Yedi Mühür Ya da: Evet ve Amin Şarkısı – Friedrich Nietzsche

1. Bir kâhinsem ben ve kehanet ruhuyla doluysam, iki deniz arasındaki yüksek sırtta dolaşan, –geçmişle gelecek arasında ağır bir bulut gibi dolaşan – bunaltıcı düzlüklere düşman ve yorgun düşmüş, ne ölebilen, ne de yaşayabilen her şeye düşman:

Karanlık bağrında şimşek çakmaya hazır ve kurtarıcı ışığa hazır, şimşeklere gebe, Evet! diyen, Evet! diye gülen kâhin şimşek ışıklarına gebe: –
– kutludur ama böylesi gebe olan! Ve sahiden, uzun süre ağır bir fırtına bulutu gibi asılı kalmalıdır dağın üstünde, bir gün geleceğin ışığını tutuşturacak olan! –
Ah, nasıl olur da arzu duymazdım bengiliğe ve halkaların evlilik halkasına – yeniden gelişin halkasına!
Henüz karşılaşmadım kendisinden çocuk sahibi olmak isteyeceğim kadınla, sevdiğim kadın değilse eğer o: çünkü seni seviyorum, ey bengilik!
Çünkü seni seviyorum, ey bengilik!

* * *

2. Öfkem mezarları parçaladıysa, sınır taşlarını yerinden oynattıysa ve eski levhaları kırıp ıssız uçurumlara yuvarladıysa:
Alay edişim çürümüş sözcükleri üfleyip süpürdüyse ve bir süpürge gibi geldiyse haçlı örümceğe ve rüzgâr gibi süpürdüyse eski, küf kokulu mezar odalarını:
Eski tanrıların gömüldükleri yerde neşeyle oturduysam, eskiden dünyaya kara çalanların anıtları yanında dünyayı kutsayarak, dünyayı severek oturduysam: –
– çünkü kiliseleri ve tanrı mezarlarını bile severim, gökyüzü temiz gözlerle bunların tavanlarının çatlakları arasından bakıyorsa; hoşlanırım, kilise yıkıntıları arasında otlar ve gelincikler gibi oturmaktan –
Ah, nasıl olur da arzu duymazdım bengiliğe ve halkaların evlilik halkasına – yeniden gelişin halkasına!
Henüz karşılaşmadım kendisinden çocuk sahibi olmak isteyeceğim kadınla, sevdiğim kadın değilse eğer o: çünkü seni seviyorum, ey bengilik!
Çünkü seni seviyorum, ey bengilik!

* * *

3. Yaratıcı soluktan bir soluk geldiyse bana ve rastlantıları bile yıldız dansları başlatmaya zorlayan o ilahi zorunluluktan bir soluk geldiyse:
Ardından eylemin uzun gürlemesinin uğultuyla, ama söz dinleyerek geldiği yaratıcı yıldırımın gülüşüyle güldüysem:
Yeryüzünün tanrılar masasında tanrılarla zar attıysam, yeryüzü sarsıldı, kırıldı ve ateş ırmakları püskürdüyse bunun üzerine:–
– çünkü bir tanrılar masasıdır yeryüzü; titrer yaratıcı yeni sözcüklerle ve tanrıların zar atışlarıyla:
Ah, nasıl olur da arzu duymazdım bengiliğe ve halkaların evlilik halkasına – yeniden gelişin halkasına!
Henüz karşılaşmadım kendisinden çocuk sahibi olmak isteyeceğim kadınla, sevdiğim kadın değilse eğer o: çünkü seni seviyorum, ey bengilik!
Çünkü seni seviyorum, ey bengilik!

* * *

4.  İçinde her şeyin iyice karıştığı, o köpüklü, baharatlı karışımın testisinden kana kana içtiysem bir kez:
Eğer elim uzaktakini en yakına döktüyse ve ateşi ruha, hazzı acıya ve en kötüyü en iyiye döktüyse:
Ama kendim o kurtarıcı tuzun bir taneciğiysem, her şeyin o testide iyice karışmasını sağlayan:
– çünkü iyiyi kötüyle birleştiren bir tuz vardır; ve en kötü bile baharatlandırılmaya ve iyice bir köpürtülmeye değer: –
Ah, nasıl olur da arzu duymazdım bengiliğe ve halkaların evlilik halkasına – yeniden gelişin halkasına!
Henüz karşılaşmadım kendisinden çocuk sahibi olmak isteyeceğim kadınla, sevdiğim kadın değilse eğer o: çünkü seni seviyorum, ey bengilik!
Çünkü seni seviyorum, ey bengilik!

* * *

5. Denizi seviyorsam ve denizin doğasında olan her şeyi, en çok da bana öfkeyle karşı çıktığında seviyorsam onu:
Yelkenini keşfedilmemişe süren, arayan haz varsa içimde, bir denizci-hazzı varsa hazzımda:
Eğer sevincim haykırıyorsa: “Kara gözden kayboldu – son zincirimi de attım şimdi –
– sınırsız olan uğulduyor etrafımda, ta ötelerde parıldıyor mekân ve zaman, pekâlâ! Hadi bakalım! Yaşlı yürek!” – diye.
Ah, nasıl olur da arzu duymazdım bengiliğe ve halkaların evlilik halkasına – yeniden gelişin halkasına!
Henüz karşılaşmadım kendisinden çocuk sahibi olmak isteyeceğim kadınla, sevdiğim kadın değilse eğer o: çünkü seni seviyorum, ey bengilik!
Çünkü seni seviyorum, ey bengilik!

* * *

6. Erdemim bir dansçının erdemiyse ve sık sık iki ayağımla, altın-zümrüt coşkularla sıçrıyorsam:
Kötülüğüm gülen bir kötülükse, gül tepeciklerinin ve zambak çitlerinin altına yerleşmişse:
– çünkü her türlü kötü yan yanadır gülüşte, ama kutsanmış ve kurtarılmıştır kendi mutluluğu sayesinde: –
Ve her ağırın hafif, her bedenin dansçı, her tinin kuş olması benim için A ve Z ise: ve sahiden, budur benim için A ve Z! –
Ah, nasıl olur da arzu duymazdım bengiliğe ve halkaların evlilik halkasına – yeniden gelişin halkasına!
Henüz karşılaşmadım kendisinden çocuk sahibi olmak isteyeceğim kadınla, sevdiğim kadın değilse eğer o: çünkü seni seviyorum, ey bengilik!
Çünkü seni seviyorum, ey bengilik!

* * *

7. Duru göğü gerdiysem üzerime ve kendi kanatlarımla uçtuysam kendi göğümde:
Oynayarak yüzdüysem derin ışık uzaklıklarında ve geldiyse benim özgürlüğümün kuş-bilgeliği: –
–kuş-bilgeliği der ki: “Bak, yukarısı yok, aşağısı yok! Bırak kendini sağa sola, dışarıya, geriye, ey hafif kişi! Şarkı söyle! Konuşma artık!
– tüm sözcükler ağırlar için yapılmış değil midir? Hafiflere tüm sözcükler yalan söylemez mi? Şarkı söyle! Konuşma artık!” –
Ah, nasıl olur da arzu duymazdım bengiliğe ve halkaların evlilik halkasına – yeniden gelişin halkasına!
Henüz karşılaşmadım kendisinden çocuk sahibi olmak isteyeceğim kadınla, sevdiğim kadın değilse eğer o: çünkü seni seviyorum, ey bengilik!
Çünkü seni seviyorum, ey bengilik!

* * *
Friedrich Nietzsche
Böyle Buyurdu Zerdüşt

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir