Dava – Franz Kafka: “Bizim ne suçumuz var kardeşim?”, “Suçumuzun olmaması daha kötü”

Ve kendisinden uzakta duran iki adamdan kurtulmak istercesine bir hareket yapıp yoluna devam etmeye çalıştı.
“Hayır,” dedi pencerenin yanındaki adam. Kitabını bir sehpanın üzerine atıp ayağa kalktı. “Çıkamazsınız, tutuklusunuz.”
“Belli oluyor,” dedi K. “Peki ama neden?”
“Bunu söylemek bize düşmez. Odanıza dönüp bekleyin. Kovuşturma başladı, zamanı geldiğinde her şeyi öğreneceksiniz. Sizinle böyle kibarca konuşmak görevimi aşan bir şey. Franz da zaten bütün kurallara karşı çıkarak size dostça davranıyor, umarım söylediklerimi onun dışında kimse duymamıştır. Gözcüleriniz konusundaki şansınız sonradan da devam ederse, işleriniz yoluna girebilir.”

Devamı…Dava – Franz Kafka: “Bizim ne suçumuz var kardeşim?”, “Suçumuzun olmaması daha kötü”

Franz Kafka: Gitmek istiyor ama çıkışı gösterseniz yerinden bir milim kıpırdamıyor

Bunu izleyen akşamlardan birinde, K. çalışma odasını ana merdivenden ayıran koridordan geçerken -son çıkanlardan biriydi ve bir lambanın zayıf ışığında son işlerini tamamlamakta olan iki odacı dışında kimse kalmamıştı- hep basit bir ardiye zannettiği odanın kapısının ardından inlemeler duydu. Çok şaşırmıştı. Durdu ve yanılmadığından emin olabilmek için bir kez daha dinledi. Bir an sessizlik oldu, sonra inlemeler yeniden başladı. Aklına ilk gelen, bir tanık gerekebilir düşüncesiyle gidip bir odacı bulmak oldu; ama öylesine meraka kapılmıştı ki, kapıyı açıverdi. Düşündüğü gibi, bir ardiyeydi burası. Eşik, işe yaramaz basılı^çâğıtlar, yerde ters duran içi boş eski toprak mürekkep hokkalarıyla doluydu. Ama odanın ortasında, tavanın basıklığı yüzünden hafif iki büklüm duran üç adam vardı. Raf üstüne yerleştirilmiş bir mum aydınlatıyordu onları.

Devamı…Franz Kafka: Gitmek istiyor ama çıkışı gösterseniz yerinden bir milim kıpırdamıyor

Dava – Franz Kafka | Kaçmak suçu kabullenmekti. Beklemekten başka çare ise yoktu

Merakla kadının götürüldüğü kapıya gitti, öğrencinin herhalde sokakta onu kucağında taşıyacak hali yoktu. Ancak fazla uzaklaşmasına gerek kalmadı. Kapının hemen karşısında, tavan arasına çıkıyor olabilecek dar bir ahşap merdiven göze çarpıyordu. Merdiven dönemeci, bittiği yerin görülmesini engelliyordu. Öğrenci, kucağında taşıdığı kadınla birlikte bu merdivene yönelmişti. Yavaşça, soluk soluğa ilerliyordu, çünkü koşmaktan yorgun düşmüştü. Kadın eliyle K.’ya selam verdi ve omuzlarını birkaç kez kaldırarak, bu kaçırılma işinden sorumlu olmadığını ona anlatmaya çalıştı. Ama bu hareket büyük bir üzüntü belirtisi içermiyordu. K. ona, tanıdığı biri değilmiş gibi ifadesiz bir yüzle baktı. Ne düş kırıklığına uğradığını, ne de bu düş kırıklığını kolayca atlatabileceğini belli etmek istiyordu.

Devamı…Dava – Franz Kafka | Kaçmak suçu kabullenmekti. Beklemekten başka çare ise yoktu

Kafka: Konuşuyordum çünkü; İnsanların düşünmeye başlaması, içlerinden birinin ikna olması yeterliydi

“Başarılı bir konuşmacı olmak peşinde değilim,” dedi, içinden geçenlerin sesine kulak vererek. “Zaten istesem de olamam. Hiç kuşkusuz Sayın Sorgu Yargıcı benden çok daha iyi konuşuyordur, bu onun işi. Ben yalnızca kamuoyuna genel bir aksaklığı göstermek istiyorum. Dinleyin: Yaklaşık on gün önce tutuklandım; olup bitenler bana gülünç geliyor, ama söz konusu olan bu değil. Sabahın köründe gelip yatağımda baskın yaptılar. Belki de sorgu yargıcının söylediklerinden sonra bu bana çok mümkün görünüyor- belki de tıpkı benim gibi suçsuz olan bir duvar boyacısını tutuklama emrini almışlardı, ama nasıl olduysa uygulamaya geçmek için beni seçtiler. Yan oda, iki kaba gözcü tarafından işgal edilmişti. Tehlikeli bir haydut olsaydım, daha fazla önlem alamazlardı.

