MAKSİM GORKİ İLE VLADİMİR LENİN’İN İLK KARŞILAŞMASI, İNSANİ, EDEBİ VE SİYASİ İLİŞKİSİ

Aralık Rusya’da ihtilalci kavga giderek şiddetlenmekte, proletaryanın önderliğinde halk yığınlarının güçlü girişimleri yüzyıl başından beri ülkeyi sarsmaktadır. Sosyal ve politik anlaşmazlıklar son haddine varmıştır. Silahlı ayaklanma, proletarya partisi için artık teorik bir tartışma olmaktan çıkmış, kaçınılmaz bir pratik görev haline gelmiştir. Tutuklanmamak için kaçmış olan Lenin, kasım ayında gizlice dönmüş, Petersburg’da Bolşeviklerin Petersburg ve merkez komitelerinin yönetimini eline almıştır.

İkinci başkent Moskova’da ve diğer merkezlerde Bolşevikler tarafından organize edilen yığınlar silahlı savaşa hazırlanmaktadırlar. Parti yönetimi acele olarak işçilerin, özellikle Moskova’daki işçilerin durumu hakkında bilgi istemektedir. Ve Moskova’da Maksim Gorki yaşamaktadır. Uzun süredir ciddi şekilde hasta olmasına rağmen birçok ileri harekete katılmaktadır. Gerek kendi verdiği gerekse başka kaynaklardan elde ettiği büyük paralarıyla yardımda bulunmakta, evinde silahlar depo edilmekte ve dağıtılmakta, işçiler onun evinde toplanmaktadırlar. Bu sırada Gorki, Lenin ve merkez komitesinin diğer Bolşevik üyelerine Moskova’daki ayaklanma hazırlıkları ve diğer sorunlar üzerinde bilgi vermek üzere, Petersburg’a çağrılır; hastalığına rağmen gider. Petesburg’a varışından hemen sonra Lenin’le buluşurlar. Her ikisi de bu karşılaşmayı sabırsızlıkla beklemiştir. Gorki’nin karısı M.F. Andreveva şöyle der:

“Lenin’in odaların birinden çıkıp hızlı adımlarla Aleksi Maksimoviç’e doğru gelişini hatırlıyorum. Uzun süre el sıkışmışlardı Lenin neşeyle gülüyordu. Gorki ise çok çekingen ve böyle durumlarda hep yaptığı gibi özellikle güzel konuşmaya özen göstererek tekrar tekrar: Aha, demek Siz’siniz. Çok iyi! Çok sevinçliyim. Çok sevinçliyim!” diyordu.

Gorki Moskova’dan haberler verir. Keskin gözlem yeteneği Lenin’i büyüler. O ise hep sorar, ta ki başkentteki durumu etraflıca öğreninceye dek… Yazar da Lenin’e hayrandır. Otuz yılı aşkın bir süre sonra, ölümünden az önce, bile bu karşılaşmayı hatırlamaktadır:

“0, küçük, çıplak başlı, zeki bakışlı, buna karşılık ben, büyük, kaba yüzlü ve tavırlı. Önce birbirimize ısınamadık, fakat sonra birbirimizi dikkatle inceleyince, ikimiz de kahkahalarla gülmeye başladık, ondan sonra ikimize de konuşmak çok kolay geldi…”

1905 yılının bu 10 Aralık günü -eski Rus takvimine göre 27 Kasım da birbirini uzun süredir tanıyan, izlemiş olan ve birbirine değer veren iki insan ilk kez karşılaşıyordu. Yine bugün her ikisinin de yaşamlarını değiştiren ve yaratma güçlerini kesinlikle zenginleştiren geliştiren bir bağ kurulmuş oluyordu. Bu öyle bir bağdı ki. Gorki’nin gelişmesinde ve girişimlerinde büyük etkisi oldu ve gerek içeriği, gerekse karakteri dolayısıyla Marksist parti ve sosyalist sanatçı arasındaki verimli ilişkilere en iyi bir örnek oldu. Aslında ilk «karşılaşmaları» bir kaç yıl öncesine dayanır. 90 ların sonunda Unovoje Slovoıo (Yeni söz) ve Hayat gazeteleri Lenin ve Gorki’nin eserlerini yayınlamış buradan birbirlerinin dikkatini çekmişlerdi. Çağdaşlarının belirttiğine göre Gorki o zaman Lenin’in “Rusya’da Kapitalizmin Gelişimi” adlı eserinin ana tezlerini biliyordu ve Lenin de 1899 baharında yazdığı bir mektupta İskra (Kıvılcım) gazetesinin sanat değerini ve bunun yanı sıra Gorki’nin bir çok eserini övüyordu. Belgelerden edindiğimiz bilgiye göre Lenin bundan sonra yaşamının her devresinde Gorki’nin eserlerini dikkatle izlemiştir. Bunu zevkle yapmıştır. Çünkü Gorki hayatı gerçekleriyle anlatmış ve onu bir devrimcinin gözüyle görmüştür. Öte yandan yazar da Lenin’in ve kavga arkadaşlarının Oportünistler ve Liberallerle olan anlaşmazlıklarını izlemiştir. Burjuva Liberalizmine karşı çıkışı, Liberal Halkçılarla ve Bakununinci Marksistlerle anlaşmazlığı onun sosyal demokrat harekete ve Marksizme yaklaşımını gösterir başında Lenin yanlısı yasa dışı Kıvılcım gazetesine sempatisini belirtmiş, 1902 sonbaharında Iskra’cı yasa dışı kuruluşlarla bağlantı kurmuş ve gazeteyi desteklemiştir. Bu politik birleşme, Gorki’nin «Yaşam ve Esen konusunda konstrüktif bir toplu düşünceye varmak için uzun yıllar sürdürdüğü acılı ve sıkıntılı arama ve kavgasında yeni bir basamağa geçiştir. Aynı yıl yazdığı «Küçük Burjuvalar da proleterin yeni bir kahraman olarak ortaya çıkması ve «Gece Barınağında burjuva toplumuyla mücadeleci bir hümanizmayla hesaplaşması bunu kanıtlar.

LENİN’İN MAKSİM GORKİ’YE MEKTUBU: SEVGİLİ ALEKSEY MAKSİMİÇ

Lenin, Gorki’nin işçi hareketine katılmasına çok sevinmiştir. Ona çok değer vermektedir. Ve 1902 den beri yazarla Bolşevikler arasındaki ilişkiyi elinden geldiğince güçlendirmeğe çalışmaktadır. Gorki işçi hareketinin gelişmesine ve güçlenmesine tanık olur. Kendisi de Lenin’in yönetimindeki Bolşevik partisinin gelişmesi için yardımda bulunur ve gerek eserleriyle gerekse politik faaliyetleriyle yüzyıl başında yoğunluk kazanan ve sonunda burjuva demokrasi devrimini getiren hareketlere büyük katkısı olur. Bu süre içinde adını Rusya dışına taşıran bir yazar olmuştur. Politik görüşünü 1905’te başı olarak Lenin’i gördüğü SDAPR’e katılmakla açıkça ortaya koyar. Gorki’nin Lenin’le şahsen tanışmayı bu kadar sabırsızlıkla beklemesinin nedeni son haftalarda ortak çalışmalarının özellikle yoğun oluşudur.

Gorki 1905 Ekimi’nin sonunda ilk kanuni Bolşevik gazetesi «Novaya Shisn»in çıkarılmasına yardım etti. Gizlice yurda dönen Lenin partinin merkez organı haline gelen gazetenin yönetimini eline aldı. Her ikisi de bu gazetede politik durumun, sosyal-politik gruplaşmamaların ve devrimci güçlerin değerlendirilmesinde birçok ortak yanlar taşıyan yazılar yazdılar. Gorki «Küçük Burjuva ideolojisinin Eleştirisini ve Lenin de ünlü makalesi «Parti Organizasyonu ve Parti Edebiyatını yayınladılar. Bu yazısında Lenin sosyalist edebiyatın ana prensiplerinden birini, particiliği ele alır. Yazarın Marksist Parti ve onun yönettiği toplumla olan açık ve bilineli ilişkisinin gerçekten özgür edebiyatın doğup gelişmesi için kesin bir şart olduğunu öne sürer. Lenin’in bu makalede getirdiği prensipleri Gorki daha evvel eserlerinde kullanmıştı. İçinde küçük burjuvazinin sosyal ve ideolojik bir görünüş olarak maskesinin düşürüldüğü türündeki yazıları Lenin’in söz ettiği parti edebiyatıydı. Nitekim Lenin’in fikirlerinin öneminin ve doğruluğunun klasik ve sanatsal bir kanıtını Gorki bir kaç oy sonra yayınladığı romanıyla verdi. (1906/1907) Sosyalist gerçekçiliğin bu önemli eserinde Gorki, işçilerle birlikte verdiği savaşın tecrübelerini sanatçı yönüyle işledi. Marksist teorinin önderliğindeki bilineli ve organize edilmiş “Sosyal Toplum Düzenli savaşında kapitalizmin işçi kitlelerinden nasıl proleter devrimcilerin yetiştiğini, istismar düzeninin koşullarında nasıl yeni sosyalist insanın geliştiğini göstererek proletaryanın ve halkın yenilmezliğini anlattı. Politika ve sanat alanında aynı görüş acısı, aynı yaşam amacı, bu amaca giden zorlu yol üzerinde karşılaşma, birinin diğerine ihtiyacı olduğunu bilmesi ve birbirlerini tamamlamaları Lenin’le Gorki’yi birleştiren sıkı dostluğun nedenleriydi. Moskova’da Aralık ayaklanması bastırılınca Gorki bir tutuklamaya karşı uyarıldı ve partinin görevlisi olarak yurt dışına çıktı. Helsinki’de devrimci işçiler tarafından sevinçle karşılandı. Burada Lenin’le yeniden buluşan Gorki yeni parti görevleri aldı. Almanya, Fransa ve USA’ya gitti. Rus devriminin gerçeklerini yaydı ve yardım topladı. Bunlardan sonra İtalya’ya geçti ve 1906’dan 1913’e dek Kapri adasında yaşadı. Bu iltica yılları yazara çok güç geldi. Rusya’da karşıt faaliyetin zaferini görüyor, takipler, tutuklamalar ve ilerici kimselerin idamına şahit olunuyordu. Burjuva ve küçük burjuva sanatçı ve entelektüellerinin halktan, hümanizma ve realizmden ve özgürlük hareketinin ideallerinden yüz çevirmelerine karşı çıktı. Daha sonraları yılları için, «Rus entelektüelliği tarihinde en utanç verici devre diye bahsetmiştir. Gorki, devrimci hareketin sadece geçici olarak bastırıldığından emindi. Gelişen güçleri bir araya toplamayı, onları cesaretlendirmeyi, onlara yönelik ideolojik saldırılara karşı çıkmayı ve karşı hareketin maskesini düşürmeyi kendine görev edindi. Ve görevini Bolşeviklerin tarafını tutarak yaptı. Karamsarlık dolu bir ortamda o iyi niyetli kaldı, fakat bu, yalnız Lenin onu inancında güçlendirdiği için olmadı. Rus işçi hareketi ilk ihtilal devresinden ders almasını bilmiş ve savaşını değişen koşullara göre sürdürmeye başlamıştı. İşte bu güç durumda bile Lenin dostunu unutmadı. Yazarın 1907’de Londra’ya SDAPR’nin 5. parti kongresine delege olarak gönderilmesini sağladı. Burada Gorki Lenin’in başkanlığında Bolşevikler tarafından candan karşılandı. Savaşmaya kararlı, güvenilir Bolşevik delegelerle birkaç hafta geçirdi. Bolşeviklerle Menşevikler arasındaki anlaşmazlıkları izledi ve inançla Lenin’in ve mücadele arkadaşlarının görüşlerini savundu. Burada Londra da Lenin’le yakın ilişkisi oldu: parti başkanı Lenin’i ve ulusu için endişe duyan yoldaş Lenin’i daha iyi anlamaya başladı. Bu Londra anısı onda o denli yerleşti ki, 20 yıl sonra bile şunları söylüyordu:

“Vladimir İlyiç Lenin acele acele kürsüye çıktı ve gırtlaktan gelen sesiyle ‘Yoldaşlar’ diye söze başladı. Önce kötü konuşuyor sandım. Fakat bir dakika sonra bütün diğerleri gibi bende kendimi onun konuşmasına kaptırmıştım. En zor politik konularda bu denli rahat konuşulduğunu ilk kez görüyordum… Kolunu öne uzatmış ve hafifçe kaldırmış, sanki her sözünü tartarmış gibi görünen eliyle muhaliflerinin sözlerini bir yana itip, ağır basan karşı tezler getiriyordu. Sözleriyle işçi kitlesinin liberal burjuvazinin ardında veya yanında değil, kendi yolunda gitmesi gerektiğini ve bunun onun hakkı olduğunu anlatıyordu. Bütün bunlar benim için alışılmadıktı ve Lenin tarafından söyleniyordu. Fakat konuşan sanki o değil, onun vasıtasıyla dile gelen tarihti.”

Gorki Lenin’e salt önemli bir politikacı ve akıllı bir yol gösterici olduğu için değer vermiyor, aynı zamanda onu iyi, candan bir dost olarak ta seviyordu. Lenin de ona karşı aynı şeyleri duyuyordu. Lenin’in birkaç mektubunun sonundaki «Sıhhatli kalınız temennisi, sık sık söylediği ve ciddi bir tedaviye ihtiyacınız var! Sözü yapmacık bir sevgi değil, dost için duyulan endişenin gerçek bir ifadesidir. Lenin, birkaç mektubunda Gorki’nin sıhhatini sorar, kendisini korumasını rica eder.

