Mina Urgan: Uzun yaşamanın bir felaketi sevdiklerinizin ölümünü görmekse, öteki yalnızlıktır

Yalnızlıkların en kötüsü, başkalarının arasında çekilen yalnızlıktır bence. Kaldı ki, insanları seven ihtiyarlar, onları fiilen görmeseler bile, düşünceleri ve duygularıyla yakınlarıyla sürekli iletişim içinde olduklarından, hiçbir zaman yalnız kalmazlar aslında. 

Devamı…Mina Urgan: Uzun yaşamanın bir felaketi sevdiklerinizin ölümünü görmekse, öteki yalnızlıktır

Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış: Yaban’da Teknik ve İdeoloji – Berna Moran

Yaban, ya aydın ile köylü arasındaki uçurumu içtenlikle dile getirdiği, bu yarayı cesaretle deştiği ve Anadolu köylüsüne ait gerçekleri bütün çıplaklığıyla önümüze serdiği için çok övülmüş, ya da tek yanlı olduğu, gerçekleri çarpıttığı ve köylünün yalnız olumsuz yönlerini anlattığı için eleştirilmiştir. Tartışılan sorun hep şu olmuş: Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun sergilediği köylü gerçeğe uyuyor mu, uymuyor mu?

Devamı…Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış: Yaban’da Teknik ve İdeoloji – Berna Moran

Berna Moran’ın, Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü Eleştirisi

Saatleri Ayarlama Enstitüsü iki uygarlık arasında bocalayan toplumumuzun yanlış tutumlarını, davranışlarını, saçmalıklarını alaya alan, eleştirel bir romandır. Yapıt, çocukluğu Abdülhamit döneminde geçen Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinde de yaşayan Hayri İrdal’ın anıları…

Devamı…Berna Moran’ın, Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü Eleştirisi

“Ortalama insan için sanat, güzelin ortaya çıkmasıdır” Leo Tolstoy’da Aktarım – Berna Moran

Lev Tolstoy“İnsanı bedenen ameliyat etmek için bayıltmak, ruhen ameliyat etmek içinse ayıltmak gerekir”

Hıristiyan anarşizmini geliştirmeye çalıştığı “Tanrının Egemenliği İçinizdedir” kitabıyla yeni bir Hristiyanlık akımı tanımlaması, Ortodoks Kilisesi tarafından aforoz edilmesine neden oldu. Marksizm’den etkilenerek oluşturduğu mülkiyet konusundaki radikal fikirleri nedeniyle bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Bu sebeple ailesiyle arası açıldı.Hayatı boyunca yaşamın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalışarak eserlerinde bunu eksiksiz olarak yansıtmayı hedef edindi. Ömrünün son yıllarını büsbütün derbeder bir şekilde geçirdi.Bir küskünlük sonucunda kış ortasında evini terk edip hasta düştükten sonra, Astapovo’da tren istasyonunda zatürre’den öldü. 

Devamı…“Ortalama insan için sanat, güzelin ortaya çıkmasıdır” Leo Tolstoy’da Aktarım – Berna Moran

Berna Moran: Eski bir eserin anlaşılması yazıldığı zamanın bilinmesine bağlıdır

Şu ilkeden hareket eder tarihsel eleştiri: Okurun geçmiş yüzyıllarda yazılmış bir eseri anlayabilmesi, tadına varabilmesi ve değerlendirebilmesi için eserin yazıldığı çağdaki koşullar, inançlar, dünya görüşü, sanat anlayışı ve gelenekleri hakkında bilgi sahibi olması gerekir. Bundan ötürü eseri tam anlamıyla kavrayabilmek, ona doğru bir açıdan bakabilmek için okurun o çağa dönebilmesi, yazarın amaçlarını anlayabilmesi ve o çağın okurunun gözleriyle bakabilmesi lâzımdır esere. Bu imkânı sağlamak en çok edebiyat tarihçi­lerine ve araştırmacılara düşer.
Eseri aslında olduğu gibi görebilmek, çerçevesi içine oturtabilmek için bazı incelemelerde bulunmak ve esere ilişkin bilgiler sağlamak şarttır. Tarihsel eleştiri bu amaçla en çok şu gibi noktaları aydınlatmaya çalışır.

Devamı…Berna Moran: Eski bir eserin anlaşılması yazıldığı zamanın bilinmesine bağlıdır

Gerçekliği yansıtmak değil, değişik bir biçimde algılatmak | Rus Biçimciliği – Berna Moran

Şiirde Yazınsallık
Rus Biçimcileri ürünlerini aşağı yukarı 1915-1930 yılları arasında verdikleri için, esere dönük biçimci yaklaşımı Yeni Eleştiri akımından önce başlatmış sayılırlar. Ama Rus Biçimciliği aynı zamanda, 1960’larda ortaya çıkan Yapısalcılığın önemli kaynaklarından biridir. Yazın bilimine on beş yıl kadar çok önemli katkılarda bulunan Rus Biçimcileri Sovyetler’in resmi sanat anlayışına ters düştükleri için 1930’dan sonra baskı altında kaldılar ve sustular, ya da tutumlarını değiştirdiler. En ünlüleri arasında şu adları sayabiliriz: Boris Tomaşevski, Viktor Şklovski, Boris Eichenbaum ve Yuri Tinyanov. Çalışmalarına Rus Biçimcileri ile başlayan Roman Jacobson 1920’de Rusya’dan ayrıldığı ve Çekoslovakya’ya giderek Prag Dilbilim Topluluğu’nu kuranlara katıldığı için Rus Biçimciliğini, bir bakıma, Avrupa’da devam ettirmiş oldu.

