Maksatlı analar, maksatlı çocuklar – Perihan Mağden

Biliyorsunuz, uyum içinde gül gibi geçinip giden bir milletiz.
Fransızlara densizliklerinden ötürü acayip kızıyoruz bugünlerde. Sırada İngiltere ve Almanya var. Onlara da çok çok kızacağız. İngilizlerin Hindistan’da yaptıklarını, Almanların Yahudilere zulmünü hatırlatacağız. Hoş, bunları kimsenin unuttuğu, unutturduğu filan yok. Ama biz böyle bir ‘tencere dibin kara/seninki benden kara mantığıyla kendimizi temize çıkaracağız? Temize çekeceğiz? Tertemiz edeceğiz? Öyle bir şeyler işte.

Kızgınız. Kızgın.
Allah’tan en güzeli, teselli edicisi, bu: Sevinçlerimizde ve kızgınlıklarımızda biriz. Birörneğiz. Tektipiz. Bu çok güzel, tabii.
Bir kere, cümleten MAKSATSISIZ. Evet. Birörnekliğimiz burdan başlıyor: Maksatsızlığımızdan.
Daha iyi bir araba, daha iyi bir ev, ‘home theatre gibi büyük ülkülerimiz, bizi arzudan çıldırtan maksatlarımız olabilir; ama burda maksatla kast edilen o değil. Biliyorsunuz bir ara bu topraklarda, maksatlı analar öldürülmüş/kaybolmuş/gözaltında yok olmuş maksatlı çocukları için maksatlı eylemler düzenliyorlardı. Yasakladık. Rahatladık.

Bu maksatlı çocuklar, rahat durmak nedir bilmezler. Başka maksatlı eylemlerinde onları katlettik, susturduk; bugünlere geldik. Bugünlerde maksatlı bir direniştir tutturdular. Açlık grevleri. Ölüm oruçları. Yok F tipine hayır demeler, yok DGM’ler kapatılsın; şu yapılsın, bu yapılsın. Onlara kaldıydı!

Her neyse, biz maksatsızlığımızdaki tek yumruk halimize güvenerekten bir Hayata Dönüş/Şefkatle Sıkma operasyonu düzenledik. On binlerce mermi harcadık. Hapishaneleri 2. Dünya Savaşı alanlarına çevirdik. Ses bombalan attık, gaz püskürttük, tazyikli sular sıktık, 32 ölü ve yüzlerce yaralıyla operasyonu ‘başarı’ ile tamamladık. Sağ kalanları, çırılçıplak, daha inşaatı bitmemiş F tiplerine postaladık.

Şimdi onları maksatlarından arındırmaya çalışıyoruz. Ölüm orucunda yüzlerce, belki de binlerce mahkûm olduğu söyleniyor. Bilinçlerini kaybettikleri anda revirlere, hastanelere kaldırıp kollarına serumu dayıyoruz. Bilinçleri yerine geldikleri anda, serumlarını söküyorlar. ‘Yer misin, yemez misin’ böyle oyunlar eşliğinde, onları yine hücrelerine atıyoruz. Bu tak serumu/söksün serumu oyununu birkaç kez oynayanlar var. Hayatlarını acayip tehlikeye atanlar. Ama maksatlarından kurtulmaları lazım. Ya kurtulurlar. Ya kurtulurlar. Böyle işte.
Tüm medya Maksatsızlar Korosunun uyumlu seslerinden geçilmiyor. Ya da maksatsız sessizliğinden.

Beni bir aradı. “İsmim Şükran Ağdaş,” dedi. “İrfan Ağdaş’ın annesiyim. Sizinle görüşebilir miyim?”
Ben valla billa maksadım kötü olduğundan değil, daha fenası maksatlı olduğumdan değil, maksatlı birinin sesini de duyalım, maksatlıların konuşmaya hakkı yok mudur; diye düşünerek Şükran Ağdaş’la buluştum, konuştum.

96 yılının, 13 Mayıs’mda Alibeyköy’de Gülistan Sokak, Sağ Yokuşu’nda vurulup öldürülmüş İrfan Ağdaş. Yani oğlu. Anacığının. “Kurtuluş gazetesi dağıtırken öldürüldü,” diyor annesi. “Polisle çatışmada öldürüldüğü iddia edildi.”

Boynunda oğlunun fotoğrafı asılı. Çekip gösteriyor. Benim derhal gözlerim doluyor. “Çok gençmiş” diye haykırıyorum. “Daha on yedisindeydi” diyor. Şimdi maksatsızlar tabii, kendilerini kendileri dışında kimsenin yerine koymama/koyamama rahatsızlığından mutlu, mesut, mustarip olduklarından, ‘Oh olsun’ filan da diyo olabilirler. Güzelim bir koro olaraktan. Sonra Şükran Ağdaş, kafayı adaletle bozuyor. “Oğlumun silahı yoktu. Oğlumun kalbini parçaladılar” diyor. “Ne öğrendimse bu sistem öğretti” diyor.

Başlıyor mahkemelere gitmeye gelmeye. Savcı iddianamesinde, İrfan Ağdaş’ın silahının olmadığını, polis aracında yakın mesafeden ateş edilerek öldürüldüğünün tespit edildiğini, bu ‘icraati’ gerçekleştiren polisi adıyla/sanıyla, bildiriyor. 28 Şubat’ta mahkeme karara varacak. Ama polisin bu eylemi’ af kapsamına girdiğinden…

Şükran Ağdaş artık maksadından yanına varılmayan bir ana.
“F tiplerinde zulüm altındalar” diyor, “Hâlâ ölmediler deniyor, ölmeleri bekleniyor: Ölecekler çok yakında. 2000’e yakın mahkûm artık ölüm orucunda.
“Aydınlar” diyor, “Bu memlekette aydın varsa, devlet kadar suçlular. Bu operasyonu, devletin göstermek istediği gibi gördüler. Gıkları çıkmadı.”
“Sinir gazları, şok gazlan sıkıldı çocuklara” diyor. “Üstlerine beyaz tozları döküp alev makineleriyle nişan aldılar. Ümraniye’de bir kişi (Ahmet İbilli), Çanakkale’de bir kişi (Fidan Kalşen) kendilerini arkadaşları kurtulsun diye ateşe verdiler. O ikisi dışında, hiç kimse kendini yakmadı.”
Böyle maksatlı şeyler söylüyor Şükran Ağdaş. Bizi maksatsızlığımızdan silkelemeyi hedefleyen, maksat dolu laflar.
Biz maksatsızlığımızı oturtmuşuz bir kere. Milletçe maksatsızlığımızda TEK KORO olmuşuz. Siz hanım, siz çocuklar: O ölen/öldürülen çocuklar. Maksatlısınız. O kadar.

Best of Perihan Mağden

Yorum yapın

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org

Önceki yazıyı okuyun:
Özlem Taner “Aşıklar Meclisi” albümü: Beni ağlatma ki, sen de gülesin…

Kapat