Cemal Süreya: “Her insan bir yerde parıldar. Yeter ki oraya düşsün.”

Cemal SüreyaBir yeteneğim olduğuna ilk çocukluk yıllarımdan beri inandım. Bugün de öyle düşünüyorum. Daha doğrusu yeteneğe yetenekli biri olarak büyüdüm. Gerçekte neye yetenekli olduğumu bir türlü anlayamadım. Düşünmeye fırsatım da olmadı. Belki cesaret de edemedim. Ya da yetindim ya da üstüne yattım. Ya da inandırıldım. Sanatçılar çoğunca sanatçı oluşlarını “başka bir şeye yetenekleri olmadığıyla” açıklarlar; böylece de sanat yeteneklerini bir güzel kanıtlamış olurlar. Sondan başa doğru düşününce elbet öyledir. Engels’in dediği gibi, evrimin önünde sayısız yol vardır, bunlardan biri belirince öbürleri silinir gider.

Devamı…Cemal Süreya: “Her insan bir yerde parıldar. Yeter ki oraya düşsün.”

Cemal Süreya: Yapılacak bir şey var; değerliyi değersizden ayırmak, ayıklamak…

Cemal SüreyaBugün sanat hayatımızda tam bir değer karmaşası var. Bu konuda tuhaf, biraz da güldürücü bir anarşi içindeyiz. Kim değerli, hangi şair soylu, hangi romancı sanatının gereklerini daha iyi yerine getiriyor, belli değil. Geçenlerde Cumhuriyet gazetesinde Ümit Yaşar’ın çağımızdaki en iyi şair olduğunu okumuştum. Ümit Yaşar’ın iyi bir şair olmasını bir yana bırakalım, iyi şiir okuru bile olup olmadığı pek belli değil. Sahte bir veraset ilamıyla konduğu Orhan Veli’nin terekesini hecenin en kof tezgâhlarına atmaktan gayrı bir suçu ya da varlık nedeni olmayan bu zavallı ve sempatik çocuğu düşününüz.

Devamı…Cemal Süreya: Yapılacak bir şey var; değerliyi değersizden ayırmak, ayıklamak…

“Her sanat yapıtının siyasal bir anlamı vardır…” Sonuna Kadar – Cemal Süreya

Cemal Süreya“Tarih, insan toplumlarının ayıklayıcı bir hikâyesiyse, sanat da bileşik bir anlatımı oluyor.” Tepeden bakılırsa, her sanat yapıtının siyasal bir anlamı vardır; belli bir sınıfın, belli bir hayat görüşünün koşullarıyla yüklüdür; belli hayat ve kültür değerlerini taşır. Ne var ki burada siyasal deyimi geniş anlamdadır, daha çok tarih açısındandır, tek eserden çok bir sanat kuşağına bakıldığında daha çok doğrulanır. Sanatçının siyasal bir niyetle hareket etmediği halde, sonuçta ister istemez siyasal bir konum kazanacağını anlatmaktadır. Bir de sanatçının daha çıkış noktasında siyasal bir tutumda olduğu, işe başlarken tarihi üstlendiği durum var. Nâzım Hikmet’in şiiri bu anlamda da siyasaldır.

Devamı…“Her sanat yapıtının siyasal bir anlamı vardır…” Sonuna Kadar – Cemal Süreya

“Yalnız ölüleri sevmeyi biliyorlar” – Cemal Süreya

puskinGerçekten, acımasız bir toplum bizimki

Puşkin’in bir sözü vardır; sanatçıların ancak öldükten sonra değerlendirildiklerini, bir bakıma bağışlandıklarını anlatmak isterken şöyle der.: “Yalnız ölüleri sevmeyi biliyorlar”. Özellikle bizim toplumumuzda böyle bu. Orhan Veli Kanık ölümünün hemen ilk haftası içinde hemen herkesçe benimsenmiştir. Yıllarca onun girişimine dudak bükenlerin, onunla eğlenenlerin, o girişimi değerlendirmeleri, içlerine sindirmeleri için bir hafta çok kısa bir sure değil midir acaba?

Devamı…“Yalnız ölüleri sevmeyi biliyorlar” – Cemal Süreya

Cemal Süreya: Kitap fuarlarında imza günleri kutsal bir törenle, saçma bir gösteri

Cemal SüreyaBugüne dek, beş altı kez imza gününe katıldım. Sonuç, birkaç yönden benim için hiç de parlak sayılmaz. Özellikle, TÜYAP’ın bu yılki kitap fuarında bayağı sıkıntı bastı. Çok kitap imzalasaydım, belki böyle olmazdı. Yine de, satıcıyla alıcının arasına, yazarın oturtulmasında (belki de işin biçiminden gelen) bir terslik var. Hele, bir sürü yazarın katıldığı böylesi büyük düzenlemelerde bu daha çok beliriyor. Kutsal bir törenle, saçma bir gösteri arasında boyuna gidip geliyorsun. Benim işim değil.
İmza günlerinin sayısının giderek artması da, o tersliği beslemekte. Yapıtları fazla alıcı bulamayan bir yazarın, aynı kitap için nerdeyse her hafta ayrı dükkânda borsaya “kote” edilmesinin ne yararı var?

