Pablo Neruda: Benim kazandığım en büyük armağan halkımın şairi olmaktı…

Benim şiirim ve hayatım bir nehir gibi akıp gitmiştir. Şili’nin yüksek dağları arasındaki derin vadilerde dünyaya gelen ve denizlere kavuşmaya çalışan bir nehir gibi.
Suların üzerinde yüzen her şeyi götürmüş, coşkunluğu kabul etmiş, sırları gün ışığına çıkarmış ve halkın yüreğine giden bir yol açmıştır kendine.

Ben ıstırap çektim ve savaştım, ben sevdim ve şarkılar söyledim. Dünya bölünürken, ben yendim ve yenildim, ekmeğin ve kanın tadına vardım. Başka ne arzular bir şair? Ağlamaktan öpmeye, yalnızlıktan kalabalığa tüm duygular şiirimde kanat çırpmış, içinde yaşamıştır. Ben şiirim için yaşadım, şiirimle savaşlar verdim. Kelebeğin konduğu çiçekteki tozlar kadar uçucu armağanlar kazandım, içlerinden biri vardı ki, birçok şairin beni kıskanacağı, erişilmesi güç bir armağandı bu. Estetiğin güç öğretileri ve yazılı sözlerin labirentinde yaptığım araştırmalardan sonra halkımın şairi olmuştum. Benim kazandığım en büyük armağan işte buydu. Mısralarımla dolu kitaplarım değil. Lota’nın kömüründen, yerin yedi kat dibindeki ocaklardan, toprağın içine giren dimdik galerilerden, sanki cehennemden geliyormuş gibi, yaptığı berbat işten suratı bitkin, tozdan gözleri kırmızı bir adamın yeryüzüne çıkıp da, yarıkları ve nasırlarıyla kuru bozkır topraklarını andıran o elini uzatarak, sana; “Seni çoktandır tanıyorum ben, kardeş!” dediği ve gülümsediği an, en büyük ödülü almış gibi olursun. Benim şiirimin aldığı defne dalından taçtır bu. O acımasız bozkırlarda, topraktaki delikten çıkan işçinin sözleri. Rüzgârlar, geceler ve Şili’nin yıldızları bu insanlara seslenmektedir: “Sizler yalnız değilsiniz, bir şair acılarınızı biliyor!”

Pablo Neruda
Yaşadığımı İtiraf Ediyorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir