Sizi rahatsız mı ediyorum? – Fyodor Dostoyevski

Okulda da hiç sevilmezdim, ama bu kadar küçümsendiğimi hatırlamıyorum. Küçük görülmeme memurluktaki başarısızlığımın, düşüklüğümün, kılıksızlığımın vs. sebep olduğunu anlıyordum tabii, çünkü onlara göre bunlar kabiliyetsizliğimin, değersizliğimin yaftasıydı.

Gene de bu derece aşağı görülmeyi beklemiyordum. Simonov gelişime bayağı şaşırmıştı. Zaten önceleri de her ziyaretimde hayret edip dururdu. Bütün bunlara biraz canım sıkılmıştı; oturup konuşmalarını dinlemeye başladım.

Ciddi ciddi, hatta heyecanla, ertesi gün uzak bir taşra iline gidecek subay arkadaşları Zverkov için tertiplemek istedikleri veda ziyafetinden bahsediyorlardı. Mösyö Zverkov benim de okul arkadaşımdı. Ondan hele son sınıflarda iyice nefret ederdim. İlk sınıflarda herkesin sevdiği hoş yüzlü bir afacandı. Zaten ben de onu sırf güzelliği ve afacanlığı için çekemiyordum. Hiç çalışkan değildi, gitgide de kötüleşiyordu; bununla beraber pistonlu olduğu için okulu başarıyla bitirdi. Son sınıfta ona iki yüz canı olan bir köy miras kaldı; öğrencilerin çoğu fakir olduğundan Zverkov hepimize üstten bakmaya başladı. Birinci sınıf bir alçak olmasına rağmen, üstten bakarken bile sevimli bir genç gibi görünebiliyordu. Şerefe, onura dair bütün palavralarına rağmen –pek azı müstesna– çocuklar Zverkov azdıkça ona daha çok yaltaklanıyorlardı. Ondan bir çıkar gözettikleri için değil, onu dünyaya talihli doğmuş bir adam olarak gördüklerinden böyle yapıyorlardı. Sonra Zverkov bizde becerikli, zarafette eşsiz bir adam diye nam salmıştı. En çok buna bozuluyordum. Sert, kendinden emin ses tonundan, cüretkâr ama pek ahmakça nüktelerine duyulan hayranlıktan nefret ediyordum. Güzel fakat manasız yüzünü (kendi zeki yüzümle seve seve değişirdim ya), asrın ilk yarısının sonlarına doğru bütün subaylarda görülen laubali hallerini çekemiyordum. İleride kadınlar konusunda göstereceği başarıları (sabırsızlıkla beklediği subay apoletlerini takmadan önce çapkınlığa cesaret edemiyordu) her fırsatta düello yapacağını anlatmasına hiç tahammül edemiyordum. Hiç unutmam, her zaman sessiz sessiz durduğum halde, bir keresinde ansızın Zverkov’la kapışıverdim: Teneffüste arkadaşlarıyla gelecekteki çapkınlıklarından bahsediyordu, sonra güneşte oynaşıp duran bir köpek yavrusu gibi coştu, köyünde el atmadık tek bir kız bırakmayacağını, bunun droit de seigneur[16] olduğunu, karşı gelmeye cesaret edecek köylülere sopayı basacağını, aşarı iki kat artırıp sakallı keratalara günlerini göstereceğini söyledi. Bizim grup sözlerini alkışlarla karşıladı, ama ben lafa karıştım; köylü kızlarla babalarına acıdığımdan değil, sırf o mendeburun alkışlanmasına kızdığım için. O gün onu alt ettim ama, Zverkov aptal olduğu halde hem farfara, hem küstahtı, o yüzden işi alaya boğdu. Sonunda kahkahayı basınca sanki ben alt olmuş gibi oldum. Daha sonra da birkaç kere beni zor duruma düşürdü; hem de bunu hiç kızmadan, gülerek, laf olsun diye yapıyormuş gibi bir hali vardı. Nefretim, hırçınlığım ona karşılık vermeme engel oluyordu. Okul bitirme töreninde benimle konuştu, ben de fazla nazlanmadım, ne yalan söyleyeyim, gururumu okşamıştı; fakat birbirimize fazla ısınamadık. Sonradan teğmenlere has hovardalıktaki başarıları hakkında kulağıma bir şeyler çalındı. Zverkov’un mesleğindeki başarısından bahsedenler de oldu. Artık sokakta beni görünce tanımazlıktan geliyordu; besbelli benim gibi değersiz birisiyle selamlaşmakla kendini küçük düşürmekten korkuyordu. Onu bir kere de kolunda yaver kordonuyla, tiyatroda üçüncü sırada otururken gördüm. İhtiyar bir generalin kızları etrafında yılışıp duruyordu. Üç yıl içinde kendini epey salıvermiş, hâlâ yakışıklı, çevik göründüğü halde hafifçe şişmiş, semirmeye başlamıştı; otuzunu bulunca büsbütün hantallaşacağı belliydi. İşte bizim arkadaşların veda ziyafeti vermek istedikleri adam bu Zverkov’du. Kendilerini ona eşit saymamakla beraber arkadaşların bu üç yıl içinde Zverkov’la ahbaplığı, kesmediklerine emindim.

Simonov’un iki misafirinden biri Rus Almanlarından Ferfiçkin’di. Ufak tefek, maymun suratlı, alaycı bir aptal olan Ferfiçkin, okulda daha ilk sınıflardan beri baş düşmanımdı; aşağılığın, küstahın, tafracının, korkağın biri olduğu halde yüksekten atmaya bayılırdı. Sık sık ödünç para aldığı ve bazı menfaatler gözettiği için Zverkov’un etrafında pervane gibi dönerdi. Simonov’un ikinci misafiri Trudolyubov dikkate değer birisi değildi, iri yarı, soğuk yüzlü bir subaydı; oldukça dürüst bir çocuktu, ama ne çeşit olursa olsun başarı kazanmış kimselerin önünde eğilmeden yapamaz, rütbeyle, terfiyle ilgili konular dışında konuşamazdı. Zverkov’la uzaktan akrabalığı vardı ve söylemesi ne kadar manasız görünse de, bu özellik ona aramızda ayrı bir değer veriyordu. Beni oldum olası adam yerine koymazdı; fazla nezaket göstermeden üstünkörü konuşurduk.

Fyodor Dostoyevski
Yeraltından Notlar

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Yabancılaşma: Bir Araştırma Konusu Olarak Toplumsal İlişkiler – Bertell Ollman

I  Marx’ın kavramlarının (ya da kategorilerinin) ve de ifadesini bu kavram ve kategorilerde bulan toplumsal gerçeklik anlayışının geniş bir şekilde...

Kapat