Devamı…Kafka: Konuşuyordum çünkü; İnsanların düşünmeye başlaması, içlerinden birinin ikna olması yeterliydi

Franz Kafka: Davayı çabucak sonuçlandırmak için sorgulamanın kısa tutulması gerekiyordu!

İlk Sorgulama
K.’ya telefonla, ertesi pazar davasıyla ilgili küçük bir araştırma yapılacağı bildirildi. Ayrıca düzenli olarak bilgi edineceği ve sorguların her hafta olmasa bile, sık sık yapılacağı konusunda uyarıldı. Herkesin çıkarı açısından davayı çabucak sonuçlandırmak gerektiği, ancak sorgulamanın özenle yapılmasının, aşırı yorgunluğu engellemek için de oldukça kısa tutulmasının zorunlu olduğu söylendi. Sık sık küçük sorgulamalar yapmayı tercih etmelerinin nedeni de buydu. Pazar gününü ise K.’yı işinde rahatsız etmemek için seçmişlerdi. Aynı fikirde olduğunu sanıyorlardı. Yine de kendisi başka bir günü yeğleyecek olursa, ellerinden geleni yapabilir, örneğin geceleri sorgulayabilirlerdi. Ancak bu iyi bir yöntem olmazdı, çünkü K. bunca yorgunluğu kaldıramazdı. Bu nedenle, K.’nın itirazı yoksa, pazar gününde karar kılacaklardı. Elbette ki bizzat gelmesi gerekiyordu, bunun üzerinde durmak bile gereksizdi. Gideceği evin numarasını da verdiler. K.’nın daha önce hiç gitmediği uzak bir kenar mahallede bulunan bir binaydı bu.

Devamı…Franz Kafka: Davayı çabucak sonuçlandırmak için sorgulamanın kısa tutulması gerekiyordu!

Dava – Franz Kafka | “Unutmayın, tutuklusunuz Bay K. ama dışarda gezebilir, işlerinizi yapabilirsiniz”

“Neden olmasın?” dedi Bayan Bürstner. “Edindiğim bilgileri kullanmaktan hoşlanırım.”
“Ben sözlerimde ciddiyim,” dedi K., “ya da en azından sizin gibi yarı ciddiyim. Olay bir avukata başvurmamı gerektirecek kadar önemli değil, ama bir danışmandan gelecek önerinin zararı da dokunmaz.”
“Danışmanlık rolünü oynamam gerekiyorsa,” dedi Bayan Bürstner, “hiç değilse suçunuzun ne olduğunu bilmem gerekir.”
“İşin püf noktası da burada,” dedi K. “Bunu ben de bilmiyorum.”
 “Yoksa benimle alay mı ediyordunuz?” dedi Bayan Bürstner büyük bir düş kırıklığıyla. “Keşke bunun için başka bir zaman seçseydiniz.”  Uzun süredir yan yana durdukları fotoğrafların önünden uzaklaşıverdi. “Ama Bayan Bürstner,” dedi K. “Hiç de alay etmiyorum. Sanırım bana inanmak istemiyorsunuz… Bildiğim her şeyi size söyledim, hatta belki fazlasını da, çünkü bu bir soruşturma kurulu bile olmayabilirdi, başka türlü tanımlayamadığım için ona bu adı verdim. Hiçbir konuda soruşturma yapmadılar. Yalnızca tutuklandım, ama bir kurul tarafından.”
 Sedirin üzerine oturan Bayan Bürstner yine gülmeye başladı. “Olay nasıl oldu peki?” diye sordu. 

Devamı…Dava – Franz Kafka | “Unutmayın, tutuklusunuz Bay K. ama dışarda gezebilir, işlerinizi yapabilirsiniz”

Weydonun Trajedisi: “Ülkede yargılayacak kimse kalmayınca, birbirinizi yargılamaya başlarsınız”

Sizin beni anlamak gibi bir ihtiyaç içinde olmadığınızı sizden öte iyi biliyorum.
… Şunu bilmeniz gerekiyor, benim gibileri her zaman olacak, büyüyen çocuklar yeni bir dil ihtiyacı hissettikleri sürece… Bununla birlikte, önünüzdeki kitap kalınlaşacak, o kalınlaştıkça sizin ve avukatlarınızın sayısı artacak. Ülkedeki herkes yargıç ve ya avukat oluncaya, bütün binalar mahkemeye dönüşünceye kadar bu devam edecek. Ülkede yargılayacak kimse kalmayınca, birbirinizi yargılamaya başlarsınız artık. Bunun bir sonu yok. Evet, kesinlikle bunun bir sonu yok. Üzülerek söylüyorum ki benim dilimde de yok.
 

