Sibel Erkan Olayında Kuşatma Altına Alınan Mahir Çayan’ın Binbaşı ile Pazarlığı, Annesiyle Konuşması

Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilmesini engellemek için Ephraim Elrom, 11 Mayis 1971 günü İsrail İstanbul Başkonsolosluğu’na giderken Mahir Çayan, Ulaş Bardakçı, Hüseyin Cevahir tarafından kaçırıldı. Mahir Çayan konsolosun serbest bırakılmasına karşılık arkadaşlarının salıverilmesini istedi. Talepleri kabul edilmeyince 22 Mayıs 1971 günü sabaha karşı Nişantaşı’nda bir evde saat 01:42 sularında şakak bölgesinden vurularak öldürüldü. Elrom’un öldürülmesinden sonra polis başta Mahir Çayan ve Hüseyin Cevahir olmak üzere THKP-C üyelerine karşı baskınlar düzenlemeye başladı 27 Mayıs 1971’de Çayan ve Cevahir İstanbul Maltepe’de boş bir eve sığındı. 30 Mayıs sabahı ise askerler aldıkları ihbar sonucu evi sardı. Olay sırasında Mahir Çayan ve Hüseyin Cevahir’le Albay Hayri Çakmak arasında geçen pazarlık konuşmaları banta alındı.
İTÜ’de çözülen bant konuşma kayıtları İstanbul 1. Ordu ve Sıkıyönetim Komutanlığı 3 nolu mahkemede 15 Ekim 1971 tarihinde yapılan duruşmada dinlendi. Sözkonusu kayıtlar 41 yıl sonra Turhan Feyizoğlu’nun Alfa yayınlarından çıkan son “İki Adalı” adlı kitabında ilk kez yayımlandı.

Feyizoğlu, 51 saat süren olayın devamını şöyle anlatıyor;
“Daha güvenli olur diye üst kata çıkan iki arkadaş Binbaşı Dinçer Erkan’a ait dairenin kapısını kırarak içeri girdiler. Evde bulunan anne Sevim Erkan, 10 yaşındaki oğlu Tamer ve 14 yaşındaki Sibel’in evden çıkmalarına izin verdiler. Ama Sibel tam çıkacakken Mahir Çayan, “Sen kal, bize su getir” diyerek genç kızı alı koydu. İşte 51 saat sürecek olan “Sibel Erkan olayı” böyle başladı. Sıkıyönetim Komutanlığı’na bağlı askerler ve keskin nişancılar evi çember altına aldı”


Pazarlık Diyaloğu:

Mahir Çayan: Bizim bir şeye gereksinimiz yok ama kızın bir takım şeylere gereksinimi olabilir. Yemek yemiyor. Burada peynir ekmek var. Sibel yemiyor. Bilmiyorum istiyor mu bir şey söylesin.
Sibel Erkan: İstemiyorum.
Mahir Çayan: Burada soğan ekmek var. Kızcağıza zorla yedirmeye çalıştık ki hasta olmasın, bir şey olmasın..
Binbaşı: Teşekkür ederiz. Şartların sonucu geldiği an hemen size bildireceğim. Söz verdim.
Mahir Çayan: O sonucu alıncaya kadar kızcağıza hiçbir şey yapılmayacaktır. O bizim kız kardeşimizdir.
Binbaşı: Ben sizinle çok çekiştim. Şu garip yavruyu anasına, babasına bağışlayın bırakın.
Hüseyin Cevahir: Binbaşı A. Bey bunu hükümet bağışlar, hükümet.
Mahir Çayan: Ben başka bir mesele söyleyeceğim, bak dinle. Biz dayanırız sonuna kadar fakat bu kız dayanamayabilir, yemek ekmek meselesinden dolayı, dinliyor musun?
Binbaşı: Anlayamadım.
Mahir Çayan: Biz alışkınız ve dayanırız, yemek ekmek meselesidir.
Binbaşı: Onu düşünüyoruz, demek ki vicdanınız çok temiz. O halde beraber çıkın.
Hüseyin Cevahir: Binbaşım ben Cevahir. Buraya gelince söylüyorsun vicdandan, şundan bundan bahsediyorsun. Örgütten bahsediyorsun. Radyolar bangır bangır şakiler, caniler diye ikaz ediyor. Madem öyle ilan ediliyoruz bugün kamuoyunda, öyle olacağız.
Binbaşı: Bu duruma düşürmeyin kendinizi.

 Mahir Çayan’ın annesi Naciye Çayan ile  olan diyaloğu:

 “Yavrum sözümü dinle teslim ol”

Naciye Çayan : Mahir
Mahir Çayan: Buyur anne
Naciye Çayan: Evladım
Mahir Çayan: Ha
Naciye Çayan: Ben geldim çocuğum.
Mahir Çayan: Söyle anne
Naciye Çayan: Yavrum, gel ne olursun, teslim ol çocuğum, benim hatırım için evladım, bir şey olmayacak gel çocuğum gel
Mahir Çayan: Anne, dinle bak, sonra çek git, dinle sözümü, bu faşist köpekler seni kandırmışlar sakın bunların oyununa gelmeyin.
Naciye Çayan: Yok evladım, bir şey yapmayacaklar, benim sözümü dinle.
Mahir Çayan: Teslim alınca işkence yapıp bu namussuzlar öldürecekler, arkadaşlarımızı aynı şekilde dünyasına pişman etmişlerdir.
Naciye Çayan: Mahir.
Mahir Çayan: Çekil, çekilin gidin. Yarının Türkiye’sinde bunların yüzüne tüküreceklerdir.

Sibel Erkan olayı kanlı bitti. Hüseyin Cevahir  vucudunda 23 kurşun yarası alarak yaşamını yitirdi. Mahir Çayan ise yaralı olarak ele geçirildi.   30 Mart 1972 tarihinde, Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere Köyü’nde askerle girdiği çatışmada Mahir Çayan (1946 Samsun) ile beraber Ertan Saruhan (1942 Fatsa), Sinan Kazım Özüdoğru (1949 Gevaş), Ahmet Atasoy (1946 Ünye), Hüdai Arıkan (1946 Çivrili), Cihan Alptekin (1947 Adeşen), Nihat Yılmaz (1937 Fatsa) ve Saffet Alp (1949 Kayseri) adlı arkadaşıyla birlikte öldürüldü.

“Sibel Erkan Olayında Kuşatma Altına Alınan Mahir Çayan’ın Binbaşı ile Pazarlığı, Annesiyle Konuşması” üzerine 2 yorum

  1. Turkiyenin Emperyalizmin içine dusurdugu siyasi buhrandan etkilenerek Halkımız üzerinde Faşist terör uygulamasını tek kişi dahi öldürmeden eylem yaparak halka anlatmaya çalışmaları ve bu karmaşık günlerin geleceğinibilerek fedakarca hayatı hice sayarak ölüme selam durmaları torunlarımiz anlatacagimiz en büyük direniş felsefesi olacaktır.

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
“Her şey önceden hazırlanmış gibiydi…” Rüya – Franz Kafka

Josef K. rüya görüyordu. Güzel bir gündü ve K.’nın canı yürüyüşe çıkmak istemişti. Henüz bir iki adım atmıştı ki, hemencecik...

Kapat