Aslı Erdoğan: Ölüleri yalnızca ölü olmaktan kurtaran bir ufku vardır gerçeğin…

Asli ErdoganZor, dedim kendime, zor. Kanla, ölümle, yasla kuşatılmışken sözcüklere tutunmak… ’Gerçek’ demek, ’hakikat’ demek, ’adalet’ demek… Israrla kendi sesini ararken ötekinin acısına açılabilmek, kendi acınla başa çıkamazken, başka sesleri işitebilmek, sözcüklendirebilmek… ’Ben’ derken ’sen’, ’biz’ diyebilmek.

Devamı…Aslı Erdoğan: Ölüleri yalnızca ölü olmaktan kurtaran bir ufku vardır gerçeğin…

Ahmet Nesin: Erdoğan, tek başına ülkelerle kavga ediyor tek başına barışıyor!

Ahmet NesinÖnce Kürtlerle Barışsana Erdoğan!…
Cezaevine girmenin de kendisine göre yararları var. Günlük koşuşturmlardan kurtulup yaşanan olaylara daha rahat ve geniş çerçevede düşünebiliyorsun.
Kaç gündür Türkiye’nin komşu devletlerle barıştığını okuyorum gazetelerden. Esasında Türkiye barışmıyor, Cumhurbaşkanı mı yoksa başkan mı olduğunu kendisinin de bilmediği ve bizim de anlayamadığımız Recep Tayyip Erdoğan barışıyor.

Devamı…Ahmet Nesin: Erdoğan, tek başına ülkelerle kavga ediyor tek başına barışıyor!

Ece Ayhan: “Tarih, öyle ayağa filan kalkınca görülebilecek bir şey değildir!”

ece ayhanDüztarih‘ özel deyimi; geçmiş olguları, olayları ve oluşları pek de kurcalamadan, (iktidarların dışında kalınmayarak) irdelemeden ve (otopsi yapar gibi neşterle) deşmeden olupbitenlere bakmaktır bence. Zaman zaman yazıp dururum; tarih’i, dünyada ve özellikle bizim bu pürtüklü gözüken ama temelde uslu Ortadoğu coğrafyasındaki tarihimizi, bugüne kadar hep sarışınlar yazagelmiştir, iktidar’da, ‘yukarı’da, bulunan sarışınlar yani. (“Tarihi sarışınlar yazmıştır” ya da “Bütün Osmanlı tarihçileri sarışındır! ” gibi) (“Tarih, devletçe tutuklanmış kültürdür” deniyor genelde.

Devamı…Ece Ayhan: “Tarih, öyle ayağa filan kalkınca görülebilecek bir şey değildir!”

Ece Ayhan’ın Özgür Gündem Yazıları: “Tarihe Bakarsanız Anlarsınız!”

ece ayhan“Ben kendilerine yalnızca sahtekârlar! demekle yetinmiyorum…”
Önceleyin şunu anlatmak istiyorum: Tabii “Tarihe bakarsanız anlarsınız“dan yola çıkarak. İlginç ve kendiliğinden özgün bulduğum ve de beğendiğim (yarısı şair, yarısı tarihçi ve tam anlamıyla tarihi verileri kurcalayıcı bilim adamları, hattâ ülkenin bilim dünyasının gerçek onuru sayılan Ömer Lütfi Barkan, İdris Küçükömer, Şerif Mardin, Mete Tunçay ve İsmail Beşikçi gibi) yazarları, araştırıcıları ve onların gözü karalıklarını ve çok şeyi göze almalarını hep düşünmüşümdür. Bu karmakarışık ortamda nasıl bir babayiğitliktir bu? Nasıl bir sıkı delikanlılıktır bu? Ve sonuçta işin ‘haklılığın inadı‘yla örtüşmesi de vardır ayrıca.

Devamı…Ece Ayhan’ın Özgür Gündem Yazıları: “Tarihe Bakarsanız Anlarsınız!”

Ragıp Duran: Susturmak istediğin Charlie Hebdo’nun tirajı 50-60 binden bir milyona yükseldi sayende!

Charlie Hebdo
Fikire fikirle, yazıya yazıyla, karikatüre de karikatürle karşılık veremeyip kalaşnikofuna güveniyorsan, önemli bir zaafın var demektir. Paris cinayetleri şiddetin haksız, haksızın da şiddetli olduğunu gösterdi. Ama Charlle Hebdo hâlâ dil çıkarıp nanik yapıyor kimliği dogma olanlara…

Devamı…Ragıp Duran: Susturmak istediğin Charlie Hebdo’nun tirajı 50-60 binden bir milyona yükseldi sayende!