Devamı…Cemal Süreya: Kitap fuarlarında imza günleri kutsal bir törenle, saçma bir gösteri

Cemal Süreya, Çetin Altan’ı anlatıyor: “Hepimizin kanı onda aktı/ Temiz kanla birlikte kirli kan”

Çetin AltanHayat, çoşku ve devinim: Budur Çetin Altan. Atın gökyüzüne çifte atması, ilkyaz ikindisinde gübre kokusunun hiç de kötü olmayışı; manken yürüyüşündeki evrensel, bir bakıma uzaysal tat; Názım’ın bir şiirindeki gibi, denizde öpüşmek…
Çetin Altan, ülkemizde bu denli sömürü olmasaydı, dünya olaylarını böylesine izlemeseydi, siyasete girmeseydi, eski edebiyatı bu kadar iyi bilmeseydi, yeteneğinin bunca ayırdına varmasaydı, daha çok Epikürcü yanıyla yaşayacak, bu anlamda, bir Rousseau gibi, ‘Mutluluk Sözleşmesi’ni yazacaktı.

Devamı…Cemal Süreya, Çetin Altan’ı anlatıyor: “Hepimizin kanı onda aktı/ Temiz kanla birlikte kirli kan”

Cemal Süreya: Kelimeler bizde de yontuluyor artık!

Cemal SüreyaÇağdaş şiir geldi kelimeye dayandı. François Villon’dan, André Breton’a, Henri Michaux’ya bir çizgi çekelim, bu işin nasıl bir evrim sonucu doğduğunu göreceğiz. Çağdaş şairler kelimeleri bile sarsıyorlar, yerlerinden, anlamlarından uğratıyorlar. Bu böyleyken, bizde hâlâ folklora, halk deyimlerine şiirlerinde fazlasıyle yer veren şairlerin kısır bir yolda oldukları sanısmdayım. Çünkü folklorda şiirin bugünkü entelektüel niteliğini taşıyacak yeti yoktur. Halk deyimlerinin havası şiirin kanat çırpmasına imkân vermeyecek kadar dar bir havadır.
Bir halk deyimi içindeki kelimeler o deyimdeki anlam dizisinde kaynaşmışlardır. O kelimelerden o deyimlerdekinden ayrı işlemler, ayrı güçler aramayın artık.

Devamı…Cemal Süreya: Kelimeler bizde de yontuluyor artık!

Cemal Süreya: Andre Gide dermiş ki, yavaş yavaş okuyun beni. Oysa Leopardi çok (ve hızlı) okumaktan kör olmuş

Cemal Süreyaİlhan Berk Ankara’dayken, bir gece onlarda kalmış, gece kitaplığının bulunduğu salonda yatmıştım. Uyku tutmadı, kalktım, kitaplarla uğraşmaya başladım. Umulmayacak kadar az kitabı vardı. Yalnız her zaman yararlanabileceği, yeniden yenide okuyabileceği yapıtları evinde tutuyormuş. Gerisini, okuduktan sonra atıyor ya da belli bir okuma bedeliyle alıp sonra satan kitapçıya geriye veriyormuş.
Gördüğüm en büyük kişisel kitaplık Hilmi Ziya Ülken’inkiydi herhal. İstanbul’un iki yakasında iki ev tıklım tıklım kitap doluydu: Biri Türkçe, biri yabancı dillerde. Ama, o kitaplık, özellikle de Türkçe bölümü arşiv niteliğindeydi. Aşağı yukarı, yayımlanmış her şey vardı orada.

Devamı…Cemal Süreya: Andre Gide dermiş ki, yavaş yavaş okuyun beni. Oysa Leopardi çok (ve hızlı) okumaktan kör olmuş

Cemal Süreya’nın Kaleminden Sezai Karakoç: Öyle bir Müslüman ki Marx’ı bilir, Nâzım’ı okurdu

Sezai KarakoçDışarıya karşı bağnaz değil. Her şeyi tartışabilirsiniz.
Kimseyi küçük düşürmez. Ama bazı kişileri büyük düşürdüğü olmuştur.
En ilkelle en modern arasında durur.
1950’Ii yıllarda bir hilesini yakalamıştım: Necip Fazıl kendisinden borç ister, o da her seferinde cebindeki parayı son kuruşuna kadar verirdi. Sonunda kendisi aç kalırdı. Buna bir çare düşündü. Marmara Kıraathanesine giderken, özellikle de aybaşlarında yanında daha az para taşıyordu. Az dedim ya, o kadar da az değil. Maaşının yarısı kadar. Sanırım, Karakoç’un hayatındaki tek oyun budur. Başka bir yerde de yazmıştım, üniversite yıllarında burslarını kırdırıp üstada verirdi.

Devamı…Cemal Süreya’nın Kaleminden Sezai Karakoç: Öyle bir Müslüman ki Marx’ı bilir, Nâzım’ı okurdu

Cemal Süreya’nın kaleminden ÇEVİRİ ve gözden çıkarılmış üçüncü kişi olarak: ÇEVİRMENLER

Cemal SüreyaYeryüzünde yürüdüğümüz her yoldan daha önce biri geçmiş: ya bir kedi ya ünlü biri. Cemal Süreya da çeviri yaptığı gibi çeviri üzerine yazmış. Çevirmen, diyor Cemal Süreya, “gözden çıkarılmış üçüncü kişi.”
Şairin aşağıda yer alan “Çeviri ve Çevirmenler” yazısında ilginç bazı ayrıntılar var. Çevirmenlerin geçim ve kabul edilme sıkıntılarının her yerde hep aynı olduğunun görülmesi bir yana, Fransa’da kurulan derneğin “siyasayla ilgilenmediğini” özenle belirtiyor Süreya. İlk ve öncelikli olarak emeklilik hakkı, ücret ve isim üzerinde duruyorlar. Türkiye’de siyasetin insanları delirttiği 1975 yılında Süreya’nın bunun üzerinde duruyor. 

Devamı…Cemal Süreya’nın kaleminden ÇEVİRİ ve gözden çıkarılmış üçüncü kişi olarak: ÇEVİRMENLER

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org