Gorki 1907’de bir karı-kocanın tutuklandığını duyunca Ladiçnikov’a şunları yazar: «Bunların İliç’ler olabileceğinden çok korkuyorum.» Samimi dostlukları nedeniyle her zaman çekinmeden acık açık birbirleriyle konuşurlardı yılında Romcin Rolland’a yazdığı mektupta Gorki şöyle diyordu :

“Onunla onu içerlemeye aldırmaksızın dobra dobra konuştum. Başka kimseyle böyle konuşulamazdı, sözler nasıl otursa olsun, arkalarında gizli olanlarını hemen kavrıyordu.”

Krupskaya da onun hakkında şöyle der:

“Kabullenemediği, onu rahatsız eden, ona üzüntü veren her şeyi açık açık Gorki’ye yazardı. Aslında ilyiç tüm dostlarına böyle yazardı. Fakat Gorki’nin mektuplarmda bir ayrıcalık vardı. Çoğunlukla dobraydı, fakat bu dobralıkta bir yumuşaklık gizliydi.”

Dostuna gösterdiği bu acık yürekli ilgi onu başka Rus devrimcileri ile tanıştırma gayretinde kendini gösterir. Lenin 1913’te Gorki’yi “ilginç Rus işcileri” tanıyacağını söyleyerek yanına çağırmış, Gorki de aynı şekilde Lenin’i Kapri’ye davet ettiğinde orada cok «ileri» işçilerle karşılaşacağını yazmıştır. Her ikisi karşılıklı sohbetlerden çok hoşlanıyorlardı. Anareyeva, Lenin’in Kapri ziyareti hakkında şunları diyor:

“Vladimir İlyiç’in ziyareti boyunca Aleksey Maksimoviç onunla çok az yalnız kalabildi. Hep başkaları tarafından rahatsız ediliyorlardı. İlyiç sadece birkaç gün Kapri’de kalabildi. O gittikten sonra Gorki bir karamsarlığa düştü ve uzun süre bundan kurtulamadı.”

 Krupskaya bu Kapri ziyaretinin Lenin’i de hoşnut etmediğini yazıyor. Nazik konular üzerinde yaptığı konuşmalardan çok, denizin güzelliğinden, oranın şarabından söz etti. Zevkleri, görüşleri çeşitli konularda birleşiyordu. Rusyadaki işçi hareketi hakkında, değişik sosyal sınıfların ve partilerin politikaları hakkında karşılıklı görüşlerini açıklıyorlardı. Lenin Gorki’ye partisinin ana sorunları hakkında kararlarını bildiriyor ve bunları ona açıklıyordu. Her ikisi de yazarın parti çalışmalarına katılmasının salt parti için değil, Gorki’nin sanatçı yaratıcılığı için de yararlı olduğu kanısındaydılar. Lenin’le olan fikir alışverişi, parti çalışmaları, özellikle Bolşevik basında çalışmalar, yurt dışında olmasına rağmen Gorki’nin Rusya’daki durumu doğru olarak izlemesini sağlar. Bu da 1905 ihtilalinden sonraki durumu, sosyal değişmeleri görüp eserlerinde dile getirmesine yol açmıştır sonunda Gorki, Lenin’in çabasıyla yurda döndü. Daha 6 Mart 1913’te Lenin Gorki’ye af fermanından yararlanmasını tavsiye etmişti:

“Bir devrimci bugün Rusya’da fazla şey yapabilir… yurt dışındakinden çok daha Devrimci bir yazar İçin Rusya’yı (Yeni Rusya’yı) dolaşmak imkanı, bu sayede Romanev’lara ve ortaklarına ilkinden çok daha güçlü bir darbe indirmek imkanını doğurur…”

