“Kürt halkı, gördüğünüzü biliyor…” Türk’ün haysiyetle imtihanı – Yıldırım Türker

Yıldırım TürkerKendini hayatının efendisi zanneden bu taraf insanları. Hayattaki yegane şiarı ‘şiddetin her türüne karşıyım’ olanlar. Bütün dünyaya karşı ezberi kısıtlı oy verenler. Okulları, işleri, sabit gelirleri, yatırımlı gelecekleri olan, oturduğu yerden, hiç bulaşmadan televizyonunun kanallarına, marketinin gazetelerine inanan güruh.
Her sabah ant içerek beslenmiş insanlar, sahiden doğru ve çalışkan mısınız?
Kendi hayatınız üzerine bir tek söz hakkınız var mı?
… Kürt halkı, gördüğünüzü biliyor. Görüp de başınızı çevirdiğinizi kayda düşüyor. 

Devamı…“Kürt halkı, gördüğünüzü biliyor…” Türk’ün haysiyetle imtihanı – Yıldırım Türker

Uğur Mumcu, Atatürkçülük ve Kürt Düşmanlığı!.. – Ahmet Nesin

Uğur Mumcu

Önceki gün gazeteci yazar Uğur Mumcu’nun öldürülme yıl dönümüydü. Bir ülke için ne acı değil mi, neredeyse 2-3 günde bir, kimlerin nasıl öldürüldüğünü, katledildiğini yazıp tartışıyoruz. Biz bunları tartışırken Uğur Mumcu’nun öldürülmesinde parmağı olduğunu sandığımız kişi yada kurumlar da onun öldürülmesinden dolayı duydukları üzüntüyü dile getiriyorlar. Alıştık artık bunlara, kendilerinin teşne olup silahla derin devlete yardım ettikleri her olayda masum olduklarını açıklamaya çalışıyorlar yıllardır.
Bence bunu sadece zamanında Uğur Mumcu’dan nefret edenler yapmıyor, sosyalist yada demokratlar da Uğur Mumcu’yu tam anlamadan yada anlamak istemeden açıklamalar yapıyorlar.

Devamı…Uğur Mumcu, Atatürkçülük ve Kürt Düşmanlığı!.. – Ahmet Nesin

Müzisyenler Seyid Rıza ve 38 Dersim Katliamını unutmadı: PİYA VA 38′

Görüntü ve müzik yönetmenliğini Kerem Sevinç’in yaptığı 5 ülke, 14 şehirde çekilen  42 müzisyenden oluşan   “Piya Va 38” adlı proje tamamlandı.
Yasalara uydurmak için yaşı 78 iken 54’e düşürülerek  idam edilen  Seyid Rıza’nın şahsında dönemin katliam ve sürgünlerine maruz kalan halkına ithaf edilen proje 8 ay’da hazırlandı.
PİYA VA 38’nın  Proje Yönetmeni Kerem Sevinç,  çalışmanın genel amacı, yakın tarihimizin önemli şahsiyetlerinden biri  olan Seyid Rıza’nın uğradığı zulme kayıtsız kalmadığımızı göstermek, anılarını ve acılarını  insanlarımızın hayatlarında ve  hafızalarında canlı tutarak   unutulmasını ve önemsizleşrilmesini engellemeye yönelik  müzikal bir tavır koymak olduğunu belirtiyor.  Bu tür sosyal sorumluluk projelerinin devam edeceğini ekliyor. 

Devamı…Müzisyenler Seyid Rıza ve 38 Dersim Katliamını unutmadı: PİYA VA 38′

Dersim Katlıamı İçin Verilen İlk Dilekçeye Cevap: Şimdiye kadar bu konuda bir şikayet olmadı..