Devamı…Weydonun Trajedisi: “Ülkede yargılayacak kimse kalmayınca, birbirinizi yargılamaya başlarsınız”

Karanlık ve Kederli Yazınsal Yolculukta Kafka ‘nın Dava’sı Neydi?

1917 Ağustosu’nda başlayan kanlı öksürükler Franz Kafka’yı yedi yıl sonra Viyana yakınlarında bir sanatoryumda öldürdü (1924). Ölürken tuhaf bir huzur içindeydi. Belki de yanında kendisinden oldukça küçük bir kadın olan Dora Diamant olduğu içindi bu, öyle ya ilk defa mektup yazmadan konuşabileceği sevdiği bir kadın vardı. Ama ne acı ki ölmek üzere olan bir adam için bunun fazla bir değeri yoktu. Yemek yeme acı veriyordu ve o da taslaklarını yazdığı “Açlık Cambazı” öyküsünün kahramanı gibi aç kalmayı dolayısıyla ölmeyi seçti. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra çok ünlenen Kafka, yazın tarihi içinde karanlık, derin ve görkemli bir yer edindi.

Devamı…Karanlık ve Kederli Yazınsal Yolculukta Kafka ‘nın Dava’sı Neydi?

Çağdaş bir peygamber | Franz Kafka’nın Kederi – Ahmet Ümit

Eş dost sohbetlerinde sıradışı yazarlardan söz açılınca, aklıma önce Kafka gelir. Bende bu düşünceyi yaratan Kafka’nın yazın alanında biricik olmayı başarmış, varolandan farklı bir tarz ve yöntemle metinler kaleme alması değildir. Daha çok onun metinlerinin satır aralarından sızan kederdir; anlamsız bir dünyanın ortasında koyulaşıp duran kül rengi bir keder. Belki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nda bir Yahudi olmasından kaynaklanmaktadır bu keder; belki Yahudi olmasına rağmen kendini Yahudi gibi hissedememesinden. Belki sağlıklı, iri yarı bir babanın çelimsiz oğlu olmasından. Belki genç yaşta onu kucaklayacak olan ölümü çok önceden sezinlemesinden. Belki de kendisi yazdıklarına inandığı halde, insanların yazdıklarının kıymetini bilmemesinden.

Devamı…Çağdaş bir peygamber | Franz Kafka’nın Kederi – Ahmet Ümit

Bir olay örgüsü içinde devinen kişilere dayanarak kurulan anlatı, Kafka’da Modernlik

Kafka’nın yapıtlarında çeşitli eleştirmenlerin sıklıkla değindiği unsurlar vardır: modern toplumdaki yabancılaşmayı, köhnemiş Avusturya-Macaristan İmparatorluğu bürokrasisinin dehşetini, faşizmi ve totalitarizmi anlattığı söylenmiştir. Modernlik kuramlarına başvurduğumuz zaman bu niteliklerin birbirlerinden ayrışık şeyler olmadığını, bütün modern kapitalist sanayi toplumlarına içkin olduğu görürüz. Kafka’nın bütün yapıtlarında birbirinden farklı soyutlamalarla modern toplumun bir sorunsal olarak sürekli yer aldığını, modern hayatın sürekli değişen veçhelerinin negatif bir biçimde temsil edildiğini iddia etmek mümkündür.

Devamı…Bir olay örgüsü içinde devinen kişilere dayanarak kurulan anlatı, Kafka’da Modernlik

Kafka gerçekten gerçekçi mi?, Kafka’da Modernlik

Yoruma Karşı adlı denemesinde Susan Sontag, edebiyat kuramlarının bir edebiyat yapıtını yorumlama girişiminin, yapıtın varlığını ortadan kaldıran ve kuramı ikame eden bir girişim olduğunu savunur. Yorumlama işi Sontag’a göre yapıtı bir kuramın terimlerine “çeviri işine” dönüşür. Metnin altında zorunlu olarak mevcut olan “gerçek anlamı” bulma çabası, metni delik deşik eden bir girişim haline geliyor ve metinde bulunan anlamı aşıp artık onda bulunmayan şeyler söylemeye başladığını ifade ediyor. Ama bunları söylerken Sontag yorumlama etkinliğine tümüyle karşı çıkmadığını fakat çeşitli kültürel bağlamlarda yorumlamanın “gerici, küstahça ve boğucu bir edim” olup çıktığını anlatıyor.

Devamı…Kafka gerçekten gerçekçi mi?, Kafka’da Modernlik