Sadık Hidayet: İnsanın hayvan cesedi, kanı, eti ve yağı ile beslenmeye ihtiyacı yoktur!..

Midelerinizi hayvan mezarlığı yapmayın. [Hz. Ali]
Öyle kimseler vardır ki vejetaryenlikle ilgili delilleri kabul ettikten sonra buna göre davranmakta kuşkuya düşerler ve zayıflayıp sinir zafiyeti geçirmekten korkarlar.

Bu korku, halkın, etin kuvvet verici bir besin olduğunu ve kasları kuvvetlendirdiğini sanmasından kaynaklanmıştır. Biz de değişik zamanlarda, değişik yerlerde yapılan deney ve gözlemleri burada kısaca aktaralım.

Pirus Denis bir coğrafya dergisine yazdığı makalede şöyle der: “Ele geçen belgelere göre en büyük piramiti yaptıran Mısır kralı Keops, işçilerine yiyecek olarak 1600 ‘talan’ gümüş değerinde soğan, turp ve sarmısak gönderdi. Bu miktar yiyecekle yüz bin kişi doyuruluyordu. Bu nedenle piramit, bitki ile yaşayan işçilerin kol güçlerinin bir sonucudur. Büyük piramit, her biri iki ton ağırlığında ve Nil’den taşınan iki milyon üç yüz bin kayadan oluşmaktadır.”

Eski Yunanlılar külliyetli miktarda kuru incir tüketirlerdi. Güç verici bir besin olarak kabul edilen kuru incir, güreşçilerin kuvvet kazanması için kullanılırdı. Dahi düşünürlerden biri olan Eflatun, tahıl, meyve ve özellikle kuru incirle beslenirdi ve 81 yaşında öldü.

Yapılan nüfus sayımı yeryüzündeki insanların çoğunun vejetaryen olduğunu göstermektedir. Hindistan’da 300 milyon insan yani dünya nüfusunun yaklaşık beşte biri vejetaryendir. Çinlilerin yiyecekleri tahıl, pirinç, sebze ve balıktan oluşmuştur. Japonlar balık etini nadiren yerler ve halkının çoğunluğu tarım ürünleriyle beslenir. Oldukça kanaatkâr ve az yemek yiyen insanlardır. Bugün dünyanın gelişmiş ülkeleri arasında olsa da, eski gelenek ve göreneklerini hâlâ yitirmemişlerdir ve AvrupalIları taklit etmezler.

Şimdiki Mısır denizcileri öteden beri besinlerini kavun, soğan, bakla, mercimek, hurma ve mısırdan alırlar. Çok güçlü ve sağlam yapılıdırlar ve gün boyunca ağır işler yaparlar.

Her gün birkaç fersah giden ve hayli güçlü olan MeksikalI ulaklar sadece mısır tanesi yerler. Rus köylüleri sadece kara ekmek, süt ve sebze ile yaşarlar. Üstelik çok güçlü ve canlı yapılıdırlar. Birçok Arap kabilesi sadece hurma, deve sütü ve ekmekle beslenir. Ömür boyunca ağızlarına et koymazlar. Aynı zamanda çok az yemek yerler ama güçlü, çevik ve kurnaz oluşları, yakıcı havaya dayanıklılıkları ve sabırları dilden dile dolaşır.

Herkes bilir ki dağlarda yaşayan insanlar, köylüler, çiftçiler dünyanın her yerinde tarih öncesi zamanlardan bu yana bitki ve meyve ile yaşamışlardır ve etobur şehirlilerden daha güçlüdürler.

Garsilazo, İnkalar adlı tarihinde Şili ve Peru yerlilerinin vejetaryen olduklarını, bu iki milletin İspanyol askeri önünde direnerek özgürlüklerini koruduklarını anlatır. Onların özelliklerinden bahsederken sadece meyve, ekmek ve sebze ile yaşadıklarını kaydeder. Bu insanlar çok güzel, boylu poslu, iyi huylu, sevecen ve sakin insanlardır. Yazar, onların kadınlarının altmış iki yaşından sonra bile gençlik ve zarafetlerini koruduklarını belirtir.

Mesihi ruhbanlardan “terapist”ler gün boyunca ağır işlerde çalışıp tarımla uğraşırlar. Yiyecekleri bitkilerden ibarettir. Hayvansal maddeleri yemezler. Doktorlara göre oldukça sağlıklı oldukları gibi uzun ömürlüdürler.

İran’da konargöçer toplulukların çoğu sadece bitki, ekmek ve sütle yaşarlar ve gün boyunca çalışırlar. Fars çölünde yerleşik olan kabilelerin yiyeceğini hurma, un ve leblebi oluşturur.

Sürekli dolaşırlar. Çok kuvvetli ve çeviktirler. Fakat şehirlerde yaşayan İranlılar, Avrupalılara özenirler. Çoğu et yer ve hastalıkları da günden güne artmaktadır. Ama dağlarda ve köylerde yaşayan insanlar hemen hiç et yemezler ve şehirlilerden çok daha sağlıklıdırlar.