Dersim’de 1938’de yürütülen askeri harekât sürecinde ailesinden 12 kişi katledilen Haydar Kang, 26.9.1949 tarihinde Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bir dilekçeyle başvurarak katliamdan sorumlu olanlar hakkında kanuni takibat yaptırılmasını talep eder.
1938’de ailesinden 16 kişi katledilen ve kendisi süngülenmesine rağmen kurtulan Ali Doğan adına açtığımız tazminat dava dosyasına gönderilen Başbakanlık arşiv belgelerine göre bu dilekçe, Dersim 38 zulmüne dair olarak soruşturma açılması talebiyle “resmi kayıtlara girerek işlem gören ilk dilekçe” olma özelliğini taşıyor. Zira aynı arşiv belgelerinde, Meclis Dilekçe Komisyonu’nca dilekçenin havale edildiği Başbakanlık tarafından Dilekçe Komisyonu Başkanlığı’na verilen 4.1.950 tarihli yanıtta “Şimdiye kadar bu şakavet ve tenkil hadiseleri dolaysiyle bir şikâyetin vaki olmadığı” belirtiliyor. Tarihi bir belge olduğundan dilekçe metni herhangi bir düzeltme yapılmadı.

Devamı…Dersim Katlıamı İçin Verilen İlk Dilekçeye Cevap: Şimdiye kadar bu konuda bir şikayet olmadı..

Kazım Karabekir, Şevket Süreyya, Falih Rıfkı Atay ve Sabiha Gökçen Dersim’le ilgili ne dediler?

‘Canlı ne görürseniz ateş edin’ emri almıştık…
Dersimli Alevi Kürtlerin 1937-38’de maruz kaldıkları katliam hâlâ tartışılıyor ve yüzleşilmeyi bekliyor. Bu konuda yapılan bilimsel çalışmaların bu konuya katkısı şüphesiz çok büyük. Bu yazı da bu konudaki tartışmalara katkıda bulunmayı istiyor. Aşağıda Dersim katliamı öncesinde, sırasında ve sonrasında çeşitli dergi, gazete ve kitaplarda çıkmış yazılardan yapılmış alıntılarla Dersim’in topyekûn bir biçimde nasıl iç düşman ilan edildiğini ve bu iç düşmanın imhasının nasıl meşrulaştırıldığını çok sınırlı bir çerçevede sunmaya çalıştım.  

Devamı…Kazım Karabekir, Şevket Süreyya, Falih Rıfkı Atay ve Sabiha Gökçen Dersim’le ilgili ne dediler?

Kolektif Suç tartışması ve Bir ‘idare etme’ tarzı olarak özür – Selami İnce

Basında ‘özür’ tartışmasıyla ilgili örnekler verilirken, Almanya gibi bazı ülkelerin geçmişlerindeki ‘kara lekeden özür dileyerek kurtuldukları’ hatta ‘demokratikleştikleri’ dile getirildi. Bunu söyleyenler aslında, özür dilemenin bir erdem olduğunu ve demokrasilerde ‘oldukça normal’ görüldüğünü anlatmak istediler ama en azından verdikleri Almanya örneği bazı açılardan sorunlar taşıyor.
Başbakan Willy Brandt’ın 7 Aralık 1970 tarihli Polonya ziyaretinde Varşova gettosundaki soykırım anıtının önünde diz çökmesi, sembolik olarak çok şey ifade etse de realitede Almanya’nın ‘tarihiyle yüzleştiğini’ söylemek biraz zor. Hele, son dönemde Almanya’daki Nazi cinayetlerinin arkasında gizli servis görevlilerinin parmağının olduğunun ortaya çıkması, RAF gibi radikal solun 1960’lardan itibaren söylediği “Almanya devleti Nazilerle hesaplaşmadı, hâlâ devlet aygıtında ciddi oranda Nazi var” tezinin yabana atılmaması gerektiğini gösteriyor.

Devamı…Kolektif Suç tartışması ve Bir ‘idare etme’ tarzı olarak özür – Selami İnce

“Dersim Katliamının sebebi olan anlayış, tek ulus, tek dil dayatmaları bugün devam etmiyor mu?”