Mektuplarında özellikle çok yer verdikleri bir alan vardı: ideolojik ve felsefi problemler. Lenin daima Gorki’nin kendini düşündüren konularda aydınlanmasına ve marksist görüşü benimsemesine çalışırdı. Örneğin Gorki ona nasyonalizme karşı durmak gerektiğini yazdığında, Lenin bu görüşü kutluyor ve nasyonal sorunda Bolşeviklerin politikasını açıklıyordu. Gorki yanlış kavramları savunduğunda Lenin bunları etraflıca ve inandırıcı bir biçimde eleştiriyordu. Bu sırada bir sanatçının kendine özgü problemlerini, yazarın zihniyetini, kendi prensiplerinden ayrılmaksızın daima göz önünde bulunduruyordu. Gorki de her zaman eleştiriye ve ondan ders almaya hazırdı. 1907’den sonra Gorki, bir müddet için Bolşevik Parti’den Marksist olduklarını iddia eden, fakat aslında Marksizmi değiştirmeyi amaçlayan bazı teorisyenlerin etkisinde kaldı. Onların «Tanrı yaratma teorisini yararlı buluyordu, çünkü sosyalizmi bir çeşit din haline getirmekle geri kalmış, dini ön yargılara bağlanmış halk tabakalarını devrimci hareketle birleştirebileceğine inanıyordu. Bu görüşü, 1908 ve 1909 yıllarına ait bazı yazılarında ve «Bir itiraf» adlı romanında belirtir. Tam bir dinsiz olan Gorki, tüm insanların üzerinde bir tanrıya karşın, halkı, yaratıcı halk gücünü tanrılaştırıyordu. Fakat bunu yaparken hem bir materyalist, hem de işçi sınıfına ve onun partisine bağlı kaldı. Bir taraftan da Lenin’i okumaya devam ediyordu. Örneğin 1909 Mayısında Ladiçnikov’dan Lenin’in yeni çıkmış kitabı «Materyalizm ve Deneycilik» i göndermesini rica etti. Dostunun düşünüş ve davranışındaki bu çelişkiler, Lenin’i ciddi şekilde endişelendiriyordu. Hiç çekinmeden «Tanrı yaratma» maskesini düşürdü ve onun sosyal zararlarını göz önüne serdi. Öte yandan Gorki’nin proleter bir yazar olduğunu ve hatalarını çarçabuk görerek düzelteceğini de biliyordu. Lenin’in Gorki’yi yanlış kavramlarından dolayı eleştirirken aynı zamanda Rus ve Dünya işçi hareketiyle sıkı sıkıya bağlı proleter sanatın en ileri gelen temsilcisi olarak nitelendirmesi karakteristiktir. Böylece Gorki’nin politik görüşünü, onun önemini değerlendirmeyi öğretiyor ve yazara onun asıl sorunlarını ve kendileri için yazdığı kimselere karşı sorumluluklarını gösteriyordu. Lenin dostunun Bogdanov’un çevresindeki grubun antimarksist karakterini tanımağa başladığını öğrenince ona hemen candan, cesaretlendirici bir mektup yazdı. Böylece aralarında bir yazışma başladı ve bu yazışma daha sonra düzenli bir şekil alarak Gorki’nin sanatçı yönüne de etki etmiş olan bir krizi otlatmasında yardımcı oldu. Mektupla sürdürülen bu «konuşma»nın bir sonucu olarak 1913 de Lenin «Bir Konuşma adlı makaleyi yazdı. İki kişi arasında bir monolog şeklindeki bu yazıda son yıllarda Rus devrim hareketinin bir çok üyelerini ilgilendiren sorunlar ortaya atılır ve cevaplandırılır. Birinci kişi sınıf kavgasının tatsız ve güç koşullarından, ifrat ve taşkınlıklardan yakınanların duygu ve düşüncelerini temsil eder. «Bence, kavga, tatsız biçimler alıyor, dedikodu ve gevezeliğe dönüşüyor, bu da ahlak bozukluğuna yol açar.» ikinci kişi ise birincinin bu görüşünü red etmez, fakat kavganın salt ifrata kaçan yönlerini görmeğe ve olayın tarihi anlamını görmezlikten gelmeğe şiddetle karşı çıkar. «Tutkusuz kavga, olamaz ve aşırıya kaçmayan hiç bir tutku da yoktur; ben, sınıf, parti veya gurup kavgalarında aşırılıkları ön planda görenlerden nefret ederim…

