Kürtaj Karşıtı Mücadele: Ahlaki Değil Siyasi Çünkü Ahlak Kişiseldir! – Sharon Smith

“Ahlaki Çoğunluk” gibi isimleri olan sağcı örgütler, ne ahlaki açıdan daha gelişkinler, ne de çoğunluğu oluşturuyorlar. Kongre ve Beyaz Saray gibi yüksek makamlarda müttefikleri olan, maddi açıdan çok iyi desteklenen azınlıkları temsil ediyorlar. Elbette bu sağcılar muhalefetlerini “yaşamın kutsallığı” ve “evliliğin kutsallığı”nı öven dindar sloganlarla beyan ediyorlar.
Fakat ikiyüzlüler. Örneğin, evliliğin kutsallığının başlıca savunucusu Newt Gingrich şu anda üçüncü evliliğini sürdürüyor. Kampanyaları ahlaki değil siyasi bir nitelik taşıyor.

Ahlak kişiseldir. Kürtaja karşı çıkanlar kendi ahlak anlayışlarını izlerken, diğer insanların da kendi ahlak anlayışlarını izlemelerine izin verebilmelidir. Kürtaj hakkını savunan hareketten kimsenin, kişisel olarak kürtaja karşı çıkan herhangi birinin kürtaja zorlanması gerektiğini ileri sürdüğü görülmemiştir. Ancak kürtaj karşıtı kampın amacı, nüfusun geri kalanına yasalar yoluyla bir dizi muhafazakâr ahlaki değeri dayatmaktır.
Bu nedenle kürtaj tartışmasını, hayatın gebeliğin ilk anında başlayıp başlamadığı ahlaki tartışmasıyla sınırlamamak gerekiyor. Farklı dinî inançlar arasında insan hayatının ne zaman başladığına dair genel bir fikir ortaklığı bulunmadığı gibi, İncil’in kürtajı yasakladığına dair bir kanıt da bulunmamaktadır. Bir dinden diğerine görüşler değişmektedir ve zaman içinde hepsi değişim geçirmiştir.

Çeşitli Protestan köktenci örgütlerin yanı sıra Katolik Kilisesi, kürtaj karşıtı harekette başı çekerken, diğer kırk beş dinî örgüt aktif olarak kürtaj hakkını savunuyor. Henüz 1962 yılında Birleşik Presbiteryen Kilisesi kürtaj yasası reformu çağrısında bulundu. 1963’te Amerikan Lutherci Kilise Yönetim Komitesi, ardından da 1964’te Evrensel Üniteryen Birliği bu çağrıyı yinelemiştir. 1971’de New York kürtajı yasallaştırdıktan sonra, bin iki yüz Protestan vaizden ve Yahudi hahamdan oluşan Din Adamları Danışmanlık Servisi, yirmi eyalette kürtaj danışmanlık servisi açmıştır. Bu servis, 1973 tarihli Wade’e Karşı Roe kararından önce binlerce kadının kürtaj olmak için New York’a gitmesine yardımcı olmuştur.

Aslında Katolik Kilisesi erken kürtaja her zaman karşı çıkmıyordu. On dokuzuncu yüzyılın ortalarına kadar Kilise’nin (toplumun geri kalanıyla birlikte), gebeliğin yaklaşık dördüncü haftasına kadar kürtaja karşı herhangi bir yaptırımı bulunmuyordu. Papa IX. Puis’nin kürtaj öğretilerini tekrar ele aldığı 1869 yılı Kilise’nin, bir gebeliği kürtajla sona erdiren herhangi birinin aforoz edilmesi kararını aldığı yıl oldu. Kilise liderleri kürtajı ve doğum kontrolünü ne kadar hararetle kınıyor olsalar da, kamuoyu yoklamalarının ve araştırmaların, Kilise nasihatlerine Katolik nüfus tarafından aldırış edilmediğini, onların da Birleşik Devletler’de yaşayan Katolik olmayan nüfusla yaklaşık aynı oranlarda kürtaj ve doğum kontrolü yöntemleri uyguladığını defalarca ortaya koyduğunu da belirtmek gerekiyor.

1960’ların sonlarında çoktandır suni doğum kontrolüne karşı kampanya yürütmekte olan Kilise, dikkatlerini kürtaja yönlendirmeye başladı. Yüce Divan’ın 1973 tarihli kararından 1976’ya kadar Katolik Kilisesi, kürtaj karşıtı saldırının merkezini oluşturdu. Katolik Piskoposlar Ulusal Konferansı, Ulusal Yaşam Hakkı Komitesi’ni kendi fonlarının büyük kısmıyla desteklemenin ötesinde, Birleşik Devletler’in bütün parlamento seçim bölgelerinde kürtaj karşıtı bir grup örgütlemiştir.

