“Hepsi bir Beyefendi…” Hal Tercümesi – Aziz Nesin

Bendenizi Abbas Bey gönderdi beyefendi. Zatıâlinize kartını da yolladı efendim. Buyurun! Karta bakar, bendeniz hakkında bir fikre sahip olursunuz. Beyefendi, Abbas Beyin zatıâlinize selâmları var efendim, mahsus selâm etti. Hangi Abbas Bey mi? Tanımadınız mı yoksa? Çok yakın dostunuz, çok…Bir yediğiniz ayrı gidermiş. Hatırladınız mı?

Devamı…“Hepsi bir Beyefendi…” Hal Tercümesi – Aziz Nesin

Ölsen Ölünmez, Yaşasan Yaşanmaz – Aziz Nesin

Yaşar Yaşamaz büyük bir düş kırıklığına uğramıştı. Beyler Koğuşundaki iri herifi Karakaplı Nizami Bey sanarak, herife hem de gönüllü kazıklanmasının acısını ta içinde duyuyordu. On parasız kalmıştı. Bu durum, Yaşar’ı para kazanmak için kamçıladı. Artılı bu Karakaplı Nizami Beylerin kimler olduklarını öğrenmişti.

Devamı…Ölsen Ölünmez, Yaşasan Yaşanmaz – Aziz Nesin

Esneyen İnsanlar Ülkesi – Aziz Nesin

Aziz-NesinBir varmış, bir yokmuş, sana varsa bana yokmuş, bana varsa ona yokmuş. Bir zamanlar yeryüzünün bir yerinde bir ülke varmış. Bu ülkedeki kişiler mutluluk içinde yaşar dururlarken, Tanrı vermesin, bir bilinmez salgın hastalık onları kırıp geçirmeye başlamış. Öyle bir hastalık ki, ülkedeki insanların birtakımı zayıflamaya, küçülmeye, birtakımları da şişmanlamaya, irileşmeye başlamış. Zayıflayanların boyları da günden güne ufalıyormuş. Ama bu ufalma, küçülme, zayıflama o kadar yavaaaş yavaş oluyormuş ki hiç kimse ne kendisinin, ne de başkalarının küçüldüğünün farkına varmıyormuş.

Devamı…Esneyen İnsanlar Ülkesi – Aziz Nesin

İstanbul’un Halleri: Beni Enayi mi Belledin? – Aziz Nesin

Aziz-NesinGel etme eyleme oğlum, sen bu istanbul sevdasından vazgeç… Her nereye gidersen git, işte benden sana destur. İran’a git, Hint’e, Yemen’e git, Çin’e Maçin’e git, istanbul’a gelince, ııh… Ocağı batsın o istanbul’un, gidilmez o cenabet yere… Sen gel baba sözü dinle yiğidim. Ne? İlle de gideceksin he mi? Çok dizini döveceksin, başını taşlara çalacaksın ya, kaç para eder, iş işten geçecek… Şuna bak hele, istanbul’un taşı toprağı altınmış… Altın değil ya, istanbul’un kaldırımları bütün zümrüt, zebercet bezeli olsa sana bana ne, hey benim avanak oğlum… Ulan sıpa, sen babandan akıllı mısın ki, istanbul’a gidip soyulmayacaksın… Övünmek gibi olmasın, evvel Allah’ın, sonra büyüklerimin hayır duaları sayesinde dünyaya kazık atmış hatırı sayılır ve de parmakla gösterilen eşraftan bir kişiyken ben o istanbul’da boyumun ölçüsünü aldım da, sen daha kıssadan hisse almaz mısın?

Devamı…İstanbul’un Halleri: Beni Enayi mi Belledin? – Aziz Nesin

“Bu Kazık Gözle görülmez, Elle tutulmaz” Padişaha Giren Kazık – Aziz Nesin

Aziz-NesinRaviyanı ahbar ve nakılanı asar ve muhaddisanı rüzigar o güna rivayet ve bu tarz üzre hikayet ederler ki, çook eski zamanlarda, yeryüzünün bilinmedik bir yerinde, suları bol, dört yanı yol, kişileri erimli, toprağı verimli, halkı erdemli, yazarları görkemli bir ülke vardı. O ülkede her kişi salt kendi çıkarında olup, “gemisini kurtaran kaptan, sen çuval giy ben kılaptan” diyerek, kimse kimseyi düşünmezdi. Her koyun kendi bacağından asılır, her eşek kendi ayağından nallanır, “bana ne gerek, baklava börek” deyip, her kişi karnı tok, sırtı pek olunca, herkesleri de kendi gibi sanırdı.