Günün gereksinmeleri için yapılan her kavga esas amaçlarla sıkı sıkıya bağlı olmalıdır. Eğer kavganın tarihi anlamı böyle kavranır ve kavga derinleştirse ancak o zaman kötülük, aşırılık ve anlaşmazlıklar son bulur. İkinci görüş, Leninin kavramlarına uymaktadır. ilke ise Leninin devrimcilerde gözlemlediği bir görüştür. Ve bu genelleştirilmiş gözlemler içinde hiç kuşkusuz Gorki’nin o zamanki fikir ve tezleri de yer olmaktadır. Bu «konuşma daha sonra Lenin ile Gorki arasında devam etmiştir. Lenin’in etkisiyle Gorki Marksist bilince ulaşıyordu. Bu onu epik enginlikte ve psikolojik yönden derinine işlenmiş eserler verme, Rus sanatının en güzel geleneklerini sürdürme ve sosyalist gerçekçiliği geliştirme gücünü verdi. Rusya, Rus halkı ve devrim onun eserlerinin onun konusu oldu; Matveyko Şemvakin adlı romanı Çocukluğum, Ekmeğimi kazanırken, ve Benim Üniversitelerim kitaplarından oluşan otobiyografik üçlemesi bu yıllarda doğdu. Gorkfıin sonater yaratıcılığındaki bu yeni atılım, gelişen politik güçlerle birleşmenin sanatçının yaratıcılığına zarar getireceğini savunan burjuva yazarlarının tezlerini çürütüyordu. Böylece Gorki bazı görüşlerinin kendisine Lenin tarafından zorla empoze edildiğini iddia edenleri de yalancı çıkarmış oluyordu. Tıpkı Lenin gibi Rusya’yı ve onun gelişimini geçmişte, şimdide ve gelecekte insanlığın yolları konusuyla birlikte ele almaya ve değerlendirmeğe çalışan ve bu «her zaman geçerli olan ederleriyle de kafalarda uyandırmayı amaçlayan Gorki için, Lenin’in soruları yol göstericiydi. Gorki, birçok yazılarında ve mektuplarında Lenin’in kendisine gelişmesinde nedenli faydalı olduğunu ve bu yardımın hiç kesilmemesini dilediğini yazar. Lenin 1910 Kasımında Gorki’ye yazdığı bir mektupda şöyle der:

Yazın, bir sohbet sırasında size «itirafınızla ilgili karamsar bir mektup yazıp, sonradan göndermekten vazgectiğimi söylemiştim, siz ise şöyle karşılık vermiştiniz: Oysa onu yollamalıydınız.”

Ama Gorki yalnız alıcı değildi. Lenin Gorki ile fikir alış verişine çok değer verirdi. Gorki ile her buluşmadan önce daima sabırsız olurdu. Gorki’nin gözlem yeteneği ve insanları çok iyi tanıması onu hayran bırakıyordu. Onun kitapları en sevdikleriydi; Lenin daima Gorki’nin devrimci basına katkıda bulunmasına gayret ederdi. Yazar gerek sanat eserleri, gerek gazete yazıları, gerekse demokratik okuyucular ve bir çok entelektüelin üzerinde yaptığı etkiyle nasıl sosyalist ekim devrimine katkıda bulunmuşsa, aynı şekilde zaferden sonra da Sovyet ülkesinin kültürel gelişimine katkıda bulundu; bu toplumsal yenilenme için gücünü ortaya koymadan önce bir çok ağır politik yanlışları düzeltmek zorunda olmasına rağmen Gorki, sosyalist kültür devrimini yönetmeğe büyük ölçüde yardımcı oldu. Gorki’nin dünya savaşı sırasında Bolşeviklerle ilişkisinin gevşemiş olması buna karşın küçük burjuva güçleriyle ilişkide bulunmuş olması, devrimden önce ve devrim sırasında Rusya’daki durum hakkında yanlış genellemeler yapmasına, çiftçileri küçük görmesine, burjuva entellektüelliğinin tarihi rolüne büyük değer vermesine yol açmıştır ki bu da onu sosyalist devrime zorla katılmış gibi gösterir. Onun bu yanlış görüşleri o zaman yazdığı birçok makale ve mektuplara yansımıştı. Fakat Lenin Eskizi’nden görüldüğü gibi yazar daha sonraları bu yanlış tutumunu düzeltmekten hiç çekinmemiştir. Bununla ilgili olarak Gorki Bolşeviklerinden ve Lenin’den ayrı kalmanın ona çok şeye mal olduğunu söyler. Gorki’nin politik araması özellikle insanları sevdiği, insancıl her şeye saygı duyduğu, insancıl olmayan her şeyden ise nefret ettiği ve bunlara karşı savaştığı ve karşıt devrim hareketinin Rus halkını katılmağa zorladığı savaşın sertliğini anlayamadığı için çapraşık yollara sapıyordu. Gorki devrim savaşının insafsızlığını daha iyi gördü, 30 Ağustosta Lenin’e yapılan suikastı öğrenince çok sarsıldı ve kızdı. Ertesi gün Gorki ve karısı M. F. Andreyeva, Lenine şöyle bir telgraf gönderdiler:

“Son derece sarsıldık ve üzüldük. Kısa zamanda iyileşmenizi candan diliyoruz. Cesaretinizi kaybetmeyiniz.”

