Ragıp Duran: Susturmak istediğin Charlie Hebdo’nun tirajı 50-60 binden bir milyona yükseldi sayende!

Charlie Hebdo
Fikire fikirle, yazıya yazıyla, karikatüre de karikatürle karşılık veremeyip kalaşnikofuna güveniyorsan, önemli bir zaafın var demektir. Paris cinayetleri şiddetin haksız, haksızın da şiddetli olduğunu gösterdi. Ama Charlle Hebdo hâlâ dil çıkarıp nanik yapıyor kimliği dogma olanlara…

Umberto Eco, ‘Gülün Adı’ romanında, okunursa gülme krizine girme riski yaratan kitabın sayfa uçlarının başrahip tarafından zehirle tuzaklandığını anlatır. Sayfaları çevirmek için parmağını diline götüren okur, 5-6 sayfa sonra rahmetli olur. Kilise, rahiplerin gülmemesi gerektiğine karar vermiştir. Gülen olursa da zehirlenecektir.
Avrupa Ortaçağından kalan bu manzaranın post-modern versiyonunu 7 Ocak 2015 günü Paris’te yaşadık. Gülmemizi istemeyenler, sırıtmalarımızdan, bıyıkaltı gülümsemelerden ya da şen şakrak kahkahalardan rahatsız olanlar Charb’ı, Wolinski’yi, Cabu’yü, Tignous’u vurdular. Çünkü bu kalemler bizi güldürüyordu.

İnsanı diğer canlı yaratıklardan ayırt eden iki önemli fark zeka ve gülmedir, değil mi? ‘Espri’ sözcüğü, Türkçe’ye Fransızca’dan geçmedir de, bizde daha çok, ‘şaka anlamında sık kullanılır. ‘Espri yapma!’ mesela. Oysa ki ‘Esprit’ aynı zamanda zeka demektir. Zeka yoksulları, dikkat edin çoğu zaman ya çok paralıdırlar ya da çok şiddetperver olurlar…
Oysa ki diyelim ki, beğenmediğin, hakaret saydığın karikatürler yayınlanıyor. E sen de ona, aklın, zekan, mizahın yetiyorsa daha kaliteli, daha popüler, daha vurucu karikatürlerle cevap versene…
Silah kuşanıp sabah sabah gazete binası basmak da ne oluyor? Kurşun geçirmez ceketini de giymişsin bravo… Yüzünü de gizle, çünkü ayıp hatta belki de günah yaptığın…
Karşı çıktığın karikatürler var ya, şimdi eskisinden milyon kez daha fazla yayınlanıyor…
Susturmak istediğin dergi var ya, 50-60 bin tirajdan bir milyon tiraja yükseldi sayende!
Dünya gazetelerine baktın mı hiç? Seni öven kimse var mı ? Herkes bir olmuş sokaklara dökülmüş Charlie’nîn arkadaşı… Tüm manşetler Charlie olmuş…
Bizdeki devletlü erkanı ‘İslamofobi’ deyüp duru. Buranın ilk iki yetkilisi Putin’den bile sonra beyanat verdi konu hakkında.
Vakti zamanında üç silahşor değil yüzlerce kişi Sertellerin Tan gazetesini basıp yakıp yıkmıştı…
Daha yakın bir geçmişte Özgür Gündemi bombalamışlardı. Tan’ı basanları ya da Özgür Gündem’i bombalayanları hatırlayan var mı? Tan’ın ruhu bir şekilde Türkiye medyasında yaşıyor, Özgür Gündem bizzat halen bayilerde… Saldırganların izi bile kalmadı neredeyse.
Basın özgürlüğü, kendi başına buyruk olmak, kimseyi iplememek, tabusavar olmak, dogma yıkıcılığı sanıldığı kadar kolay edimler, tutumlar değil maalesef. Bazen delik deşik ederler adamları, kadınları, gençleri, çocukları…
Gülmek için yazı ya da karikatür, olmazsa olmaz koşul değil, biliyorsunuz. Ama yazı ve karikatürü topyekün imha etmek de mümkün değil.
Biz de hep güleriz, geçmişimize, geleceğimize…

Gülüyor Hep Zekice, Leman
Karikatür: Charlie Hebdo

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Cemil Koçgün, “Heya” (Kızılbaş Halk Türküleri/ Song From Qizilbas) ile cafrande.org’ta

Bir çok ortak projede yer alan sanatçı 1980 Almanya doğumlu olup aslen Koçgiri kökenli olan Cemil Koçgün, Aileden gelen saz...

Kapat