Lenin’in şakayla karışık “Kafkas Haydutu” dediği Fedaisi Kamo – Jacgues Baynac

Kamo

Her camın ardına ölüm yerleşti. Her kapı köşesi bir pusu, her kavşak bir katliam alanı oldu. Bazen tek bir avludaki savunmayı kırmak için top getirildi. Milisler, partizanlar, keskin nişancılar düşman saflarını kırıp geçirdiler, ama her defasında düşman yeniden toparlandı. Geri çekilmek gerekiyordu. Yok olma sırası gelip çattığında, bir içgüdü ağır baskı altındaki kuşatılanları eski işçi mahallesi Presnaya’ya doğru götürdü. Daha tutkalları kurumamış afişlerin uyarısına kulak asmayan kadınlar, çocuklar ve yaşlılar mahalleyi durmaksızın sağlamlaştırıyorlardı.
Ama yangınların ışığıyla aydınlanan gökyüzünün kana boyandığı bir zamanda başka ne yapılabilirdi ki?..*

Devamı…Lenin’in şakayla karışık “Kafkas Haydutu” dediği Fedaisi Kamo – Jacgues Baynac

“Yirminci Yüzyılın En Önemli İnsanı: Lenin” – A. Zinovyev’le röportaj

lenin“A. Zinovyev. Bir sosyolog olarak insanlığın evrimini, devrimi ve devrim sonrası dönemi inceledim. Şundan emin olabilirsiniz: Ekim Devrimi olmasaydı, Sovyetler Birliği kurulmasaydı, Komünist Hareket tarihte hiçbir rol oynamasaydı insanlık çürüme yoluna girer, acınası bir hal alırdı. Komünist devrim ve onun doğurduğu etkiler sayesinde insanlık büyük bir felaketten, korkunç bir gerilemeden kurtuldu. Bu yüzden de Sovyetler Birliği’nin, Komünizmin yıkılması insanlık için devasa bir kayıptır. Bu yıkılıştan sonra evrimsel bir gerileme yaşıyoruz. İnsanlık evrimleşmesinin bir alt aşamasına düşmüştür.”

Devamı…“Yirminci Yüzyılın En Önemli İnsanı: Lenin” – A. Zinovyev’le röportaj

Marks-Engels-Lenin Kadın ve Aile: Burjuvazi Ahlakının İkiyüzlülüğü, Aşk ve Evlilik

Kadın ve AileBurjuvazi, egemen olduğu yerde, bütün feodal, ataerkil, pastoral ilişkileri yok etti. İnsanı doğal üstlerine  bağlayan çeşitli feodal bağları acımasızca kopardı ve insan ile insan arasında, çıplak çıkardan, duygusuz  “nakit ödemeden” başka hiçbir bağ bırakmadı. Sofuca bağnazlığın; şövalyece coşkunun, darkafahca hüznün kutsal ürpermelerini bencil hesabın buz gibi soğuk sularında boğdu. Kişisel vakarı değişim değerine indirgedi ve benimsenmiş ve kazanılmış sayısız özgürlüklerin yerine vicdansız bir ticaret özgürlüğünü koydu. Tek sözcükle, dinsel ve politik kuruntularla peçelenmiş sömürünün yerine açık, utanmaz, dolaysız, amansız sömürüyü koydu. Burjuvazi şimdiye kadar sayılan ve sofuca bir korkuyla bakılan bütün uğraşları kutsal görünüşlerinden [sayfa 134] soydu. Hekimi, hukukçuyu, rahibi, şairi, bilim adamını, kendi ücretli işçileri haline getirdi.
Burjuvazi aile ilişkisinin dokunaklı-duygusal peçesini yırttı ve onu katışıksız para ilişkisine döndürdü.

Devamı…Marks-Engels-Lenin Kadın ve Aile: Burjuvazi Ahlakının İkiyüzlülüğü, Aşk ve Evlilik

Proletarya Partisinin Din Konusundaki Tutumu – Viladimir İliç Lenin

Ne olursa olsun tanrıya savaş açılmasını isteyen bir anarşist, gerçekte papazlara ve burjuvaziye yardım ediyor demektir. 

Proletarya Partisinin Din Konusundaki Tutumu Marksizm her türlü dinsel örgütü, işçi sınıfının sömürülmesini ve ezilmesini savunmaya hizmet edecek birer burjuva gericiliğinin aracı olarak görür. Aynı zamanda   Engels, Sosyal Demokratlardan “daha sol” ya da “daha devrimci” olmak isteyenlerin dine savaş açarcasına işçi partisinin programına ateist olduklarının konulması yolundaki çabalarını da sık sık suçlamıştır. Engels 1874’de Londra’da sürgünde yaşayan Blanquist geçici Komünarların ünlü manifestosundan söz ederken, onların dine savaş açmalarını budalalık olarak nitelemiş ve böylesi bir savaş açmanın dine karşı yeniden ilgi duyulmasını sağlamak ve dinin gerçekten ortadan kalkmasını engellemek için en iyi yol olduğunu belirtmiştir.

