Öyküler – Italo Calvino | Arjantinkarıncası, Emlak Vurgunu, Kirli Hava Bulutu ve diğerleri…

En tepede, bu yükseltilerin arasındaki bir girintiye gömülü bir köy uzanıyordu, birbiri üstüne binmiş evleri, taş döşeli, katır fışkılarının akabilmesi için ortası çukur yollarla, merdivenler ayırıyordu, bütün bu evlerin eşiğinde, yaşlı ya da yaşlanmış bir sürü kadın vardı, alçak duvarların üstünde de hepsi beyaz gömlekler giymiş, yaşlı, genç erkekler yan yana oturuyorlardı, basamaklı sokakların orta yerinde ise çocuklar oynuyorlardı, daha büyük birkaç çocuk ise sokağa uzanmış, yanaklarını basamağa dayayıp uyuyakalmıştı, çünkü burası hem evin içinden daha serindi, hem koku daha azdı, her tarafı konmuş ya da uçmakta olan sinek bulutları kaplamıştı, her duvarda, ocak bacalarının çevresindeki her gazete kâğıdı parçasında sayılamayacak kadar sinek pisliği beneği vardı ve Usnelli’nin aklına sözcükler, sözcükler geliyordu peş peşe, iç içe geçiyordu, satırların arasında açıklık kalmıyordu, sonunda birbirlerinden ayırt edilemez oluyor, minicik beyaz aralıkların bile gitgide yok olduğu bir kördüğüme dönüşüyordu ve yalnız karanlık kalıyordu, en koyu karanlık, içine girilemeyen, bir çığlık gibi umutsuz.

Öyküler / Arjantinkarıncası, Emlak Vurgunu, Kirli Hava Bulutu ve diğerleri…

İtalyan edebiyatının büyük ustası Italo Calvino’nun kristal bir piramit gibi işlediği dilinden bir öykü seçkisi. Calvino tarafından tematik bir bütünlük gözetilerek hazırlanan bu seçki, yazarın daha önce Türkçede yayımlanmış dört kitabında: Karga Sona Kaldı, Marcovaldo ya da Kentte Mevsimler, Savaşa Giriş ve Zor Sevdalar’da yer alan bazı öykülerin yanı sıra ilk kez Türkçeye çevrilen üçü uzun, toplam on üç öyküyü içeriyor.

Zor Hayaller, Zor Anılar, Zor Sevdalar ve Zor Yaşam başlıkları altında topladığı öyküleri, Calvino 1945-1958 yılları arasında kaleme alır. Savaş sırası ve savaş sonrası döneme denk gelen bu öyküler direniş ve partizanlık, dolayısıyla mücadele hikâyelerine; kent insanının, çocukların, işçilerin, sıradan insanların gözünden modern hayata, iletişimsizliğe, yalnızlığa odaklanır.

Calvino, Öyküler’in sunuşundaki yazısında “…kitabımı böldüğüm dört bölümün başlığına da ‘zor’ sıfatını koydum. Niçin? Çünkü yazdığım şeyler konusunda ‘kolaylık’tan, ‘mutluluk’tan, ‘mutlu kolaylık’tan, ‘kolay mutluluk’tan söz edildiğini duymaktan bıkmıştım. Bu nedenle, her yere ‘zor’ sözcüğünü yazdım: O âna dek yazılarımdan alabildiğine uzak bulduğum bu sıfatı, yaşamın bana ulaşılmaz gibi görünen bu boyutunu, bu yönünü. Sonuç mu? Harika. Eleştirmenlerin hemen hepsi, gözlerini kırpmadan, zorluk kavramının her zaman benim anlatımın temel ve sürekli özelliği olduğuna bir ağızdan yemin ettiler. Buna sevinmem gerekirdi, ama kuşkum sürüyor: Bu başlıklarda ‘zor’ sıfatının yerine ‘kolay’ sıfatını kullanmış olsaydım, hiçbir şey değişmeyecek, herkes gene yüzde yüz katılacaktı. Böylece, başladığım noktaya dönmüş oldum; dünya hakkındaki ve dünyayla ilişki hakkındaki kuşkum –her şey zor mu, güç veren ya da silahsız bırakan bir zorlukta mı; yoksa her şey kolay mı, coşku veren ya da düş kırıklığına uğratan bir kolaylıkta mı?– çözüme kavuşmadı, bu etik-kozmik sorgulamam yanıtsız kaldı. Çaresi yok: İnsanın bu işleri tek başına halledebilmesi gerekiyor,” diye yazar.

