“Özgür irade” dediğiniz şey ne kadar özgür olabilir? – Yuval Noah Harari

Komşunuzu öldürmek ya da hükümet seçimleri gibi ciddi etkileri olan büyük kararların, anlık duygular yerine ölçülüp tartılmış fikirlerle şekillendiğini öne sürebilirsiniz. Her savı pek çok açıdan değerlendirip birini seçerek herhangi bir partiye oy verebilir ya da evde kalıp oy hakkımı kullanmamayı tercih edebilirim. Bir tartışmada hangi tarafı seçeceğimi söyleyen şey nedir?

Devamı…“Özgür irade” dediğiniz şey ne kadar özgür olabilir? – Yuval Noah Harari

Evrim ve Doğa Üzerine Kafa Yormuş İslam Alimleri

Tarihte 8. yüzyıldan 13. yüzyıla kadar (kimi kaynaklara göre 15. yüzyıla kadar) olan dönem, İslam coğrafyasının Altın Çağı olarak bilinir. İslam dünyasında mühendisler, bilginler, düşünürler; sanatta, tarımda, ekonomide, hukukta, edebiyatta, felsefede, bilimde ve teknolojide eski adetleri koruyup yenilerini ekleyerek çok önemli gelişmelerin öncüleri olmuşlardır.

Devamı…Evrim ve Doğa Üzerine Kafa Yormuş İslam Alimleri

Küçük Burjuva Muhalefeti, Materyalist Diyalektiğin ABC’si – Lev Troçki

Lev TroçkiDiyalektik ne kurgu ne de mistisizmdir, fakat hayatın gündelik sorunlarıyla sınırlı olmadığı, daha karmaşık ve kapsamlı süreçleri konusunda bir kavrayışa ulaşmaya gayret ettiği ölçüde, düşünüşümüzün biçimlerinin bir bilimidir. Diyalektik ve formel mantık arasında, yüksek ve basit matematik arasındakine benzer bir ilişki vardır.

Devamı…Küçük Burjuva Muhalefeti, Materyalist Diyalektiğin ABC’si – Lev Troçki

“Evrim” ve “Devrim”, Marksizm’in Darwincilik’le ilişkisi – Alan Woods & Ted Grant

Darwin DarvinDarwin’in Tedriciliği
“Bazen denir ki, diyalektiğin hareket noktası, evriminkiyle aynıdır. Bu iki yöntemin temas noktaları bulunduğundan kuşku duyulamaz. Buna rağmen, bunlar arasında esaslı ve önemli bir fark da vardır, ki bu farkın evrim öğretisinin lehine olmaktan hayli uzak olduğu da itiraf edilmelidir. Modern evrimciler kendi öğretilerine hatırı sayılır bir muhafazakârlık katıp karıştırıyorlar. Ne doğada ne de tarihte herhangi bir sıçrama olmadığını kanıtlamak istiyorlar. Diğer taraftan diyalektik çok iyi bilir ki, hem doğada hem de insan düşüncesinde ve tarihte sıçramalar kaçınılmazdır. Ancak diyalektik, aynı kesintisiz sürecin, değişimin tüm evrelerinde işlemekte olduğu reddedilmez gerçeğinin de üstünden atlamaz. O yalnızca, tedrici değişimin kaçınılmaz olarak bir sıçramaya yol açmak durumunda olduğu koşullar dizisini açığa kavuşturmaya çalışır.”[1] (Plehanov)

Devamı…“Evrim” ve “Devrim”, Marksizm’in Darwincilik’le ilişkisi – Alan Woods & Ted Grant

Doğal Seleksiyonun Bilimsel Konumu, Evrim Rastlantı Varyasyonlarla Açıklanabilir mi?