Hristiyan Sağı’nın Gerici Kökeni

Birleşik Devletler’de kürtaj 1973’te yasallaşır yasallaşmaz, sağcı örgütler ve yasama organı üyeleri kararın bozulması için kolları sıvadı. 1980 seçimlerinde kürtaj karşıtı Ronald Reagan’ın Devlet Başkanı seçilmesiyle kürtaj karşıtı muhalefet, ana akım siyasetin kulvarına girmiş oldu. Katolik Kilisesi’nin basit bir uzvundan daha fazlası haline gelen kürtaj karşıtı kamp, “Yeni Sağ” olarak anılan gevşek örgütlenmiş koalisyonun merkezi haline geldi. Günümüz Hristiyan Sağı’nın kökleri, dinî bir gayesi varmış gibi görünmeye bile çalışmayan ama Rahip Jerry Falwell’in Ahlaki Çoğunluk’undan Ulusal Muhafazakârlar Kurultayı’na kadar çeşitli dinî ve siyasi örgütü bünyesinde barındıran Yeni Sağ’a dayanmaktadır.

Yeni Sağ’ın gündemi, insan hayatının kutsallığına dayanan her türden efsaneyi ortadan kaldırmayı, idam cezasının, nükleer silahların ve yoksullar için ayrılan sosyal bütçenin kesilmesinin desteklenmesini kapsıyordu. Örneğin 1982 ila 1985 dönemini kapsayan mali yıllarda Kongre, yoksul çocukların okul kahvaltısı ve yemeğiyle yaz dönemi yemekleri için ayrılan bütçeden seksen beş trilyon dolar kesinti uyguladı. California Cumhuriyetçi Temsilci Robert K. Dornan, sadece tecavüz ve ensest kurbanlarının değil doğum yaparken ölüm tehlikesi bulunan kadınların bile kürtaj yaptırmasını yasaklayan İnsan Hayatı Yasa Değişikliğini desteklemiştir. İnsan hayatına o kadar değer veriyorlar.

Aslında Yeni Sağ, sadece kadın hareketlerinin değil, Siyah İktidar’ın ve gey hareketlerinin de elde ettiği kazanımlara muhalefet etmek üzere kurulmuştur. Yeni Sağ temelde Protestan köktencileri, kökenleri eskiye dayanan ayrımcılarla diğer bağnazları, 1980’lerde siyasi iklimi sağa kaydıran hırslı bir kampanya örgütlemek için bir araya getirmiştir. Uyguladıkları bu basınç sayesinde, Cumhuriyetçi Parti’nin İnsan Hakları Yasa Değişikliği’ni desteklemesiyle yasanın geçmesi ve kürtaja karşı çıkan federal hâkimlerin göreve getirilmesini talep eden maddenin kabul edilmesi sağlanmıştır.

Yeni Sağ, okullarda cinsellik eğitiminin verilmesinin yanı sıra kadınlara eşit haklar tanınmasının bütün boyutlarına karşı çıkmıştır. Kürtaja muhalefetlerini, kadınları çekirdek ailede eş ve anneye indirgeyen geleneksel rollerine döndürme emellerinden ayrı tutmak mümkün değildir. 1980’lerde Yeni Sağ’ı niteleyen başlıca özellik kürtaj karşı çıkmaları değil, aynı zamanda Eşit Haklar Yasa Değişikliği’ne (ERA) ve kadınların erkeklerle temel eşitliğini tesis edecek olan Anayasal Değişiklik’e de karşı çıkmalarıydı. Ulusal Yaşam Hakkı Komitesi kürtaj karşıtı bir kampanya yürütürken, Phyllis Schlafly’nin ERA’yı Durdur örgütü de ERA’ya karşı büyük bir gayretle kampanya yürüttü.
Hristiyan Sağı liderleri, özellikle doğurganlık yaşında olan ve emek gücünün bir parçası olarak sayıları giderek artan kadınların, çekirdek ailenin temelini zayıflattığını düşünüyordu. Kürtaj hakkı ve ERA’nın kabulü için mücadele eden kadın hareketlerini bundan sorumlu tutuyorlardı. Bugün de sağ kanatta yer alan bu muhalifler, kadın haklarının bütününe karşı çıkıyor ve emek gücünün bir parçası olan artan sayıdaki kadının, kürtajla birlikte “geleneksel” çekirdek ailenin temelini sarstığını iddia ediyor.

Eve ekmek getiren koca ve evde oturan anneden oluşan “geleneksel aile” idealinin aslında hiçbir zaman var olmadığı, çünkü işçi sınıfına mensup pek çok kadının her zaman ev dışında çalıştığı pekâlâ ileri sürülebilir. “Ozzie ve Harriet” ve “Beaver Halleder” gibi çeşitlemeleri olan bu ideal, 1950’lerin ayrımcı ve gerici döneminin en önemli öğesiydi. Hristiyan Sağı’nın öykündüğü dönem işte tam da bu dönemdir.
Hristiyan Sağı’nın kürtaj karşıtlığıyla geride kalan bu dönemin yobazlığı arasındaki ilişki belki de en açık biçimiyle, Hristiyan Sağı’nın Kongre’deki programını yürütmek için her gün uğraşan Cumhuriyetçi senatör Trent Lott’un, (artık hayatta olmayan) Cumhuriyetçi senatör Strom Thurmond’un 9 Aralık 2002’deki doğum günü kutlamasında, özünde bütünleşme karşıtlığı olan 1948 başkanlık seçimi kampanyasına yaptığı övgülerde görülmüştür.
“Onunla gurur duyuyoruz. Eğer ülkenin geri kalanı da bizim izimizden gitmiş olsaydı, bunca yıl bu kadar sorunla başımız ağrımayacaktı” diyordu Lott.