Calvino, Öyküler’de yer alan “Kirli Hava Bulutu” ve “Emlak Vurgunu”nda simgesel-masalsı kaynaktan simgesel-yergili-gerçekçi anlatıma yönelir. Günümüz insanının paraya yönelik açgözlülüğüne ve Marcovaldo’da yine masalsı biçimde işlenen doğanın tahrip edilmesine karşı bir kınama vardır bu öykülerde.

Neredeyse masalsı gerçekçilik lezzeti taşıyan savaş hikâyelerinden kayalıklarda yengeç ve ahtapot avlamak için didinen Zeffirino’suyla çocuk oyunlarına; avcıların kol gezdiği ormanlardan Marcovaldo’daki kentlilere dair gayet komik anlatılara; denizde yüzerken bikinisini kaybettiğini fark eden güzel kadını, hoş bir kadınla bir gece geçiren memuru ya da biri gece biri gündüz çalıştığı için neredeyse hiç bir araya gelemeyen genç karı-kocasıyla Zor Sevdalar’ın ironik-melankolik aşk hikâyelerine kadar kitaptaki bütün öykülerin ortak paydası insanların birlikte yaşamaları gerçeği üstüne düşünmektir.

Karga Sona Kaldı’daki hemen her öyküsünde ortam olarak ya tepeler kırlar ya da deniz vardır; Calvino’nun çok sevdiği Ligurya manzaraları… Yeni-gerçekçi akıma giren öykülerin bazıları bir öykücü olarak gelecekteki Calvino’nun haberini de vermektedir. Çocukluk ve ergenlik üstüne bazı öyküleri daha hafif olsa da Calvino bunlara bir ruh; yeni evrenleri keşfetme, yeni deneyimler kazanma duygusu katmıştır. Çocukların olduğu öykülerde, bir çocuk kitabı klasiği sayılan Pal Sokağı Çocukları’yla kesişmeler sezinlenir (“Yengeç Kaynayan Gemi”). “Büyülü Bahçe”de genç kızla oğlan, yeniyetme yaşlarda sıkça görülen hınzırlık, merak duygusuyla olağanüstü bir bahçedeki havuzu, bitkileri keşfederler. “Bir Gün Öğleden Sonra, Âdem” öyküsünde Maria-Nunziata’ya hiç alışılmadık biçimde değişik hayvanları, feğişik yerlere bırakarak hediye etmeye çalışan Liberaso adlı delikanlı ise sıradışı bir karakterdir.

Sunuş bölümünde “Okumak üzere olduğunuz kitabın tek amacı var: 1945’te yazınsal deneylerine başlayanlar arasından birisinin, nasıl o zamandan bugüne kadar, yaşamın bir çeşnisini, bir parıltısını, bir gıcırtısını, bir temposunu yakalama serabının peşinden koştuğuna tanıklık etmek. İçinde yaşadığımız dönem, dünya üzerine büyük açıklamalara da, büyük romanlara da pek elverişli değil; evrenin gizini, bir karınca gözünün sayısız kesitindeki gibi, dev dinozorun bütün iskeletini yeniden kurmak için yararlandığımız omurga fosilindeki gibi yakalamaya çalıştık. /./ Ben başladığımda, yazmak kolaydı. Sözler ile şeyler arasında, olguların gücü ile üslup arasında, nesnel dünya ile öznel dünya arasında büyük bir fark yoktu. Yaşam, çevremizde öykülerle dolup taşıyordu,” diye yazan Calvino, yazmak için, küçücük ilmiklerden oluşmuş bir ağ gibi uzamda ve zamanda olabildiğince belirli, sık dokulu, ayrıntılı, kılı kırk yaran bir anlatıyı hedeflemesi gerektiğini düşünür.

