“Biz yaşamayı beklerken hayat gelip geçiyor!”* Seneca ile Plutarkhos’un Savunması

Mümkün ve imkânsız olanı bizce inanılır ya da inanılmaz oluşuna göre yargılamamak gerekir. Bu, yine de çoğu kişinin kendilerinin yapmayı bilemeyecekleri ya da isteyemeyecekleri şeyi yapabilen başkalarına inanmak istememekle düştükleri vahim bir hatadır…

Devamı…“Biz yaşamayı beklerken hayat gelip geçiyor!”* Seneca ile Plutarkhos’un Savunması

Zalimlik Üzerine: İyilik ve Erdem – Michel de Montaigne

Saturninus’un hasımlarına karşı verilen idam cezasına çarptırılınca bu sonsuz felakette onu idam mahalline götüren kişilere şöyle der: “Kötülük yapmak hayli kolay ve alçakça bir şey, iyilik yapmaksa ortada bir tehlike olmadığı zaman sıradan bir şeydir. Oysa ortada tehlike olduğu zaman iyilik yapmak erdemli kişinin başlıca görevidir.

Devamı…Zalimlik Üzerine: İyilik ve Erdem – Michel de Montaigne

Büyük Erdemler Risalesi: “Erdem güçtür ve güç de erdeme yeter…”

Andre Comte SponvilleAndre Comte-Sponville: “Erdem nedir? Harekete geçen ya da geçebilen bir güçtür. Örneğin, bir bitkinin ya da ilacın erdemi iyileştirmektir, bıçağınki kesmek, insanınki insanca istemek ya da davranmaktır. Çöplemenin erdemi baldıranınkinden farklıdır, bıçağınki çapanınkinden farklıdır, insanın erdemi kaplanın ya da yılanınkinden farklıdır. Bir varlığın erdemi onun değerini oluşturan şeydir, başka deyişle kendine özgü yetkinliğidir: İyi bıçak en iyi kesebilendir, iyi reçete tedavide çok başarılı olandır, iyi zehir öldürmede çok başarılı olandır… Erdemlerin, bu ilk ve en genel anlamda, nasıl kullanıldıklarından, hedefledikleri ya da hizmet ettikleri amaçlardan bağımsız oldukları görülecektir. Katilin elindeki bıçak aşçının elindekinden daha az erdemli olamaz, hayat kurtaran bitki zehirleyen bitkiden daha erdemli değildir.

Devamı…Büyük Erdemler Risalesi: “Erdem güçtür ve güç de erdeme yeter…”

Gel şu işe biraz daha yakından bakalım: Büyük Hırsızlar ve Küçük Hırsızlar – Chuang Tzu

Chuang TzuSandık kıranlarla ülke çalanlar
Sandık kıran, çanta karıştıran, kasa açan hırsızlardan nasıl korunursun? Bunun için sandıkları ipler ve halatlarla bağlamak, kasaları zincirler ve kilitlerle kilitlemek icat olunmuş. Ve dünya alem de ”tedbirlilik“ demiş bunun adına. Oysa hırsızın büyüğü geldi mi sandığı sırtına yükler, kasayı koltuğunun altına sıkıştırır, çantayı omuzuna vurur da gider. Onun tek kaygısı vardır artık: Aman ki ipler ve kilitler iyi dayansın, yolda açılıvermesin!
Demek ki dünya alemin “tedbirli” diye övdüğü kişi, aslında sadece varını yoğunu büyük hırsızların daha iyi taşıması için bir arada tutandır. Gel şu işe biraz daha yakından bakalım: Herkesin “tedbirli” dediği kişiler, varını yoğunu büyük hırsızlar için hazırlayıp bir arada tutmaktan başka şey yapmıyor da, ya ”bilge“ dediğimiz kişiler, ahlakçılar, töreciler, büyük hırsızların hesabına kapı gözcülüğünden başka ne yapıyor?

Devamı…Gel şu işe biraz daha yakından bakalım: Büyük Hırsızlar ve Küçük Hırsızlar – Chuang Tzu

“Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil” Aktarmak – Konfüçyüs

KonfüçyüsIX – Üstat, yas sırasında yemekten kalkar.
– Ağladığı günlerde asla şarkı söylemez.
X – Üstat, Yen Yuan’a dedi ki: “Göreve çağrıldığında işlerini savsaklama. Çağrılmadığında dinlenmeye çekil. Bunu yalnızca sen ve ben yapabiliriz.”
– Tzu-lu dedi ki: “Devlet ordularını yönetecek olsanız, yanınıza kimi alırsınız?”
– Üstat yanıt verdi: “Silahsız olarak kaplana saldıranı, kayıksız olarak ırmağı geçmeye çalışanı ve öleceğinden dolayı hiçbir kaygı duymayanı yanıma almam. Benimle birlikte gelecek kimse, sorumluluğu anlayan ve hazırladığım planları seve seve yerine getirebilen bir kimsedir.”

Devamı…“Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil” Aktarmak – Konfüçyüs

Kesin olan tek şey var: Şüphe etmek… | Düşünüyorum O Halde Varım – Orhan Hançerlioğlu

XVii’nci yüzyılın ilk çeyreği içindeyiz. 1619 yılının 10 kasım günü, ordular otuz yıl savaşlarında çarpışadursun, gözlerini Tuna nehrinin mavi sularına dikmiş yirmi üç yaşında genç bir subay, Rene Descartes (1596-1650) kendi kendine şöyle düşünüyor: Evet, insanın amacı mutluluğa erişmektir. Mutluluğumuzu sağlamak içinse aklımızı kullanmamız gerekir. İyi ama, bu aklı bu amaca erişebilecek bir güçle nasıl işletmeli? Aklımız pek dağınık. Aristoteles mantığı onu gereği gibi çalıştırmamıza yetmiyor. Aklımızı işletmek için yeni bir metot bulmalıyız. Bu metot, matematik metodu olmalıdır. Bir düşünceyi bu metotla bölüp parçalayarak o düşünceyi meydana getiren ana düşünceleri bulup ayırmak, sonra bu ana düşünceleri birleştirerek o düşünceyi yeniden kurmak (analitik geometri)… İnsanların bütün düşünceleri birbirlerine bağlıdır, birbirinden çıkar, başka bir deyişle, bir düşünceyi doğuran başka bir düşüncedir. Şu halde, sırayı titizlikle kovalarsam, doğru olmayan bir düşünceyi doğru sanmaktan sakınabilirsem (başka bir deyişle, düşünce zincirinin arasına yanlış bir düşünce karıştırmazsam), ne kadar gizli olursa olsun sonunda bulamayacağım hiçbir bilgi kalmayacaktır.

Devamı…Kesin olan tek şey var: Şüphe etmek… | Düşünüyorum O Halde Varım – Orhan Hançerlioğlu

Aristoteles:İnsanoğlu, ancak erdemle mutluluğa ulaşabilir

Öncelikle, güç ve sağlık konusunda gördüğümüz gibi hata ve aşırılık sonucu yokolma bu şeylerin doğasında olduğunu gözönüne almalıyız. Eksersiz eksikliği gibi aşırı fiziksel egzersizler gücü yokederler; aynı şekilde çok fazla veya çok az miktarda alınan içki ve gıda sağlığı bozarlar, buna karşın ölçülü miktarda alındığında sağlığı gerçekleştirirler; arttırırlar ve korurlar. Tüm tehlikelerden kaçan ve korkan, hiç çekinmeden bu tehlikelere direnemeyen kişi alçak hale gelir. Diğer taraftan hiçbir şeyden korkmayan ve tüm tehlikelerin karşısına çıkan kişi yürekli hale gelir. Benzer biçimde tüm zevkleri tadan ve hiçbirinden korunamayan ahlaksızlığın içine düşer, ve bu zevklerin hepsinden kaçınan, hödüklerin yaptığı gibi içindeki tüm duyarlılığı körletir. Böylece, eksiklik gibi aşırılık, ılımlılığı ve yürekliliği yok eder; buna karşın ölçülülük bunları korur….

Devamı…Aristoteles:İnsanoğlu, ancak erdemle mutluluğa ulaşabilir