Devamı…“Bu Kazık Gözle görülmez, Elle tutulmaz” Padişaha Giren Kazık – Aziz Nesin

“Nasıl oldu bu iş İhsan Bey kardeşim?..” Vatani Vazife – Aziz Nesin

Aziz-NesinCezaevi dalgalandı, haber bütün koğuşlarda çalkalandı:
Yahu, Vazelin İhsan enselenmiş be…
Deme!
Namussuzum…
Ulan, herif töbe etmişti bu dalgalara…
Ne zamandır kahve işletiyordu.
Belki on sene var deliğe girdiği yoktu. İnanmayın, yalandır.
Yalan değil arkadaşım, akşam postasında Adliyeden getirmişler, kapı altında gördüm. Ha­mama girdi çıktı da, karantinaya soktular bile…
Bak ulan bak bee..Herif hapisanenin yolunu unutmuştu, tutup getirdiler ha…
Abi, kim bu Vazelin İhsan?
Siz onu tanımazsınız. Onun zamanına ye­tişmediniz. Ben Mehterhanenin sübyan koğuşundayken tanırım onu…

Devamı…“Nasıl oldu bu iş İhsan Bey kardeşim?..” Vatani Vazife – Aziz Nesin

Milletvekili Olacak Vali Nutkundan Bellidir – Aziz Nesin

Aziz-NesinÜç saattir, dört cip yoldaydı. Köy kahvesinin önünde cipler durdu. Vali, öndeki arabadan indi, ikinci arabadan mektupçu, defterdar, emniyet müdürü, candarma komutanı indiler. Tarım müdürü, sağlık müdürü, eğitim müdürü, lise müdürü, postane müdürü, tapukadastro müdürü ve öbür müdürler de arkadaki arabadaydılar. Cipleri gören köylüler, kahveden dışarı fırladılar. Kimi valinin elini öptü, kimi sıktı. Kimisi kucaklaştı. Vali de onları sevgiyle sardı, bağrına bastı. Yıllardır özlemi çekilen demokrasinin bu sıcak gösterisi, insanın gözünü yaşartıyordu.Hep birden kahveye doldular. Vali, kahve ocağının yanına, peykeye bağdaş kurdu. Ama, köyün en yaşlısı Mahmut Ağa’yı sağma aldı, o oturmadan oturmadı. Köylüler yaşlarına göre sırayla peykelere bağdaş kurdular, kimisi de hasır kahve iskemlelerine oturdu.

Devamı…Milletvekili Olacak Vali Nutkundan Bellidir – Aziz Nesin

“Tarihimizi çaldılar, şimdi ne yapacağız?” Apona Fuarı – Aziz Nesin

Aziz-NesinTarihimiz boyunca bütün kötü, yanlış, gülünç işlerin eski dönemde yapılmış olduğunu söylemek gelenektir. Biz bu geleneğimizi bozmak istemediğimizden, bu hikâyede anlatılan olayların da eski günlerde geçmiş olduğunu açıklarız.
Apona kenti uluslararası fuarı, şimdiye kadarkilerin hepsinden üstün olacaktı. Bundan iyi propaganda fırsatı ele geçemezdi. Bütün ticaret ataşeliklerine, fuarda kendilerine yer ayırtabilmeleri için, en geç iki ay içinde cevap verilmesi istenen mektuplar yazıldı.
Mektupları alan devletlerin ticaret ataşelikleri, çağrıya teşekkürle, fuara katılmak istediklerini bildirdiler. Yalnız biyerden ne “evet”, ne “hayır” diye cevap geldi.
Cevap vermeyen bu memleketle fuarı açacak memleketin ticaret heyetleri arasında o sırada bir anlaşma yapılmaktaydı.