Doğal seleksiyon kavramında yer alan iki temel noktayısı: (1) Yaşam savaşımında daha güçlü veya çevre koşullarına daha uyumlu bireylerin ayıklanmaktan kurtulma ve çoğalma şanslarının daha yüksek olduğu; (2) Tüm canlıların varyasyonlara açık olduğu (Varyasyonların nedenlerine ilişkin bilgilerimizin yetersizliği, varyasyonları beklenmedik ya da raslantı oluşumlar saymaya yol açmıştır). Türlerin oluşumunda başlıca düzeneğin doğal seleksiyon olduğu düşüncesi ister istemez yanıtlaması çok güç bir soruya bizi yöneltmektedir. Doğal seleksiyon bugün de yürürlükte olduğuna göre, yeni türler şimdi de ortaya çıkmakta mıdır? Bu soruyu yanıtlamak kolay değildi. Bir kez, evrim doğal bağlamında doğrudan gözlenebilecek bir olay değildir. Sonra, yeni bir türün oluşması uzun zaman alan bir süreçtir. Ancak kesin bir şey söylenemiyor diye doğal seleksiyon düzeneğini bilim dışı, dayanaksız bir düşünce saymak da yanlıştır. Unutmamak gerekir ki, bilimde tüm kuram ve genellemeler az ya da çok doğrulanmış hipotezlerdir. Her hipotezin bir açıklama işlevi vardır; bir alanda açıklama işlevi bakımından daha kapsamlı, daha doyurucu alternatif bir hipotez ortaya atılıncaya dek, yürürlükteki hipotez korunur.

Devamı…Doğal Seleksiyonun Bilimsel Konumu, Evrim Rastlantı Varyasyonlarla Açıklanabilir mi?

İnsan Ailesinin Biyokültürel Evrimi | İnsan ailesi öncesinde ne vardı? – Metin Özbek

Yeryüzünde 65-70 milyon yıl öncesinden itibaren başlayan başdöndürücü evrimsel süreç aşağı yukarı 20-25 milyon yıl öncesinden itibaren hominoid (insanımsı) adı verilen yepyeni bir üst ailenin tarih sahnesine çıkmasıyla beraber heyecanlı bir dönemece girmiştir. Aslında bu üst aile, bizi de yakından ilgilendirmektedir. Çünkü insan ailesiyle (hominid) iri primat ailesi (pongid) bu üst aile içinde toplanır. İnsan ailesinin oluşum biçimi ve bu oluşumda rol oynayan koşulları daha iyi anlayabilmemiz açısından insan ailesi öncesinde ne olup bittiğini bilmemiz Çok önemlidir. Gerek insan, gerekse iri primat ailelerinin evrimsel potansiyelini bünyesinde taşıyan ortak atasal formla temsil edilen hominoid üst ailesi zaman ve mekân içinde nasıl bir dağılım gösteriyordu? Bu amaçla zaman tüneline girerek miyosen cağın başlangıcına kadar gidelim. Zamanımızdan aşağı yukarı 25 milyon yıl önce başlayan ve 5,5 milyon yıl önce de sona eren miyosen çağı sadece biz insanoğlu için değil, aynı zamanda goril, şempanze, orangutan gibi iri primatların ait olduğu ailenin de kaderini belirleyen kritik bir zaman dilimidir (Kottak, 1997). İnsan ve iri primat ailelerinin ortak yazgısı bundan aşağı yukarı 25-30 milyon yıl önce başlamış bulunmaktadır (Relethford 1990; Tattersall, 1995).

Devamı…İnsan Ailesinin Biyokültürel Evrimi | İnsan ailesi öncesinde ne vardı? – Metin Özbek

Bireysel Bencillik ve Özveri Kıskacında İnsanlar Neden Var? – Richard Dawkins

Siyahbaşlı martılar büyük koloniler halinde yuva kurarlar. Yuvalar birbirinden sadece birkaç fit uzaklığındadır. Yavrular yumurtadan  ilk çıktıklarında küçük ve savunmasızdırlar, onları yutuvermek kolaydır. Bir martının, komşusunun arkasını dönmesini veya balık avlamaya gitmesini beklediği, sonra da komşunun yavrusunun başına çöküp bir lokmada yuttuğu çokça görülür. Böylece, balık avlama zahmetine girmeksizin ya da kendi yuvasını savunmasız bırakmasızın, besleyici, güzel bir yemek elde eder. Daha iyi bilinen bir örnek ise dişi peygamberdevesinin meşum yamyamlığıdır. Peygamberdeveleri iri, etobur böceklerdir. Normal olarak, kendilerinden daha küçük hayvanları -sinekler gibi-yerler; hareket eden hemen hemen her şeye saldırırlar. Çiftleşirken erkek dikkatlice sürünür, tırmanarak dişinin üstüne biner ve birleşir. Dişi eline bir şans geçirirse, erkeği yiyecektir. Ya erkek yaklaşırken veya üstüne bindikten ya da ayrıldıktan hemen sonra, kafasını kopartarak işe başlar.

Devamı…Bireysel Bencillik ve Özveri Kıskacında İnsanlar Neden Var? – Richard Dawkins

İnsanın, duygu durumu ve davranışlarının evrimsel gelişimi

Bugüne kadar insanların davranış biçimleri ve duygulanımları gerek psikanalitik gerek bilişseldavranışçı gerekse nörobiyolojik yaklaşımlarla açıklanmaya çalışılmıştır. Bu kuramların hemen hepsi belirli gözlem ve gerçeklere dayanmakla birlikte, insanın canlılar dünyasındaki yeri ve davranışlarının bu bağlamdaki nedenselliği konusuna herhangi bir atıf yapmamışlardır. Oysa ilginçtir ki, kendimize has, özgün ve ayrıksı olarak nitelendirdiğimiz birtakım davranışlarımız, türümüze yakın olan sâdece primat âilesi değil birçok memeli tarafından paylaşılmaktadır (Panksepp 1998). Hepimizin kendi yaşantımızdan tanık olduğu gibi, bâzı anlarda kontrolümüzü kaybeder ve istesek de mantıklı davranamayız. Bâzı anlarda ise sâdece “isteyerek” olabileceğimizden daha mutlu, canlı ve neş’eli oluruz (Bownds 1999). Acaba bu tür durumlarda, evrimsel geçmişimizden bize miras kalan farklı bir “beyin sisteminin” etkisine giriyor olabilir miyiz?  Bu soruyu yanıtlayabilmek için insanoğlunun evrimine ve taksonomisine bakmak gerekir.

Devamı…İnsanın, duygu durumu ve davranışlarının evrimsel gelişimi

Darwin Devrimi: Evrim | Darwinci Devrimin Anlam ve Önemini Yeniden Düşünmek – Michael Ruse

Otuz yıl önce (1979’da) Darwinci Devrim adında bir kitabım yayımlandı. Kimse kitabın gerçekten bir konusu olup olmadığını sorgulamadı. Darwinci Devrim diye bir şey vardı ve benim kitabım da bunu ele alıyordu. Bugünse bundan o kadar emin olamayız. Aradan geçen zamanda bilimsel devrim düşüncesi sorgulandı; Darwin’in katkısına meydan okundu; bu konulara olumlu bir yaklaşımınız olsa bile, biz neyden bahsediyoruz ki? Bu makalede bu üç soruyu ele alacağım.

Darwinci bir Devrim Oldu mu?

Devamı…Darwin Devrimi: Evrim | Darwinci Devrimin Anlam ve Önemini Yeniden Düşünmek – Michael Ruse

Larvalarından çalınarak köleleştirilen karıncalar, Darwin’in Karıncaları; Formica palidefulva

Atlas’ın Kasım 2009 sayısında yer alan ‘Darwin’in Karıncaları’ başlıklı makalenin yazarı Dr. U. Uzay Sezen, devedikeni bitkisi (Circium vulgaris) üzerindeki yaklaşık 30 adet Formica palidefulva türü orman karıncasının çevresinde olup biten ilginç ekolojik etkileşimi Atlas’a dergisine anlattı. Dr. Sezen, görüntüleri ABD’nin Georgia eyaletine bağlı Athens kentinde bulunan Eyalet Botanik Bahçesi içinde kaydettiği iki videoyu aşağıdan izleyebilirsiniz.

Devamı…Larvalarından çalınarak köleleştirilen karıncalar, Darwin’in Karıncaları; Formica palidefulva

Diyalektik ve Tarihsel Materyalizm | 1. Diyalektik yöntemin temel özelikleri – Joseph Stalin

stalinDiyalektik Eski Yunan dilindeki, konuşmak, tartışmak anlamına gelen dialego sözcüğünden çıkmıştır. Eski zamanlarda diyalektik, muhaatabın savındaki çelişkileri ortaya koyup bu çelişkilerin üstesinden gelmek yoluyla gerçeğe ulaşma sanatı demekti. Eski zamanlarda, düşüncedeki çelişkileri ortaya çıkarmanın ve karşıt görüşlerin çatışmasının, gerçeğe ulaşmada en iyi yöntem olduğunu kabul eden filozoflar vardı. Düşüncenin bu diyalektik yöntemi, sonraları doğa olaylarını da kapsadı; doğadaki olayları sürekli bir hareket ve değişme içinde gören, doğadaki gelişmeleri, doğadaki çelişkilerin gelişmesi sonucu olarak, ve doğadaki karşıt güçlerin birbirlerini karşılıklı etkilemeleri sonucu kabul eden, doğanın diyalektik kavranması biçiminde gelişti.

Devamı…Diyalektik ve Tarihsel Materyalizm | 1. Diyalektik yöntemin temel özelikleri – Joseph Stalin

Darwin: Canlı türlerinin zaman içinde değişime uğradığını keşfeden ilk bilim adamı

İngiliz bilim adamı Charles Darwin zengin bir aileye mensup olarak 200 yıl önce dünyaya geldi.  ilahiyat ve biyoloji öğrenimi gördü.  Kuzeniyle Evlenip 10 çocuk yapan Darvin, 1831’de başlayan ve beş yıl süren yolculuk  hayatını ve dünyaya bakışını değiştirdi. Darwin heyecanını:  “Beagle” gemisinde bulunduğum dönemde, Güney Amerika’daki bitki ve hayvan türlerinin dağılımındaki gariplik beni çok şaşırtmıştı. Bu olgular bana türlerin kökenine ışık tutma konusunda yardımcı oldu.” sözleriyle anlatıyordu. Galapagos Adaları’nda bulduğu farklı ispinoz türlerini inceleyerek, hepsinin aynı atalara sahip oldukları, ancak binlerce yıl içinde değişime uğradıkları sonucuna varınca bu fikrin dine aykırılığını bildiği için  bir arkadaşına: “Bu arada türlerin değişmez olmadığından neredeyse eminim. Bu sanki insanın bir cinayet işlemesi gibi…” diye yazdı. Canlı türlerinin zaman içinde değişime uğradığını keşfeden ilk bilim adamı, evrim teorisinin kurucusu olarak tarihe geçti. 

Devamı…Darwin: Canlı türlerinin zaman içinde değişime uğradığını keşfeden ilk bilim adamı

Vatikan’ın yasaklılar listesinde bilim yasak, Hitler serbest!

Katolik Kilisesi’nin yasakları, 4 bin başlıkta, bütün bilim ve kültür yapıtlarını kapsıyor. İlk kez 1559 yılında Vatikan tarafından resmen ilan edilen, 1966 yılına kadar sürekli yenilenerek yürürlükte kalan ‘Yasak Kitaplar Listesi’nde, bilimin, sanatın, edebiyatın, düşüncenin neredeyse bütün birikimi yer alıyor.
Bilim ve Gelecek* dergisi Şubat 2009 sayısında Katolik Kilisesi’nin 400 yıllık “Yasak Kitaplar Listesi”nin (Index Librorum Prohibitorum) öyküsünü kapak konusu yapmış. İlk kez 1559 yılında Vatikan tarafından resmen ilan edilen liste, 1966 yılına kadar sürekli yenilenerek yürürlükte kalmış.

Devamı…Vatikan’ın yasaklılar listesinde bilim yasak, Hitler serbest!