Demirel’den bir “Dün dündür, bugün bugündür” klasiği: 38 yıl sonra Denizlere gelen “iç sızlaması”

Gezmiş ise 16 Mart 1971 salı günü Sivas’ın Gemerek ilçesinde etrafı sarılarak yakalandı. Mahkemesi 16 Temmuz 1971 günü Altındağ Veteriner Okulu binası’nda Tuğgeneral Ali Elverdi başkanlığında Baki Tuğ savcılığında Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 no’lu Mahkemesi’nde başladı ve 9 Ekim 1971 günü bitti. Deniz ve arkadaşları 16 Temmuz 1971’de başlayan THKO-1 Davası’nda TCK’nin 146.maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle, 9 Ekim 1971’de 146/1 idam cezasına çarptırıldı.
Senato oylamasında İsmet İnönü “siyasi suçlar idamla cezalandırılmamalıdır” diyerek Bülent Ecevit ile birlikte red oyu kullandı. O zaman Adalet Partisi genel başkanı olan Süleyman Demirel infazdan yana el kaldırdı. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ise idamları onaydı.

“Bana sağcılar adam öldürtüyor diyemezsiniz”, “Devlet, yasalar çerçevesinde rutin dışına çıkabilir” , Daha sonra  bir soru üzerine Deniz Gezmiş’in 24 yaşında olmasına gönderme yaparak “24 elim olsa 24 elimi de kaldırırım” dedi.

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam kararını: “Türk milleti adına aldığımız kararlarda oyumu, Allah’a karşı sorumlu olduğumu asla unutmadan verdim” diyen Geçtiğimiz ay boğularak ölen Ankara 1 Nolu Sıkıyönetim askeri mahkemesinin başkanı Ali Elverdi, İdamlardan iki yıl sonra Süleyman Demirel’in yanında yer alarak Adalet Partisi Bursa miletvekili olarak meclise girdi.

Ali Elverdi: “Emekli olduktan sonra politikaya atılmayı düşündüm. Her asker gibi bir durum muhakemesi yaptım. Vatanıma ve milletime en iyi hizmeti Adalet Partisi saflarında yapabileceğime karar verdim. Vatanımın selameti ve milletimin refahı için, Türkiye’de demokrasiyi yaşatmak Cumhuriyeti ebedileştirmek amacıyla kanımın son damlasına kadar çalışacağım. Beni bu yoldan alıkoymaya kimsenin gücü yetmeyecektir”

38 yıl sonra yeni bir “Dün dündür, bugün bugündür” klasiği: “Siyasi sorumluluğum yok”

Demirel, 6 Mayıs 2010 Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin açılışının ardından bir gazetecinin, ”6 Mayıs, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamının yıl dönümü, bu konuda çok şey yazıldı çizildi, bazı yazılanlarda sizin de adınız geçti, böyle bir günde ne söylersiniz” diye sorması üzerine, bu olayın ”tarihimizin üzüntülü hadiseleri” olduğunu söyledi.  Süleyman Demirel, şöyle devam etti:
”Bu hadise devletin tasarrufudur, yani mahkemeden geçmiştir, Meclis tasdiklemiştir. İcra edilmiştir. Bu bir tane de değildir. Birçok tanedir. Durup durduğu yerde de olmuş değildir. Onun içindir ki o tasarruf seçilmiş Meclisindir. Zaman içerisinde meclislerin birtakım kararları yadırganabilir. Ama karar meşrudur, meşruiyet tartışması yapılamaz. Bundan kötüleme tartışması çıkartamazsınız, o zaman devlet işlemez.