Devamı…“Tarihimizi çaldılar, şimdi ne yapacağız?” Apona Fuarı – Aziz Nesin

Aziz Nesin: “Azgelişmiş Ülkeler” demek yerine “Gelişmemiş Ülkeler” demeyi daha uygun buldular

Aziz-NesinAmerikan Cart Vakfından ödenen paralarla, Amerika’nın tanınmış bikaç iktisatçısı, azgelişmiş ülkelere gittiler. Bu gezinin ereği, o ülkelerde incelemeler yapıp neden az geliştiklerini anlamaktı. Önce bunun adını “Gelişmemiş Ülkeler İnceleme Gezisi” koymuşlardı. Ama “gelişmemiş” sözünden, gelişmemiş olanların alınıp kızacakları düşünülerek, uluslararası incelik kurallarına uyarak “gelişmemiş” yerine, gelişmeyenlerin gönüllerini almak için “azgelişmiş” demeyi daha uygun buldular. “Azgelişmiş Ülkeler İnceleme Gezisi” kurulundan Mr. Charles Whithy adında iktisat profesörü bir üye de Türkiye’ye gelmişti. Kendisine kolaylık olmak üzere, bilgi almak için Türkiye’de kiminle konuşacağı önceden söylenmişti. Mr. Charles, Türkiye’de önce Bay Sıtkı ile konuşacaktı. Bay Sıtkı bu konuda bilgi verecek en yetkili kişilerden biriydi.

Devamı…Aziz Nesin: “Azgelişmiş Ülkeler” demek yerine “Gelişmemiş Ülkeler” demeyi daha uygun buldular

“Yahu, adam mı öldürdük?” Karakoldan Kurtulamadık – Aziz Nesin

Aziz-NesinNurettin önce bir otomobil aldı. Otomobille Avrupa gezisine çıkacaktı. Ençok görmek istediği yer de İsviçre idi. Çoktanberi böyle bir geziye çıkmak istiyor, ama bitürlü iki ucunu biraraya getiremiyordu. Sonunda istediği oldu. Hem bir spor araba aldı, hem de döviz buldu. Yaz başında çıktı yola. Gezisi ençok bir birbuçuk ay sürecekti. Giderken,
– Belki mektup gönderemem, kusura bakmayın. Ama her gittiğim yerden kart atarım, dedi. Mektup da göndermedi, kart da… İnsan Avrupa’ya geziye çıkar da her gittiği yerden, eşine dostuna oranın renkli kartpostallarından göndermez mi? İnsan bunu da yapmazsa, Avrupa’ya gitmenin tadı mı olur? Avrupa’ya gideceksin. Giderken İstanbul’un, Ankara’nın, İzmir’in telefon rehberini de beraber götüreceksin. Sonra, her gittiğin yerde oranın bisürü renkli kartpostalını alacaksın. Otele gidince, telefon rehberini açacaksın. İster tanı, ister tanıma, rehberde ne kadar adres varsa hepsine her gittiğin yerden birer ikişer renkli kartpostal yollayacaksın ki, herkes de senin Avrupa’ya gittiğini anlasın.

Devamı…“Yahu, adam mı öldürdük?” Karakoldan Kurtulamadık – Aziz Nesin

Önce Vatan mı Aşk mı? Aşk be!.. Önce de aşk, sonra da aşk! – Aziz Nesin

Aziz-NesinNe bilmiyor şimdi ne yapacak? dedi. Alman sarışının hoşa giden kırma bir Türkçesi vardı. Tren, bizim sınırdan geçip Yunanistan toprağına girinceye kadar konuşmamıştı. Türkiye sınırını aşınca dili çözüldü. Bir daha karşılaşmayacağı bir yabancıya tiren yolculuğunda içini dökerek rahatlamak istediğini anladım. İkinci Dünya Savaşı sona erdikten üç yıl sonra, babası İtalya’daki esir kampından döndüğü zaman, ağabeysi Klepzig bir tekstil fabrikasında muhasebede çalışan memurmuş. Babası, savaşın kan ve ateş denizinden yaralanmadan, burnu bile kanamadan çıkmakla övünürmüş. Brigitte’nin ağzıyla, babası şöyle diyormuş:
– Harpten kim döndü, hep eksik döndü, azalmış döndü, bir ayak yok döndü, kol yok döndü. Benim baba geldi yok eksik; var biraz fazla ağırlık, altmış kilo gitmiş, geldi yetmiş kilo şişman…

Devamı…Önce Vatan mı Aşk mı? Aşk be!.. Önce de aşk, sonra da aşk! – Aziz Nesin

Bu kadar büyük fark olunca “Muasır medeniyet seviyesi”ni nasıl geçeceğiz? – Aziz Nesin

