Cemal Süreya: Kitap fuarlarında imza günleri kutsal bir törenle, saçma bir gösteri

Cemal SüreyaBugüne dek, beş altı kez imza gününe katıldım. Sonuç, birkaç yönden benim için hiç de parlak sayılmaz. Özellikle, TÜYAP’ın bu yılki kitap fuarında bayağı sıkıntı bastı. Çok kitap imzalasaydım, belki böyle olmazdı. Yine de, satıcıyla alıcının arasına, yazarın oturtulmasında (belki de işin biçiminden gelen) bir terslik var. Hele, bir sürü yazarın katıldığı böylesi büyük düzenlemelerde bu daha çok beliriyor. Kutsal bir törenle, saçma bir gösteri arasında boyuna gidip geliyorsun. Benim işim değil.
İmza günlerinin sayısının giderek artması da, o tersliği beslemekte. Yapıtları fazla alıcı bulamayan bir yazarın, aynı kitap için nerdeyse her hafta ayrı dükkânda borsaya “kote” edilmesinin ne yararı var?

Bu durumda, yazar biraz da aşağılanmış olmuyor mu?
Son imza günümde (son olsun) bir de küçük cinayet işledim. Yaşlı ve efendi bir kişi, masanın öbür yanında oturan Zeynep Oral’a kitap imzalattı. Adının yanı sıra, sanını da söyledi: Emekli general. Az sonra benim önüme gelince, “General” diye başlayan ve “içtenlikle” diye biten bir cümle yazıp imzaladım.
Sanını, yanlış anlamışım. Adam gittikten sonra, anlaşıldı.
Emekli öğretmenmiş.

***

Bir yerde okumuştum: “İnsan, yererken aptal, överken zekidir.”
Yapıcı eleştirilerden yana söylenmiş bir söz bu. Abartılmış da olsa bir gerçek payı taşıyor. Sözgelimi Saint-Beuve övdüklerinin çok büyük bir bölüğünde haklı, yerdiklerinin çok büyük bir bölüğünde haksız çıkmıştır.
Ama bir de büyük sanatçıların birbirlerini en acımasız biçimde yermeleri var. Michel Ragon’un Günümüzün Resmi adlı yapıtında bunun çok örneğini gördüm.
Velázquez, sık sık Raffaello’nun yapıtından “hiç” hoşlanmadığını söylermiş. Şu yargı Greco’nun: “Michelangelo saygın bir kişi, ama, ne yazık, resimden yana hiç nasibi yok.”
Baudelaire, Delacroix’nın “yalnız kendi yaptığı resmi bildiğini”, bu bakımdan onun sanat üzerine düşüncelerini izlemenin kişiyi çok yanlış yıllara götüreceğini söylemiş. Delacroix bunun acısını sonunda çıkarmış. Delacroix ayrıca sürekli olarak Ingres’i aşağılayıp durmuş.
Manet, “söyle şu Renoir resim yapmayı bıraksın” diye Monet’yi haberci yollamaya kalkmış; Cézanne’ın yapıtı için de, önüne gelene, “şu iğrenç resimleri nasıl sevebilirsiniz?” diyerek çatarmış.
Cézanne’ın da, gördüğü ilk Van Gogh imzalı tablo karşısında yargısı: “Akıl hastaları sergisinden mi?”

Cemal Süreya
Kaynak: Günler (I)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here