Başbakan,  neden belge diye sadece herkesin bildiği Necip Fazıl yazısını gösterdi?
2011 Kasım’ında, devletin, burjuva siyasetinin değil sadece, Türkiye’nin tüm milliyetlerinden halkının siyasal gündemine yeniden girmiş bir büyük katliamı, “gündem dışı” görecek, gösterecek kadar kör olanların bir değil birçok hesabı olmalı, var! Üzerine yazılmış iki yüze yakın kitap, akademisyen kimliği olan birçok kişinin ortaya getirdiği belgeler, son elli yıldır Zaza-Kürt gençleri ve aydınlarıyla demokrat Türk aydınlarının bilgisi dahilinde olan Genelkurmay damgalı nüfus tespiti ve katli belgeleri, “kılıç artığı” sürgün çocuklarının anı kitapları, belgeseller, her birinde katliamın dehşetini ve acının bin türünü dile getiren onlarca Dersim ağıtı on yıllardır ortadayken, 2011 Kasımında ‘Dersim katliamını, Necip Fazıl’ın yazısını göstererek dillendiren Tayyip Erdoğan’ın birçok hesabı var, biliniyor!

Devamı…“Dersim Katliamının sebebi olan anlayış, tek ulus, tek dil dayatmaları bugün devam etmiyor mu?”

Ahmet Altan: “Dersim Katliamı’nın devlet, CHP ve Atatürk’ten başka “sorumlusu” olabilir mi?”

CHP milletvekili Hüseyin Aygün’ün Zaman gazetesinde 10 Kasım tarihinde yayınlanan söyleşisinde: “Dersim Katliamı’nın sorumlusu devlet ve CHP’dir. Atatürk de bu olaylardan haberdardır”  sözleri üzerine muhalefet partisinde kıyamet koptu. Bazı milletvekilleri Aygün’e karşı basın aracılığıyla çeşitli demeçler verdi, bazıları TBMM’de konuştu.  Parti yönetimi Aygün’ün savunmasını istedi.  CHP’yi adeta “bölen” bu tartışmayı köşesine taşıyan Ahmet Altan; “Aygün kibar söylemiş, Atatürk sadece haberdar değildi, Dersim katliamının planlarını bizzat kendisi yaptı. Trabzon’daki müzeye giderlerse Atatürk’ün üstünde çalıştığı harekât planını da orada görürüler. Dersim’de insanlar fareler gibi mağaralarda öldürüldü, kafaları kesildi. Sivil insanların üzerine bomba yağdıran ve adı bir havaalanına verilen Sabiha Gökçen ismi bir gün bu ülkeden silinecek” dedi.  2009 yılında Dersim katliamını savunan CHP milletvekili Onur Öymen olayından sonra Dersim tartışmasını yeniden alevlendirecek gibi görünüyor.

Devamı…Ahmet Altan: “Dersim Katliamı’nın devlet, CHP ve Atatürk’ten başka “sorumlusu” olabilir mi?”

Biri Türk – Sünni diğeri Kürt – Alevi olarak yetişen iki kardeş’in hikayesi ve “NEFES” kesen asimilasyon

Ailesi Dersim Katliam’ında katledilen 3 yaşında Ahmet adında bir çocuk abisiyle beraber Dersim’den Afyon’a sürgün edilerek   Yurda verilir. Burada bir aile tarafından evlatlık alınır. Türk ve sünni olarak yetiştirilir. Bir gün okul çıkışında yolunu kesen biri ona gerçek hikâyesini anlatarak evine götürmeye geldiğini söyler. Karşısındaki genç, yıllar önce Afyon Çocuk Yurdu’ndan kaçan ve memleketine dönen ağabeyidir.
O andan itibaren hayatı değişen Ahmet’in bugün herkes tarafından bilinen iki çocuğu var. Biri: Vatan gazetesinin eski genel yayın yönetmeni, şimdilerde gazeteport internet sitesinin yayın yönetmeni, ekonomi yazarı Yavuz Semerci. Diğeri ise “Biz kahramanların ne zor şartlar altında terörle mücadele ettiğini anlattık” diyen, ancak neden ve niçin şavaştıkları konusunda zere kadar bir şey söyleyemeyen “NEFES: Vatan Sağolsun”  adlı filmin yönetmeni Levent Semerci.