Öyküler’i yazdığı döneme denk gelen yıllarda, 1956’da yayımlanan İtalyan Masalları derlemesi için iki yıl çalışmıştır Calvino. Masalların lirik-fantastik yanı, onun yeni-gerçekçi tavrına damgasına vurur. Her şeyi hayat oyununa dönüştüren Calvino, her ne kadar ruh hallerini bir ölçüde karikatürize etse de temeldeki duygusallık ve acı döngüsünü her zaman sezinletir: İnsanlar arasındaki iletişim güçlüğü, insanın doğayla, toplumla ve kendisiyle uyum halinde olma konusundaki yetersizliği onun için eleştiri konusudur. Gözlerinin önünde beliren yeni sorunları göğüsleme derdindedir hep: Böylelikle anlatıcılık laboratuvarı sürekli şiirsel öyküler, kuramsal kitaplar, fantastik anlatılar yaratır. Yazınsal erdemi, zihninin katı disiplininden doğar; ironik ve fantastik olanla ve her tür araştırma ve bilme yönteminin tikelliğinin ve gelip geçiciliğinin bilinciyle yumuşar.

Bilimin ve mitosun her tür zorlamasının sınırındaki yüksek duyarlılığı, insan deneyimindeki çelişkili halleri bilinçli olarak görme gücü, bir bilgi olarak sanat düşüncesi Calvino’nun ortaya koyduklarının taşıyıcı kolonlarıdır.

Calvino, Amerika Dersleri’nde, edebiyatın, gerçekleştirmek mümkün olmasa bile, ancak kendine sınırsız hedefler koyarsa yaşayabileceğini belirtir. Çünkü edebiyatın bir işlevi olması için şairler ve yazarlar başka hiç kimsenin hayal etme cesaretini gösteremeyeceği girişimler tasarlamaktan vazgeçmemelilerdir. Bilimin genel açıklamalara, uzmanlaşmış olmayan çözümlere güvensizlik duymaya başlamasından bu yana edebiyatın karşısında bir fırsat alanı doğmuştur: Çeşitli bilgi dallarını ve kodları çoğulcu ve çokyönlü bir dünya kavrayışı içinde dokumak… “Kimiz biz?” diye sorar Calvino. “ …deneyimlerin, bilgilerin, okunmuş metinlerin, imgelerin oluşturduğu bir bileşke değilsek neyiz her birimiz? Her yaşam, her şeyin, akla gelebilecek her şekilde yeniden karıştırılıp yeniden düzenlendiği bir ansiklopedi, bir kitaplık, bir nesneler envanteri, bir üsluplar dizisidir.”*

Filiz Özdem
Ocak 2007


*I. Calvino, Amerika Dersleri, çev: Kemal Atakay, Can Yay., İstanbul 2000.Öyküler / Arjantinkarıncası, Emlak Vurgunu, Kirli Hava Bulutu ve d
Öyküler / Arjantinkarıncası, Emlak Vurgunu, Kirli Hava Bulutu ve diğerleri… İtalyan edebiyatının büyük ustası Italo Calvino’nun kristal bir piramit gibi işlediği dilinden bir öykü seçkisi. Öyküler’de Calvino’nun daha önce Türkçe’de yayımlanmış dört kitabından: Karga Sona Kaldı, Marcovaldo ya da Kentte Mevsimler, Savaşa Giriş ve Zor Sevdalar’dan tematik bir bütünlük gözetilerek seçilmiş öykülerin yanı sıra ilk kez Türkçe’ye çevrilen üçü uzun, toplam on üç öykü de yer alıyor.

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Karadeniz Karışık Tulum Havaları | Tulum’un Kısa Tarihi ve Yapısı

Tulum Anadolu'nun kuzeydoğusunda genelikle  Trabzon, Rize, Erzurum, Kars’ta, kullanılan nefesli bir halk çalgısının adıdır. Trakya bölgesi, Balkan yarımadası ve İskoçya'da...

Kapat