Larvalarından çalınarak köleleştirilen karıncalar, Darwin’in Karıncaları; Formica palidefulva

Atlas’ın Kasım 2009 sayısında yer alan ‘Darwin’in Karıncaları’ başlıklı makalenin yazarı Dr. U. Uzay Sezen, devedikeni bitkisi (Circium vulgaris) üzerindeki yaklaşık 30 adet Formica palidefulva türü orman karıncasının çevresinde olup biten ilginç ekolojik etkileşimi Atlas’a dergisine anlattı. Dr. Sezen, görüntüleri ABD’nin Georgia eyaletine bağlı Athens kentinde bulunan Eyalet Botanik Bahçesi içinde kaydettiği iki videoyu aşağıdan izleyebilirsiniz.

‘Darwin, Türlerin Kökeni adlı kitabında Formica cinsi karıncaların yaprak bitlerini tıpkı bir çoban gibi güttüklerini ve avcılara karşı savunduklarını ayrıntılı biçimde anlatır. Yaprak bitleri, karıncalara karşılığında bitkiden emdikleri şekerli sıvıyı verirler. Karıncalar o kadar verimli bir sürüye sahiptiler ki, bal tutan parmağını yalar atasözündeki gibi sürekli olarak yapışkan şekerli sıvı bulaşan duyargalarını ve ayaklarını temizlemekle meşguldüler. Bir yandan da, bitkinin üzerinde düzenli olarak devriye geziyorlardı. Uğurböcekleri yaprak bitlerini doymak bilmez bir iştahla mideye indirirler. Karıncaların savunma hattının dışındaki bölge beneksiz kırmızı uğurböcekleri (Cycloneda munda) ile sarılmış durumdaydı. Uğurböcekleri karıncaların boşluğundan yararlanarak devedikeninin yapraklarına ulaşabilseler bile, savunmayı yarıp bitkinin gövdesinde yoğun olarak bulunan enginar yaprakbitlerine (Brachycaudus cardui) bir türlü ulaşamıyorlardı. Gözlemlerimiz sırasında Türkiye’de bulunmayan fakat Trakya Üniversitesi’nden Prof. Dr. Nihat Aktaç’ın önerisiyle Türkçeye ‘boynuzlu ağustosböceği’ olarak çevirebileceğimiz Entylia carinata türü bir böceğin karıncalar ile olan etkileşimini de ayrıca belgeleme fırsatı yakaladık. Bu böceğin yetişkinleri korunmaya muhtaç olmamalarına karşın, savunmasız yavrularının güvenliğini yine yaprakbitlerinin yaptığı gibi karıncalara sıvı salgılayarak sağlıyordu. Bizim dikkatimizi çektiği anda larvalar palazlanmış ve kendi güvenlikleri için gereken rüşveti (sekerli sıvıyı) karıncalara sağlar hale gelmişlerdi. Tüm bunlar olup biterken anne böceğin yumurtalarını bıraktığı yeri hala terk etmemiş olması çok ilginçti. Devedikeni herkese yetecek besini sağlayabiliyordu.

Ant tending treehopper larvae on a thistle from Uzay Sezen on Vimeo.


İkinci videoda, ilk gelişim evrelerini başarı ile atlatarak başkalaşım geçiren boynuzlu ağustosböceği larvalarının karıncaya sıvı sunmaları ve karıncanın heyecanlı duyarga hareketleri esliğinde bu sıvıyı emmesi ardı arda üç sahnede görülebilir. Darwin’in ayrıntılı olarak işlediği bir başka konu da karıncaların kölecilik yapmalarıdır. Devedikeni üzerinde gözlemlediğimiz Formica palidefulva türü karıncaların ‘Amazon karıncaları’ olarak da bilinen Polyergus lucidus türü tarafından yuvalarının saldırıya uğradığı ve larvalarının çalınarak köleleştirildiği bilinir. Bizim izlediğimiz karıncaların köleleştirilip edilmediğini bilemiyoruz. Fakat, Darwin’in bu Kasım ayında 150. yaşına giren eserinde yer alan bu bir dizi gözlemi ayrı bir coğrafyada görselleştirerek anmak bir biyolog olarak özel bir anlam içeriyor.’
Dr. Sezen, görüntüleri ABD’nin Georgia eyaletine bağlı Athens kentinde bulunan Eyalet Botanik Bahçesi içinde kaydetti.

Kaynak: http://www.kesfetmekicinbak.com/atlasdan/doga/09114/

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Rus şiirinin güneşi Aleksandr Sergeyeviç Puşkin’in Erzurum Yolculuğu (I)

Gürcistan 1783 yılında Rusya'nın egemenliğini kabul etmişti. Fakat bu, ünlü Muhammed Ağa'nın 1795'te Tiflis'i ele geçirerek yakıp yıkmasına ve 20.000...

Kapat