“Siz dağıtın kağıtları, biz bozarız nasıl olsa” Alçak ve adalet – Metin Yeğin

berkin elvanBunlar alçak. Her zaman öldürdüklerinde, işkencelerinde bu kelimeler yuvarlanıyor ağzımdan. Kızılderililerin yaptıkları savaş dansı gibi, bir işe yaramadığını ben de biliyorum ama söylemeden edemiyorum, Bunlar Alçak…
Sonra ‘Alçak’lar neden alçak diye düşünmeye çalışıyorum. Nasıl yaşıyor alçaklar? Nasıl kendilerini kandırıyorlar ya da gerçekten kandırıyorlar mı? Elideki silahı düzeltip, amirlerinin belletiği gibi, başlarına doğru nişan aldığında ve bunu başardığında dönüp arkadaşlarıyla birbirlerini mi kutluyorlar ya da bir işkenceci mesaisinden hemen sonra eve gidip ellerini yıkadığında yaptıklarının oradan akıp gittiğini mi düşünüyor? Ne anlatıyor karısına mesela.

Devamı…“Siz dağıtın kağıtları, biz bozarız nasıl olsa” Alçak ve adalet – Metin Yeğin

“20 yıldır biz buradayız. Zalimlerin ise nerede olduğunu herkes biliyor….”


Sol melankolinin ilacı – Berrin Karakaş*
Salı günü KCK operasyonuyla Kürt basınına baskınlar yapılırken, Özgür Gündem’den Dicle Haber Ajansı’na, Gün Matbaası’ndan Demokratik Modernite dergisine muhabirinden teknik elemanına çalışanlar gözaltına alınırken, Gül Orhan Twitter’da “Babam Özgür Gündem’de muhabir olduğu için öldürüldüğünde annem yılmayacaklarını göstermek için babamın yerine gazetede çalışmıştı” diye yazıyordu. Babası Yahya Orhan, 1992’de, Gül daha üç yaşındayken, Batman’da “faili meçhul” bir cinayete kurban gitmişti.

Devamı…“20 yıldır biz buradayız. Zalimlerin ise nerede olduğunu herkes biliyor….”

İnci Hekimoğlu: Tayyibist statükonun -demokrat- hokkabazları biraz insan olmaya uğraşın

Çok sıkıcı, bıktırıcı, yıldırıcı bir ülkede yaşıyoruz.

Sistem hep aynı, öykü hep aynı, adaletsizlik hep aynı, ‘kötü adam’ hep aynı. Türk filmi gibi! Jön, önce kurtarıcıdır, genç kızı başka kötülerden kurtarır ama asıl hedefi ‘tek adam’ olarak kızı -kibarca söyleyeyim- kendisine mal etmektir. Ama bu senaryo artık rayting yapmıyor. Çünkü mağdurlar artık kurban değil. Tersine güçlü, çoğul ve özgüvenliler! Kandırılamıyor, sindirilemiyor, en önemlisi ‘eşit ilişki’ kuruyorlar. Hazmedilemiyen de bu. O şişkin ‘efendiler’, eşit ilişki talebine katlanamıyorlar.

Devamı…İnci Hekimoğlu: Tayyibist statükonun -demokrat- hokkabazları biraz insan olmaya uğraşın

Türklerin izlemesi gereken Kürt filmi PRESS (Basın) sinemalarda

Bu hafta gösterime giren, Sedat Yılmaz’ın yazıp yönettiği ‘Press’ filmi, Türkiye’nin faili meçhullerle anılan yıllarına dair tarihsel bir döneme kurmaca karakterlerle ışık tutuyor. Film, 1990’ların başında yayın hayatına başladıktan bir süre sonra devletin her türlü engellemelerine ve baskılarına maruz kalmasına rağmen Kürt basın tarihinin en iyi gazetesi Özgür Gündem’in Diyarbakır bürosu çalışanlarının yaşadıklarına odaklanıyor. OHAL koşullarında gazetecilik yaparken yaşananları konu alan ‘Press’ (Basın) filmi o dönem Bölge’de Özgür Gündem gazetesinde çalışan Bayram Balcı’nın notları üzerinden gazetecilere yönelik baskı, işkence ve ölümleri işliyor. Filmin Türk yönetmeni Sedat Yılmaz , sokakta bir barış için Türklerin, Kürtlerin yaşadığını hissetmesi gerektiğini belirtiyor. “Ben bu filmi Kürtlerden çok Türklerin izlemesini tercih ederim” diyor.

Devamı…Türklerin izlemesi gereken Kürt filmi PRESS (Basın) sinemalarda

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org