Hristiyan Sağı’nın kürtaj karşıtlığı, bu bağlamda temellenmektedir. “Aile yanlısı” gündemi, 1960’ların sosyal hareketlerinin elde ettiği bütün kazanımlara saldırmaktadır. Liderlerinin kadınların özgürleşmesine dönük düşmanca muhalefeti, pozitif ayrımcılığa ve gey haklarına saldırganlıklarıyla örtüşmektedir.
Hristiyan Sağı 1990’larda, Clinton’ın milyonlarca yoksul aileyi, kadını ve çocuğu daha da yoksullaştıran ve gençler için cinsel perhiz programlarını talep eden sözde refah programını desteklemiştir. Bugün Hristiyan Sağı sadece Bush’un gey evliliği yasağına desteğinin ve kürtaja dönük saldırganlığının değil, aynı zamanda geleneksel ailenin bekâr annelikle “tehdit edildiğine” inanılan, özellikle siyahi nüfusun yaşadığı yoksul bölgelerde evliliği desteklemek için bir buçuk trilyon dolarlık programının da arkasında yer alıyor.

Kürtaj karşıtı hareket başından itibaren kararlı aktivistlerden oluşuyordu ancak kendilerine güvenleri esas olarak Ronald Reagan’ın 1980’de Beyaz Saray’a çıkmasıyla geldi. Kurtarma Operasyonu gibi örgütlerden kürtaj karşıtı aktivistler, 1980’li yıllarda bütün büyük kentlerdeki kürtaj kliniklerinin önüne yığılmaya, yasal kürtaj hakkını kullanan kadınları rahatsız etmeye ve onları düşmanlaştırmaya, onları katil olarak yaftalamaya başladı. Clinton’lı 90’larda kürtaj karşıtı hareket marjinalleşti ama hareketin çekirdeğindeki mücadeleciler, kürtaj hakkını baltalama stratejisiyle aktivizme devam etti. Kurtarma Operasyonu’nun lideri Randall Terry’nin 1989’da söylediği gibi: “İki yönlü bir saldırı yürütüyoruz. Binlerce insan kadınları ve çocukları kurtarmak için kürtaj fabrikalarını kuşatırken, biz de eşit kuvvetle yasama organına baskı uygulayacağız.”
Kürtaj karşıtı fanatikler, kürtaj kliniklerini kuşatmanın insan hakları geleneğine uygun olduğunu iddia ederek, aktivistleri bir arada tutmak için yürüyüşler ve kürtaj karşıtı protestolar düzenlemeye devam etti. İkinci olarak da, kadınların istenmeyen gebeliği sonlandırma haklarına yasal sınırlamalar ve başka engeller getirilmesini sağlamak için siyasi düzlemde mücadele ederek, yasal kürtaj hakkını zedelemeyi hedef aldılar.

Sağ’ın yaklaşık otuz yıl süren aralıksız saldırıları sonucunda, kürtaj hakkıyla ilgili temel savlar yeniden biçimlenmiş oldu. Medicaid fonlarından yoksul kadınların yaralanmasını önleyen 1976 Hyde Yasa Değişikliği’nden yakın zamanlardaki sözde kısmi doğum kürtajı yasaklarına kadar her bir sınırlama, kadınların kürtaja erişme hakkını daha fazla tırpanladı.
Ayrıca, her bir sınırlama kadın hakları düşüncesinden, esas olarak da kadınların kendi bedenlerinin kontrolüne sahip olması gerektiği fikrinden gitgide daha fazla uzaklaştı. Kürtaj karşıtı bütün savlar, kadın bedeninin ister aile, eş, erkek arkadaş isterse de devlet sınırlamaları olsun, başkalarının kontrolüne açık olması gerektiğini çünkü kadınların kürtaj tercihinin “sıradan nedenlere” dayandığını ve rahatlık pahasına “bencilce” kürtajı yaptırdıkları yargılarına dayanmaktadır. Arkansas gazetesinde bir kürtaj karşıtının yazdığı gibi “doğum izleri pahasına bir hayattan gerçekten vazgeçebilir miyiz?”

Sharon Smith
Kadınlar ve Sosyalizm

Yorum yapın

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org

Önceki yazıyı okuyun:
Schopenhauer Felsefesine Giriş: Zaman Mekân İçindeki Fenomenler

Kapat