Bu tip hadiselere sevinmek mümkün değildir. Keşke bunlar olmasaydı, ama durup durduğu yerde de olmamıştır. Her şeyi unutarak, hiçbir şey olmamış da adamları tutup götürüp asmış diye bir olay da yok. Kimsenin burnunun kanamasını ben şahsen istemem. O devir içerisinde benim siyasi sorumluluğum yok. Benim gücüm yok. Çünkü benim elimden de hükümet alınmış. O gün ülkeye hakim olan güç benim elimden de hükümeti almış. Meclis’te 276 milletvekili oy kullanmış. Bütün bunları bırakıp her şeyi benim üstüme yıkmanın manası tamamen bir nevi kötülemedir. Benim sebep olduğum bir olay değil ki…”

Boyalı basının büyük yalanı: Yurt dışında eğitim bursu

Bir başka gazetecinin, “Adı geçen gençlere sizin ’yurt dışında eğitim bursu önerdiğiniz’ şeklinde haberler de çıkmıştı” sözleri üzerine Demirel, “Hayır, o haberlerin hiçbirisi doğru değildir.” dedi.

“Ama ülkede kanunu, nizamı çiğneyemeyiz ki…”

“Sadece içim sızlar, şimdi de sızlar. O zaman da sızlamıştı. Ama ülkede kanunu, nizamı çiğneyemeyiz ki… Ortada merhamet, vicdan var. Ama kanun, nizam da var. Kanun icra edilmiş. Zorla yapılmış bir işlem de değil, mahkemeden geçmiş, temyizden geçmiş, her türlü savunma imkanları tanınmış ve bu neticeye gelinmiş” diye konuştu.
Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Demirel, her 6 Mayıs’ta bu hadisenin anıldığını belirterek, ancak bu hadise anılırken bunun bir devlet tasarrufu olduğu, bir keyfiliği bulunmadığı, devletin bu tasarrufu yaparken kanun ve nizamı korumak için yaptığının unutulmaması gerektiğini vurguladı.

Yedi kez gidip sekiz kez gelen Demirel’in meşur sözlerinden biri daha: “Kendim için bir şey istiyorsam namerdim”

Demirel’in cumhurbaşkanlığı döneminde çektirdiği ‘aile fotoğrafı’ndan tüm yapraklar dökülse de hemen hemen herkesin yaptığı yanına kar kaldı. Cavit Çağlar İnterbank’ı, Yahya Murat Demirel ile Şevket Demirel Ege Bank’ı, Kamuran Çörtük Bayındır Bank’ı batırdı. Demirel’in kayınbiraderi Ali Şener’in adı arsa yolsuzluğuna karıştı.

9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in 1999 sonbaharında çektirdiği ve “Bu, bizim ailemiz” dediği fotoğrafta “manevi oğulları” olarak nitelendirdiği ve bankasının içini boşaltmakla suçlanan İnterbank’ın eski sahibi Cavit Çağlar, Demirel’e yakınlığından dolayı bir çok ihale aldığı ileri sürülen Kamuran Çörtük yer alıyordu. Ayrıca fotoğrafta yer alan Demirel’in kayınbiraderi Ali Şener de Çörtük’le olan yakınlığıyla tanınıyordu.

Bir dönem aniden zengin olup holding kuran ve aldıkları bankaların içini boşaltarak şirketlerine aktaran bu batık banka patronları bir zamanlar Demirel’in aile fotoğrafına giren çok özel kişiliklerdi. Toplumda bu aile fotoğrafındaki isimlerin artık hiç mi hiç itibarları kalmadı. Büyük kısmı kanundan kurtulmanın yolunu buldu. Ortak yönleriyse devlete milyarlarca dolarlık borcu yıktıktan sonra ortalıktan kaybolmaları oldu.

Yorum yapın

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org

Önceki yazıyı okuyun:
Ressam Claude Monet, hayatı, sanatı ve online resim sergisi ile cafrande.org’ta

"Resimlerim ve çiçeklerim dışında hiçbir şey beni ilgilendirmiyor" diyen Claude Monet, rivayetlere göre: etrafındakilere karşı oldukça ilgisiz. Bazen kimseye bir...

Kapat