Franz Kafka: Uzun süre bakılamaz yüzlerine ya da görmezlikten gelinemezler

KafkaDün fabrikadaydım. Aslında katlanılmaz ölçüde pis ve bol giysileri, yataktan kalkıldığı zamanki gibi dağınık saçları, kasnakların sürekli gürültüsünün ve otomatikliğine karşın beklenmedik anda duraklayan makinelerin tutup koyvermediği yüz ifadeleriyle işçi kızların insana benzer yanı yok; kimse selamlamaz kendilerini;

Devamı…Franz Kafka: Uzun süre bakılamaz yüzlerine ya da görmezlikten gelinemezler

Kafka: Babam odamın kapılarını göçerterek giriyor içeri…

KafkaYazmak istiyorum. Alnımda sürekli bir seyirme. Odamda, evdeki gürültünün bu ana karargâhında oturmaktayım. Vurularak açılıp kapandığını işitiyorum tüm kapıların. Kapı gürültüsü, oradan oraya koşuşanların ayak seslerini işitmekten beni esirgiyor. Ayrıca mutfaktaki fırın kapaklarının sert ve hoyrat kapandığını duyuyorum. Babam odamın kapılarını adeta göçerterek giriyor içeri ve ropdöşambrını arkasından sürükleyerek gidiyor.

Devamı…Kafka: Babam odamın kapılarını göçerterek giriyor içeri…

Franz Kafka: Bir hiçi hiçe vermekten başka anlama gelmezdi ölmek…

KafkaErişkin bir kimse olarak genç yaşta ölmek, hele kendini öldürmek dışardan bakınca korkunç bir şey. Gelişim sürecinin ileriki bir noktasında anlam taşıyabilecek tam bir ruh karmaşasıyla bu dünyadan çekip gitmek, umutsuzlukta ya da söz konusu davranışın büyük hesap içinde olmamış gözüyle görüleceğine ilişkin biricik umutla bunu yapmak. Benim şimdiki durumuma da böyle bir gözle bakılabilirdi. Bir hiçi hiçe vermekten başka anlama gelmezdi ölmek, ama duygu için düşünülemeyecek bir şey sayılırdı; çünkü bir hiç de olsa nasıl insan bilinçli olarak kendini hiçe verebilir, hem de yalnız boş bir hiçe değil, hiçliğini salt kavranılmazlığından alan fırtınalı bir hiçe.

Devamı…Franz Kafka: Bir hiçi hiçe vermekten başka anlama gelmezdi ölmek…

“Kendinden dışarı çıkarak bir şeyi ele geçiremezsin…” Günlükler – Franz Kafka

KafkaYaşamımın beni memnun bırakabilecek bir şey yazmadan geçirdiğim ve herkesin buna yükümlü olmasına karşın hiçbir gücün bana geri veremeyeceği beş ayından sonra aklıma sonunda bir düşünce geliyor, tutup kendi kendime danışmak istiyorum. Sorular yöneltince hâlâ kendimden, kendim olan bu ot yığınından yanıtlar alabiliyordum. Beş aydır ot yığınından geri kalır yanım yoktu çünkü; akıbeti bir yaz günü ateşe verilerek duruma tanık olacak birinin gözünü açıp kapamasından daha kısa sürede yanıp gitmek olacağa benzeyen bir ot yığını. Ve söz konusu akıbet buyursun gelsindi! Hatta bin kat fazlası başıma gelse yeriydi, çünkü mutsuz geçen beş aydan ötürü pişmanlık duyduğum bile yok. Durumum bir mutsuzluk durumu değil, ama mutluluk da değil, umursamazlık da, güçsüzlük de, yorgunluk da, başka bir şey de değil. Peki ne?

Devamı…“Kendinden dışarı çıkarak bir şeyi ele geçiremezsin…” Günlükler – Franz Kafka

Franz Kafka: Uyudum, uyandım, uyudum, uyandım; kepaze bir yaşam…

franz-kafka“Öyle ki sevildiğine nerdeyse inanası gelir insanın…”
Düşününce, eğitimimin kimi bakımdan bana pek zararı dokunduğunu söylemeden duramıyorum. Hani kıyı köşedeki bir yerde, örneğin dağ başında bir viranede eğitilmiş değilim; böyle olsa, ağzımdan suçlayıcı bir kelime çıkmazdı. Söyleyeceklerimi geçmişteki o pek çok öğretmenimden hiçbirinin anlamayabileceğini göze alıp diyebilirim ki, böyle bir viranenin küçük bir sakini olmak, çok, hem de pek çok memnun ederdi beni; dört bir yandan, yıkıntılar arasından süzülerek ılık sarmaşıklar üzerine vuracak güneşte adamakıllı yanmış, yaban otları gürlüğünce içimden fışkıracak olumlu özelliklerin baskısı altında ilk zamanlar elbet güçsüz…

Devamı…Franz Kafka: Uyudum, uyandım, uyudum, uyandım; kepaze bir yaşam…

Kafka’nın Günlüklerinde Hayvanlar: “Bütün maharet, atın adabınca kamçılanmasında! ”

kafka30 Ekim 1916
İki adam, ahırda seyisin sağrılarını ovduğu ata dair bir sohbete dalmışlardı. Yaşlı, saçları kırlaşmış adam, “Atro’yu,” derken dudaklarını kemirmiş ve bir gözünü kırpmıştı, “Atro’yu bir hafta var ki görmedim. Ne kadar alışık olursan ol, atlar konusunda bellek yanıltıcıdır. Onda olduğuna yemin edeceğim kimi özellikleri göremiyorum şimdi. Aklımdaki kalmış genel izlenimlere dayanarak konuşuyorum aslında, belki de ayrıntılarda hiçbir şey değişmemiştir; yine de kaslarında bir gevşeklik çarpıyor gözüme. Şurasına baksana, bir de şurasına!” Başını eğmiş, sanki bir şeyleri inceler bir tavırla elini havada gezdirip durmuştu.

Devamı…Kafka’nın Günlüklerinde Hayvanlar: “Bütün maharet, atın adabınca kamçılanmasında! ”

Franz Kafka: “Haydi dedim, yılanlara yem olasıcalar!”

KafkaBir vaveyladır koptu: “Yılana yol verin! Büyük bayana yol verin!” “Hazırız!” diyen bir yanıt işitildi, “Hazırız!
Ardından biz yol temizleyiciler, biz o çok övülen taş parçalayıcılar, ağaçlıktan çıkıp uygun adın ilerledik. Şen duruşunu asla yitirmeyen amirimiz, “Durmak yok!” diye bağırdı. “Haydi dedim, yılanlara yem olasıcalar!” Çekiçlerimizi kaldırdık, kilometrelerce genişlikteki bir alandaki taşları dövmeye başlayan çekiçlerimizin sesleri işitildi. Dinlenme hakkımız yoktu, tek hakkımız, çekici ellerimiz arasında değiştirebilmekti.

Devamı…Franz Kafka: “Haydi dedim, yılanlara yem olasıcalar!”

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org