Cesare Pavese: Kendimi yalnız bırakmamak için bütün gece aynanın karşısında oturdum

Cesare PaveseSabahtan akşama dek, uykusuz,
sağır, eski bir pişmanlık
ya da anlamsız bir ayıp gibi
ardını bırakmayan bu ölüm.
Bir boş söz, bir kesik çığlık,
bir sessizlik olacak gözlerin:
Böyle görünür her sabah
yalnız senin üzerinde
kıvrımlar yansıtırken aynada.
Hangi gün, ey sevgili umut,
bizler de öğreneceğiz senin
yaşam olduğunu, hiçlik olduğunu. [1]

Cesare Pavese  (1908–1950 İtalyan şair, romancı, çevirmen ve eleştirmen)
Cesare Pavese, ailesinin yazlarını geçirdiği Torino’nun Santa Stefano Belbo köyünde bir memur çocuğu olarak doğdu. Torino Üniversitesi’nde edebiyat okudu. İngiliz ve Amerikan edebiyatına ilgi duydu; bitirme tezini Walt Whitman şiirleri üzerine yazdı. Öğrenimini bitirdikten sonra orta öğrenimini tamamladığı eski okulu Liceo d’Azaglio’da edebiyat ve dil dersleri verdi. Bu dönemde İngiliz ve Amerikan yazarları ile ilgili yazıları La Cultura dergisinde yayınlandı. Daha sonra bir arkadaşının kurduğu Einaudi Yayınevi’nde çalışmaya başladı. 1935’te anti-faşist çalışmaları nedeniyle tutuklandı, 1936’da serbest bırakıldı. Brancaleone Hapishanesi’ndeki bir yılından esinlenerek Carcera (Hapis) romanını yazdı. 1950’de Yalnız Kadınlar Arasında romanı ile İtalya’nın önemli edebiyat ödüllerinden Strega Ödülü’nü aldı. Gene aynı yıl Torino’daki bir otel odasında 21 adet uyku hapı alarak intihar etti.

Cesare Pavase’nın Yaşama Uğraşı (günlük)  adlı kitabından alıntılar[2]

Kadınlar kendilerini guçsüz olana bir idol, güçlü olana bir eşya gibi sunarlar.

3-Ağustos-1937
Bir kadın eğer budalaysa, eninde sonunda bir insan yıkıntısı ile karşılaşır ve onu
kurtarmaya çalışır.
Kimi zaman da başarır bu işi. Ama bir kadın, eğer budala değilse, eninde sonunda akıllı, sağlıklı bir adam bulup onu yıkıntıya çevirir. Her zaman başarır bu işi.  (sf:38)

30-Eylül-1937

Evlenmeye değer kadınlar bir erkeğin evlenecek kadar güvenemediği kadınlardır.

Bu da korkunç bir şeydir: yaşama sanatı, sevdiklerimize onlarla birlikte olmaktan ne büyük bir zevk duyduğumuzu göstermekten başka birşey değildir;bunu başaramadık mı, bırakıp giderler bizi. (sf:38)

17-Kasım-1937

Her kadın, sevdiği uzaklardayken dertleşebileceği birlikte boş saatlerini doldurabileceği bir erkek arkadaş arar; bu arkadaşın, uzaktaki adam için duyduğu sevgi üzerinde bir etkisi olmadığını söyler; erkek arkadaşı kadının uzaktakine olan sevgisiyle çatışabilecek bir şey istedi mi; kadın incinir; ama bu arkadaş daha çok acı çekmemek için sözlerini, bakışlarını denetlemeye, daha dikkatli davranmaya kalkıştı mı, kadın-herhangi bir kadın- adamın acı çekişini görebilmek için hemen onun üzerindeki çekiciliğini arttırır.

…Sevdiğin kadın günlerinin ne kadar boş, dayanılmaz olduğunu sana söyleyebilir; şaşılacak olan, senin günlerinin nasıl geçtiğine hiç aldırmayışıdır. (sf:39)

21-Ocak-1938

Bir kadın erkeğin isteğini nasıl uyandıracağını bilir, ama bu yeteneğinin farkına varılması onu büyük bir ürküntüye düşürür… (sf:39)

30 Mayıs 1938

Bir şey yalnız sana bağlıysa, onu elde etmek için istemek ve kararlı olmak yeter. Başkalarının onayına bağlı olan her şey, hiçbir şekilde ilgi gösterilmemesi gereken bir “ alışveriştir”. Ancak kayıtsız görünerek istediğiniz bir şeyi elde edip koruyabilirsiniz.

İnsan ilişkilerini ticarette de geçerli olan yasalar yönetir. İyi sözleşmeler yapmak için, bir şeye ilgi duysanız da duymasanız da görünüşte ilgi duymuyormuş gibi davranmalısınız. Kendinize karşı içtenlikle davranın ve karşı tarafı yanıltın.

Bir kadının seninle kalmasını, yalnız bunu istiyorsan onu öyle bir duruma sok ki başkalarının düşünceleri, kendi çevresinin duyduğu saygı ve kendi özçıkarı onun gitmesini engellesin. Sadece ona karşı duyduğu bağlılık ve içtenlikle bir kadını tutabileceğini sanan erkek, budalanın biridir. Yerleşmiş törelerin senden yana olmasına bak! Devrimleri ve kadınları korumanın yolu budur. Her türlü soylu davranışı bir yana bırakıp saygıdeğer bir yurttaş, göbekli bir burjuva olarak yaşamaya bak. Bütün tanıdıkların kendilerine nasıl önemli işler bulduklarını çapkınlıklarının, ondan da çok, yedikleri yemeklerin nasıl tadını çıkarttıklarını görmüyor musun? Herkesin de hoşuna gider böyle olması. Böyle bir insanın kendisini ülküleri doğrultusunda gözden çıkaracağından kuşkuya düşersen, o insanı büyük ölçüde şaşırtmış olursun. Hayatta becerikli olmanın yolu kurnazlıktan geçer!

13-Ekim-1938

Bir kadın seni aldatmıyorsa, işine gelmediği için yapmıyordur bunu. Her lüksün ücretinin ödenmesi gerekir ve başta dünyaya gelmek olmak üzere her şey bir lükstür. (sf:75)

27-Ekim-1938

İnsan nasıl ölümü düşünmeyebiliyorsa, kadınları da düşünmeden edebilir. (sf:78)

24-Kasım-1938

Evlilik neden gençlikten olgunluğa doğru atılmış bir adım sayılır? Çünkü bu hareketimizle bize her zaman eş olacak, öbür kadınlarla aramızda duracak, kendini, bizimle özdeşleştirecek, onun dışında da kendimizden başka kimsenin arkadaşlığını aramayacağımız toplumsal hayatımızın çevrili alanı olacak bir kadını bütün öbür kadınların arasından seçeriz de ondan. Ayık yaşamak için gerekli olan bir bencilliğin üzerine vurulan mühürdür evlilik… (sf:85-86)

20-Mayıs-1939

… Erkek olsa olsa, kötülüğün kölesidir; oysa kadın, cinsel ilişkiden sonra, bundan doğabilecek sonuçların kölesidir: bu konularda son derece becerikli davranmasının nedeni budur. (sf:95)

12-Haziran-1939

İnsan bir kadını eninde sonunda başından atacağına göre, bunu bir an önce yapması daha iyidir. (sf:95)

31-Ağustos-1940

Zeka gösterileriyle bir kadını elde edebileceğini sanmak kadar budalaca bir şey yoktur. Bu konularda zeka güzellikle yarışamaz;çünkü güzelliğin cinsel heyecan uyandırmasına karşılık, zeka böyle bir şey yapamaz.

İnsan bu tutumla, ancak zeka yetki, zenginlik ve ün elde etmenin bir aracı olarak göründüğü zaman bir kadını elde edebilir; çünkü bu durumda kadın sözü edilen olanaklardan yararlanacağını bilir. Ama zeka kendi başına, kişisel hiçbir yanı olmayan büyük bir makina gibi, her kadını kayıtsız bırakır. Unutmaman gereken bir gerçek. (sf:121)

14-Ekim-1940

…Kadınların köklü ve kesin bir kayıtsızlıkları vardır şiire karşı. Bu bakımdan “eylemci” insanlara benzerler-bütün kadınlar “eylemcidir” aslında. Gençken, kurnazca bir nedenle şiire ilgi duyarmış gibi görünürler: şiir, kadınların gerçek saydıkları her şeyin kökünde yatan bir coşkunluktan, Bakhos ayinlerine özgü bir coşkunluktan doğar. Kadınlar, toy ve özentili oldukları zamanlarda bile, hayatla karşı karşıya geldikleri zaman içlerinde uyanan o gerçek ve etkin duyguyla başka bir duyguyu hiçbir zaman birbirine karıştırmazlar…

Bir kadın, bir erkeğin kendisini gece-gündüz düşünmesinden hoşlanmaz, çünkü kendisi her an o erkeği düşünmemektedir. (sf:124)

20-Ekim-1940

Bir erkeği bir çocuktan ayıran özellik bir kadın üzerinde üstünlük kurmayı bilmesidir. Bir kadını bir çocuktan ayıran özellik ise, bir erkeği nasıl sömüreceğini bilmesi… (sf:126)

14-Nisan-1941

Hiçbir kadın para için evlenmez; bütün kadınlar bir milyonerle evlenmeden önce, ona aşık olacak kadar kurnazdır. (sf:134)

10-Kasım-1943

Kadınlar için tarih yoktur. Murasaki, Sapho, Madame Lafayette birbirlerinin çağdaşı olabilirlerdi. Oysa moda diye bir şey var kadınlar için. Acaba bildikleri bir hile mi, yoksa akıl almaz bir yetenek mi, onların böyle tıpatıp modanın gereklerine uygun bir
görünüşle karşımıza çıkmalarını sağlayan? (sf:158)

2-Aralık-1945

Sana gelmek için bir başka adamı bırakıp kaçan kadın, bir başkası için de seni bırakıp kaçacaktır. Seni büyülemek için ne yapıyorsa, senin yerine bir başkasını büyülemek için de yapacaktır. (sf:177-178)

4-Mart-1946

Seni yüzüstü bırakan kadınlara karşı sen ne duyuyorsan, sevdiğin kadınlar da sana aynı şeyi duyuyorlar.

Senin düşmanından başkalarının öç almaları kadar tatlı bir öç alma duygusu yoktur. Üstelik, bunun sana iyi yürekli insan rolünü vermesi gibi bir yararı da vardır. (sf:183)

Günlüğünün son sayfası:

18 Ağustos 1950
Gizlice en çok korkulan hep gerçekleşir sonunda.
Yazıyorum: Ey, Sen, acı! Peki sonra?
Bütün gerekli olan biraz cesaret.
Acı ne kadar ortaya çıkar ve kesinleşirse, yaşama içgüdüsü o kadar ağır basıyor ve intihar düşüncesi o kadar zayıflıyor.
Kolay sanmıştım ilk düşündüğümde. Zayıf kadınlar yapmıştı bu işi. Alçakgönüllülük istiyor, kendini beğenmişlik değil.
Tiksiniyorum bütün bunlardan.
Sözler değil. Eylem! Artık yazmayacağım…

BAMM!

Önemli Eserleri
Yaşama Uğraşı /günlük (1935-1950)
Ağustosta Tatil /öyküler
Ay Ve Şenlik Ateşleri /roman
Güzel Yaz /roman
Leuko İle Söyleşiler /deneme
Senin Köylerin /roman
Tepedeki Ev /roman
Tepelerdeki Şeytan /roman
Yalnız Kadınlar Arasında /roman
Yoldaş /roman
Çalışmak Yorar / şiir

—————————
[1]Cesare Pavese: Gelecek Ölüm – Gözleri Gözlerin Olacak adlı şiiri
[2]Pavese,  Roman, hikaye kurgusunu ve  günlüğünü yazarken hayat içinde hissettiği duygularını irdelediği, düşüncelerini sağlamlaştırdığı, fazlalıklarından arındırdığı bir çalışma defteri gibi. Fakat insanın düşünürken karıştırdığı duyguları yazarak, büyük bir özeleştiri becerisi ile her şeyi sorguluyor.

“Cesare Pavese: Kendimi yalnız bırakmamak için bütün gece aynanın karşısında oturdum” üzerine 2 yorum

  1. Yazarin kadinlara yada ikili iliskilere dair kimi dusunceleri bana gore dogru ve yerinde tesbitler. Tum bunlara ragmen yine kadinlara karsi derinlerinde sakli bir ofke yada kirginlik da var sanirim…

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Cumhuriyet döneminin en tanınmış kadın yorumcusu; Safiye Ayla ve şarkıları

Cumhuriyet döneminin en tanınmış kadın yorumcusu olan Safiye Ayla, İstanbul'da dünyaya geldi.  Henüz doğmadan babasını 13 yaşında ise annesini kaybetmesi sebebiyle yetimler yurdu'na...

Kapat