Nikola Hanikof, Afganistan Tacikierinin yiyecekleri hakkında şöyle der: “… Ama halkın asıl yiyeceğini oralarda çok dikilen dut ağaçlarının meyvesi oluşturur. Dutu güneşte kurutarak öğütür ve dut unundan ekmek yaparlar. Yaşadıkları yaylayı göz önünde bulundurursak, bu besin çok sağlıklıdır. İrvin’in yaptığı hesaba göre dut ağacının verdiği besini aynı büyüklükteki buğday tarlası sağlayamaz.”

Dr. Oldfild der ki: “Bana ‘Et yemekten kaçınan kişiler zayıf bünyeli mi olurlar?’ diye sorulsa, şöyle cevap veririm: Pek çok kez ispatlandığı gibi, onların bedenleri daha kuvvetlenmiş ve zihinleri açılmıştır.”

Dr. Volter Hedon bu konudaki görüşünü belirtirken şöyle der: “Denemek için balık, sığır, koyun ve kuş etiyle bunların sakatatlarını (biraz süt, yumurta ve tereyağı dışında) yirmi beş yıldır aksatmadan yemedim. Akrabalarım altmış yaşında aynı deneye başladılar. Şimdi onların her biri 80-90 yaşında ve son derece sağlıklılar. Ben bu yöntemi kendi tıbbi deneyimierimde kullandım ve hastalıkların tedavisinde çok büyük yardımı olduğunu gördüm. Gerçekten de çoğu zaman bu yöntemi ilaçsız tedavi olarak yeterli buldum.”

Meyve yiyen hayvanlar kuvvet bakımından asla yırtıcı hayvanlardan geri kalmazlar. Örneğin maymun, tüfek namlusunu ince bir çıta gibi ortadan ikiye ayırır. Acaba sakin, sabırlı ve zararsız olan ve gücünden yararlanılan fil, öküz ve at gibi hayvanlar etobur mudur?

Vejetaryen olmayan Belçikalı profesör Botiko, bu konuda bir kitapçık yazmıştır ve önsözde şöyle der: “Ben vejetaryen değilim. Bu tezi, vejetaryenlik hakkındaki görüşleri biraz daha aydınlatmak amacıyla seçtim. Bu iş için yaklaşık elli vejateryen tespit ettim. Onlara sorular sordum. Güçlerinin ve dayanıklılıklarının ne ölçüde olduğunu inceledim. Onlar da kendi arzularına göre cevaplar verdiler. Hastalık veya bilimsel nedenlerle isteyerek veya kendini beğenmişlik havası içinde bu beslenme tarzını kabul eden vejetaryenler, eskiye göre daha iyi durumdaydılar.”

Aynı doktor laboratuvar çalışmalarına dayanarak, et yiyenlerdeki kas yorulmasının iki buçuk kat fazla olduğunu, bu yorgunluğun geçmesinin de vejetaryenlerden beş misli zor olduğunu vurgular. Bunlar, et yiyen birinin tarafsızca yapmış olduğu mukayesenin sonucudur.

Ve yine anılan profesör, birkaç yıldır vejetaryen olanlarda kas yorgunluğunun atılmasının birkaç aylık vejetaryenlerden daha çabuk olduğu sonucuna varmıştır.

Pek çok kişi, halk arasında yaygın olan yanlış inancın tersine, bitkisel yiyeceklerin etten daha çok kuvvet verici olduğunu bilmez. Bugün Karlman, Maylz, Vivit gibi dünya şampiyonu güreşçi ve ve sporcular vejetaryendirler. Birçoğu da dünya şampiyonlarında diğer güreşçilerden öne geçmiştir. O halde, görüldüğü gibi vejetaryenlik sadece ahlaksal ve zihinsel bakımdan etkili değildir. Aynı zamanda bedeni güçlendirir, sağlıklı kılar, adaleleri yumuşatır ve çevikleştirir.

İnsanın hayvan cesedi, kanı, eti ve yağı ile beslenmeye ihtiyacı yoktur. Meyve ve otlarla yaşayıp sağlıklı kalabilir. Bu, riyazet hayatının gerektirdiği bir beslenme tarzı olmayıp, daha çok, doğa yasalarıyla uyumludur. Daha sağlıklı, lezzet verici ve insanidir.

Sadık Hidayet
Vejetaryenliğin Yararları (Deneyler başlıklı bölüm)

Yorum yapın

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org

Önceki yazıyı okuyun:
Nietzsche: Nasıl böyle oldu insan? Sık sık utanmak zorunda kaldığından değil mi?

Merhametliler Üzerine Dostlarım, alaycı sözler söylediler dostunuza: “Bakın şu Zerdüşt’e!” dediler, “Hayvanların arasındaymışçasına dolaşmıyor mu aramızda?”

Kapat