 Gorki halkın da nasıl kızdığını gördü ve anladı ki Lenin yalnızca Bolşeviklerin değil, tüm yığınların önderiydi. Lenin, Gorki’nin zihniyetini biliyordu, bu yüzden dostunu devrimin kaderi için duyduğu kaygıları, sonradan Gorki’nin kendisinin de itiraf ettiği gibi gerçeği çok duygusal ele aldığını biliyordu. Onun için Gorki yanılabilen, fakat yanlışını düzeltebilen bir proleter yazardı. Bu yönden Lenin ona aydınlatıcı konuşmalar ve değerli öğütlerle yardımcı oluyordu.

Maksim Gorki’ye dair az bilinen 10 ilginç gerçek

Lenin’in 31 Temmuz ve 15 Eylül 1919 tarihli mektuplarında son zamanlarda sinirleri hastalık derecesinde bozulmuş olan dostunun yazar olarak geleceği için duyduğu kaygılar göze çarpar. Açlığın ve beyaz ordu kuvvetlerinin kol gezdiği Petersburg’da hiçbir şey bilmeyen ve öğrenmeyen kızgın burjuva aydınları arasında Gorki’nin moralinin bozulmuş olmasının doğal olduğunu yazar. Fakat kendi çabası ve çevresiyle kendini tatmin edecek alanı yapmaktan alıkoyduğu için de onu şiddetle kınar. Bunun yanı sıra politika ve fikir yönünden Gorki’yle Bolşevikler arasında hiçbir fark görmediğini yazar ve ondan orduda, fabrikada ve köydeki yeniliği gözlemlemesini ve incelemesini ister. Fakat bunu ancak aşağıda, yeni bir yaşamın başlangıcında nasıl çalışıldığını en iyi görebileceği yerde yapabileceğini söyler. Bu da Gorki için Petersburg’ta mümkün değildir. Bu yüzden Lenin ona yerini çevresini kökünden değiştirmesini öğütler. Görüş ayrılıklarına rağmen Gorki bu yıllarda da Lenin’le sosyalizmin kurulması için çalıştı. Yeni devletin, Gorki’nin yönetmediği çok az kültürel projesi vardı. Sovyet hükümetine bir sürü teklifte bulunuyor, açlığa karşı savaşıyor, alfabenin öğrenilmesine. Burjuva aydınlarının Sovyet gücüne katılmasına, sosyalist sanatın gelişmesine dünya edebiyatının en güzel eserlerinin halka tanıtılmasına çalışıyordu. Birçok planlarını onu tüm önemli girişimlerinde destekleyen Lenin’le görüşüp kararlaştırıyordu. Örneğin 1919 Ocağında «Dünya Edebiyatı serisi için seçilen kitapların listesini Lenin’e verdi, çünkü bu girişimin çok büyük uluslararası kültürel önemine inanıyordu. Gorki’nin ricası üzerine yayınevi devredildi ve kendisi de buraya müdür oldu. Gorki burada Sovyet hükümetinin adına ve onun görevlisi olarak çalıştı. Bunu bize ispat eden resmi belgeler, onun kültürel – politik çabalarını Sovyet Devleti’ne karşı girişimler olarak nitelendiren ve Lenin’in kendisine salt dostu olduğu için müsamaha gösterdiğini öne süren bazı gerici yazarların iftiralarını da yalanlar. Gorki sonraları sık sık bu yılların anıları hakkında konuşmuş ve yazmıştır, çünkü bunların sanatçının gerçekle olan ilişkisindeki büyük önemine inanıyordu. Kültürel – politik çalışmaları onun sonraki yıllarda devrimi tam anlamıyla kavramasında büyük rol oynadı ki, bu da onun edebi başarılarının önemli bir koşuluydu. İdeolojik aksaklıklarının gerektirdiği bir aradan sonra Gorki yeniden yazmaya başladı ve 30’1arda 1917 sosyalist devriminin yasal karakterini, ulusal  ve uluslararası önemini belirten eserlerinin en önemlilerini yazdı ‘de sıhhatinin iyice kötüleşmesi, Gorki’yi vatanını terke zorladı. O yıllarda gene Sovyet Devleti ona çok iyi bir bakım sağlayacak durumda değildi. Bu nedenle Lenin ona bir yurt dışı gezisi öğütledi. Aynı zamanda tedavi giderlerini, devletin üzerine almasını da sağladı. Görüldüğü gibi Gorki, gerici eleştirmenlerin öne sürdüğü gibi politik nedenlerden dolayı iltica etmedi; aksine, yurt dışında bile Sovyet Cumhuriyetiyle ne denli sıkı bağlarla bağlı olduğunu ortaya koydu. Her zaman onu savundu, yurdundaki açlar için acılan yardım kampanyasını destekledi ve herkese Sovyet gücüne katılmayı öğütledi Aralığında Schwarzwald’den Lenin’e yazdığı bir mektupta şöyle diyordu:

