İktidar İlişkileri – Tahakküm Biçimleri: Scott ve Foucault

Kirli bir su gibi akıyor zaman denilen …  Ahmet Telli

Hâkimin tâbi olana uyguladigi tahakküm biçimleri, tarihsel olarak, “iktidar/hükmetme” özünü taşısa da, farklilaşır. Scott ve Foucault’nun analizlerinin ilk gösterdigi olgu sudur ki feodal-ilkel[1] ve modern[2] tahakküm biçimleri özellikle “incelik” açısından birbirinden farklıdır. Sanki modern tahakküm uygulamaları, öncekilerin eksikliklerini daha bir gidermiş gibidir. “Foucault, ironik bir şekilde modern çağın bir tür ilerleme olduğunu düşünür – tahakküm tekniklerinin yayılması ve inceltilmesinde kaydedilen bir ilerleme” (Best ve Kellner, 1998: 56).

*
Bu inceliklesmenin ilk görünümlerinden biri tahakkümün gayrisahsilesmesidir.  Artık iktidar, kendisini gözetmenleri aracılığıyla ortaya koymakta ve gözetmenlerin de denetlendigi kurumsal bir denetim mekanizmasi ortaya çıkarmaktadır.

Denetim ve gözetim, modern devletin yükselisiyle tibbi ve gayri-sahsi bir hal aldı. Bu dönemde suç işleyenlerin cezalandırılması amacından daha karmasık süreçler söz konusuydu. Foucault’ya göre, ceza artık en kaba biçimiyle bedene yönelmemekte, ruha müdahale etmektedir. “Delilik”, derecesine göre, suçu ortadan kaldıran bir nedendi, ama kişinin “ruh”u, deli oldugunda dahi rahat bırakılmamakta ve buna uygun gayri-sahsi yöntemler ortaya çiıkarılmaktaydı: Modern devlet, “hasta ruhlari” hapishane ve timarhane yoluyla kurumsallasarak terbiye etmeye çalışmaktadır. Hasta olmayan ruhlar içinse okul gibi kurumsallasmalar ile bu yol önlenmek istenmiş, kişilerin “normallestirilmeleri” sağlanmak istenmistir.

Scott’in feodal iktidar konusundaki analizi geniş çaplı bir kurumsallasmayı getirmemenin yanında daha şahsidir. Serf, köle, parya, hâkim olanla birebir tahakküm iliskisini yaşamaktadır. Scott, tâbi olanlar ile hâkim olanlar arasındaki ilişkiyi “kamusal senaryo” ile kavramsallaştirir. Ikisi arasindaki iktidar esitsizligi ne kadar büyük ve ne kadar keyfi olursa, tâbi olanlari kamusal senaryosu o kadar basmakalip olur demektedir. Bu ilişki biçimi tâbi olanla, hâkim olan arasında, tâbi olanın iktidar karşısında “maske takma” gerekliliğini doğurur. Iktidarin denetimi ve gözetimin olmadigi yerde maske çıkar ve “gizli senaryo” ortaya çıkar. Bu durum, kişilerin “ruh”una inilemediginin de bir göstergesidir.
*
[1] Scott (1995), serflik, kölelik ve paryalik durumlarinda tahakküm biçimleri ve direnis sanatlarini incelemistir. Serflikte “feodal” tahakküm biçimi kavramsallastirmasi kanimca uygundur. Kölelik ve paryalikta ise modernligin manipülatif niteligi daha arka planda oldugundan ve kisisellik/cezalandirma/keyfilik unsurlari ön planda oldugundan dolayi ve bu anlamda, “ilkel” tahakküm biçimi kavramsallastirmasini kullandim. Scott’in inceledigi tahakküm biçimleri o zaman “feodal-ilkel” olarak anilabilecektir.

[2] Modern tahakküm biçimlerinden kastedilen, bedenin cezalandirilmasindan ruhun baskilanlanmasina geçistir. Foucault (1995: 66) buna, panopticonculuk çagi / gözetim uygarligi da demektedir.

Foucault’nun modern iktidar analizinde “ruh”a müdahale çabasi Scott’in analizinden daha incelikli yöntemlerin kullanilmasini gerektirmektedir. Bilim ve teknik, iktidarin kullaniminda bir uygulama aracidir artik. Bilimin bir çok alani Foucault’nun inceledigi bedenin terbiye edilmesine yönlendirilmistir. Yargilamada, kararlarin alinmasinda, yargiçtan baska unsurlarin dahil edilmesi, cezai islemlerin hukuk disi kisileri bünyesine almasi bunun bir göstergesidir. Böylece bilimsel bilgi hukuki uygulama alanina katilmistir. Foucault’ya göre “bilgi, özgürlesmenin önünü keserek gözetlemeye, düzene sokmaya ve disipline etmeye iliskin bir kip halini alir” (Sarup, 1997: 105).

Scott’in analizinde ise güçlü bir kisisel hakimiyet unsuru vardir, bu nedenle tahakküm biçimleri keyfi dayak, cinsel taciz ve diger hakaret ve asagilama biçimlerini alabilecek “kisisel bir terör” unsuru içerir. Bunun dogal sonucu, cezalandirmanin insan onuruna yönelmesidir ve ilkel biçimlerde kendini gösterir. Tâbi olanlar cezalandirilmamak için hâkim olanin ruh haline ve ihtiyaçlarina göre tavir takinir. Oysa “modern” cezalandirma yöntemi, azap çektirmenin ortadan kaldirilmasini öngördügü gibi, hâkim olanin ruh haline göre takilan maskelerin de uygulanan bilimsel yöntemlerle yipratilmasi sonucunu dogurabilmektedir.

*

Modern ve feodal-ilkel tahakküm biçimlerinin zaman zaman örtük zaman zaman da açik oldugu ortaya konmalidir. Foucault’da disiplinci iktidar her yerdedir ve uyaniktir hep. Panoptikon (her seyi görme) ile sonsuz bilgi sahibi Hiristiyan Tanrisi arasinda yakin bir benzerlik vardir. (Sarup, 1997: 108). Ilke olarak hiçbir karanlik nokta birakmaz ve denetleyicileri bile denetler. Benzer sekilde, hâkim olan feodal, patron ya da efendi, iktidarini açik olarak gösterebilir, ancak bu hâkim olanin da tâbi olana rol yapmadigi anlamina gelmez Scott’a göre.

Iktidar uygulamasinin bu sekilde açik olmadigi, gizlilik ve sinsilik içinde oldugu durumlar da söz konusudur. Feodal-ilkel tahakkümde, hâkim olan hiçbir zaman sahneyi mutlak bir sekilde denetlemez, ama normalde onun istekleri hüküm sürer. Scott’a göre, iktidarin hem açik hem de gizli olarak teshir edildigi bir örnek ritüellerdir. Açiktir, çünkü gövde gösterisi yapilmaktadir; gizlidir çünkü ortada açikça tahakküm uygulamasi söz konusu degildir. Hâkim olan grup, iktidarinin sürdürebilmek için birtakim kurallarin uygulanmasini saglar ve birtakim ritüellerle (örnegin geçit resmi) iktidarini ve tahakkümünü teshir eder. Aslinda gücün ve tahakkümün teshiri, Foucault’ya (2001) göre 1757 ve 1837 arasindaki cezalandirma arasindaki en büyük farktir. 1837’de bedene uygulanan iskence ve kamu önünde teshir kalkmis görünür. Modern toplumda tahakküm süreklidir ama sessizlik içinde isler demektedir Foucault. Iktidar, görünüste güce ve siddete basvurmaz ve “beden”e daha az aci verir. Özetle, bedenin aci çektirilmesi degil, egitilmesi ve disipline edilmesi istenir.

*

Hem Foucault, hem de Scott, atomize toplum ve atomize tebâ arasinda tahakkümün daha etkili olacagini ve direnisin en aza inecegini belirtir. Scott’a göre gizli senaryonun üretilebilecegi toplumsal ortamlarin kaldirilmasi, kisilerin atomize olmalari ve siki bir gözetim altinda tutulmalari kosullarinin gerçeklesmesine baglidir. Bu durumlar gerçeklesmedikçe -ki Scott’a göre feodal-ilkel düzeyde bu çok zordur- iktidarin kamusal senaryosu açisindan ikna degil, itaat için korkutma ve yildirma söz konusu olur. Bu, hâkim olan açisindan cesaret artirmaya yönelik bir tür “ön hipnozdur.” Yoksa, tâbi olan gizli senaryo olanagina sahip oldukça, gizliden gizliye direnis biçimlerini denemeye devam edecektir. Foucault’ya göre de yalnizlik tam itaatin temel kosullarindan biridir. Ancak gayri sahsi iktidar teknolojilerinin beden ve ruh üzerindeki etkisi, düzenin korkutmadan fazlasini birey üzerinde gerçeklestirdigi ya da gerçeklestirebilecegi izlenimini uyandirmaktadir. Bununla birlikte direnis olanaklari Foucault için her zaman mümkündür, çünkü iktidar iliskileri ortaya çiktigi noktada direnis olanaklari da belirir.

Hasan Engin Sener
Felsefe ekibi dergisi (sayı:1 -2005)

Kaynaklar,
-Best, Steven ve Kellner, Dougles (1998) Postmodern Teori: Elestirel Sorusturmalar (çev. Mehmet Küçük) Ayrinti, Istanbul.
-Foucault, Michel (1995) Ders Özetleri 1970-1982 (çev. Selahattin Hilav) 4. Baski, Yapi Kredi yayinlari, Istanbul.
-Foucault, Michel (2001) Hapisahanenin Dogusu (çev. Mehmet Ali Kiliçbay) 2. Baski, Imge, Ankara, 2001.
-Rosenau, Pauline Marie (1998) Post-Modernizm ve Toplum Bilimleri (çev. Tuncay Birkan) Bilim ve Sanat/Ark, Ankara.
-Sarup, Madun (1997) Post-Yapisalcilik ve Postmodernizm (çev. A. Baki Güçlü) Bilim ve Sanat/Ark, Ankara.
-Scott, J. C.(1995) Tahakküm ve Direnis Sanatlari. Gizli Senaryolar (çev. Alev Türker) Ayrinti, Istanbul, 1995.

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
“Evet, orası öyle ama, diyorlar…” | Denemeler: Vicdan Üstüne – Montaigne

İç savaşlarımız sırasında kardeşimle birlikte yola çıktığımız bir gün kibar davranışlı bir bayana rastladık. Bizim hasımlarımızdan yanaymış, ama ben bilmiyordum;...

Kapat