Devamı…Biri Türk – Sünni diğeri Kürt – Alevi olarak yetişen iki kardeş’in hikayesi ve “NEFES” kesen asimilasyon

Tanıkları ve belgeleriyle bir isyanın belgeseli; Dersim ’38’

Dersim isyanı üzerine şimdiye kadar çok kez konuşuldu, yazıldı, kitaplar yayımlandı ancak yönetmenliğini Çayan Demirel’in yaptığı ‘Dersim 38 Belgeseli; Dersim katliamını yaşamış tanıkların koşuyor. 

 2006 yılında yapımı gerçekleştirelen belgeselin danışmanlığı Ali Naki GÜNDOĞDU kurgusu  Ali Haydar GÜLER, müziği ise Metin Kemal KAHRAMAN’a ait.  “38” adlı Dersim isyanını belgeselini aşağıdan izleyebilirsiniz.

Devamı…Tanıkları ve belgeleriyle bir isyanın belgeseli; Dersim ’38’

Münih’te Kılıçdaroğlu’na protesto, İstanbul’da CHP’ye yumurta


Dedesi de Seyit Rıza ile aynı aileden gelen  ve mağdurlar arasında olan, CHP dürüstlük abidesi Kılıçdaroğlu, önce kendisinin sonrada hiçbir CHP’linin Onur Öymen’i  alkışlamadığını söylebilecek kadar saçmalayıp, konuşmanın düşüncesine uygun olan bölümlerini alkışladığı belirtmesine tepki sert oldu.

Devamı…Münih’te Kılıçdaroğlu’na protesto, İstanbul’da CHP’ye yumurta

Onur Öymen’e teşekkür, Alevilere yakarımdır! – Evrim Alataş*

Evrim_AlatasDersim Katliamı tartışması devam edeceğe benziyor. Etsin de… Allah razı olsun Onur Öymen’den, bir sürü şeyin önünü açtı. En önemlisi, Tunceli denilen yörenin adının “Dersim” olduğu ve orada 38’de yaşananın da bir katliam olduğu, sayesinde sıkça telaffuz ediliyor. Başbakan bile “Dersim Katliamı” ifadesini kullandı. İkincisi ise, CHP ve Mustafa Kemal bu sayede tartışılır oldu. Katledilmek üzere bir dağın yamacına toplananların tepede gördüğü o beyaz atlı “evliyanın” Mustafa Kemal olmadığı, son Dersimlilerin de bu sayede kurtulmadığı da anlaşılmış oldu. Zira, Mustafa Kemal, Dersim İsyanı’nın bastırılmasında fikir babasıydı. Babalı-kızlı (Sabiha Gökçen ile) hallediverdiler meseleyi. Demek ki şu Stockholm sendromundan kurtulmanın vakti gelmiştir.

Devamı…Onur Öymen’e teşekkür, Alevilere yakarımdır! – Evrim Alataş*

CHP’li Öymen’den Onur-suzluk, Kılıçdaroğlu’ndan ‘Dersim katliamı’na alkış

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in TBMM Genel Kurulu’nda demokratik açılım görüşmelerinde sarf ettiği sözler Dersimlileri ayağa kaldırdı. Öymen, “Dersim isyanında analar ağlamadı mı?” diye sorarak, o dönemlerde yapılan kanlı müdahaleleri doğru bulduğunu ifade etmiş, CHP’lilerde alkışlamıştı.
Öymen, mevcut mücadelenin devam etmesini savunurken buna, Dışişleri eski Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil’in ‘Yediden yetmişe kestik, mağaralara sığınmış olanları da gaz bombaları kullanarak fareler gibi zehirledik’ dediği Dersim isyanını örnek göstermişti.  Kıyaslamanın ahlaksızlık olduğunu vurgulayan Dersimliler, Öymen’i ‘Hitler’e benzeten afişleri şehrin sokaklarına astı.

Devamı…CHP’li Öymen’den Onur-suzluk, Kılıçdaroğlu’ndan ‘Dersim katliamı’na alkış