Franz Kafka: Bir hiçi hiçe vermekten başka anlama gelmezdi ölmek…

KafkaErişkin bir kimse olarak genç yaşta ölmek, hele kendini öldürmek dışardan bakınca korkunç bir şey. Gelişim sürecinin ileriki bir noktasında anlam taşıyabilecek tam bir ruh karmaşasıyla bu dünyadan çekip gitmek, umutsuzlukta ya da söz konusu davranışın büyük hesap içinde olmamış gözüyle görüleceğine ilişkin biricik umutla bunu yapmak. Benim şimdiki durumuma da böyle bir gözle bakılabilirdi. Bir hiçi hiçe vermekten başka anlama gelmezdi ölmek, ama duygu için düşünülemeyecek bir şey sayılırdı; çünkü bir hiç de olsa nasıl insan bilinçli olarak kendini hiçe verebilir, hem de yalnız boş bir hiçe değil, hiçliğini salt kavranılmazlığından alan fırtınalı bir hiçe.

Huzursuzum, hiç keyfim yok. Dün uyumadan önce başımın içinde, sol yukarıda çıtır çıtır sesler çıkararak yanan serin bir alevcik hissettim. Bir gerginlik, çoktan sol gözümün üstüne gelip yuvalanmıştı. Hani düşününce öyle sanıyorum ki, bir ay sonra özgürlüğe kavuşacağımı söyleseler bile bürodaki çalışmaya daha fazla katlanamayacağım. Ama yine de görevimi yapıyorum çokluk, şefimi memnun bırakacağıma güvendiğim zamanlar pek rahatım ve durumumu hiç de korkunç bulmuyorum. Zaten dün akşam kasten vurdumduymaz biri durumuna soktum kendimi, gezmeye çıktım, Dickens’i okudum; derken kendimi biraz daha sağlıklı hissettim ve şimdi benden biraz uzaklaşmasına karşın benim haklı bulduğum hüznü yaşama gücümü yitirdim; bu ise, bana her zamankinden iyi uyuyacağım umudunu verdi. Gerçekten biraz daha derin oldu uykum, ama yeterince uzun sürmedi ve sık sık kesintiye uğradı. Kendimi avutmak isteyerek dedim ki: Varlığımdaki büyük çalkantıyı yine bastırdım; ama eskiden böyle zamanlardan sonra olduğu gibi bu kez kendi üzerindeki denetimi elden çıkarmayacak, şimdiye kadar hiç yapmadığım bir şeyi yapıp çalkantının artçıl esintilerini hep aklımda tutacağım. Böyle davranırsam, belki içimde gizli saklı bir dayanma gücü ele geçirebilirim.

5 Ekim 1911

Dünkünün tıpkısı bir gece; ancak, daha güç uykuya daldım. Uykuya dalarken kafamın içinde, burun kökümün yukarısında adeta alnımdaki üzerine fazla bastırılan bir kırışıklığın yol açtığı dikine bir ağrı. Uykuya dalmada yararı dokunacağı inancıyla kendimi ağırlaştırabileceğim kadar ağırlaştırmak isteyerek kollarımı kavuşturmuş, ellerimi omuzlarımın üzerine koymuştum; öyle ki, teçhizatını kuşanmış bir asker gibi yatıyordum. Yine düşler, daha uykuya dalmadan önceki uyanıklıktan içeri yansıyan düşler beni uyutmadı. Sanatçı yeteneğiyle donatılmış biri olduğum düşüncesi, akşam ve sabahları başı sonu görülmeyen bir sel gibi varlığımı dolduruyor. Varlığımın temeline varıncaya kadar kendimi yumuşamış hissediyorum, istediğim her şeyi içimden çekip alabilirim adeta. Bu tür güçlerin yuvalarından dışarı uğratılması, ama sonradan etkinliklerini izin verilmeyişi bana B. (Celina Bailly: Bir zaman Kafka ailesinin yanında çalışmış Fransız mürebbiye) ile aramdaki ilişkiyi anımsatıyor; burada da özgür bırakılmayıp geri tepen ve kendi kendilerini yok eden duygu akımları var; ama -aradaki fark da bu- şimdiki durumumda daha gizemsel güçler ve elimdeki en son nesne söz konusu.

4 Ekim 1911

Günlükler
Franz Kafka

Yorum yapın

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org

Önceki yazıyı okuyun:
Furuğ Ferruhzad Şiirleri

Kapat