Aziz-NesinSevgili vatandaşlarım!.. (“Efendim” sesleri.) Size bişey daha söyleyeceğim. (“Buyur” sesleri.) Dilimizi, yani lisanımızı da bozdular. “Muasır medeniyet seviyesi” gibi konuşulan dilimizi “Çağdaş uygarlık düzeyi” yaptılar. Siz bundan bişey anlıyor musunuz? (“Anlamıyoruz” sesleri.) Anlamazsınız elbet, çünkü ben de anlamıyorum. Size bişey daha söyleyeceğim. Nedense, insanlarımız tepki göstermesini bilmiyorlar. Ben buna çok şaşıyorum. Muasır medeniyet seviyesindeki memleketlerde toplumlar tepki gösterir. Bizim toplumumuz neden tepki göstermiyor? Bakın, Avrupa’da böyle değil. Batı toplumlarının insanları, beğenmedikleri bir hareket olursa veyahut birisi kanunlara, nizamlara, talimatnamelere filan aykırı bir harekette bulunursa, hemen ona karşı tepki gösteriyorlar.

Devamı…Bu kadar büyük fark olunca “Muasır medeniyet seviyesi”ni nasıl geçeceğiz? – Aziz Nesin

Yeni Dünya Düzeninde Türkiye’nin Yeri – Aziz Nesin

Aziz-NesinYıldızlı otellerden birinde değildi bu toplantı. Basılı çağrılıkta yazıldığına göre, demokratik örgütlerden birinin büyükçe bir salonunda yapılacaktı. Çağrılıkta, yeni bir girişimin başlayacağından ve bu girişimin ülkemiz için büyük öneminden söz ediliyordu. Çağrılıkta, girişimcilerin adları ve işleri yazılıydı. Hepsi de ülkemizin ilerici, demokrat ve çoğu da -günahlarını alıyorum ama- solcu olarak tanınmış aydınlarıydı. Bunların çoğunluğunu, üniversite öğretim üyeleri, yazarlar, gazeteciler oluşturuyordu. Girişimcilerin aralarında biriki tiyatro sanatçısı, ressam, mimar, müzikçi de vardı. Bu adlardan, girişimin ne denli ciddi olduğu anlaşılıyordu.  Övünmek gibi olmasın ama, girişimcilerin arasında benim adım da bulunuyordu.

Devamı…Yeni Dünya Düzeninde Türkiye’nin Yeri – Aziz Nesin

Bu makine gerçekten sizin memlekette sökmüyor!.. – Aziz Nesin

Aziz NesinPanakorogia devleti polisleri, Amerikan Federal Bürosu’nun açtığı kursta staj görüyorlardı. Altı ay süren kursun son ayı, fennin kiriminoloji alanında en son buluşu olan ‘Yalanları Okuyan Makina’nın öğrenimine ayrılmıştı. Kurs öğretmeni Mr. Harry Wells kendisini dikkatle dinleyen Panakorogiallı altı polise şunları anlatıyordu: Baylar, bugünkü dersimiz, araştırma ve soruşturmada, polislere pek büyük yardımı olan Yalanı Okuyan Makine’dir. Amerikan bilgin ve teknisyenleri tarafından yapılan bu makine’nin yardımıyle, işimiz ,çok kolaylaşmıştır. Bir suçtan sanık on kişi var, diyelim. Bu makinenin kordonunu bu on kişiye ayrı ayrı bağlarız. Sonra soruşturmaya başlarız. Yalan söyleyen hemen anlaşılır, böylece suçlu da bulunur.

Devamı…Bu makine gerçekten sizin memlekette sökmüyor!.. – Aziz Nesin

Aziz Nesin: “Denizi satın alanlar, dua edelim ki havayı da satın almamışlar”

width=İstanbul’un üç bir yanı deniz. Bu kadar da değil, istanbul’un denizi, istanbul karasının koynuna kol kol sokulmuş. Yine de böyleyken, istanbul’da denize girmek, öbür dünyada cennete girmekten daha zor. istanbul’un bir başından bir başına deniz kıyılarını bir takım insanlar satın almışlar. Denizin satın alınması akıl alır iş değildir. Denizi satın alanlar, dua edelim ki havayı da satın almamışlar. Denizle hava arasında büyük bir fark yok; onu da satın alıp bizi havasızlıktan boğmadıklarına şükür. Kavaklar’dan Çekmece’ye, Şile’den Pendik’e kadar şu güzel istanbul kıyılarında bedava girilecek bir kanşlık boş deniz kalmadığına bakarım da, denizin nasıl satın alındığına şaşarım.

Devamı…Aziz Nesin: “Denizi satın alanlar, dua edelim ki havayı da satın almamışlar”

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org