Devamı…Gerçekliği yansıtmak değil, değişik bir biçimde algılatmak | Rus Biçimciliği – Berna Moran

Yusuf Atılgan ve Eserleri: Aylak Adam ve Anayurt Oteli Üzerine

Yusuf Atılgan’ın yarım kalan romanı Canıstan 2000’in son günlerinde yayımlandı. Sağlığında iki roman ve bir hikâye kitabı yayımlayan Atılgan, hikâye kitabı Bodur Minareden Öte’yi üç bölüme ayırmıştı: “Kasabadan”»”Köyden” ve “Kentten”. (Son baskıda Bütün Öyküleri adını alan kitaba, Atılgan’ın daha önce Eylemci adıyla yapılan baskıdaki iki hikayesiyle Ekmek Elden Süt Memeden adlı masal kitabındaki masalları da eklenmiş,) İlk romanı Aylak Adam’ın büyük kentte ve ikinci romanı Anayurt Oteli’nin kasaba irisi bir şehirde geçtiğini anımsayınca, bu son romanın köyde geçiyor oluşuyla, Atılgan’ın hikâye kitabında olduğu gibi, bir bütünlüğe ulaşma çabasında olduğunu düşünebiliriz. Atılgan’ın yapıtları, farklı mekânları ve dolayısıyla farklı toplumsal kesim İnsanlarını ele almalarına karşın, çoğunlukla birlikte değerlendirilmiştir Örneğin Berna Moran/’ikİ roman arasında öyle benzerlikler göze çarpar ki İnsan, Atılgan’ın aynı konuyu, farklı roman anlayışlarının getirdiği yeni bir teknikle yazmak istediği sanısına kapılabilir,” diye yazar Moran’dan farklı olarak bu iki roman arasındaki benzerliklerden çok farklılıkların romanlardaki teknik farkım doğurduğunu savlayan Nurdan Gürbilek de, farklılığı bir bütünün iki görünümü olarak tanımlar: “Zebercet olsa olsa aylak adamın öbür yüzüdür; aydının bastırdığı yüzü, şehrin dışı”

Devamı…Yusuf Atılgan ve Eserleri: Aylak Adam ve Anayurt Oteli Üzerine

Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış | Yaşar Kemal’de Yozlaşma Mitosu – Berna Moran

Yaşar Kemal, Çukurova’da düzen değişikliğini anlatırken, “o iyi atların, o iyi insanları” alıp gittiklerini; ama ne kadar soylu ve “insani” de olsa bu gidişin kaçınılmaz olduğunu, romanın sonundaki “çürümüş, yıllanmış, kokuşmuş ağır suyun yeni açılmış toprağı doldurarak akması” simgesiyle ve önemle vurgular. Aynı tarihsel zaman karşısında Faulkrıer ne kadar kötümser ve ahlaksalsa, Yaşar Kemal o kadar iyimser ve tarihseldir. Bu bakımdan Yusufçuk Yusuf da feodal ilişkilerin “insani” görünümünün kullanılması, Yaşar Kemal’in “geçmiş zaman” sorununa salt ahlaksal kategoriler açısından baktığı anlamına gelmez; tam tersine, bu ” insani” görünümün anlatımlaştırılması, Yusufçuk Yusufa ideolojik bir sahihlik (anthenticite) katar.

Devamı…Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış | Yaşar Kemal’de Yozlaşma Mitosu – Berna Moran

Edebiyat Kuramları ve Eleştiri | Tarihsel Eleştiri – Berna Moran

Edebiyat Kuramları ve EleştiriŞu ilkeden hareket eder tarihsel eleştiri: Okurun geçmiş yüzyıllarda yazılmış bir eseri anlayabilmesi, tadına varabilmesi ve değerlendirebilmesi için eserin yazıldığı çağdaki koşullar, inançlar, dünya görüşü, sanat anlayışı ve gelenekleri hakkında bilgi sahibi olması gerekir. Bundan ötürü eseri tam anlamıyla kavrayabilmek, ona doğru bir açıdan bakabilmek için okurun o çağa dönebilmesi, yazarın amaçlarını anlayabilmesi ve o çağın okurunun gözleriyle bakabilmesi lâzımdır esere. Bu imkânı sağlamak en çok edebiyat tarihçilerine ve araştırmacılara düşer.

Devamı…Edebiyat Kuramları ve Eleştiri | Tarihsel Eleştiri – Berna Moran

Sosyolojik eleştiri – Berna Moran


Sosyolojik eleştiri edebiyatın kendi başına var olmadığı, toplum içinde doğduğu ve toplumun bir ifadesi olduğu ilkesinden hareket eder. Yazarı, eseri ve okuru sosyal koşullar belirlediğine göre, yapılacak iş, bir bilim adamı gibi davranmak ve bu koşullar üzerine eğilerek sanatla ilgili sorunları açıklamaktır.
Sosyolojik eleştirinin başlangıcını Vico’nun La Scienza Nuova (1725) adlı kitabında bulurlar çoğu eleştiriciler. Vico kitabının bir yerinde Homeros’u psikolojik ve sosyal açıdan yorumlamaya çalışmıştı. Sonraları Almanya’da gelişmeye başlayan bu tutum Herder’de daha belirli bir hal aldı. Madame de Stael, De la Litterature consideree dans ses raports avec les instituons sociales (1800) eseriyle, sonraları, Fransa’da çok gözde bir yöntem sayılan sosyolojik yöntemi başlattı. Fakat bu yöntemi tam anlamıyla ilk defa Hippolyte Taine’in kullandığı kabul edilir.

Devamı…Sosyolojik eleştiri – Berna Moran

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org