“Çeşitli yaştan ve değişik mesleklerden insanlar bana gelerek bir Rus-Alman birliğinin gerekliliğinden söz ediyorlar. Ben bu birleşmeyi onaylıyorum ve onlara bir an evvel birleşmek gerektiğini söylüyorum.”

Lenin, Gorki’nin mektubunda bu bölümü önemli bulmuş ve işaretlemişti. 1924’te Lenin’in ölümü Gorki’yi çok sarstı. Dostunu kaybetmenin verdiği acıyla aynı yıl Lenin’in bir edebi portresini yazdı. Bu yazıda Gorki, bu sade, büyük insanın politik görüşünün genişliğini, daima önemli olanı kavrayıp araştırma yeteneğini ve her zaman işçiden yana olmasını över. O günlerde yazdığı bir mektupta şöyle diyordu Gorki:

“Hem yazıyor,  hem de acı yaşlar döküyordum, Tolstoy için bile bu kadar üzülmemiştim, işte şimdi bile: Yazıyorum ve elim titriyor.”

Gorki «Lenin Eskizlıt ni önceleri boşuna :Bir insan» diye adlandırmamıştı. insan Gorki’ nin eserlerinde daima ana konuydu. «Yaşlı isergil» hikayesindeki efsanevi Danko’dan, «Ana» daki bilineli işçiye, daha sonraki eserlerindeki devrimci kahramanlara dek Gorki’nin insan anlayışının nasıl değiştiğini, yazarın giderek kendinden ve kahramanlarından daha fazla şey istediğini izlemek mümkündür. 1928’de ideatieştirdiği, bilincil olarak insanlık için çalışan insandan şöyle söz eder:

“insan’ sözcüğünü ilk kez büyük harflerle yazdığımda bunun ne denli büyük bir insan olduğunu bilmiyordum ‘te asıl «insanımı Lenin’in başkanlığındaki devrimcilerin kişiliğinde buldum…”

Lenin’in ölümünden sonra da Gorki onunla yazışmalarını yeniden ele alarak onu daha iyi anlamaya çalıştı. Birçok mektup ve makalesinde Lenin’in önemini ve öğretisini dile getirdi. Ve 1930’da :Lenin Eskizi’ne son şeklini verdi. Bu yazıda onunla ilgili anılarının yanı sıra büyük dostunun sanatsal bir portresini çizdi. Son derleme önemli tamamlamaları eskilerinden ayrılıyor ve bu yazının Gorki için Lenin’i yeniden öğrenmenin bir bölümünü oluşturduğunu ortaya koyuyordu. Lenin Eskizi o zaman olduğu gibi, bugün de Len in’i tanıtan edebi eserlerin en önemlisidir. Bu eser, bir politikacıyla bir yazarın dostluğunun kanıtıdır. Johannes R. Seeher bu dostluk hakkında şöyle yazıyor: «Bir devlet adamının bir sanatçıyla olan ilişkisi önümüzde bir anıt gibi yükseliyor; her devlet adamına, her sanatçıya yol gösteren bu anıt, devlet adamına şöyle sesleniyor: Lenin Gorki’yle nasıl konuştuysa, sen de bilim adamıyla, sanatçıyla öyle konuş. Karşındakinin eserine candan katıl, onun görüşlerini al, bunların üzerinde düşün ve öğren! Bilim adamı, şair ve sanatçıya da şöyle sesleniyor bu anıt: Devlet adamına Gorki’nin Lenin’e sorduğu gibi sor, onun cevabını dinle, bunun üzerinde düşün, öğren! Çünkü devlet adamının yanı sıra bilim adamları, alimler ve öğretmenler, insanlığın yetiştirilmesiyle yükümlüdürler ve onlar, hem halkların önünde tek, hem de onunla bir bütündürler.

Kaynak: Maksim Gorki Üzerine – Hasan Âli Ediz

STEFAN ZWEİG’TEN MAKSİM GORKİ’YE MEKTUP: TOPLUM MİLLİYETÇİ ÇILGINLIĞIN PEŞİNDEN GİDİYOR

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz