönelik ciddi protestolar yaşanıyor, gerilim çok yükseliyordu. Yetkililer çareyi, maçları daha önce hiç milli maçın oynanmadığı, stadı yenilenmiş Konya’ya taşımakta buldular. Aldıkları performanstan da çok mutlu oldular. Seyirci “muhteşemdi”, takıma hiç sırtını dönmüyordu, hep destekliyordu.
İşte o muhteşem seyirci, İzlanda maçı öncesi Ankara katliamında hayatını kaybedenler için yapılan saygı duruşunda durmadı, duramadı; ıslıklar, yuhalamalar, tekbirler… Halkımız, ağırlıkla “solcuların” öldüğü Ankara katliamından sonra ilan edilen yasta, 2-3 gün zar zor tutmuştu kendini zaten ileri geri konuşmamak için (ki konuşanlar da vardı),

Devamı…“İnsanlığı da, ölülere saygı göstermeyi de öğreteceğiz…” Bir Milli Maçta Fışkıran İrin – Kıvanç Koçak

Türkiye’nin ilk kadın sosyalist akademisyeni; Behice Boran

Cinsiyetçi ayrımcılığın ve baskıcılığın, gündelik yaşamın tüm alanlarında kendini gösterdiği bir dönemde Türkiye’nin ilk kadın Marksist kuramcısı, ilk kadın sosyalist akademisyeni, sosyal bilimler alanında ilk saha araştırmasını yapan kişi ve ilk kadın siyasi parti başkanı olarak tarihimizde yerini aldı Behice Boran. Yaşamının büyük bölümünü emekçi halktan yana mücadele ile geçirdi. 1965 seçimlerinde Urfa’dan TİP milletvekili olarak seçildi. 1940’lardan sonra sürekli baskı altında tutulan Boran, en son gözaltına alındığında 70 yaşındaydı. 1980 yılında siyasi mülteci olarak Belçika’ya gitti. 1981’de yurttaşlıktan çıkarıldı. 7 yıllık sürgün yaşamından  sonra 77 yaşında 1987 sabahı yaşama veda etti.

Devamı…Türkiye’nin ilk kadın sosyalist akademisyeni; Behice Boran

Doğan Akın: Bu ülke sizi 34 yıldır öldürüyor, hatıranız önünde utanarak eğiliyoruz!


Bu, kendisine aşkından gözleri kör olmuş ülke için bir kez daha utanma vaktidir. Bahçelievler’de silahsız yedi genci hunharca öldüren katillerden yakalanabilenler “Dünya Hukuk Günü”nde serbest bırakıldı!
Böylece, daha önce bırakılan diğer katiller ve uğursuzlarla Bahçelievler katliamı katillerinin durumu eşitlenmiş oluyor. Vatandaşını korumayan, katilini yakalamayan, yakaladığına hak ettiği cezayı veremeyen bir ülkenin icat ettiği adalet bu kadar oluyor demek ki: Katillere eşitlik!

Devamı…Doğan Akın: Bu ülke sizi 34 yıldır öldürüyor, hatıranız önünde utanarak eğiliyoruz!

Kemal Burkay’dan İsveç’e veda: Yalnızca baharını değil, karlı uzun kış gecelerinle de seni sevdim

Tunceli doğumlu olan  Kemal Burkay, Ankara’da Hukuk Fakültesi’nden  mezun olduktan sonra 1965 yılında Türkiye İşçi Partisi’ne (TİP) katıldı. 1966 yılında yayınlandığı bir makaleden dolayı hapis yattı. 1969 ve 1971 yıllarında da tutuklanan Burkay, Lübnan üzerinden Türkiye’yi terk etti. 1974 yılında genel aftan yararlanarak ülkeye geri döndü. Kürdistan Sosyalist Partisi’ni (PSK) kurdu. 12 Eylül darbesi sonucu yurt dışına çıktı.
Türkiye de darbe ile dibe vuran özgürlük ve eşitlik mücadelesine uzak kalmasıyla beraber giderek yabancılaştı (Fransızlaştı). Kürt meselesinde demokratik ve eşitlikçi çözümden yana olsa da; gelişmekte olan mücadeleye yüzeysel yaklaşmakla beraber -çoğu zaman- siyasi söylemi egemen düzenin etkisini altında kaldı. Zamanla her şeyin “güzellik” ile hal olacağına inanan evrimci ütopik sosyalist kimliğini de yitirip liberalleşti. 2003 yılında kendi kurduğu ve genel sekreterliğini yaptığı partiden ayrıldı.
31 yıl sonra siyasi kimliğinden öte  yazar ve şair olarak anacağımız biri olarak Türkiye’ye geri dönecek olan Burkay, İsveç’ten ayrılmadan önce bir veda mektubu kaleme aldı. Mektupta İsveçe “Tack Sverige! (Teşekkürler İsveç!) diyen Kemal Burkay’a Fıransızca Bienvenue (Hoşgeldiniz geldiniz) diyoruz. Öyle Umuyoruz ki; yaptığı çalışmalarla süreç itibariyle kendisine duyulan ihtiyacın hakkını verir. Taraf, Star veya Sabah gibi bir gazetede verilen görevi icra ederek Başbakan Tayyip Erdoğan’ın gözüne girer.
Ancak yine de şairimize, Haluk Gerger’in “Türk burjuvasi ürkek, korkak ve kıyıcıdır” saptamasını hatırlatmakta fayda görüyoruz.

Devamı…Kemal Burkay’dan İsveç’e veda: Yalnızca baharını değil, karlı uzun kış gecelerinle de seni sevdim

Zeynep Altıok’un kaleminden annesi Füsun Akatlı, babası Metin Altıok

Füsun Akatlı İstanbullu bir ailenin kızıydı. Kökeni Rumeli Yanyalı. Büyükdedesi gazeteci-yazardı; “Lastik Sait.” Abidin Dino’nun eşi Güzin, Füsun Akatlı’nın annesi Bihin’in kuzeni.
Bihin Hanım da yazar; yıllarca (Metin Toker’in) Akis dergisinde yazdı; CHP’nin kadın kollarında faaldi. Akrabalar arasında Cumhuriyet tarihinin önemli felsefecilerinden Prof. Dr. Hilmi Ziya Ülken de vardı. Füsun Akatlı bu “rol modeli”nden dolayı Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü’nü seçti.
Metin Altıok sınıf arkadaşıydı.
İzmir Bergamalı Metin Altıok ile İstanbullu Füsun Akatlı Ankara’da iki yakın arkadaş, dost ve sevgili oldular. Prof. Nusret Hızır, Prof. Suut Kemal Yetkin gibi öğretmenleriyle çok sıcak ilişkileri vardı.

Devamı…Zeynep Altıok’un kaleminden annesi Füsun Akatlı, babası Metin Altıok

Yaşar Kemal, TİP’ten ayrılmasını isteyen CIA ajanını küfredip kovmuş

Yaşar Kemal, bir CIA ajanının 1960’lı yıllarda kendisine dönemin Türkiye İşçi Partisinden ayrılması karşılığında, Batı edebiyat dünyasında şöhret vaadettiğini söyledi. ABD’de muhalif ve sol çevrelerin önde gelen dergilerinden The Nation, bu hafta 5 sayfasını Yaşar Kemal’e ayırdı. Marc Edward Hoffman’ın İstanbuldaki evinde görüştüğü usta romancı, hatıralarını anlatırken, Türkiye İşçi Partisinden ayrılmasını teklif edene kadar arkadaşı olduğunu söylediği CIA ajanı ile ilgili ABD’nin ünlü siyaset dergisi Nation’a 50 yıllık sırrını açıkladı:

Devamı…Yaşar Kemal, TİP’ten ayrılmasını isteyen CIA ajanını küfredip kovmuş