Devamı…Proletarya Partisinin Din Konusundaki Tutumu – Viladimir İliç Lenin

Krupskaya: “Çernişevski’nin Lenin üzerindeki etkisi sadece onun karakteriyle sınırlı değildir”

ÇernişevskiYoldaşlar, Çernişevski’nin Vladimir İliç üzerindeki etkisine dair birkaç söz söylemek istiyorum. Vladimir İliç makalelerinde veya kitaplarında bu etkiyi hiçbir zaman konu etmedi ama Çernişevski’den her bahsettiğinde sesinde bir heyecan belirtisi olurdu. Çalışmalarını inceleyen biri, Çernişevski’den bahsettiği bölümlerin ayrı bir tutkuyla yazıldığını fark edecektir. Lenin’in “Ne yapmalı?” [1] adlı broşürü Çernişevski’nin etkisinin dolaylı bir işaretidir. Partinin kurulmasından önceki dönemden bahsedersek -ki bu 1894 ve 1898 yılları arasındaki işçi hareketinin hızlıca gelişmeye başladığı ve kitlesel bir karakter aldığı dönemdir- Lenin, bu harekete katılan genç insanların ve fikirlerinin önceki devrimcilerin eylemlerinin etkisi altında geliştiğini ve bunun onlara kendilerini bu etkiden kurtarma ve farklı bir yol, Marksizm yolunu benimsemek uğruna verdikleri büyük bir iç savaşa mal olduğunu söyler. Bu ifadenin otobiyografik bir temeli vardır.

Devamı…Krupskaya: “Çernişevski’nin Lenin üzerindeki etkisi sadece onun karakteriyle sınırlı değildir”

Lenin’inin kadın sorununa bakışı üzerine anıları ve düşünceleri ile Clara Zetkin*

Kadını ev köleliğinden ve erkeğe  bağımlılıktan kurtarmak
“Kadınları toplumsal iktisada, yönetime, yasamaya ve hükümete katıyoruz. Mesleki ve toplumsal yeteneklerini geliştirmek için onların hepsine kurs ve enstitüler açıyoruz. Ortak mutfaklar, kamu aşevleri, yıkama ve onarma kuruluşları, kreşler, çocuk yuvaları ve çocuk yurtları, çeşitli eğitim kurumları kuruyoruz. Kısacası, tekil ev ekonomisinin iktisadi ve eğitsel görevlerini topluma devretmek şeklindeki programatik talebimizi ciddi bir şekilde ele alıyoruz. Böylece kadın, eski ev köleliğinden ve erkeğe her türlü bağımlılıktan kurtuluyor. Kadınlara, yetenek ve eğilimlerine göre, toplumda tam etkinlik olanağı sağlanıyor. Çocuklar, evdekinden daha elverişli eğitim koşullarına kavuşuyor. Kadın işçileri koruma konusunda dünyadaki en ileri yasalara sahibiz, ve bunları örgütlü işçilerin vekilleri uyguluyor. Doğumevleri, ana ve bebek yurtları açıyoruz, anneler için danışmanlık merkezleri, bebek ve küçük çocukların bakımı için kurslar, ana ve bebek sağlığı ile ilgili sergiler vb. düzenliyoruz. Bakıcısı olmayan ve işsiz kadınların sıkıntılarını gidermek için en ciddi çabaları gösteriyoruz.”

Devamı…Lenin’inin kadın sorununa bakışı üzerine anıları ve düşünceleri ile Clara Zetkin*

Rus Politikacı, Yazar ve Eleştirmen Lunaçarski’nin Kültür ve Sanat Anlayışı üzerine…

Lunaçarski, Sürgün yıllarında hayatını kazanmak için Fransa’da kurduğu parka, soyadının ilk iki hecesini vererek dünyanın ilk  Lunaparkını  açtı. Devrimci faaliyetlerini bu parktan sağladığı gelirle finanse etti.

Lunaçarski, Sovyetler Birliği’nde gerçekleştirilen sanat ve kültür politikasının belirlenmesinde, örgütlenmesinde, düzenlenmesinde, geliştirilmesinde birinci dereceden rol oynayan kişilerden biridir.
25 Ekim 1917’de (yeni takvime göre 7 Kasım) Büyük Proleter Ekim Devrimi’nin zafere ulaşmasının ardından, II. Sovyetler Kongresi tarafından 26 Ekim’de (yeni takvime göre 8 Kasım), Lenin başkanlığında bir “Halk Komiserleri Konseyi” kurulması kararı alınmış, bu konseyde “Eğitim İşleri Halk Komiseri” görevi Lunaçarski’ye verilmiş ve Lunaçarski, 1929 yılına kadar bu görevi başarıyla sürdürmüştür. Yüksek okullar da dâhil olmak üzere bütün eğitim kurumlarının, siyasi aydınlatma çalışmalarının, basın yayın organlarının, sanat ve edebiyat çalışmalarının bu komiserliğe bağlı olarak yürütüldüğü düşünülürse, Lunaçarski’nin kuruluşundan itibaren Sovyetler Birliği kültür hayatında oynadığı rol daha iyi açığa çıkar.

Devamı…Rus Politikacı, Yazar ve Eleştirmen Lunaçarski’nin Kültür ve Sanat Anlayışı üzerine…